• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 33 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

O GAZZE iŞGALiNiN SEMBOLÜ

O GAZZE iŞGALiNiN SEMBOLÜ
İsrail'in Gazze'yi işgalinde evine düşen bombalarla 3 kızını kaybeden ve İsrailli Channel 10 kanalındaki feryatları hala kulaklarda yankılanan doktor bu kez Türk basınına haykırdı.

Yaklaşık 1500 Filistinli'nin İsrail bombaları ve tankları tarafından katledildiği Gazze işgalinin üzerinden tam 1 yıl geçti. 27 Aralık 2008 tarihinde başlayan ve 22 gün süren işgalde eşlerini, çocuklarını, anne-babalarını kaybeden Filistinliler yaralarını sarmaya çalışıyor. Devam eden ablukaya ve dünyanın bu katliam karşısındaki tüm sessizliğine rağmen... Ancak onlardan biri var ki onun acısı Gazze işgalinin sembolü oldu. O kişi, 3 kızını İsrail tanklarının saldırısında kaybeden ve feryadı hala kulaklarda yankılanan Filistinli Dr. İzzeldin Ebul Eyş.

Yürekleri dağlayan olay, işgalin arttığı, İsrail'in hem havadan hem de karadan Gazze Şeridi'nde kan kusturduğu günlerde yaşandı. Dr. İzzeldin Ebul Eyş, İbranice bildiği için her gün İsrail televizyonuna canlı yayında bağlanıp Filistin'deki durumu aktarıyordu. O gün herkes şok oldu. Çünkü doktorun kendi çocukları da vurulmuştu. Acılı baba, o anda canlı bağlandığı İsrailli Channel 10 kanalında tüm dünyaya haykırdı. “Ya Rabbi” feryatlarıyla tüm dünyayı sarsan doktorun kızları Bessan (20), Mayar (15), Aya (13) ve yeğeni Nur (14) artık yok. Onlar da yüzlerce Filistinli gibi kanlı işgalde hayata veda etti. Türk basınında ilk kez Yeni Şafak'a konuşan Dr. İzzeldin Ebul Eyş, Filistinli bir baba olarak yaşadığı acıyı paylaştı, hem İsrail'e hem de tüm dünyaya ibret olacak mesajlar verdi:

* Gazze işgalinin üzerinden tam 1 yıl geçti. Bu süreçte neler yaşadınız? 1 yılın ardından Gazze'deki durumda değişim görebiliyor musunuz?

Gazze'deki durum bir yılın ardından değişti. Ancak bu değişim kötü yönde oldu. Gazzeliler hala acı çekiyor, hala evsizler. Abluka altında yaşıyorlar, işsizler, elektrik ve su yok, hayatta kalmak için mücadele ediyorlar. Uluslararası kamuoyu uyandığı zaman bu tüm dünyaya mesaj olabilir. Özelde Gazzelilerin, genelde ise Filistinlilerin, dünyanın diğer milletleri gibi özgür olması gerektiğini bilmeliler. Dünyayı daha farklı bir yere taşımak ancak 2 doğru şey sayesinde mümkün olabilir: Adalet ve güven. Bu evren, bu 2 şey sayesinde ayakta kalabilir. Dünyadaki en kutsal şey, insanoğlu ve özgürlüktür. Barbarlıktan, hastalıktan, cehaletten özgür olmak... Dünyanın neresinde, hangi bölgesinde olursa olsun bizler diğerlerinin de haklarını savunmalıyız.

* Gazze işgalinde 3 kızınızı kaybettiniz. Büyük bir acı yaşıyorsunuz.

Allah'ın bizlerle birlikte olduğuna inanıyorum. Diğer insanların da iyiliği için ve bu trajedinin bitmesi için her zaman bizlerle birlikte olacağına da inanıyorum. Çocuklarım benim bir parçam. Bedenimin, aklımın, kalbimin, hayatımın diğer parçası onlar. Ben bir fizikçiyim. Bir annenin çocuğunu nasıl güçlüklerle yetiştirdiğini biliyorum. Bir kadın için çocuğunu karnında taşımanın ne demek olduğunu biliyorum. Bir annenin doğum yaparken ne acılar çektiğini biliyorum. Fakat bizim hayatımızda, bu dünyada trajedilerin bir daha yaşanmasının önüne geçebilir miyiz? Birinin hayatını kurtarırken, başkasının hayatını sona erdirmeyi düşünebilir miyiz? İşte mesaj burada. Başkalarının hayatını kurtarmak için bizler kurban olabiliyoruz.

Kızlarımın kanı boşuna ve gereksiz yere akmadı. Hepsi bir amaç uğrunaydı. Olumlu amaçlar için, insanlık için, diğer insanlar için. Benim kızlarım adlarını 'kuma yazarak' öldü. Ancak onların isimleri, betona, kayaya, demire yazılacak ve oralarda yazılı kalacaklar.

* Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ve Savunma Bakanı Ehud Barak Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmalı mı?

Ben bir politikacı değilim. Benim görevim insanları iyileştirmek, onları tedavi etmek ve hayatlarına devam etmelerini sağlamak. Bizim asıl odaklanmamız gereken de hastanın iyileşmesi, tedavi olup normal hayatına dönmesi. Gazzeliler, yüzlerce şekilde ölüyor. Bizler hayat kurtarmayı düşünmek zorundayız. Bir hastanın tedaviye ihtiyacı var, ilaca ihtiyacı var. Yanına gidip sadece onunla konuşarak tedavi edemeyiz. Gazze'ye gelen pek çok insan var. İyi niyetle yaklaşıyor, Gazzeliler için iyi temennilerde bulunuyor. Bunların konuşulması güzel, ancak yetersiz. Asıl yapılması gereken harekete geçmek. Olaya her şeyden önce bir insan olarak yaklaşıyorum. Başkalarını da kendim gibi bir insan olarak görüyorum. İhtiyacımız olan şey de bu. Aramızdaki fark ne? Eğer birbirimize anlayış ve saygı gösterirsek, birbirimizi dinlersek dünya daha başka olacak.

* Livni'nin ya da Olmert'in çocukları tedavi olmak için size gelselerdi, onları tedavi eder miydiniz?

Ben bir tıp insanıyım. Dini, akrabalık bağı, yeri, ismi ne olursa olsun, hatta babaları, çocuklarımı öldürmeye gidenler de olsa, hasta hastadır ve biz de işimizi yapmak, hastayı tedavi etmek zorundayız. Bu konuda iki kere bile düşünmezdim. Dünyanın en merhametli, en anlayışlı ve düşünceli insanı Peygamberimiz Hz. Muhammed'dir (sav). O tüm insanlığa rahmet olarak gönderildi. Onun ilgili bir olayı hatırladım şimdi. Kadının biri, Peygamberimizin geçtiği yollara her gün çöp atardı. O ise bu durumdan bir kere bile şikâyetçi olmadı. Bir gün kadının yoluna çıkmadığını gördü. Kadına ne olduğunu sordu. Hasta olduğunu söylediler. Şimdi o kadın hasta ve zayıftı. Ama o, kadının evine gidip hasta yatağında ziyaret etti. Bizim de ihtiyacımız olan bu.

ÇOCUKLARIMI VURAN İSRAİL ÜZGÜNÜZ BİLE DEMEDİ

* Çocuklarınızı öldüren İsrail tarafından şimdiye kadar herhangi bir özür aldınız mı?


Herhangi bir İsrailli yetkiliden şimdiye kadar özür almadım. Suçun sorumluluğunu üstlendiler ancak asla özür dilemediler. "Üzgünüz" demediler.

* İsrail'de bir hastanede çalışırken neden Kanada'ya gittiniz?

Filistin'de Cebaliye Mülteci Kampı'nda yaşıyordum. Bir yandan da İsrail'deki hastaneye çalışmaya gidiyordum. İşimde başarılı oldum. İsrailli meslektaşlarıma, Filistinlilerin de onlar gibi eşit, başarılı olabileceğini, saygı duyulması gerektiğini göstermiş oldum. Daha sonra ise Toronto Üniversitesi'nde çalışmak için Kanada'ya gittim. Şimdi Toronto Üniversitesi Dalla Lana Halk Sağlığı Okulu'nda Küresel Sağlık Bölümü'nde doçent doktor olarak görev yapıyorum.

* Filistin halkı için ne gibi çalışmalarınız var?

Hayatını kaybeden 3 kızım için bir organizasyon kurdum. The Abuelaish Foundation. Yalnızca kızlar ve kadınlar için, Ortadoğu'da sağlık yardımı için. Geleceğimizin şekillenmesinde görev kadınlarımızın, genç kızlarımızın. Değişimi kadınlar sağlayabilir. Eğitimli, sağlıklı, aydın kadınlar; eğitimli, sağlıklı, aydın nesiller, eşler, aileler, milletler yetiştirebilir.

* Dünyaya mesajınız nedir?

Bekleyecek daha fazla zaman yok. Gazzeliler ne kadar daha sabredebilecek! Özelde Gazzelileri, genelde ise Filistinlileri yalnız bırakmak ahlaki ve etik değil. Lütfen hemen harekete geçin!

EMİNİM TÜRKİTE ROLÜNÜN HAKKINI VERECEKTİR

* Türkiye'nin Filistin sorununa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta Şimon Peres'e karşı söylediği sert sözleri duyduğunuzda ne hissettiniz?


Türkiye, bölgede hayati bir rol oynayabilir. Filistin-İsrail arasındaki, Ortadoğu'daki arabulucu rolünü kanıtlayabilir. Hem Filistinlilerin kendi aralarında hem de İsrail-Suriye arasında köprü kurulmasını sağlayabilir. Erdoğan'ın Davos'ta yaptığı çıkış çok önemli ve anlamlıydı. Kendimize ve başkalarına karşı dürüst olmalıyız. Doğruyu, gerçeği konuşmalıyız. Gerçekler acı da olsa onları dile getirmeli ve bunları kabul etmeliyiz. Karşınızdaki, hatasını anlayana kadar onun hatasını anlatmalısınız. Tabi hataları düzeltmek istiyorsak. Hasta olan kişi, eğer tedavi edilmek ve iyileşmek istiyorsa hastalığının farkında olmalı. Eğer "ben hasta değilim" diyorsa asla iyileşemez. Erdoğan, tüm Filistinlilere ve İsraillilere konuştu. Bence Şimon Peres bu sözleri kabul etmeli. Gazze'de ne olduğunu herkes anlamalı.

* Türkiye'den beklentiler...

Türkiye'nin Filistin sorununun çözümü için ne kadar istekli olduğunu biliyorum. Bu çabalarında devam etsinler. Arabulucu olmayı sürdürsünler. Başladıkları bu yolda devam etsinler. Bu yaklaşıma, hiç geriye dönmeden devam... Eminim Türkiye bu rolün hakkını verecektir. Türkiye, barış sürecinde kilit öneme sahip. Türkiye'ye de gelmek isterim.

İKİ VÜCUT ZARAR GÖRMEDEN AYRILMALI

* Gazze işgalinden sonra İsrail'de hükümet değişti. Benyamin Netanyahu, Ehud Barak ve Avidgor Lieberman yönetiminin sizce farkı ne?


Değişim mi, nerede! Çözüm getirecek, Filistin-İsrail arasında uzun süreli ilişki kurulmasını sağlayacak bir liderlik gerekiyor. Bu liderlik de siyasi amaçlarla olamaz. Konuşmayla olmaz, harekete geçilmeli. Ortada bir Filistin milleti var, bir de İsrail milleti var. Filistinliler, İsrail tarafına bakarak onlar gibi eşit ve özgür olmak istiyor. Bu fikir uygulamaya sokulmalı. Hayatımızı daha ne kadar müzakerelerle geçireceğiz! Harekete geçmeli, bu "çılgınlıktan”, kavgadan kurtulmalıyız. Eğer bu sorunun nihayete kavuşmasını istiyorsak, insanoğlunu düşünmeliyiz. Başkalarının hayatını inkâr etmekle olmaz. Başkalarının haklarını da kabul etmeliyiz. Çözüm için anahtar kelimeler "eşitlik" ve "adalet". Filistinliler ve İsrailliler aynı gemide yaşıyor ve aynı gemiyi yürütmeye çalışıyor. Ancak eşitlik ve adalet içinde yaşabiliriz. Bizler birbirine yapışık siyam ikizleri gibiyiz. Tek kalbi, tek kafası olan. Tüm bu vücudu hayatta tutacak bir yol bulmalıyız. Herhangi bir zarar tüm vücudu etkiler. Hepsini bir arada yaşatmalı ve hiçbir yerin zarar görmeyeceği bir yol izlemeliyiz. Filistin'in saygınlığı, itibarı, İsrail'inki ile eşittir.

* Filistin ve İsrail arasında kalıcı bir barışın olabileceğine inanıyor musunuz?

Hayatta hiçbir şey imkânsız değildir. Eğer bir istek varsa bunun için de bir yol vardır. Samimi bir isteğe, onu uygulamaya geçirecek samimi bir harekete ihtiyacımız var. Böylece Filistin devletine ulaşabiliriz. İsrail ile yan yana, eşitlik ve saygı çerçevesinde.

* ABD Başkanı Barack Obama'nın Filistin sorununa bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Nobel adaylığınız da konuşuluyordu. Sizce Obama Nobel Barış Ödülü'nü hak etti mi?

Barack Obama yönetiminin, eğer İsrail-Filistin kavgasını çözmek isterlerse çok şey yapabileceklerini düşünüyorum. Obama duruma ciddi bir şekilde yaklaşacağını söylüyordu. Bu da Obama'nın verdiği vaatleri yerine getirmesi için bir test. Tüm dünya Obama'yı bekliyor. Çok fazla vaat ve umut verici sözler duyduk. Ancak şimdi harekete geçme zamanı. Obama Nobel Barış Ödülü'nü, verdiği sözler için kazandı, başarıları sayesinde değil. Bu büyük bir sorumluluktur. Nobel'i hak ettiğini göstermesi için harekete geçmesi ve Nobel Barış Ödülü'nün amaçlarını ve hedeflerini temsil etmesi gerekir. Kendisini tebrik ederim. Bana gelince, ben 2010 Nobel Barış Ödülü için adayım.

FERYADI HALA YANKILANIYOR

Dr. İzzeldin Ebul Eyş, 16 Eylül 2008'de eşi kanserden öldüğü zaman çalışmayı bıraktı. Kızlarının, "Hadi baba. Biz her şeyin çaresine bakarız. Sen çalışmaya devam et" sözlerinden cesaret alarak işinin başına döndü. İsrail'de jinekolog olarak bir hastanede çalışan Ebul Eyş, hafta sonları Gazze'deki evine dönüyor, hafta başında da İsrail'e gidiyordu. Ta ki, 16 Ocak 2009 tarihinde İsrail tankları, Ebul Eyş ailesinin Cebaliye Mülteci Kampı'ndaki evlerini vurana kadar. İbranice bilen doktor, düzenli olarak İsrail kanalına canlı yayın bağlantılarına katılıyordu. Bu yayınlardan birinde 8 çocuğunun hayatından endişe ettiğini söylemişti. Channel 10 kanalı bir gün kendisini aradığında cep telefonunu ağlayarak açtı. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliye Mülteci Kampı'nda bulunan evi, İsrail tankları tarafından yeni vurulmuş, 3 kızı hayatını kaybetmişti. Saldırı sırasında evde 18 akrabası bulunuyordu ve kızları ile birlikte yeğeni de ölmüştü. Dr. İzzeddin Ebul Eyş, canlı yayında "Evde olduğumuzu herkes biliyordu. Birdenbire bombalandık. Bundan sonra Olmert veya Livni bizimle nasıl konuşacak? Bir ateşkes umudu vardı, çocuklarımla konuşuyordum. Birdenbire bizi bombaladılar. İsrailli hastaları tedavi eden doktoru bombaladılar" diyerek feryat etti. Gazzeli doktorun kızları Bessan (20), Mayar (15), Aya (13) ve yeğeni Nur (14) artık yok. "Tüm hayatımı barışa ve tıbba adadım" diyen Dr. Ebul Eyş'in ilham olduğu yardım kuruluşu ise, Gazze'deki ve Ortadoğu'daki kadınlar ve genç kızların sağlık ve eğitim imkânlarına kavuşması için çalışıyor. Master'ını Harvard Üniversitesi'nde yapan Dr. İzzeddin Ebul Eyş, İsrail-Filistin barışının sağlanması konusunda bir barış eylemcisi.

İsimlerini kuma yazarak öldüler adları şimdi kayaya, demire yazılacak

“Benim kızlarım adlarını 'kuma yazarak' öldü. Ancak onların isimleri, betona, kayaya, demire yazılacak ve orada yazılı kalacaklar” diyen Dr. Ebul Eyş "www.daughtersforlife.com” adlı sitede yaşanan trajediyi ve kızlarını anlatıyor. Doktorun "Trajediden 1 hafta önce ailemi kumsala götürmüştüm. Açık alanda ferahlasınlar diye" sözleriyle açılan sitede, 3 genç kızın hayata dair sözleri yer alıyor. Bessan, "Her şey aynı noktadan başlar, başka yönlere gider. Her şey küçük başlar, ancak sonra büyür" diyor. Mayar'ın en çok gülmeyi sevdiği anlatılıyor. Aya'yı ise sınıf arkadaşı tarif ediyor.
 

Yenisafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim