• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Mr&Mrs Brown Casus Çıktı!

Mr&Mrs Brown Casus Çıktı!
Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yedi yıldır sürdürdüğü gizli operasyon kapsamında 1999'dan beri ABD'de yaşayarak Moskova hesabına casusluk faaliyeti yapan 11 kişiyi yakaladı.

 

 

 

 

Boyunca iki oğlu vardı kadının ve onlar adına, komşulardan özür dilemeye alışmıştı artık. Delikanlılar, sık sık lise arkadaşlarını eve toplayıp azgın partiler düzenliyor; müziğin, kahkahaların geç saatlere kadar dinmediği bu gecelerin sabahında, ilk iş yan kapıyı çalıyordu Tracey Foley... Hoş bir kadındı; kırklarındaydı. Kocası Donald Heathfield’le gayet uyumlu bir çift, iyi bir anne- baba izlenimi veriyorlardı.

“Evet, gürültücü çocukları vardı ama gayet kibardılar,” diyor yan komşuları Bayan Montse Monne-Carbero onlar için. “Tracey ne zaman gelip, çocuklar için özür dilese, ‘aldırma’ derdim, ‘hepimiz gençtik zamanında.’ Üstelik iki oğlan, her kış, kapımın önünde biriken karı kürerlerdi...” Monne-Carbero, iki gece öncesine kadar, komşularının “Kanadalı” olduğunu sanıyordu; “Tracey emlakçılık yaptığını söylemişti bana... Şüphelenmek aklımın köşesinden bile geçmedi.”

Donald Heatfield’ın patronunun tepkisi de benzer. Global Partners adlı danışmanlık şirketinin başındaki Paul Hesselschwerdt, “Şoktayım” diyor, “Don, harika bir çalışandı. 2000 yılından beri bizim için satış danışmanlığı yapıyor. 1999’da Amerika’ya yerleştiğini biliyorum. 2006’da part-time çalışmaya başlamak istediğini söyledi; sonra bir yıl gidip Fransa’da kaldı bizim için, bir çalıştaya katıldı... Kanadalı olduğu için Fransızcası iyiydi.”

 

Nükleer sırların peşinde...

Tracey Foley ve Donald Heathfield, muhtemelen Kanadalı değillerdi; emlakçılık ve satış danışmanlığı yaparak geçinmiyorlardı; resmen evli oldukları sanılmıyor; birlikte yaşadıkları iki gencin anne-babası olup olmadıkları ise henüz kesinlik kazanmadı. Kesin olan Foley ile Heatfield’ın, pazar gecesi, Harvard Üniversitesi kampusuna yürüyüş mesafesindeki apartmanlarından polis tarafından alınıp götürüldükleri...

“Dünyanın metrekareye en fazla Nobel ödülü sahibi düşen kasabası” diye tanımlanan Cambridge’de yaşayan çift, şimdi Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanlarınca sorgulanıyor. Önceki sabah, Boston Bölge Mahkemesi’ne çıkarıldılar ve kefaletle serbest bırakılıp bırakılmayacakları perşembe günü anlaşılacak. Foley ve Heathfield hakkında hazırlanan iddianame ise, Rusya Gizli Servisi KGB’nin halefi niteliğindeki SVR hesabına casusluk yaptıklarını söylüyor. Bu iddia doğrulanırsa, beş yıl hapis yatacaklar.

İddianamede, Heathfield’ın 2004’te Moskova’daki müdürüyle arasındaki gizli yazışmanın bilgileri de var. FBI ve CIA’in işbirliğiyle deşifre edildiği anlaşılan kriptolarda şöyle diyor Heathfield: “Amerikan hükümetinin, nükleer silah geliştirmeyle ilgili stratejik planlama yapan araştırma ünitesinden bir yetkiliyle temas kurmayı başardım...”

Ertesi yıl yine SVR’nin merkezine gönderdiği bir başka mesajda ise; Başkan’a bağlı Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski bir çalışanıyla olan iletişimini aktarıyor.

Cambridge’deki komşusundan özür dilemekte hiç kusur etmeyen Tracey Foley’ye Moskova’dan şifreli mesajla gelen “Sahte Britanya pasaportun hazır. 32’nci sayfayı imzala” emri de yine iddianamede. Çiftin ayrıca “görev” emriyle yaptıkları bir seyahat için 1125 dolar, bir eğitim semineri içinse 3600 dolar harcadıkları, Rusya’daki merkezlerine ilettikleri faturalarla kanıtlanıyor. Boston Globe gazetesi ise, Foley ile Heathfield’ın pazartesi sabahı, haklarındaki suçlamalar konusunda mahkemeye hiçbir şey söylemediklerini, sadece duruşmaya gelen iki “oğulları” ile birkaç kelime Fransızca konuşmakla yetindiklerini yazıyordu dün.

 

Roma’da Romalılar gibiyiz

Amerika’da pazar gecesi “Rus casusu” oldukları iddiasıyla yakalanan tek çift, Foley ile Heathfield değildi. Cambridge’e arabayla birkaç saat mesafedeki New Jersey eyaletine bağlı tipik bir banliyö olan Montclair’de de benzer bir operasyon gerçekleştirildi.

Uzaktan değil sadece, yakından bakanların da, “Amerikan rüyasının müşahhas hali” deyip geçeceği kadar sıradan, sakin ve sevimli bir karı-koca olan, ilkokula giden iki kız çocuk sahibi Richard ile Cynthia Murphy, çiçekler içindeki evlerinden komşularının gözü önünde alınıp götürüldüler. On beş yaşındaki Jessie Gugig, bu sahneyi izlerken, kendisine uzatılan mikrofona, “Buna inanamam. Baksanıza mahalledeki en güzel ortancalar onlarındı. Böyle ortanca yetiştiren casus olur mu” diyordu şakayla karışık bir şaşkınlık içinde.

Richard ve Cynthia Murphy hakkındaki iddianame ise başka şeyler söylüyor. Çiftin, casusluk jargonunda “steganografi” diye bilinen “internetteki görsel imajların içine kodlanmış yazı yerleştirme” tekniğinde uzman oldukları anlaşılıyor. FBI, bu imajlardan birinin 27 harflik şifresini kırmayı başarınca, Richard ve Cynthia Murphy’nin Moskova ile gizli yazışmalarını okumaya da başlamış.

İddianameye yansıyan, deşifre edilmiş bu yazışmalardan biri, Murphy’lerin Montclair’de satın alma girişiminde bulundukları bir eve ilişkin. Yazışmada kısaca “C” koduyla belirtilen “Moskova’daki merkez,” evin tapusunu kendi üzerlerine yapmalarının sorun yaratabileceğini düşünüyor; çiftin buna tepkisini yansıtan mesaj şöyle:

“Bize öyle geliyor ki ‘C’ burada bir ev satın almamızın Amerika’daki asıl misyonumuzdan sapma anlamına geldiği kanısında. Oysa bizce bu, tam tersine, buradaki uzun süreli kalışımızın doğal sonucu sayılmalıdır. Hem böylece barınma sorununa pratik bir çözüm bulmuş olduk, hem de ev sahibi olmanın bu kadar değerli sayıldığı bir topluma uyum gösterdik. Yani, Roma’da Romalılar gibi davrandık.”

İddianameye bakılırsa,Richard Murphy sadece Montclair’de değil, Roma’da da Romalılar gibi davranmış; deşifre edilen emirlerden birinde Moskova, Murphy’ye “Roma’ya İtalyan kimliğinle git, filanca ajanla buluş ve sahte İrlanda pasaportunu teslim al” talimatını veriyor.

 

Hamburger zirvesinin yapıldığı yerde

FBI ajanları haftasonunda, Cambridge ve Montclair’deki gözaltıların yanı sıra, New York’un Yonkers, Virginia’nın Arlington adlı yerleşimlerinde de eşzamanlı operasyonlar gerçekleştirdi. 1999’dan itibaren, Rusya hesabına casusluk yapma amacıyla ABD’ye yerleşmiş, “Amerikalı” gibi yaşayagelmiş toplam 10 şahıs şimdi Amerikan devletinin elinde. Çetenin 11’inci üyesi, hatta muhtemel elebaşı olduğundan kuşkulanılan Christopher Metsos ise dün Güney Kıbrıs’ta yakalandı, ancak kefaletle serbest kaldı.

Amerika’da yakalananlar arasında, Washington’a nehrin öte yakasından bakan ve başkent bürokrasisinin geniş bir kesiminin yaşadığı yemyeşil bir şehir olan Arlington’da mûkim Mikhail Semenko da var. Semenko otuzuna henüz basmak üzere olan bir Rus; iddiaya göre, Moskova’nın son dönemde yetiştirdiği en parlak ajanlardan biri. Arlington’daki komşuları, “Çok yakışıklı, müthiş zevkli giyinen, Mercedes S-500 kullanan bir işadamıydı” diyorlar onun için, “Kumral bir sevgilisi vardı, aralarında Rusça konuşurlardı ama İngilizceleri mükemmeldi.”

İddianameden anlaşılan o ki, FBI, Semenko’nun telefonlarını uzunca bir süredir dinliyormuş. Bu konuşmalardan birinde, Rus ajanı olduğundan şüphelenilen bir başka şahıs Semenko’yu arıyor ve buluşmak için sözleşiyorlar. O sırada, “Biz 2004’te Pekin’de karşılaşmış olabiliriz” diyor arayan kişi; Semenko kendinden emin yanıtlıyor: “Evet, bu da mümkün ama bence Harbin’de karşılaşmıştık.”

İşin ilginci, Semenko’nun pazar akşamı gözaltına alındığı yer, Ray’s Hell Burger adlı hamburgerciye yürüyüş mesafesinde. Ray’s Hell Burger, Arlingtonlılar dışında kimsenin pek bilmediği ucuz bir lokantayken, geçen perşembe, Başkan Barack Obama, Rusya lideri Dimitrıy Medvedev’le zirve yemeğini, Beyaz Ev yerine burada yemeyi tercih edince, bir anda dünya çapında üne kavuştu. O sırada Medvedev’in muhtemelen bilmediği, Obama’nın ise bilip söylemediği şey, FBI’ın yedi yıldır devam eden gizli soruşturmasının sonuna yaklaştığı ve Rusya için çalıştığından kuşkulanılan casuslar çetesinin çökertilmesi için artık günlerin sayılı olduğuydu.

 

LeCarré’yi kıskandıracak teknikler

Medvedev’in olaya tepkisi, tahmin edilebileceği gibi, sert oldu. Rusya yönetimi, ABD makamlarının operasyonla ilgili yeterli açıklama yapmadıklarını belirtti; casusluk iddiasını reddetti ve gözaltıların Medvedev-Obama buluşmasından hemen sonra gerçekleşmesini “manidar” bulduğunu duyurdu.

Amerikalı yetkililer ise, meseleyi siyasetin sahasından hukukun sahasına aktarmış görünüyorlar; ABD Adalet Bakanlığı Sözcüsü Dean Boyd, yakalanan 11 kişinin “Rusya Federasyonu’nun yasadışı ajanları olmak” suçuyla yargılanacaklarını, dokuzunun ise aynı zamanda “karapara aklama” ithamıyla karşı karşıya olduklarını duyurdu. Boyd ayrıca, “Karar tabii ki mahkemelerin ama biz hükümet olarak bu şahısların kefaletle serbest bırakılmalarına karşıyız” dedi.

FBI operasyonu konusunda Amerikan gazete ve televizyonlarına yansıyan ayrıntılarsa, yakalanan şüphelilerin, en yeni teknolojileri kullanan casusluk yöntemleriyle son derece sıradan, hatta acemi bazı teknikleri, John LeCarré gibi usta yazarları bile kıskandıracak bir rahatlıkla biraraya getirdiklerini ortaya koyuyor. Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan özel yardım rica etmedikçe, Türkçe karşılıklarını bulabilmemiz pek de kolay olmayan “brush pass” (yani iki ajanın birbirinin yanından geçerken aynı renkteki zarfları el çabukluğuyla değiş tokuş etmesi) ve yukarıda açıkladığımız üzere, internette şifreli haberleşmeyi mümkün kılan “steganografi” gibi yöntemler, söz konusu Rus ajanlarınca yaygın biçimde kullanılmış. Ayrıca, lunapark, hayvanat bahçesi, alışveriş merkezi gibi kalabalık yerlerdeki ajan buluşmaları; sahte kimlikler; casuslara verilen “kedi”, “çiftçi” ve “papağan” misali kod isimler; görünmez mürekkeple yazılmış notlar; kısa dalga radyo mesajlarıyla iletilen şifreler; “flash memory” denen hafıza kartlarının gizli yerlere bırakılması yoluyla ajandan ajana aktarılan dosyalar; FBI’ın şüphelendiği casusların evlerindeki bitkilerin saplarına, yapraklarına yerleştirdiği “koca kulaklı” böcekler; gizli kameralar ve tabii, operasyona son noktayı koyan “Rus casusu süsü verilmiş FBI ajanları,” iddianameye yansıyan ayrıntılardan birkaçı.

 

Gizli buluşmada seksen bin dolar

Yakalananlar arasındaki diğer bir çift olan Juan Lazaro ile sevgilisi Vicky Pelaez arasında geçen bir konuşma ise, casusların, sıkıştıklarında patronlarını nasıl kandırmaya çalıştıklarının kanıtı... FBI’ın ses kaydında, Lazaro, “Allah kahretsin,” diyor, “Moskova, yazdığım raporu beğenmedi. İstihbarat kaynaklarının gerçek isimlerini istiyorlar.” Pelaez cevaplıyor: “Buradaki herhangi bir politikacının adını yaz gitsin.” Aynı Pelaez daha sonra, Güney Amerika’da adı açıklanmayan bir ülkenin bir parkında, bir Rus diplomattan içinde seksen bin dolar olan bir çantayı alırken görüntüleniyor.

Peki tüm bunlar ne içindi? Ruslar, Amerika’dan nasıl bir bilgi sızdırmaya çalışıyorlardı? Cevabı, “C”den yani Moskova’daki Merkez’den gelen bir telgraf veriyor: “Unutmayın ki bütün bu para, evler, eğitiminiz, banka hesaplarınız, orada yaşamanız tek bir amaca hizmet etmek için: Görevinizi yerine getirin. Amerikan politikasını belirleyen kesimlerle ilişki kurun ve ‘C’ye istihbarat iletin. Sizler, uzun vadeli bir hizmet gezisi için ABD’desiniz...”

Bu “uzun vadeli hizmet gezisi” sayesinde, Moskova’nın işine ne kadar yarayan ve Washington’a ne ölçüde zarar verebilecek bir istihbarat akışı sağlandığını ise belki de hiç öğrenemeyeceğiz.

TARAF

 

 

 

 

Y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim