• BIST 89.282
  • Altın 145,807
  • Dolar 3,6298
  • Euro 3,8933
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 20 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ocak 2010 İnsan Hakları Raporu

Ocak 2010 İnsan Hakları Raporu
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi tarafından periyodik olarak hazırlanan aylık hak ihlalleri raporu yayınlanmaya devam ediyor. İşte 2010 yılı Ocak ayına ait insan hakları bilançosu ve değerlendirme raporları…

 

 

 

 

 

 

  

ÖZGÜR-DER

 

OCAK 2010 İNSAN HAKLARI DEĞERLENDİRMES

 

Cuntacıların Vahşet Planları Deşifre Oluyor

 

Militarist vesayet rejimini sürdürmek ve pekiştirmek amacıyla üretilen darbe planlarına bir yenisi daha eklendi. Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız, Eldiven, Kafes gibi planlarından sonra camileri bombalama, kendi jetlerini düşürüp uluslar arası kriz çıkarma gibi korkunç planları içeren "Balyoz" adıyla bir darbe planı hazırlandığı ortaya çıktı.

Halkın oylarıyla seçilen iktidarın ideolojik yapısını içine sindiremeyen ve bu iktidardan kurtulmak için dindarları camilerde ibadet esnasında bombalarla katlederek oluşacak kaotik ortamdan faydalanarak darbe yapmayı amaçlayan militarist zihniyet böylece yeniden deşifre oldu. Böyle vahşice planları hazırlayan kurumsal zihniyet; binlerce Kürdü JİTEM eliyle katlederek, kuyularda gencecik bedenleri asitlerle eriterek, Ceylan'ları havan mermileriyle parçalayarak, iman eden insanlara Cumhuriyetle yaşıt nice acılar yaşatarak ve tüm bunları sistemin gerçek sahibi olduğu söylemine dayandırıp temellendirme iddiasında bulunarak yapmıştır. Askeri vesayet anlayışının halklara kan ve kaostan başka sunacağı herhangi bir şeyin olmadığı Balyoz Planıyla iyice anlaşılmış oldu.

Deşifre olan her darbe planından sonra öfkeli bir ruh haliyle basının karşısına çıkıp, jest ve mimikleriyle korkutucu sözler sarf etmeyi alışkanlık haline getiren Genelkurmaya başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, Balyoz Planının Taraf Gazetesinde ayrıntılı biçimde haberleştirilmesinin ardından ifade ettiği çelişkili ve inandırıcılıktan uzak sözleri de en az darbe planı kadar önem arz etmektedir. Zira Başbuğ, camilere saldırı iddiasını tekzip etme gayreti içine girerek, 'Allah Allah' nidalarıyla taarruz eden bir ordunun asla böyle bir plan hazırlamadığını iddia etmiştir. Oysa yakın tarih, Başbuğ'u binlerce acı örnekle yalanlamaya yetecek malzemeyi bizlere sunmaktadır. En azından YAŞ kararları ve TSK'nin başörtülülere yönelik hamaset içeren tavrı ve hatta Başbakan'ın eşine GATA'da yapılan haksızlık bile Başbuğ'un bu sözlerinin gerçeklerle bir ilgisi olmadığını ayan beyan ortaya koymaktadır.

 

Kendisiyle çelişmekten çekinmeyen bir üslubu ısrarla sürdüren Genelkurmay Başkanı, sözlerine inanılmasını emreder bir tarzda konuşarak ve yine haddini aşan bir üslupla "TSK'nın sabrının bir sınırı vardır" deyip; darbe planlamalarının hesabını soranlara aba altından sopa göstermiştir. Bu tehditler bile başlı başına, TSK'nin suçüstü yakalandığının bariz bir ispatı niteliğindedir. Genelkurmay Başkanı şunu iyi bilmelidir ki; ordunun "sabrı taşsa bile" yapacakları ancak TSK'nin "itibarını" daha fazla düşürmekten ve "halkın sabrının sınırını" zorlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

 

Savcılar Tehdit Altında; Yargı, Asker ve AYM Kıskacında

 

Hatırlanacağı üzere, militarizmin emrinde faaliyet gösterip ayrıca Ergenekon oluşumuyla bağlantıları olduğu düşünülen subaylar, Başbakan yardımcısı Bülent Arınç'a suikast hazırlığı içindeyken suçüstü yakalanmışlardı. Bu olaydan sonra yapılan soruşturmalar çerçevesinde yaşanan süreçte Özel Harp Dairesi'nin kalbi sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun kozmik oda diye bilinen kısmına girilmiş ve günlerce aramalar yapılmıştı. Söz konusu soruşturmadan rahatsız olan malum kesim, Kozmik Oda'da yapılan incelemelerle gündeme gelen Hâkim Kadir Kayan ile Savcı Mustafa Bilgili'ye tehdit mesajları yollayıp, Mustafa Bilgili'ye daha önce "Bu soruşturmayı kes, sonun kötü olur" gibi tehdit içerikli beş ayrı telefon mesajı iletmişlerdir. Ardından Bilgili ve Kayan'a bir kutu içine konulmuş iki ayrı zarfta 8'er adet kalaşnikof mermisi ulaştırmışlardır. Savcıların tehditlere aldırmayıp aramaları sürdürmeleri üzerine, 'Dosyayı kapat yoksa tabuta kapatırız!" şeklinde tehdit içeren sözler iletilmeye devam etmiştir. Tüm bu tehditlere rağmen aramaları sürdüren savcı ve hâkimlerin bu dik duruşları şu dönemde cuntacıların deşifre ve tasfiyesi bakımdan oldukça önemlidir.

 

Ergenekon soruşturması kapmasında Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal tarafından ifadeye çağrılmasına rağmen gitmeyen Korgeneral Saldıray Berk, 28 Ocak günü, 3. Ordu Komutanlığı'na ait ağır silah ve toplarla donatılmış 30 aracı, Kışla'dan çıkarak Erzincan şehir merkezine intikal ettirdi. Keyfiliğin ve pervasızlığın açık bir örneği olarak değerlendirebileceğimiz bu hadise, kendisine verilen yetkileri, halkı korkutmak ve yargıyı etkilemek amacıyla güç gösterisine dönüştürmeye çalışan komutanların "dokunulmaz" olma isteğinin bir sonucudur. Bu ülkede, tarihi tecrübe göstermiştir ki, askeri sıfat taşıyanlar hangi tür hukuksuzluğu icra etseler bile, dokunulmaz addedilip yakın zamana kadar kendilerinden hesap sorulamamıştır. Bu fiili hukuksuz durumdan faydalanıp ahkâm kesmeyi adet edinen askeri zevatın, işledikleri cürümler nedeniyle yargılanmaları kadar doğal bir şeyin olmadığı gerçeği gündemleştirildiği ölçüde, militarizm mevzi kaybedecek, halka ve değerlerine karşı darbe planları hazırlayanlar güçlerini yitireceklerdir.

 

Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açacak yasa değişikliğinin, CHP'nin itirazı üzerine 22 Ocak'ta Anayasa Mahkemesi tarafından oy birliği ile iptal edilmesi, zaten güvenilirliğini çoktan yitiren AYM'nin adaletten ve hukuktan yana kararlar almayacağının tekrarı hüviyetindedir. Yargıya güvenin hemen hemen tükendiği bir ortamda, militarizm ve bileşenlerinin yargı üzerinde tahakküm kurmak için tüm imkânlarını seferber ettikleri aşikârdır. Yüksek Yargı organları, kurulu sistemin doğası gereği, birçok konuda hukuktan yana kararlar almayı bir tarafa bırakmış ve çoğunlukla "siyasi" kararlara imza atmayı adet edinmiştir.

 

 

Vicdani Retçi Enver Aydemir'e İşkence

 

 

Ülkeyi her yönden kuşatan ve tüm kurumlara bir boyutuyla sirayet eden militer iklimden rahatsızlığın ilk defa bu denli güçlü biçimde dillendirildiği bir dönemde, zorunlu askerlik gibi bir dayatmayı, inançlarının kendisine sunduğu hayati gerçeklerle çeliştiği için reddederek; laik Kemalist bir ordu için asla savaşmayacağını belirten Enver Aydemir isimli vicdani retçiye yapılmadık zulüm kalmamıştır. Askeri cezaevinde her türlü işkenceye tabi tutulduğu belirtilen, annesinin ve eşinin başörtülü olmaları nedeniyle onlarla görüştürülmeyen, inançlarıyla alay edilen ve askeri üniformayı zorla giymesi noktasında ağır psikolojik işkencelere maruz kalan Aydemir, bu onurlu ve mücadeleci tavrından dolayı desteklenmelidir. Bununla birlikte, Aydemir'e reva görülen hukuksuzlukların giderilmesi, zorunlu askerlik gibi bir dayatmanın kaldırılması amacıyla süreklilik arz edecek eylemlilikler sergilenmelidir.

 

Taş Atan Çocuklar Ağır Cezalar Alıyor

 

Çoğunlukla Kürt illerinde yapılan protesto gösterilerine katıldıkları ve polislere taş attıkları gerekçesi ile tutuklanan çocuklara akla ve vicdana sığmayan ağır cezalar verilmekte; devlet alenen bu çocukları hayattan koparmayı amaçlamaktadır. Nitekim yaşları 12 ile 18 arası olan, çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu mağdurların sayısı neredeyse 10.000'i bulmuştur. Sistem, Kürt sorunun sebebini ortadan kaldırmak yerine sonucunu cezalandırmayı tercih etmeye devam ediyor. Son olarak, Şırnak'ta polise taş attıkları iddiasıyla tutuklanan 5 çocuğa toplamda 305 yıl, aynı gerekçelerle Adana'da yargılanan 48 çocuğa ise toplamda 203 yıl hapis cezası verilmiştir. Aynı zamanda, cezaevlerinde tutulan çocukların işkence ve kötü muameleye uğradıkları ve cezaevi koşullarının da oldukça kötü olduğu yakınları tarafından ifade edilmektedir. Öte yandan bu cezalandırma politikası giderek hükümetin de ayağına dolanan bir probleme dönüşmektedir.

 

 

Yargılama tarzı ve akabinde verilen cezalar göz önünde tutulduğu zaman; yapılanlar açık bir hak ihlali olmanın ötesinde, sistematik bir biçimde cezalandırma anlamına gelmektedir. Eylemlere iştirak etmenin, polislere taş atmanın cezası asla ve asla bir ömre bedel olmamalıdır. Hukuk, devletten yana değil halktan yana olmalı; toplumun vicdanını örseleyen bu gibi kararlara hiçbir surette imza atmamalıdır.  Bu nedenle, toplumu derinden yaralayan, çocukları hayattan koparan yasalar derhal değiştirilmeli;  polislere taş attıkları, eylemlere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanıp cezalandırılan tüm çocuklar derhal salıverilmelidir.

 

Mehmet Ali Aslan TCK 301 ve 53. Maddelerden Dava

 

Düşüncenin ifade edilmesine tahammül göstermeyen zihniyetin sürekli başvurduğu; "devlet organlarını alenen tahkir" içerikli TCK 301. maddeden kaynaklanan hukuksuzluklara geçtiğimiz ay bir yenisi daha eklendi. Grup Yürüyüş solisti ve Haksöz-Haber editörlerinden Mehmet Ali Aslan hakkında, Özgür-Der'in 6 Eylül 2008 tarihli başörtüsü eyleminde atılan sloganlardan ötürü TCK 301 ve 53. maddelerden dava açıldı. "Cübbeli Darbe Düzenine Son!" ve "Ergenekon Çetesi TSK'nin Kendisi!" sloganları Fatih Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifade özgürlüğünün ve eleştiri sınırlarının aşılması şeklinde değerlendirilerek, Aslan'ın cezalandırılması istendi. Söz konusu basın açıklamasında Genelkurmay Başkanı'nın emriyle Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nin Kandıra Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ergenekon örgütüne üye olmak ve darbe planlamak suçlarından sanık paşaları ziyaret etmesi eleştirilmişti. Bu ziyareti gerçekleştirilenlere hiç dokunulmazken, bu ziyareti protesto edenlerin yargılanması, yargının takındığı statükocu tutumun vahametinin açık göstergesidir.

 

Bilindiği üzere, 301. madde soruşturmalarında dava açılması Adalet Bakanlığının olur vermesiyle mümkün olabilmektedir ve Adalet Bakanlığı TSK'ye yönelik tahkir iddiaları söz konusu olduğunda hiç çekinmeden 301'den yargılamalara her defasında izin vermektedir. Şayet Ak Parti Hükümeti; kendisine karşı darbe planları yapanların tasfiyesi hususunda samimiyse, düşünce ve ifade özgürlüğü noktasında yaptığı vurguların sadece sözde kalmayacağını ispat etmek istiyorsa ve militarizme karşı dik duracağını iddia ediyorsa;  başta 301. madde olmak üzere, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engelleri derhal kaldırmalıdır.

 

İhya-Der ve KCK Operasyonları

 

Elazığ'da İhya-Der isimli dernek hakkında Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada İhya-Der Genel Başkanı ve 18 üyesine, örgüt üyeliği ve yöneticiliğinden 150 yıl hapis cezası verildi. Söz konusu dernek yöneticilerinin cezalandırılmasına gerekçe gösterilen faaliyetler ise "Kutlu doğum haftası etkinliğinin organize edilmesi veya katılım", "Dernek üyelerinin misafir kabul etmesi", "İhtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtımı", "Filistin'e yardım etkinliği, yaşamını yitiren Filistinliler için gıyabi cenaze namazının organize edilmesi" gibi hepsi de yasal olan faaliyetlerdir. İhya-Der'e yönelen bu baskılar "İrticayla Mücadele Eylem Planı uygulamada mı?" sorusunu da gündeme getirdi. Diğer yandan yasal faaliyetlerin örgütsel faaliyet olarak gösterilmesi son derece tehlikeli bir yargısal uygulamadır. Bu yolla yargı yasal faaliyet yürüten her türlü sivil örgütlenmeyi aynı gerekçelerle cezalandırabilecektir.

Söz konusu yargısal sorun KCK operasyonlarında da ortaya çıktı. 24 Aralık 2009 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan belediye başkanları ve STK yetkililerine yöneltilen suçlar da İhya-Der üyelerine verilen cezalar gibi çoğunlukla yasal faaliyetler. Ancak bu yasal faaliyetler kurulan örgüt bağlantısı üzerinden suç sayılmaktadır. Bu bağlamda İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, "Diyarbakır'da yapılan Anayasa Çalıştayı'na katılmak", "İHD yetkilisi olarak Belçika, İsveç ve İngiltere parlamentolarında Kürt Sorunu ile ilgili olarak konuşmak", "İtalya'da Kürt Sinema Günleri'ne katılmak" ve "Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in hukuk danışmanlığını yapmak" gibi nedenlerle suçlandı.

Yargının bu subjektif yorumlarına neden olan TCK 220. madde "Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapanlar" ifadesiyle "terör örgütü"nün suç oluşturmayan "amaçlarının" da suç kapsamına alınmasına yol açmaktadır. Bu nedenle bu yasanın bir an önce değiştirilmesi gerekmektedir. 

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

 

İnsan Hakları Komisyonu

 

OCAK 2010 İNSAN HAKLARI BİLÂNÇOS

 

MİLİTARİZM

 

Genelkurmay'dan Savcıya Talimat: Baransu'ya Caydırıcı İşlem Yapın

 

'Kafes Eylem Planı'nı haber yapan ve bu sebeple tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edilen Taraf muhabiri Mehmet Baransu için Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu tarafından Adalet Bakanlığı'na yazı göndererek devreye girdiği ortaya çıktı.(Zaman – 1 Ocak)

Beğler 'Tercüman' Oldu Hezil Çayı Kazılacak

TSK'nın bir sınır ötesi operasyon sonrasında Türkiye'ye getirdiği ve Habur Sınır Kapısı'nda "tercüman" sıfatıyla yıllarca görev yapan JİTEM elemanı Yıldırım Beğler'in, "Habur Sınır Kapısı yakınlarında mayınlı arazilere yüzlerce ceset gömdük, ayaklarına taş bağlayıp Hezil Çayı'na attık" şeklindeki basına yansıyan açıklamalarının ardından, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu yerlerde kazı yapma kararı aldı. (Birgün – 6 Ocak)

Kilis'te10 El Bombası İle 9 Fünye Bulundu

Kilis'te Molla Hamit Mahallesinde bulunan ve uzun süredir kullanılmayan boş havuzun bahçesinde 10 adet el bombası ve 9 adet fünye bulundu.(İlkehaber – 11 Ocak)

 

Zonguldak'ta Mühimmat Bulundu

 

Zonguldak'ın İnağzı Mahallesi'ndeki hemzemin geçit sahil yolu üzerindeki fındıklıkta E.K, U.Ş. ve H.D'nin, ''UNITED'' yazılı kutu içinde el bombaları ve mermi buldukları iddia edildi. (habervaktim – 12 Ocak)

 

Kozmik Aramayı Yapan Hâkime Tehdit Mektubu 

Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın kalbi sayılan 'kozmik oda'da yaptıkları incelemelerle gündeme gelen Hâkim Kadir Kayan ile Savcı Mustafa Bilgili'ye ilginç tehdit mesajları geliyor. Mustafa Bilgili'ye daha önce "Bu soruşturmayı kes, sonun kötü olur" gibi tehdit içerikli beş ayrı telefon mesajı geldi. Ardından Bilgili ve Kayan'a bir kutu içine konulmuş iki ayrı zarfta 8'er adet kalaşnikof mermisi ulaştı. (islahhaber.com – 12 Ocak)

 

"Dosyayı Kapat Yoksa Tabuta Kapatırız!"

 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast ve "hükümeti devirmeye yönelik eylem" içerisinde oldukları gerekçesiyle Özel Harp'in kalbi Seferberlik Tetkik Kurulu'nun kozmik odasında arama yapan Ankara 11. Ağır Ceza Hakimi Kadir Kayan ve soruşturma yürüten Savcı Mustafa Bilgili'ye 'Dosyayı kapat yoksa tabuta kapatırız!" şeklinde tehdit edilmiş.          (haksozhaber.net – 15 Ocak

 

Özel Kuvvetlerden E-mail Takibi

Kozmik aramayla gündeme gelen Özel Kuvvetler Komutanlığı (Özel Harp Dairesi), Taraf gazetesinde çıkan bir haber üzerine mahkeme kararı olmadan hukuksuz bir şekilde iki gazetecinin e-posta'larını izlettirmiş. (haksozhaber.net – 15 Ocak)

 

 

Erzincan'da Yeni Bir Cephanelik Ev

 

Erzincan'da bir evde 3 dolu Law silahı 5 adet bomba ve mermiler bulundu. (haksozhaber.net – 15 Ocak)

 

 

Jandarma Arazisinin Ağaçlandırılması İçin Okullardan Para İstendi

İzmir'in Buca ilçesinde bulunan İl Jandarma Alay Komutanlığı'na ait arazinin ağaçlandırılması için, kendi ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntı yaşayan 54 okuldan para talep edildi. (Zaman – 16 Ocak)

 

Üniversite Öğrencisine Ajanlık Teklif Edildiği İddiası

 

Malatya'da gözaltına alınan Günlük Gazetesi dağıtımcısı üniversite öğrencisi Fırat Bulut'un 'gizli tanık' ihbarı üzerine gözaltına alındığı belirtilirken, serbest bırakılan Bulut, polislerin kendisine ajanlık dayatmasında bulunduğunu ileri sürdü. (DİHA – 19 Ocak)

 

Türkiye Üniversitelerinde 'Bölücü' Öğrenci Avı

 

Türkiye'de üniversitelerde bildiri dağıtarak protesto gösterilerine katılan "bölücü solcu" öğrencilerin, polisle işbirliği içindeki üniversite yönetimleri tarafından 'vatan sevgisiyle' rehabilite etme adı altında ailelerine ihbar edildikleri ortaya çıktı. (ANF – 19 Ocak)

 

Dağlıca'nın Gerekçesi: Ölmeliydiler!

 

Van Askeri Mahkemesi, Dağlıca baskını davasıyla ilgili gerekçeli kararını açıkladı. Askeri Ceza Kanunu'nun 46/1 maddesi olan "Vazife ve hizmette şahsi tehlike korkusu cezayı hafifletmez" hükmüne yer verilen gerekçeli kararda, "Olayın yaşanmasında diğer faktörlerin de etkisi bulunmakla birlikte, sanıkların üs bölgesindeki savunma görevlerini gereği gibi yerine getirmemiş olması şehit ve yaralı sayısında etkili olmuştur. Bu nedenle sanıkların sabit bulunan eylemleriyle, görevi ihmal suçunu işledikleri vicdani kanaatine ulaşılmıştır" denildi. (islahhaber.com – 20 Ocak)

 

Ankara'da Bir Çuval Mühimmat Bulundu

 

Ankara'nın İncek semtinde yol çalışması sırasında uçaksavar, Kalaşnikof, M-16 ve G-3 mermilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda mühimmat ele geçirildi. (Zaman – 20 Ocak) 

 

Yeni Bir Darbe Planı Deşifre Oldu! İşte 2003 BALYOZ Darbe Planı

 

2003 yılında yapılması düşünülen yeni bir darbe planı ortaya çıktı. Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın başkanlığındaki bir cuntanın hazırladığı öne sürülen darbe planında, hayrete düşürecek eylemler yer alıyor. Bugüne kadar yayınlanan en ayrıntılı ve kapsamlı darbe planı olan Balyoz Darbe Planı, Fatih Camisi'nin bombalanmasından Hava Kuvvetleri'ne ait bir jetin düşürülmesine kadar pek çok kaos emrini de içeriyor. Daha önce de cunta faaliyetleri nedeniyle ismi gündeme gelen emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın yanı sıra, yakın zamanda 2004'teki darbe girişiminden dolayı ifade veren eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı ve meşhur 'darbe günlükleri'nin sahibi Özden Örnek ile ihbar mektuplarıyla gelen andıçlarda imzası bulunan emekli Orgeneral Ergun Saygun isimleri yer alıyor. AK Parti'nin 2002'de tek başına iktidar olmasından hemen sonra başlatılan darbe girişiminin 5000 sayfayı bulan belgesi Taraf Gazetesi'nde yayınlanmaya başladı. 29'u general 162 subayın katıldığı bir toplantıda kararlaştırıldığı ileri sürülen darbe planı 12 Eylül'ü model alırken, 2003 darbesinin Balyoz olarak isimlendirilmiş. Çarşaf ve Sakal gibi isimleri olan eylem planları, Fatih ve Beyazıt camilerinde Cuma namazı sırasında bomba patlatarak kaos yaşatmayı hedeflerken, Hava Kuvvetleri'ne ait jetin Yunanistan açıklarında düşürülmesiyle AK Parti hükümetinin dış politikada aciz olduğu havası estirilecekmiş. Planda, darbeden sonra işbirliği yapılacak 137 gazetecinin ve tutuklanacak 36 gazetecinin isimleri bile belirlenmiş. (Haksozhaber – 20 Ocak)

 

 

Vicdani Red Eylemine Ceza İstemi

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, vicdani retçi Enver Aydemir'e destek amacıyla Ankara'da açıklama yapan 19 genç hakkında, "halkı askerlikten soğutma" suçlaması ile dava açtı. (ANF – 21 Ocak)

 

Üniforma Giymediği İçin Duruşmaya Getirilmedi

2007 yılında dini inançları gereği askerlik yapmayı reddedince, geçen ay tutuklanan Enver Aydemir'in yargılandığı davaya başlandı. Eskişehir'deki 1. Hava Kuvveti Komutanlığı'nda bulunan Askeri Mahkeme'de görülen duruşmaya, Enver Aydemir getirilmedi. Aydemir'in askeri elbiseyi giymeyi reddettiği için duruşmaya getirilmediği belirtildi. (Birgün – 21 Ocak)

 

Hakkâri'ye 400 Korucu Daha

Koruculuk sisteminin kaldırılmasına yönelik tartışmaların sürdüğü bir dönemde Hakkâri'nin Yüksekova ile Şemdinli ilçelerine bağlı köylerde 400 kişiye daha silah verildi. (islahhaber.com – 21 Ocak)

 

AYM, Askere Sivil Yargı Yolunu Kapadı

Anayasa Mahkemesi, askerlere sivil yargı yolunu açan yasa değişikliğini oybirliğiyle iptal etti. Karar, önceki gün ortaya çıkan 'Balyoz' başta Sarıkız, Ayışığı ve Yakamoz gibi darbe planlarıyla ilgili sivil yargıda yürütülen soruşturmaları etkileyecek. Ayrıca, 'Kozmik Oda' soruşturmasında yetki tartışması yaşanacak...  Anayasa Mahkemesi, askerlere askeri mahalde işlenen "Anayasal düzene ve devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarda" sivil yargı yolunu açan yasa değişikliğini oy birliğiyle iptal etti. (islahhaber.com – 22 Ocak)

 

Yine Sızdıranın Peşindeler!

Yine 'sızdırma' taktiği! Genelkurmay, Balyoz darbe planıyla ilgili 'Sızdıran araştırılıyor' açıklamasını yaptı. (islahhaber.com – 22 Ocak)

 

Başbuğ'dan BALYOZ Tehdidi

Genelkurmay başkanı Org. İlker Başbuğ, Balyoz planıyla ilgili soruşturma başlatmak yerine gürleyerek yine tehditler savurdu. (islahhaber.com – 25 Ocak)

 

17 Yıldır Gizlenen Gerçek!

PKK'nin ateşkes ilan ettiği dönemde, silahsız 33 erin öldürülmesinden yaklaşık bir ay sonra aynı yerde 11 askerimizin daha öldürüldüğü ortaya çıktı. Elazığ İl Jandarma Komutanlığı, bölgede neden önlem alınmadığı konusunda açıklamada bulunmazken, devlet yetkililerinin ölen 11 askerin isimlerini gizlemesi dikkat çekiyor. (habervaktim – 26 Ocak)

 

Rüzgârda Yırtılan Bayrak Soruşturma Gerekçesi

Marmaris'te kış mevsiminden dolayı uzun süre kapalı olan bir otelin çatısında bulunan bayrağın rüzgârdan dolayı yırtılmasından otel işletmecileri sorumlu tutuldu. Yöneticileri hakkında, ''Bayrak Kanununa muhalefet ettiği'' gerekçesiyle inceleme başlatıldığı bildirildi. (ANF – 27 Ocak)

 

Erzincan'da Balans Ayarı

Erzincan Komplosu'na yönelik operasyonun tepe noktasına ulaşma korkusu, Erzincan'da Kışla'da kalkışmaya neden oldu. Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın ifadeye çağırmasına rağmen gitmeyen Korgeneral Saldıray Berk, dün Albay seviyesinde gözaltı olunca Kışla'dan Sivil Hayata intikal yaptırdı. 3. Ordu Komutanlığı'na ait ağır silah ve toplarla donatılmış 30 araç, Kışla'dan çıkarak Erzincan şehir merkezine yöneldi. (islahhaber.com – 28 Ocak)

 

Balyozcu 8 General Hala Görev Başında

Balyoz'da görev alacağı belirtilen 24 generalden 8'i ise halen çeşitli kademelerde komutan olarak görevlerine devam ediyor. (islahhaber.com – 28 Ocak)

 

Jandarma da Genelkurmay Gibi: JİTEM Yok

Jandarma Genel Komutanlığı, kuruluş ve kadrolarında JİTEM adı altında birim bulunmadığını ve geçmişte de böyle bir kadro oluşturulmadığını bildirdi. (Zaman – 30 Ocak)

 

ÇOCUK HAKLARI

Polis Şimdi De Çocukları Öne Sürüyor

Siirt Emniyet Müdürlüğü  Terörle Mücadele Şubesi ve Toplum Destekli Büro Amirliğince Ulus Mahallesi'nde yoksul çocuklara ekmek arası kavurma ve ayran dağıtıldıktan sonra çocuklardan 'Biji polis' sloganı atılması istendi. Çocuklarla konuşan Emniyet Müdürü Celali Topuz, Siirt'te çocukların toplumsal olaylara karışma oranının azaldığını belirterek benzer etkinliklerin süreceği mesajını verdi. (ANF – 1 Ocak)

Savcılıktan 5 Çocuğa Rekor Ceza Talebi

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde katıldıkları cenaze töreninde polise "taş attıkları" iddiasıyla tutuklanan 5 çocuk hakkında toplam 305 yıla kadar hapis cezası istendi. (Birgün – 4 Ocak)

 

Gösterilere Katılan 15 Yaşındaki Çocuğa Ceza

Yüksekova'daki DTP'nin kapatılması için yapılan gösterilere katıldığı gerekçesiyle hakkında açılan soruşturma kapsamında emniyete çağırılan 15 yaşındaki F.T. gözaltına alındı. Daha sonra savcılığa sevk edilen F.T. tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkeme F.T.'yi "Örgüt propagandası yapmak", "Polis memuruna mukavemet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. (ANF – 20 Ocak)

 

Polis dehşeti Hakkâri'de Görüntülendi

Hakkâri'de sivil polisler tarafından bir öğrenciye atılan meydan dayağı, cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. (islahhaber.com – 20 Ocak)

 

Elazığ'da 8 Aydır Çocuk Yardımları Ödenmiyor

Her ay düzenli ödeneceği belirtilen çocuk yardımlarının Elazığ'ın Palu ilçesinde yaklaşık 8 aydır ödenmiyor. (İlkehaber – 22 Ocak)

 

15 Yaşındaki Berivan'a 13 Yıl 6 Ay Hapis

Batman'da yasadışı bir gösteriye katıldığı ve polise taş attığı gerekçesiyle 3 aydan beri tutuklu yargılanan 15 yaşındaki Berivan adlı kız çocuğu, yargılandığı ilk duruşmada 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tahliye umuduyla çıktığı hâkim karşısında gözyaşlarına boğulan Berivan, 7 yıl 9 aya indirilen cezasını çekmek üzere cezaevine gönderildi. (islahhaber.com – 27 Ocak)

 

48 Çocuğa 203 Yıl Hapis Cezası Verildi

'Polise taş atmak' ve 'örgüt propagandası yapmak' gibi iddialarla sadece Adana'da yargılanan 48 çocuk 2009'da toplam 203 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. (Birgün – 27 Ocak)

 

Yargıtay Taş Atan Çocuğa 7,5 Yıl Hapsi Onayladı

Diyarbakır'da 2 yıl önce katıldığı gösteride polise taş attığı gerekçesiyle 7,5 yıl hapse mahkûm edilen 18 yaşındaki Ferit Gülcü'nün cezası Yargıtay tarafından onandı. (ANF – 28 Ocak)

 

YAŞAM HAKK

 

Kürtçe Şarkı Söylemek Ölüm Sebebi!

Ankara'nın Çankaya İlçesi'nde Emrah Gezer adlı genç, arkadaşının doğum gününü kutlamak amacıyla eğlendiği bir mekânda Kürtçe şarkı söylediği için tartıştığı özel harekât polisi tarafından kurşunlanarak öldürüldü. (islahhaber.com – 13 Ocak)

 

Uzman Çavuş Korucuların Ateşiyle Öldü

Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Hamzalı Köyü'nde yaşanan operasyonda ölen Uzman Çavuş Serkan İpek'in korucuların açmış olduğu ateş sonucu öldürüldüğü belirlendi. (islahhaber.com – 28 Ocak)

 

CEZAEVLERİ

Cezaevlerinde Yaşam 'O Kadar Da Kolay Değil'

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, 2009 yılı fiyatlarına göre mahkûm başına 4 TL yemek parası tahsil ediyor. Ayrıca mahkûmlardan koğuş ya da odalarda tüketilen elektrik kişi başına bölünerek yine tutuklu ve hükümlüden alınıyor. (Birgün – 3 Ocak)

 

Mardin E Tipi Cezaevi'nde Kürtçe Mektuplar Hala Yasak

İHD Mardin Şubesi'nin hazırladığı raporda, Mardin E Tipi Cezaevi'nde yaşanan sorunların devam ettiği belirtilerek, Kürtçe mektupların cezaevine girmesi ve çıkmasının yasak olduğu kaydedildi. Cezaevi kapasitesinin 380 olmasına rağmen, 730 tutuklunun cezaevinde kaldığına dikkat çekilen raporda, sağlık sorunları olan tutuklarla ilgilenilmediği belirtildi. (DİHA – 4 Ocak)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim