• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Mustafa İslamoğlu'nun Kaleminden MİRAÇ

Mustafa İslamoğlunun Kaleminden MİRAÇ
Mustafa İslamoğlu'nun Miraç üstüne yazdığı iki yazısını AnalizMerkezi.com okurlarıyla paylaşıyoruz...

 

 

 

 

 

MİRAÇ

Sorumluluğunun bilincinde olan 'insan'ın, yüreğinin çeperlerine tutunarak, ruhunun imkanlarıyla manevi yücelişini sembolize eder "Mirac".

Mirac, "yükselmek, yukarı çıkmak, yücelmek" anlamına gelen uruc kökünden gelir. Tarihsel olarak ne zaman gerçekleştiği, kaç kez vuku bulduğu ve mahiyeti bizce meçhul olsa da, amacı net ve açıktır: "Linuriyehu min âyâtina: Hakikate atıf olan sembollerimizden bazılarını göstermek için.." (17:1)

Çünkü insan idraki, Mutlak Hakikati, semboller ve atıflar (ayetler) aracılığıyla kavramaya daha elverişlidir. Ne ki, bu sembol ve atıfları 'okumak' için bir uruc, bir çıkış, bir derinliğine ve dikeyine hicret gereklidir.

Hz. Peygamber'in miracı, onun şahsında, insanın 'imkanlarının' insana gösterilmesinden başka bir şey değildi. Ruhani yetenekler yardımıyla bu imkanların kullanılması halinde, eşyanın, zamanın ve mekanın kısıtlayıcı ve baskıcı ortamından ruhun özgür iklimine kanat çırpışın yolları gösteriliyordu. İşte bunun için Hz. Peygamber, bir "esas duruş dinamiği" olan namazı "mü'minin miracı" olarak niteliyordu.

Öyle ya, tüm namazlar, bir namazı bulmak için değil miydi; miraç olan namazı? Bunun anlamı, miracın sembolize ettiği hakikatle namazın sembolize ettiği hakikatin aynı olmasıydı: İnsanın, kendisini çepeçevre kuşatan zindanlardan kendi kendisini azad etmesi.

Huruç istikametini ruhunun özgür ufuklarından yana yapan insan, imkanlarının bittiğini sandığı en dar ve zor zamanlarında, hiç kullanmadığı yedek ama bitimsiz imkanlarının olduğunu farkediverecektir. Organizmanın, olayların, zamanın ve mekanın kıskacında kıpırdayamaz hale geldiğinde, kuşatılamaz ve tutuklanamaz olan aşkın boyutunu kullanması halinde "imkansız" dediği bir çok şeyin "mümkün" olduğunu, "olabilemez" dediği birçok şeyin "olabilirliğini" keşfedecektir.

Her mirac bir sınavdır. Tıpkı Hz. Peygamber'in Mirac'ının hem kendisi hem de etrafındakiler için bir sınav olduğu gibi. Mirac, sınav özelliği sayesinde kazandırır "sıddîkları". Her mirac bir 'insan eleği'dir; sadıkı kâzipten, dostu düşmandan ayırır.

Mirac, bir görev tekmilidir. Sorumluluğunun bilincinde olanlar ve onu yerine getirenler sorumlu oldukları makama 'tekmil/hesap vermek' için can atarlar. Sorumsuzların hesap vermeye can attığı nerede görülmüş? Onların adetidir hesaptan kaçmak. Çünkü, sorumluluklarını yerine getirmemiş, hak ve yükümlülüklerine sahip çıkmamıştır.

Bütün bu özellikleriyle, her miraç bir "ödül töreni" bir "teselli mükafatı"dır. "Sevgi" eksenine oturtulmuş bir insan-Allah ilişkisi, aşk ehlinin "gülden terazi yaparlar/gül ile gülü tartarlar/gül alırlar gül satarlar/çarşı pazarı güldür gül" dediği gibi; zahmeti aşk, sorumluluğu aşk, hakkı aşk, görevi aşk, ödülü aşk, teşekkürü aşk olan bir 'muhabbet kaynağı' olur.

Mirac'a ilişkin tarihsel bilgilerimizden bir çoğu, daha sahabe tarafından tartışılmıştır.

Hz. Aişe, ünlü "üç şeyi söyleyen Allah'a iftira etmiş olur" hadisinde, "kim Muhammed Rabbini gördü derse Allah'a iftira etmiş olur" der. Ona ve sahabi İbn Mes'ud'a göre Hz. Peygamber'in Necm suresinde gördüğü aktarılan Melek Cebrail'dir. Necm Suresi dikkatle incelendiğinde, Hz. Aişe'nin ve onun gibi düşünenlerin yaklaşımı doğruya daha yakın görünmektedir. Kaldı ki, Necm suresinde aktarılan gaybi müşahade olayının, İsra ve Miraç'tan ayrı ve daha önce olması da muhtemeldir.

İsra Suresi'nde yer alan "el-Mescidu'l-Aksa"nın, Hz. Peygamber'in dilinde genellikle "îliyâ" (İbranice Eliya) olarak anılan kudüs'te yer alan "Mescidu'l-Aksa" mı, yoksa 'Kâbe'nin Arş'taki aslı olan' ve bir rivayette meleklerin tavaf ettiği "el-Mescidu'l-Aksa" mı olduğu tartışması, Muhammed Hamidullah'ın parantez açıp da kapatmadığı bir tefsir problemi olarak durmaktadır.

Bakara suresinin son ayetlerinin Mirac gecesi verildiğini söyleyen rivayetin, adı geçen surenin Medine'de indiğinde kimsenin ihtilaf etmediği gözönüne alınırsa, sorunlu bir rivayet olduğu ve paranteze alınması gerektiği anlaşılacaktır.

Tarihsel Mirac'ın yeri ve zamanı gibi "nasıl gerçekleştiği" de tartışılmıştır. Başta Hz. Aişe olmak üzere bazı seçkin sahabilerin de söyledikleri gibi bu Hz. Peygamber'e teselli olarak verilen "ruhani bir müşahade" olayıdır. Bu müşahadenin Hz. Peygamber'in hayatında bir kez değil birkaç kez yaşanmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Aslolan, Mirac'ın tarihsel olarak zaman, mekan ve mahiyetinin sırrına ermek değil, Mirac'ın bu ümmete verdiği engin mesajı her bir mü'minin ruhunda hissetmesi ve kendi miracının zeminini hazırlayarak onu gerçekleştirmesidir.

Bir Miraç gecesine daha esaret altında bir Kudüs'le girmek... İşte İsra suresinde, neden İsra ve Miraç'la ilgili ilk ve tek ayetin hemen ardından Müslüman İsrailoğulları'nın Yahudileşme sürecine dikkat çeken ayetlerin geldiğinin ipuçlarını arayacağımız nokta. 

____________________________________

 

Miraç: 'İlerleme' Mitine Karşı 'Yücelme' Hakikati 

Her peygamberin miracı var. Her peygamber, hayatlarının "bittim" noktasında miraçla teselli edilmiştir. Peygamberlerin "bittim" niyazı "abduhu: O'nun kulu" gerçeğinin, Allah'ın "yettim" mesajı "rasuluhu: O'nun elçisi" gerçeğinin ifadesidir. Aslında miraç, peygamber gayretine sunulmuş ilahi bir teselli armağanı, manevi bir hediyedir.

Ademoğlu'nun sembol atası Adem'in miracı Allah'a karşı hatasından dolayı yaşadığı hüznün zirvesinde gerçekleşti. Af müjdesini işte böyle bir miracın sonunda almıştı. Kur'an'ın ifadesiyle "Adem Rabbinden kelimeler almış/Adem'e Rabbinden kelimeler ulaşmıştı" (ayet iki anlama da açıktır). Tevatüre göre bunun mekanı Arafat idi. Arafat, yani marifet, yani kendini/haddini/kadrini bilme mekanı. Zaten insan ucunda marifet yoksa, niçin "yükselir", nice yücelir, nasıl miraç eder ki?

Nuh Peygamber'in miracı hüznünün zirvesinde gerçekleşmişti. Bir insanın şu dünyada yaşayabileceği en uzun ömrü tasavvur edin. İşte o, çocukluk süresi hariç, böyle bir ömrü davet yolunda harcamış, fakat li-hikmetin, ancak bir avuç insana ulaşabilmişti. Onlar arasına onca çabasına rağmen bazı yakınlarını katamamıştı. Karada gemi yapma emri, onun miraç hediyesiydi. Tufan, tuğyan ehli için bir felaket haberi, iman ehli için bir kurtuluş müjdesi oldu.

İbrahim Peygamber'in miracı ateşin içinde gerçekleşti. O, kendisine yardım için gelen vahiy meleğine, işte bu ruhi yüceliş sayesinde "Rabbim bana yeter" diyebilmişti. Hiçbir ateşin böylesine saf bir aşk ve imanı yakamayacağının örneğini ortaya koydu.

Oğlu İsmail peygamber kurban edilirken, Yusuf peygamber kuyuya atılırken, Yunus peygamber denizden kurtulurken, Musa peygamber büyütüldüğü saraya peygamber olarak atanırken, İsa peygamber düşmanları kendisini astıklarını sanırken miraçlarını yaşadılar.

Peygamberimiz de davet sürecinin en zor yıllarında miracla ödüllendirildi. Bedenin bittiği an, ruhun önünde ufuklar açılırdı. Miraçla bu gerçek gösterildi. Onun son miracı, çevrenin baskısının en şiddetli anında yaşanmıştı. Allah Rasulünün miracı hakkında sorular sorup, cevaplarını Kur'an'dan alalım:

-Rasulullah bir kez mi miraç etti?
-Necm suresi bu soruya, birden fazla diyor (13).
-Rasulullah miracta ne gördü?

-"Rabbinin ayetlerinden bir kısmını" gördü (17:1). Gördüğü ayetlerin en büyüğü vahiy meleği idi (53:18). Onu, asli suretinde gördüğünü Allah Rasulü ifade etti. Yine miraçta müminlere vaat edilen cennet bir biçimde gösterildi (53:15).

-Mirac beden ve ruhla mı, sadece ruhla mı, yoksa rüya yoluyla mı gerçekleşti?

-İsra 60. ayet: "Sana gösterdiğimiz bu rü'yayı (görme olayı) insanlar için bir imtihan/fitne kıldık" diyor. Hz. Aişe Allah Rasulü'nün miracını ruhun bir müşahedesi olarak niteliyor. İsra 1. ayet bu konuda fitneye düşmememiz için, isra ve miraçla ilgili tüm yorumların kırmızı çizgilerini çiziyor. Bu çizgiler, ayette üç noktada somutlaşıyor: 1) Ayet, "sübhan" gibi Allah'a ilişkin tüm tasavvurların her tür beşerileştirmenin uzağında olması gerektiğini ifade eden tenzih kelimesiyle başlıyor. 2) "Kulunu" ifadesiyle, her tür yorumun Allah Rasulü'nün beşerliği temelinde yapılması gerektiğine işaret ediyor. 3) Ayetin sonunda yer alan "..zira O, evet sadece O'dur her şeyi işitip gören" cümlesi, Rasulullah'a neden "Rabbinin ayetlerinin bir bölümünün gösterildiğini" açıklıyor. Bu üç sınır, miraç hakikatini yorumlarken, aşmamamız gereken ilahi sınırlar olarak ortaya konuyor.

Gelelim, miracın aktüel değerine: Miraç, yücelmeyi ifade eder. Miracın tam karşı kutbunda "dünyevileşme" yer alır. Dünyevileşmek, "edna olana/en alçak olana" çakılıp kalmaktır. Dünyevileşme, "değerle" değil, "fiyatla" ilgilenenlerin derdidir. Onlar kendi sahte miraclarının adını "ilerleme" koydular. Ruhlarını sattılar, cesetlerine yedirdiler. Neticede, bir avuç dünyevileşmişin ilerleme miti, insanlığa çok pahalıya patladı, azgın bir azınlık dışında kalan bütün insanlığı mutsuzluğa boğdu. Dünyanın geldiği nokta bunun göstergesidir.

Onları ilerleme mitleriyle baş başa bırakıp, biz miracımıza sahip çıkalım? Bunu nasıl mı yapalım? Salatı ikame ederek, namazı/duayı/desteği ayaklandırarak, Allah'a karşı esas duruşumuzu/klas duruşumuzu bozmayarak.

Mustafa İslamoğlu

www.mustafaislamoglu.com

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim