• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Muhalefetin Ahlakı Yok Mu?

Muhalefetin Ahlakı Yok Mu?
En önemli ahlaki kriter, başkası kullandığında rahatsız olduğumuz yöntemleri, "düşmanımıza" karşı dahi kullanmamaktır. Özgün Duruş'tan Enver Gülşen'in analizi

 

 

 

 

 

 

Türkiye birkaç gündür CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile bir hanımın gayrimeşru ilişkilerinin yer aldığı iddia edilen bir video ile meşgul oluyor. Video, birkaç gün önce Vakit Gazetesi’nin internet sitesinde yarım saat süreyle duruyor ve sonradan yayından çekiliyordu. Videoyu izleyen, izlemeyen birçok köşe yazarı bu konuda yazıyor birkaç gündür.
Bu konunun birkaç boyutu var benim açımdan. Birinci boyut, CHP gibi, hemen bütün yazılarımda muhalefet ettiğim ve Türkiye’nin demokratikleşmesi önünde en büyük engel olarak gördüğüm bir siyasi partinin genel başkanının söz konusu olmasıdır. İkinci boyut, siyasetteki yolların hepsini tıkamak ve Türkiye’yi ebedi bir militarist cendere içinde tutmak için her türlü kirli oyunu oynayabilen bir siyasi partinin kendi başına böyle bir şeyin gelmiş olmasıdır. Üçüncü boyut ise, bu kaseti ortaya çıkaran ve yayımlayan gazetenin temsil ettiği farz edilen dünya görüşüyle, böyle bir kasetin yayımlanması arasındaki ilişkidir.
CHP ve Siyaset Dışılık
CHP’nin, demokrasi karşıtı bir siyasi parti olduğunu ve siyaset dışı yolların tümünü gayri meşru yollardan kullanarak, bu ülkenin demokratikleşmesinde, sivilleşmesinde büyük bir engel oluşturduğunu düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve toplumsal tarihi, bu partinin temsil ettiği zihniyetin kendi halkına karşı giriştiği sindirme kampanyaları ile doludur. İdeolojisinin çizdiği rota dışında kalan siyasi ve toplumsal hareketleri önce yargı yoluyla, olmazsa da ordu yoluyla dümdüz etme girişimleri CHP’nin tarihi kadar eskidir bu ülkede. Toplumu, militarizmin meşruiyet zemini bulabileceği bir ortamı yaratmak üzere manipüle etmek için türlü “gayri-meşru” yollar kullanmış bir siyasi hareket söz konusudur bu anlamda. Dolayısıyla CHP’ye yönelik bir empati – CHP sempatizanı değilseniz - kurabilmenin bu şartlarda son derece zor olduğunu da kabul ediyorum.
CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’ı insan olarak çok sevdiğimi söyleyemem. Siyaset yapma biçimini hiçbir zaman ahlaki ve insani bulmadım. Baykal, kendi dünya görüşüme göre ilk bakışta kolaylıkla vicdanımdan “sınır dışı” edebileceğim bir insan bu anlamda. Üstelik “nasılsa onlar her türlü kirli propagandayı yapıyorlar ve bu konuda insanî ve ahlakî açıdan bir ilke gözettikleri de yok; o zaman ‘bizim taraf’ da karşıt yıpratma politikası izleyebilir” diye düşünebilmek de ilk bakışta çok kolay. Peki gerçekten böyle midir?
Görüntüleri internet sitesinde yayımlayan Vakit Gazetesi’nin, görüntülerin yayımlandığı geceden bir gün önce – bence son derece haksız bir şekilde - bir buçuk trilyonu bulan bir tazminat cezasına çarptırılması olayı daha da karmaşıklaştırıyor. Görüntülerin yayımlanması, Vakit’in kendisini haksız şekilde cezalandıran bir zihniyete “intikamı” olarak görülebilir mi peki?
Ahlakî Bir Muhalefetin İmkânı
Kendisini Müslüman olarak tanımlayan ve herkesin insanca yaşayabileceği ahlakî bir dünya için nasıl bir demokrasi inşa edilebilir sorularını dert edinmiş birisi olarak, Vakit Gazetesi’nin eylem ve söylem tarzını kendime çok uzak bulduğumu peşinen söylemeliyim. Ancak konuyu bu gazetenin temsil ettiği zihniyetin bir tür Müslümanlık olduğu ön-kabulüyle ele almak son olaylarda bir tavır belirleyebilmek açısından bir çıkış noktası olabilir.
Muhalefetin – en büyük düşmana dahi yapılsa - uyması gereken bazı ahlakî kriterleri olduğunu düşünüyorum. En önemli kriter, başkası kullandığında rahatsız olduğumuz yöntemleri, “düşmanımıza” karşı dahi kullanmamaktır. Ahlakî bir muhalefet, ahlaklı bulmadığımız yöntemlerden, ahlaklı ve doğru sonuçlar elde edilemeyeceğini bilmekten geçer. Kara propagandalara ve belden aşağı vurmalara karşıysak, bunu asla diğeri için kullanamayız. Hatanın, yanlışın tarafı olmayacağını; hatalı ve yanlış yollardan muhalefetin, insanı Allah’a götürmek iddiasında bile olsa, çıkacağı noktanın şeytanın ini olduğunu anlamak gerekiyor. Bu anlamda “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun…(Mâide 8)” düsturunu ilke edinmekten geçer ahlakî muhalefet.
Yanlış Yol, Doğru Hedefe Gitmez!
Öncelikle böyle bir videonun yayımlanmasından nasıl bir çıkar beklenir sorusunu sormak gerekiyor. Baykal’ın bu yolla “rezil edilmesi” CHP zihniyetine yapılan bir muhalefet içinde değerlendirilebilir mi gerçekten? Normal şartlarda sözü edilen gazetenin sitesinde – kişiden bağımsız düşünülürse - böyle görüntülerin hiçbir şekilde yer alamayacağını biliyoruz. Peki, insanlar, birilerini yıpratmak uğruna kendi ilkelerini çiğnediklerinde gerçekten yıpranan kim olacaktır? Baykal’ın bu yolla “rezil edilmeye” kalkışılması - görüntüler montajsız ve gerçekten Baykal’a ait olsalar dahi – görüntüleri yayımlayanı daha çok rezil eden bir şey değil midir?
Bu ülkenin medyasının, Türkiye siyasetinin kavga gürültülerine en çirkin yollardan katıldığı bilinmeyen bir şey değil. Siyasi köşe kapmacaların medyadaki ahlaksızlığın bütün zincirlerini boşalttığı da… Bütün bu hengâme, belki de en önemli muhalefet - ya da daha sert bir tabirle kavga – kuralını unutturuyor bizlere. Medya icat edilmeden ve mertlik bozulmadan önce bildiğimiz bir kuralı… Savaşırken, ölürken hatta öldürürken bile, bunları mertçe yapmalı diye düşünürdük bir zamanlar. Hele ki Müslümanların en önemli ahlakî düsturu buydu. Can verirdik; ama mertlikten taviz vermezdik.
Ne oldu da, gittikçe itiraz ettiklerimize, kızdıklarımıza ve kendilerine karşı muhalefet geliştirdiklerimize benzemeye başladık? Ne oldu da, başkaları kullandığında lanetlediğimiz çirkin yöntem ve taktikleri kullanır olduk? Belki de olan şey, alternatif bir dünya görüşü ve ahlakî bir tutum yönünde ısrar etmek yerine, tüm merkezimizi muhalefet ettiklerimize göre belirlememizdir! Kendimizi tanımlarken, düşman olurken, meşruiyet geliştirirken bazen negatif, bazen pozitif ama mutlaka aynı merkezden hareket ettik. Modernliğe karşı olduk; ama o modernliğin çirkinliklerine, çürümelerine karşı geliştirdiğimizi sandığımız ideolojilerin bile merkezini modernliğe göre belirledik. Ahlaksızlığa, medyanın çürümesine muhalefet ederken dahi çürümüşü referans aldık. Ve böylece kötülüğün, çirkinliğin, belden aşağı vurmanın sadece karşıt tarafları olduk; aynı madalyonun öteki tarafına atılmış bir damga olmaya başladığımızın farkına varamadan üstelik!
Baykal’ı hayatımda ilk defa bir mazlum olarak görüyorum bugün. O videodaki (ki bakmayı ve görmeyi reddettiğim görüntülerdir onlar) ister Baykal olsun, ister görüntüler montaj olsun… Baykal’ın yaptığı ya da yapmadığı eylemin değerlendirmesinden bağımsız olarak bu böyledir… Zira zalimin dahi, bir başka zulüm karşısında mazlum olma hakkı saklıdır benim ahlakımda!
Türkiye birkaç gündür CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile bir hanımın gayrimeşru ilişkilerinin yer aldığı iddia edilen bir video ile meşgul oluyor. Video, birkaç gün önce Vakit Gazetesi’nin internet sitesinde yarım saat süreyle duruyor ve sonradan yayından çekiliyordu. Videoyu izleyen, izlemeyen birçok köşe yazarı bu konuda yazıyor birkaç gündür.
Bu konunun birkaç boyutu var benim açımdan. Birinci boyut, CHP gibi, hemen bütün yazılarımda muhalefet ettiğim ve Türkiye’nin demokratikleşmesi önünde en büyük engel olarak gördüğüm bir siyasi partinin genel başkanının söz konusu olmasıdır. İkinci boyut, siyasetteki yolların hepsini tıkamak ve Türkiye’yi ebedi bir militarist cendere içinde tutmak için her türlü kirli oyunu oynayabilen bir siyasi partinin kendi başına böyle bir şeyin gelmiş olmasıdır. Üçüncü boyut ise, bu kaseti ortaya çıkaran ve yayımlayan gazetenin temsil ettiği farz edilen dünya görüşüyle, böyle bir kasetin yayımlanması arasındaki ilişkidir.
CHP ve Siyaset Dışılık
CHP’nin, demokrasi karşıtı bir siyasi parti olduğunu ve siyaset dışı yolların tümünü gayri meşru yollardan kullanarak, bu ülkenin demokratikleşmesinde, sivilleşmesinde büyük bir engel oluşturduğunu düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve toplumsal tarihi, bu partinin temsil ettiği zihniyetin kendi halkına karşı giriştiği sindirme kampanyaları ile doludur. İdeolojisinin çizdiği rota dışında kalan siyasi ve toplumsal hareketleri önce yargı yoluyla, olmazsa da ordu yoluyla dümdüz etme girişimleri CHP’nin tarihi kadar eskidir bu ülkede. Toplumu, militarizmin meşruiyet zemini bulabileceği bir ortamı yaratmak üzere manipüle etmek için türlü “gayri-meşru” yollar kullanmış bir siyasi hareket söz konusudur bu anlamda. Dolayısıyla CHP’ye yönelik bir empati – CHP sempatizanı değilseniz - kurabilmenin bu şartlarda son derece zor olduğunu da kabul ediyorum.
CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’ı insan olarak çok sevdiğimi söyleyemem. Siyaset yapma biçimini hiçbir zaman ahlaki ve insani bulmadım. Baykal, kendi dünya görüşüme göre ilk bakışta kolaylıkla vicdanımdan “sınır dışı” edebileceğim bir insan bu anlamda. Üstelik “nasılsa onlar her türlü kirli propagandayı yapıyorlar ve bu konuda insanî ve ahlakî açıdan bir ilke gözettikleri de yok; o zaman ‘bizim taraf’ da karşıt yıpratma politikası izleyebilir” diye düşünebilmek de ilk bakışta çok kolay. Peki gerçekten böyle midir?
Görüntüleri internet sitesinde yayımlayan Vakit Gazetesi’nin, görüntülerin yayımlandığı geceden bir gün önce – bence son derece haksız bir şekilde - bir buçuk trilyonu bulan bir tazminat cezasına çarptırılması olayı daha da karmaşıklaştırıyor. Görüntülerin yayımlanması, Vakit’in kendisini haksız şekilde cezalandıran bir zihniyete “intikamı” olarak görülebilir mi peki?
Ahlakî Bir Muhalefetin İmkânı
Kendisini Müslüman olarak tanımlayan ve herkesin insanca yaşayabileceği ahlakî bir dünya için nasıl bir demokrasi inşa edilebilir sorularını dert edinmiş birisi olarak, Vakit Gazetesi’nin eylem ve söylem tarzını kendime çok uzak bulduğumu peşinen söylemeliyim. Ancak konuyu bu gazetenin temsil ettiği zihniyetin bir tür Müslümanlık olduğu ön-kabulüyle ele almak son olaylarda bir tavır belirleyebilmek açısından bir çıkış noktası olabilir.
Muhalefetin – en büyük düşmana dahi yapılsa - uyması gereken bazı ahlakî kriterleri olduğunu düşünüyorum. En önemli kriter, başkası kullandığında rahatsız olduğumuz yöntemleri, “düşmanımıza” karşı dahi kullanmamaktır. Ahlakî bir muhalefet, ahlaklı bulmadığımız yöntemlerden, ahlaklı ve doğru sonuçlar elde edilemeyeceğini bilmekten geçer. Kara propagandalara ve belden aşağı vurmalara karşıysak, bunu asla diğeri için kullanamayız. Hatanın, yanlışın tarafı olmayacağını; hatalı ve yanlış yollardan muhalefetin, insanı Allah’a götürmek iddiasında bile olsa, çıkacağı noktanın şeytanın ini olduğunu anlamak gerekiyor. Bu anlamda “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun…(Mâide 8)” düsturunu ilke edinmekten geçer ahlakî muhalefet.
Yanlış Yol, Doğru Hedefe Gitmez!
Öncelikle böyle bir videonun yayımlanmasından nasıl bir çıkar beklenir sorusunu sormak gerekiyor. Baykal’ın bu yolla “rezil edilmesi” CHP zihniyetine yapılan bir muhalefet içinde değerlendirilebilir mi gerçekten? Normal şartlarda sözü edilen gazetenin sitesinde – kişiden bağımsız düşünülürse - böyle görüntülerin hiçbir şekilde yer alamayacağını biliyoruz. Peki, insanlar, birilerini yıpratmak uğruna kendi ilkelerini çiğnediklerinde gerçekten yıpranan kim olacaktır? Baykal’ın bu yolla “rezil edilmeye” kalkışılması - görüntüler montajsız ve gerçekten Baykal’a ait olsalar dahi – görüntüleri yayımlayanı daha çok rezil eden bir şey değil midir?
Bu ülkenin medyasının, Türkiye siyasetinin kavga gürültülerine en çirkin yollardan katıldığı bilinmeyen bir şey değil. Siyasi köşe kapmacaların medyadaki ahlaksızlığın bütün zincirlerini boşalttığı da… Bütün bu hengâme, belki de en önemli muhalefet - ya da daha sert bir tabirle kavga – kuralını unutturuyor bizlere. Medya icat edilmeden ve mertlik bozulmadan önce bildiğimiz bir kuralı… Savaşırken, ölürken hatta öldürürken bile, bunları mertçe yapmalı diye düşünürdük bir zamanlar. Hele ki Müslümanların en önemli ahlakî düsturu buydu. Can verirdik; ama mertlikten taviz vermezdik.
Ne oldu da, gittikçe itiraz ettiklerimize, kızdıklarımıza ve kendilerine karşı muhalefet geliştirdiklerimize benzemeye başladık? Ne oldu da, başkaları kullandığında lanetlediğimiz çirkin yöntem ve taktikleri kullanır olduk? Belki de olan şey, alternatif bir dünya görüşü ve ahlakî bir tutum yönünde ısrar etmek yerine, tüm merkezimizi muhalefet ettiklerimize göre belirlememizdir! Kendimizi tanımlarken, düşman olurken, meşruiyet geliştirirken bazen negatif, bazen pozitif ama mutlaka aynı merkezden hareket ettik. Modernliğe karşı olduk; ama o modernliğin çirkinliklerine, çürümelerine karşı geliştirdiğimizi sandığımız ideolojilerin bile merkezini modernliğe göre belirledik. Ahlaksızlığa, medyanın çürümesine muhalefet ederken dahi çürümüşü referans aldık. Ve böylece kötülüğün, çirkinliğin, belden aşağı vurmanın sadece karşıt tarafları olduk; aynı madalyonun öteki tarafına atılmış bir damga olmaya başladığımızın farkına varamadan üstelik!
Baykal’ı hayatımda ilk defa bir mazlum olarak görüyorum bugün. O videodaki (ki bakmayı ve görmeyi reddettiğim görüntülerdir onlar) ister Baykal olsun, ister görüntüler montaj olsun… Baykal’ın yaptığı ya da yapmadığı eylemin değerlendirmesinden bağımsız olarak bu böyledir… Zira zalimin dahi, bir başka zulüm karşısında mazlum olma hakkı saklıdır benim ahlakımda!

ÖZGÜN DURUŞ

 

 

 

Y

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim