• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Nihal Bengisu Karaca Neden Evet Diyecek?

Nihal Bengisu Karaca Neden Evet Diyecek?
HaberTürk Gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca neden evet diyeceğini köşesinden yazdı ve CHP'nin samimiyetsizliğine dokundurdu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Nihal Bengisu Karaca'nın yazısı

“HAYIR”cılar diyor ki, bu iktidar demokrasi diyor ama demokrat değil. 12 Eylül darbesi diyor, hak ve özgürlükler diyor ama onlara inanmıyoruz.
Demokrasi her zaman yüzde yüz demokrat eliyle gelmez. Yüzde yüz demokrat bir hükümet partisi de yoktur zaten, böyle bir kombinasyon neredeyse mümkün değil. Kaldı ki “Kürt meselesi”, “Diyarbakır Cezaevi”, “AB müktesebatı”, “farklılıkların bir arada yaşaması” hiçbir dönemde bu kadar çok konuşulmamıştı. 12 Eylül sadece sizin meselenizmiş, “solcu”lar dışında kimse tarafından umursanamazmış gibi davranmaktan da vazgeçin ayrıca. Siz çarşaf açılımı yaparken, “Ebu Zer” derken, havuzlu villaları mesele edinme bahsinde “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” argümanlarını kullanırken, o hadis-i şeriften bu kıssadan hisseye yuvarlanırken, kiminiz Marx’a kiminizWeber’e doğru çekiştirirken dindarları... Hepsi “samimiyetle” oluyor bunların da; muhafazakârlar “12 Eylül Türkiye’nin başına dert olmuştu” deyince neden samimiyetsizlik oluyor? Bundan daha samimiyetsiz bir durum düşünemiyorum.
“Hayır”cılar diyor ki... İktidar bazı değişiklikler yapmak istiyor ama vatandaş için değil, kendi işine yaradığı için. Elbette. Ama değişikliklerin vatandaşa “da” yarıyor olduğunun “hayır”cı cephe tarafından inkârı önemli bir sapmadır. Evinizdeki elektriği kullanırken “Ulan bu elektrik idaresi de kazanıyor bu işten haa” diyor musunuz? Gerçekçi olalım, devletin hükümeti hakları genişletiyorum ya da sistemi rehabilite ediyorum dediğinde bu değişiklik sadece halk lehine değil, kendi lehine de olur. Misal, yönetimde çift başlılığın, sivil ve asker arasında bölünen yönetme erkinin sivil siyasete havale edilmesini sağlayacak değişiklerden hem hükümet “yararlanacaktır”, hem de halk.
Ama zaten halkla bir sorunu var “hayır”cıların. HSYK dolaylarında kopan kıyamete bakın.
10 kişi kürsü hâkim ve savcılarından, yani “alt sınıf”, yani Danıştay’ın ve Yargıtay’ın ideolojik yeterlilik testlerinden geçmemiş olan hâkim ve savcıların arasından seçilecek olması acayip dert olmakta. “Anadolu”daki barolar, Anadolu kökenli hâkim ve savcılar topa girecek diye bunca telaş. Üstelik seçilecekler için 15 yıl görev yapmış olma şartı da var hani; varsayalım ki AK Parti tarafından ataması şusu busu yapılmış olan 7.5 yıllık hâkim ve savcının seçilebilme şansı yok. Yargıyı ele geçirmek böyle bir şey işte, nasılsa artık?

GERÇEK BİR ‘CUMHURİYET’ EVET İLE MÜMKÜN
Ama nirengi noktası “Anadolu”dur, orayı kaçırmayalım. Geçenlerde bir “hayır”cı arkadaşım, HSYK ve yeni dizaynı konusu konuşulurken canlı yayında “Anadolu’nun halini biliyoruz” cümlesini kullanarak özetledi meseleyi. “Anadolu”yu mutlak surette totalitarizmle, baskıcılıkla, yobazlıkla, kaba sabalıkla, dağlı ve yontulmamış olmakla özdeşleştirmenin altındaki saik başlı başına bir sorun.
Diğer sorun ise şu: Anadolulu hâkim ya da savcıyı, “ilköğretimden” “fakülteyi bitirme” ve meslekte 15 yılını doldurma sürecinin sonuna kadar adam olamamış, yontulamamış sayıyor isen “cumhuriyet”in bir dağ köylüsünden mühendis, doktor, hâkim ve savcı çıkarma projesini, cumhuriyetin özündeki “eşitlik” ilkesini de kabul etmiyor ve içten içe snobe ediyor, küçümsüyorsun demektir. Demokrasiye gelene kadar akşam olur, daha gönlündeki padişahlık sistemi yıkılmamış demektir.
Zaten öyle değil miydi bugüne kadar sistem? Görünürde seçilmiş bir Çoban Sülü, köylü çocuğu bir Özal olacak, ama “devlet” dediğin mekanizma kan bağı ile Osmanlı’nın tercihen mason paşalarına, Jöntürk namıyla müsemma bir kalem/eylem erbabına, bir sancak yöneticisine, olmadı Sait Paşa’nın özel kâtibine, herhangi bir yalıda doğmaya, Mısır Apartmanı’na ille de bir “aristokratik” bağlantıya isnat edilebilecek birkaç aile ve bağlantılarından mürekkep geç dönem Osmanlı bürokratı/ iş çevresi/entelijansiyası tarafından yönetilecek.
Mesele şu arkadaşlar: Kâğıt üzerinde cumhuriyet kurulmuştu ama Osmanlı yıkılmamıştı. Şimdi cumhuriyet kuruluyor.
İkincisi filan değil, düpedüz birincisi. Kemal Tahir’in muştuladığı. Haydi hayırlı olsun. Cumhuriyetini seven “evet” desin.

 

 

 

 

 

 

 

Z

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim