• BIST 103.966
  • Altın 145,605
  • Dolar 3,4973
  • Euro 4,1834
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Ne Osmanlı İşgalci Ne de Araplar Haindi!'

Ne Osmanlı İşgalci Ne de Araplar Haindi!
Mısırlı tarihçi Muhammed Afifi, Türk-Arap ilişkilerini sadece Osmanlı'nın son 30 yılı referans alınarak yapılan değerlendirmelerin yanlış olduğunu söyledi. Kahire Üniversitesi Tarih Bölümü başkanı olan Afifi, Osmanlı'nın Arap ve Mısır coğrafyasındaki 400

Türkiye'nin Ortadoğu'da artan etkisi ve bölge ülkeleriyle gelişen ilişkileri, Arap medyasında sık sık yayınlanan makalelerde 'Yeni Osmanlı' başlığı altında tarihe göndermeler de yapılarak değerlendiriliyor. Bu göndermeler kimi zaman objektif olurken, kimi zaman da çok acımasız bir şekilde tarihî gerçeklerden uzaklaşması dikkat çekiyor.

Osmanlı'yı yanlış olarak sunanların temel referanslarının Osmanlı'nın son 30 yılı olduğunu ifade eden Mısır'ın önde gelen tarihçilerinden Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Muhammed Afifi, bu kişilerin Osmanlı'nın bölgedeki 400 yıllık hakimiyetini göz ardı ettiklerini ifade ediyor.

osmanlı algısı savaş sonrası değişti

'Osmanlı döneminde vakıflar ve Hıristiyanlar' üzerine yüksek lisans ve doktora yapan, Osmanlı konusunda çok sayıda kitabı ve makalesi bulunan Afifi, Zaman'a verdiği mülakatta 1. Dünya Savaşı sonrasında Arap dünyasındaki Osmanlı algısının tam bir şizofreniye dönüştüğünü ifade ediyor.

1. Dünya Savaşı öncesi Arapların kendilerini Osmanlı olarak gördüğünü ve Osmanlı'nın hilafetin merkezi olarak kabul edildiğini vurgulayan Afifi, Mısır'ın fethinin de Osmanlı topraklarının genişlemesinin doğal bir sonucu olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Savaşın yenilgiyle sonuçlanmasıyla birlikte Osmanlı'ya bakışın da tamamen değiştiğini vurguluyor.

Savaştan sonra Osmanlı'dan 'işgalci' ve 'gelişmenin önündeki engel' şeklinde bahsedilmeye başlandığını anlatan Afifi, bunda Avrupalı oryantalistler ve Arap milliyetçilerin başrol oynadığını ifade ediyor.

Afifi, "Altı yüzyıllık koca bir devlet, dünyanın büyük bir değişime uğradığı ve Osmanlı'nın da yıkılma döneminde bulunduğu çok kısacık bir döneme göre değerlendirildi." yorumunu yapıyor. Osmanlı'nın yıkılış döneminde Araplar arasında milliyetçi duyguların had safhada bulunduğunun altını çizen Afifi, bu ideolojik çıkışların, gerçeklerin saptırılmasına sebep olduğunu söylüyor.

Afifi, Osmanlı'nın yıkılmasıyla birlikte Arap dünyasında hilafet konusunda arayışların başladığını ve örneğin Müslüman Kardeşler hareketinin kuruluş sebebinin bu olduğunu anlatıyor.

Osmanlı döneminde yazılan pek çok eserde de görüleceği gibi Mısır'ın hiçbir zaman önemini yitirmediğini, Arap-İslam kültürünün önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünün altını çizerek, "Hatta bazı Osmanlı vezirleri, 17. yüzyılın başlarında Kahire'ye geldiklerinde kentin en az İstanbul kadar büyük ve görkemli olduğunu söyler." diyor.

Osmanlı'yı hakir görenlerin, modern Mısır'ın kurucusu olarak gösterilen Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya övgüler dizdiğini de söyleyen Afifi, "Mehmet Ali Paşa'nın bir Osmanlı valisi olarak, İstanbul'a bağlı olduğu unutuluyor." diyor.

Osmanlı'ya yönelik ilk saldırıların Mısır'ın İngilizler tarafından işgal edildiği 1882'den itibaren görülmeye başlandığını vurgulayan Afifi, tüm olumsuzluklara rağmen 1907 yılında Mısır'ın ünlü başbakanı Mustafa Kamil'in, ülkenin Osmanlı'nın bir parçası olduğunun altını çizdiğini aktarıyor.

"Osmanlı gelmeseydi Arap toprakları İspanyol ve Portekizlilerin işgaline uğrayacaktı." diyen Mısırlı akademisyen şu tarihî gerçeklere işaret ediyor: "Osmanlı'nın bölgeye gelişiyle bu ülkelerin sömürgeciliğe başlaması aynı dönemlere rastgelir. Özellikle Portekizliler Mısır ve Hicaz için ciddi bir tehditti. Osmanlı'nın bölgeye gelmesinden önce İspanyollar Libya, Cezayir, Tunus ve Fas'ın bir kısmını işgale başlamıştı bile."

'osmanlı anavatan'

Prof. Afifi, Kuzey Afrika'daki Arap ve Berberi liderlerin Osmanlı'nın himayesine girmek için İstanbul'a elçiler gönderdiğini hatırlatarak, "Bu şekilde Osmanlı, Arap topraklarının Avrupalıların işgali altına girmesini engellediği gibi, Arap topraklarını bir arada tutarak Arap kimliği, kültürü ve dilinin korunmasını da sağlamıştır." diyor.

Tıpkı Osmanlı'ya 'işgalci' diyen zihniyet gibi, Arapları 'hain' ilan eden zihniyetin de Osmanlı'nın sadece son 30 yılına baktığını belirten Mısırlı profesör, "Mesela milli kahramanımız Muhammed Ferid, 1. Dünya Savaşı esnasında yazdığı kitabında Osmanlı'nın kendileri için ana vatan olduğunu yazıyor. Aynı şekilde Nobel ödüllü edebiyatçımız Necib Mahfuz da edebi eserinde Osmanlı'nın savaşta hezimete uğraması karşısında tüm Mısırlıların ağladığını yazıyor." şeklinde konuşuyor.


Zaman

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim