• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 36 °C
  • İzmir 30 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

O GÜNKÜ HALİM

O GÜNKÜ HALİM
MEHMET PAMAK HOCADAN ( O GÜNKÜ HALİM )Geçmişi Düşünüp Halimi Sorguladım

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1999 - 2000 yıllarında muhacir olarak bulunduğum Almanya’nın Duisburg şehrinde, geçmişime yönelik sorgulama sadedinde şiir formunda kaleme aldığım, yaklaşık 300 sayfa tutan tespit, özeleştiri ve umuda yönelik mısra ya da satırlarımdan bazılarını, hâlâ güncelliğini koruyor olmasını da dikkate alarak, ibret olması amacıyla okuyucularımla paylaşmak istedim.

 
Yayınlanmamış bu kitabın girişine şu notu düşmüştüm
 

Kendi serüvenimi yazdım, “kimse kızmasın” bana

Belki de ibret olur, aynı konumda bulunana

 

Tarihe tanıklık, vahye şahitlik bu, gür sesle

Bilgiler ve belgeler aktarmak gelecek nesle

 

Geçmişi, hali, kendimi ve ülkemi sorguladım

Muhacirdim, zaaf ve sorunlara çözüm aradım

 

Serüvenimle ayna tuttum, her kesimin haline

Kur’an’la yön versin diye, herkes istikbaline

 

Herkes kendini sorgulasın, okudukça mısraları

Tanımaya çalışsın, çağdaş Firavun ve Kisra’ları

 

Tarihte, “Firavun-Karun-Haman”dı, şeytan üçgeni

“Siyasetçi-Patron-Bürokrat”, bu günkü serüveni

 

Okuyan lütfen sorgulasın, her türlü ahvalini

Kur’an hükmüyle ıslah etsin, İslam dışı halini

 

Hemen Kur’an’ı okuyalım, ölüm gelip çatmadan

Hükmüyle boyanalım, dünya güneşimiz batmadan

 

Geçmişi düşünüyorum

 

Türkçülük öğrendik, Tekin Alp Moiz Kohen’den

Okuyup coştuk “Gök Bayrak”ı, Leon Kahon’dan

 

Türkçü, Arapçı ilk tahrik, Yahudi’den geldi.

Küfür, bu yolla ümmeti bölmeye yöneldi.

 

Sevdik faşizmi, “Kara Gömlekliler İhtilali”inden

“Kavgam”ı okuyup, etkilendik Hitler’in hayalinden

 

Antikomünist, sağcıydık, Amerikan safında

Fikrimiz tutarsızdı,“milliyetçilik” iddiasında

 

 

Amerikan çıkarları, hep ön plandaydı

Türkçü önderler, emperyalizmin yolundaydı

 

Halkın hakkını gözetmeden, Türkçülük yaptık

Toplumu bölüp, kendi iddiamızdan saptık

 

Amerika ve sermayedarlar, kullandı bizi

Solcularla çatışarak, sunduk hizmetimizi

 

“Başbuğ”a bağlanıp da, kör bir itaatla

Tüm bağımızı kopardık, temiz fıtratla

 

Okumak, akletmek ve düşünmek yoktu

Militan“komando”luk ve şiddet çoktu

 

Hiç sorgulanmazdı,“Başbuğ”dan gelen emir

Yoksa devreye girerdi, delikli demir

 

Arkadaşımızı bile vurup, istismar ettik

“Başbuğ”un bir işareti ile ölüme gittik

 

Tartışılmazdı, “emir-komuta”, “reis-teşkilât”

Ve şiddete başvurmada, çekilmezdi müşkilât

 

“Komünist” deyip vurduk, emekçiyi savunana

“Ecmain” deyip saldırdık, İslam’a bağlanana

 

Hak, özgürlük isteyen, “hain”di gözümüzde

“İlah devlet” rehberdi, sürekli önümüzde

 

“Ulus devlet” uğruna, savaştık hep “ötekiyle”

Hep Batının safında yer aldık, “Başbuğ” sevkiyle

 
O günkü halim
 

O gün; laik, devletçi, Türkçü, tarikatçıydım

Ve hep itibar gördüm, sistemin baş tacıydım

 

Ulusçulukla yer aldık yanında, “kutsal devlet”in

Bölücülük yaparak vebaline girdik “millet”in

 

Türkçülüğü hak görüp, hep saldırdık “öteki”ne

Bir oyunla hizmet ettik, düzenin pis taktiğine

 

Türkçü çizgide teşvik gördüm, hep alkışlandım

Parlamenterdim, MHP’de genel başkandım

 

“Muhafazakâr Parti”ydi, MHP’nin ilk adı

Kurucu başkan olmamsa, “Başbuğ”un bir muradı

 

Cehaletle terk etmiştik, Allah’ın tevhid dinini

İcat edip de, batıl fikir “Türk-İslam sentezini”

 

Ümmetçiliği terk edip de, Türkçülük yaptık

Hak’la bâtılı karıştırıp, hevaya taptık

 

Aynı cehaletle, tarikatlarda geçti yıllarım

Tabi hüsrana sebep oldu, bu karanlık yollarım

 

Kaybolan bu yıllarımı, hep hüzünle hatırlarım

Ancak gözyaşım açıklar, aciz kalır satırlarım

 

Ya ölseydim o yıllarda, tevhide ulaşmadan

Tağutu reddetmeden, fıtrat-vahiy buluşmadan

 

Beş vakit namazlı ve ağzı tespihli insandım

Ama tevhide uzakta, halk tipi “Müslüman”dım

 

Anlatan, uyaran olmadı, kendimi mü’min sandım

Namaz ve tespih yeter zannedip, cahilce aldandım

 

Şekli namaz, “tesbihat”la, kurtulunmaz azaptan

Tevhid yoksa amel boştur, korkmak gerek hesaptan

 

“Yoldaki işaretler”le yöneldim istikamete

“Kur’an’ı hakkıyla oku”yup, ulaştım hidayete

 

“Rucz’dan hicret” edip, şirkten arınmayı öğrendim

Geçmişte Hak adına bulunduğum halden iğrendim

 

Yanlış din algısı, ne hale getirmişti özümü

Arınıp izzet kazanmanın, Kur’an’dadır çözümü

 

Öğüt alıp, yaşamak için yönelelim Kur’an’a

Vahye şahidlik, kulluk için sarılalım Furkana

 

Kitabı hakkıyla okuyup, yaşayalım dünyada

Takvayı kuşanıp, koşalım Kur’an ile cihada

 

Zalime, Hakk’ı haykırmak için çıkalım meydanlara

Mesajı taşımak, öğüt vermek için tüm insanlara

 

Sağ-sol Çatışmasında Harcanan Gençler

 

Fıtraten temiz gençler, sağ-sol diye saflaştılar

İslam’dan çok uzakta, cehaleti paylaştılar

 

Soldan ve sağdan çıktı, kahveleri tarayan

Gözünü hiç kırpmadan, pek çok masuma kıyan

Temiz fıtratlı gençler, nasıl geldi bu hâle?

Çünkü Kur’an ve Resul, alınmadı hiç kâle

 

Beş bin “ülkücü” ve bir o kadar “solcu” genç öldü

“İti ite kırdırdık” diyense, hep sefa sürdü

 

Samimiydi gençler, hepsi adalet arıyordu

Vahiyden uzak olunca, zulme de sapıyordu

 

Cahildi öğrenmeyen, tevhidi gerçekliği

Şeytan ve dostları, kullandılar gençliği

 

Zalimler, fıtratı bozup, gençleri saptırdılar

Kullandılar, vurdurdular, zindana tıktırdılar

 

Gençleri, dolduruşla “karanlığa” sövdürdüler

İşleri bitince de, darbeciye dövdürdüler

 

Solcu ve sağcı gence, yapılınca işkence

Uyandı bir kısmı, Mamak’ta zulüm görünce

 

Gerçeği kavrayanlar, Hakk’a koştu zindanda

Vahye teslim olarak, buluştular imanda

 

“Solcu”, “sağcı”, iman edip tevhide yönelince

Batıl savaşçılar kardeş oldu, Hakk’a dönünce

 

Bir kısmı yönelirken, İslam’ı yaşamaya

Birçoğu da kaydılar, mafya, çete kurmaya

 

Önce ulus devlete, “Başbuğ”a çalıştılar.

Şiddet ve soygunla, bu sırada tanıştılar.

 

Egemenler, vurguncular, kullanıp bırakınca

Zorlarına gitti tabi, gerçeği anlayınca.

 

Çaresizlik, umutsuzluk üstlerine abandı.

Tetikçiler, işsiz ve mesleksiz ortada kaldı.

 

Kötülüğü tahrik eden, mümbit şartlar oluştu.

Çaresiz ve işsiz olan, kolay kazanca koştu.

 

Böyle doğdu, gelişti, kirli “Susurluk” ortamı.

Hep acırım bu gençlere, kanatırlar yaramı.

 

İslam’a yönelenin, çoğu tekrar döndü geriye.

Sığ bilgi, kuru heyecanla, binmişlerdi gemiye.

 

Dünyevileşme ve çıkar belirleyici oldu.

Tekrar geriye dönüşle, pek çok kişi kayboldu.

 

Yazık oldu, ülkemizin bunca masum gencine.

Pek çok unsur engel oldu, arınma sürecine.

 

Zulme Bulaşmış İmanla Devletle Bütünleşenler

 

Kimisi bağlandı, “Alp-eren”ci “Türk-İslam sentezi”ne

İslâm adı altındaki, milli-târikat fitnesine

 

Yıllarca oyalanıp, ülkücü - tarikatçı kaldılar

Tevhide çok uzak sentezlerde, “dalanlarla daldılar”

 

“Allah’ın hükmüyle hükmet”meden, laik hukuk yaptılar

Laik mecliste laik duruşla, hep “heva”ya taptılar

 

Türkçü-devletçi laik parti kurup, oyalandılar

İmana zulüm katmayı, Hak zannedip aldandılar

 

Allah “tağutu red”de çağırdı, onlar hep dost sandılar

İşkenceci devlete, kutsal zannıyla hizmet sundular

 

Çok insanın ulaşması böyle engellendi tevhide

İmana şirk katılıp, hiç fırsat verilmedi tenkide

 

“Ey iman edenler iman edin”, Rabbimiz’den hitaptı

İmana şirk bulaştıranlara, uyarıcı cevaptı

 

Bu uyarıdan ders almadılar, Kur’an’ı terk edenler

Kitabı hakkıyla okumadı, milli dini seçenler

 

Şirk koşarak iman edenin, amelleri boşa gider

Tevhidsiz iman-amel, hüsrana duçar eder

 

Yanlış din anlayışı, nasıl da aldatmakta insanı

Hak din zannıyla oyalayıp, unutturur “ahsen”i

 

Tarikatçı-sentezci anlayış, yol açtı hep zillete

Ancak tevhidle kavuşulur İslam’daki izzete

 

Akıllı davranmalı ve ölüm gelmeden akletmeli

Tevhidin kurtuluş olduğunu, hayatta fark etmeli

 

Dünya hayatı, ahıretin tarlası, sınav alanı

Terk etmek gerek, şirki, tağutu ve tağuti olanı

 

“Ülküdaşlar”, “yoldaşlar” Tevhidde Buluşalım

 

“Ey zindan arkadaşlarım!”, Kur’an’a ulaşalım

“Ulusçu” zindandan kaçıp, özgürlüğe koşalım

 

Kaldırıp atalım, kalplerdeki ulusçu ipoteği

Kıralım ayağımızdaki zinciri, faşist kösteği

 

 

İrademiz özgürleşsin, yol bulsun hidayete

Basiretle yönelelim, Hak’tan gelen davete

 

Gelin eski ülküdaşlar, tek Rabb’e kul olalım

Hidayete yönelerek, tevhidte buluşalım

 

Ölüm gelmeden tevbe edip, Rabb’e hicret edelim

Tevhid paydasında kucaklaşıp, ülfet edelim

 

Solcu ve sağcı gençler, hepsi bu halkın çocukları

Hakk’a imanı önledi, zalim güç odakları

 

İster solcu, sağcı olsun, ister devrimci ve ülküdaş

Tevhide imanla, hepsi olur kardeş ve yoldaş

 

Hakikat şu; tümü Allah’ın, izzetin, onurun

Kurtuluşa götüren yol ise, sadece O’nun

 

Ey solcu ve sağcılar! Hep karanlıktır hâliniz

Vahye sarılmadan, aydınlanmaz istikbâliniz

 

Gel “ülküdaş” ve “yoldaş”! imani kirden arınalım

Şirkten tevhide hicret edip, hak yolda korunalım

 

Birlikte yükseltelim, hak, adalet bayrağını

Tevhidle değiştirelim, bu zulüm nizamını

 

Gün Geldi, Tasavvufa da Yöneldik

 

Gün geldi, tasavvufa doğru seyrü sefer eyledik

Şeyhe “rabıta” yapıp, sözde “Allah’ı zikreyledik”

 

Dediler; “meyyit gibi ol, her sözünde gör hikmet

Cennete gidersin, şeyh sana ederse himmet”

 

“Atalar diniydi”, içinde dolu bid’at ve hurafe

Şeyhin hevasına uyuldu, Kur’an’a konup mesafe

 

Şeriata ters düştü, tasavvuf ve târikat

Vahyin önünde engel, şirke ait bârikat

 

Rabıtayla, akıl ve kalp tahsis edildi şeyhe

Allah’ın ismiyse, ancak beş yüzlük bir tespihe

 

Alınmıştı râbıta, Hint Yoga felsefesinden

“Feyz” umuldu, zikir sırasında şeyhin resminden

 

Rabıtada; akla, kalbe hâkimse şeyhin resmi

Neden zikredilmesin, tespihte de şeyhin ismi?

 

Böyle olunca; tabi ki iman bulaşır şirke

Tevhid için, mecburuz şeyhe rabıtayı terke

 

“Aklı, ilmi terkle hakikate ulaşmak”, yalandı

“Keşf - ilham”, şeytanla zannın, cirit attığı alandı

 

Aklı, ilmi terk edip, şeyh konunca Rabb’in yerine

Birçok ilahlık fonksiyonu, tanındı kendisine

 

Kur’an emrederken, düşünüp akletmeyi ve ilmi

Şeyhler alaya aldı, ilmi esas alan âlîmi

 

Bunca kitap okumak, onlara göre hamallıktı

Bilgiyi, direkt Allah’tan almaksa “evliyalık”tı

 

Akıl- ilim terk edilince, bâtıl tasavvufta

“Keşf ve ilham” ile hevaya uydu, cahil softa

 

Tevhidi tahrif, yol açtı “vahdet-i vücûd”a

Allah’tan gayrısına da, kulluk ve sücûda

 

Hak körü, Kur’an tevhidini tahsis edince “avama”

Zanla “vahdet-i vücûdu havas tevhidi” sandı âmâ

 

Bu yüzden, Arâbi’ye göre Firavun muvahhiddi

Çünkü o da Rabb’den parça, varlıkta teklik tevhiddi

 

Avamî bulunca, İslam’ın tevhid ilkesini

“Hulûl” sapması ilahlaştırdı, şeyhin nefsini

 

Tanıdığım şeyhler, Kur’an ve akıde cahiliydi

Şirk dininin, sanki gayptan haber veren kâhiniydi

 

Vahye aykırı her yetkiyi, şeyhe verdi tasavvuf

İçten geçeni bilip, kalplere ederdi tasarruf

 

Peygamber, tasarruf edemedi amcasının kalbine

Yetki Allah’ın, O, hidayet edemezdi sevdiğine

 

Peygamber, ancak tebliğ eder, zorlayamazdı dine

Kalbe tasarruf ve hidayet, Rabb’e aitti yine

 

“Size ne cevap verildi?”, Rabb’den Resullere hitap

“Bilgimiz yok, gaybı sen bilirsin”di, onlardan cevap

 

 

Tasavvufta ise, “Şeyhler kalpten geçeni bilir.”

“Evliya” denilen şeyhler, gayptan da haber verir

 

Bütün bunlar şirk sebebi, Rabb’in tevhid dininde

Şirke bulaşmış din, makbul değil Allah indinde

 

Rabb’in ayeti: “Kabul etmez İslam’dan başka dini”

Mürid, Kur’an’la sorgulasın, tasavvuf fitnesini

 

Ancak tevhidle yapılır, nefislerde tezkiye

Şirk ve münker tüm kirleri, ederekten tasfiye

 

Porno ve şirk var, “Mesnevi”sinde Celaleddin’in

Aynı pisliklerle mâlul, “Füsus”u Muhiddin’in

 

Üstelik Allah katından inme dendi, “Mesnevi”ye

Vahye aykırılık olunca, kalmadı hiç seviye

 

Muhiddin,“hâtem-ül evliya” ilan etti kendisini

“Fenafillah”a ulaştım deyip, ilah yaptı nefsini

 

Şirke düştü, “Allah da bana ibadet eder” deyip

Hem de, süfli insani vasıfları, Rabb’e mal edip

 

“Ene’l Hak” deyip sapıyordu, pek çok tasavvuf şeyhi

Kitle, kör taklitle tahrik etti, bu şeytani keyfi

 

“Fenafillah”la yöneldiler, ilahlık taslamaya

“Seyr-i süluk”dediler, nefsi şirke bulamaya

 

Resulden üstün gördüler, tarikatın şeyhini

Aracısız alırız dediler, Rabb’in vahyini

 

“Gaybı bilir”deniyor, “Şia”nın “masum imam”ı

Sünni tasavvufun ise, şeyhlerinin tamamı

 

“Allah’tan başka varlık var” diyene, “ahmak” dediler

Aklı terk edince, “ahmak” kim diye düşünmediler

 

İslam çağırdı, halk içinde vahye şâhid olmaya

Manastır kültürüyle, “sofi” çekildi “inziva”ya

 

Türbe ve ölüden yardım istediler, “istimdat”la

Şeyh, hemen yardıma koşardı, çok uzaktan imdatla

 

Bu inançta, “ölü şeyhler, ölümsüz iksirliydiler”

“Kınından çekilmiş kılıç gibi tesirliydiler”

 

Resul, çok meşakkat ve zahmetle ederken hicret

Şeyh, “Tayyi mekân”la uçup, arzda yapardı hizmet

 

Zaman ve mekândan bağımsızdı, “gavs”lar, “kutup”lar

Dünyayı yönetir zannedildi, bu şeyhten putlar

 

Kimi dünyaya tasarrufta, kimi de bir kıtaya

Rabb’imizi aciz sanan, yöneldi safsataya

 

Vahye aykırılıkta bile, hikmet vehmettiler

“Münkerden nehyetmeyi”, şeyhler için terk ettiler

 

Akıl ve ilim terk edilmese, doğmazdı bu sapma

Nefsi ilah yapan “vahdet-i vücut” ve şeyhe tapma

 

Manastır kültürü, Hint mistisizmi, Yunan felsefesi

Az da İslam’dan katarak doğdu, tasavvuf hurafesi

 

Yüzyıllardır tasavvufa koştu, nice kafileler

Akıde kirlendi, çoğaldı bid’atlar, nafileler

 

Kurumsal tasavvuf, işte bu şirk dinine imandır

Allah’ı tespih, nefsi arındırma, zaten İslam’dır

 

Varsa Kur’an’a ve tevhide uyan, başa tâç olur

Yalnız İslam’a uygun olan, ruhlara ilâç olur

 

Severiz, vahye uygun, kalbî derinlik ve irfanı

Mü’min, hiç terk edemez; şeriatı, aklı, iz’anı

 

Tüm eleştirimiz, tevhidden ve Kur’an’dan sapana

Ne mutlu, “nefsi terbiye”yi, vahye uygun yapana!

 

İslam’a uygunsa, kalbî derinleşme ve irfan

Onu kazansa güzeldir, takvalı her Müslüman

 

Allah’ın emri: Fücurdan arınma, nefsi terbiye

İhlâsla takvaya yönelip, kalbi, ruhu tezkiye

 

Yaygın tasavvuf ve tarikat, tevhide çok uzaktı

İslam’a girmek isteyeni, engelleyen tuzaktı

 

Genelde babadan oğula geçer, bu “tarikat”lar

Zamanla, şeyhlerin yanında oluştu saltanatlar

 

Ümmetin kaynaklarını, sürekli sömürdüler

Müridleri “meyyit” kılıp, hep malı götürdüler

 

Önce, zengin olmak hırsıyla müridleri soydular

Sonra, kadın müridleri aldatıp harem kurdular

 

 

Hırs, şehvet ve servetle azdı, pek çok şeyhlerin nefsi

Müridlere bırakıldı, meşhur “nefis terbiyesi”

 

Böyle oluştu, tarikatçı holdingler ve medyalar

Bid’at, hurafe pompaladı, ekranlar ve radyolar

 

Kaybetmemek uğruna, ele geçen saltanatı

Egemen şirkle uzlaştırdılar, her “tarikatı”

 

Tasavvufçu Arkadaş, Gözden Geçir Kendini

Tevhid Nurunda Arındır, Sen de Nefsini

 

Gel ey tasavvuf ehli! Aldatma artık kendini

Tespih ve namaz yetmez, arındır şirkten nefsini

 

İlah edinme şeyhini, teslim olma meyyit gibi

Rabıtayı terk et, vahye sarıl, dosdoğru şâhit gibi

 

Bid’at ve hurafeyi bırakıp, yönel sen de Kur’an’a

“Vahdet-i vücut”tan kaçarak, sarıl tevhidî imana

 

Tevhid; şirkten kaçıp, ilahı ve Rabbi bir bilmektir

Hayatın tüm alanlarında, Kur’an’la hükmetmektir

 

Tevhidde; yalnız Allah’a yapılır itaat ve secde

Tüm hayatı ibadet kılarak ulaşılır vecde

 

Muvahhidin, tüm hayatında görülür secdenin izi

Ancak böyle tevhidi iman ve amel, kurtarır bizi

 

Fasıktır; aklı, ilmi terkle, keşf ve ilhama dalan

Bu alandan gelen bilgiye(!) kanma, vallahi yalan

 

Akletmeyi hiç terk etme, vahyi anla ve yaşa

Son pişmanlık fayda vermez, azap gelince başa

 

Oyuna gelme, bir afyondur, “tasavvuf” denen bu din

Uyutur, oyalar ve sömürür, tarikatçı zemin

 

İyi niyet taşlarıyla döşeli, cehennem yolu

Cennete götüren tek yol Kur’an’dır, rahmetle dolu

 

Kur’an ve sünnete sarıl, ölüden medet umma

Şeyh kendini bile kurtaramaz, sakın aldanma

 

Şefaat Allah’ın, kimse şefaat edemez sana

Sadece Allah’ın rızası, fayda verir insana

 

O halde, Kur’an’ı yaşamaktan başkası hep boştur

Bir faniden medet umanın, bil ki sonu nâhoştur

 

 

Emrolunduğun gibi doğru ol, koru istikameti

Ölümü, hesabı hiç unutma, hatırla kıyameti

 

Ey tasavvuf ehli! Geliniz tevhidde buluşalım

Kur'an yolunda kardeş olup,rahmete kavuşalım

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim