• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

MOSSAD T.Ö'NÜN TÜRKİYE YAPILANMASI ÇÖKERTİLSİN

MOSSAD T.ÖNÜN TÜRKİYE YAPILANMASI ÇÖKERTİLSİN
Türkiye'de Türk Emniyet birimleriyle kavga edecek kadar palazlanan MOSSAD unsurlarını hatırlatan bu yazıyı Ayhan Altıntaş'ın kaleminden sizlerin yorumlarına sunuyoruz.

Ayhan ALTINTAŞ

AYHAN ALTINTAŞ

Vahyin ilk geldiği günden bu güne; Allah’ın kelâmının yüceltilip egemen kılındığı İslâm topraklarına ya da Müslümanlara karşı bir saldırı olduğunda Müslümanlar topyekûn bir olup düşmana karşı çarpışmışlardı.

Çanakkale Savaşı’nı hatırlayacak olursa, İslâm topraklarına karşı savaşın başını İngiltere çekmekteydi. Bu savaşta Yahudiler de hilafete ve Osmanlı’ya karşı açılan savaşa destek vermekteydi. Osmanlı’nın zayıflaması ile, İngilizler, başta Filistin olmak üzere Osmanlı topraklarının birçok bölgesinde Müslümanların yaşadığı birçok belde de savaş bayrağını açmışlardı.

İngilizlerin önderliğinde Çanakkale’de savaşın başlayacağı haberleri duyulduğu zaman dünyanın farklı coğrafyalarından Müslümanlar, “kâfir İslâm topraklarına ayak basmasın, hilafet devam etsin, Müslümanların izzetine halel gelmesin” bilinç ve sorumluluğu ile hareket eden birçok genç Müslüman Çanakkale’ye gelerek canlarını bu idealler uğruna feda etti ve şehadet mertebesine ulaştı.

Tarih bu günü gösterdiğinde hiç bir şeyin değişmediğini görüyoruz; yine İngiltere, yine yahudi yine İslâm toprakları, yine kan ve gözyaşı. Ama değişen bir şey vardı; bu kez İslam topraklarını işgal eden emperyalist, haçlı ve siyonist din düşmanlarına karşı bir beldeden başka bir beldeye giden Müslümanlara “terörist” damgası vuruluyor, kendilerini kafir çizmesi altındaki İslam topraklarının özgürlük ve kurtuluşuna adayanlar “büyük bir suç” işlemişler gibi bir muamele ile karşılaşıyorlardı.

İslâm topraklarını işgal ederek savunmasız kadın ve çocukları katleden, onurlarını çiğneyip ırzlarına tecavüz eden ve yüz binlerce Müslüman’ı cezaevlerine doldurup ağır işkencelere uğratan işgalci ve kan içici zalimlere karşı Müslümanların namus, haysiyet ve şereflerini savunan, İslam topraklarının kurtuluşu için cihad, direniş ve şehadet yolunu seçen Müslümanların adı “mücahid” değil de, “uyuyan hücre” ya da “sivil hedeflere saldırı planlayan teröristler” olarak anılıyor ve “suçlu” muamelesi görüyor.

Bugün Afganistan’a, Irak'a, Çeçenistan'a giden Müslümanlara “terörist” damgası vurularak, telefonları dinlemeye alınıyor, teknik takibe maruz kalıyor. Ailelerinin ev telefonları, cep telefonları, girdikleri internet siteleri dahi takibe alınıyor. Kiminle görüşseler “potansiyel suçlu” ilan ediliyor, “aşırılık”la suçlanıyorlar. Sonuçta, “teröre yardım ve yataklık” isnadıyla gözaltına alınma korkusuyla arkadaşlarıyla ya da akrabalarıyla dahi görüşmeyerek toplumda “yalnızlaştırma” politikalarına maruz kalıyorlar. Birçok örnekte olduğu üzere, aleyhlerinde hiç bir delil olmadığı halde birçok müslüman cezaevlerine konularak işlerini, eşlerini hatta memleketlerini kaybetme durumunda kalmaktadırlar.

Aynı şekilde yurt dışına “öğrenci” olarak, “gazeteci” olarak ya da “zulme karşı durmak” için giden birçok Müslüman, daha sonra geri döndüklerinde “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla gözaltına alınıyor. Hatta bir yere gitmese dahi cihad bölgesi olarak adlandırılan beldelerle ilgili yayın yapan bazı internet sitelerine girdiklerinde ya da evlerinde “mücadele bölgesi” diye tanımlanan bölgelerle ilgili CD’ler bulunduranlar dahi “terör örgütüne üye olmak”tan, "yasa dışı örgüt propagandası yapmak"tan, “teröristlere yardım-yataklık etmek”ten ve “askeri eğitim almış olma ihtimali”nden ceza evlerine konmaktadırlar.

İngilizler’in Filistin topraklarını işgal edip yahudilere teslim ettiği günden bu zamana, azgın yahudiler İsrail’in devlet desteğini de arkalarına alarak senelerdir Filistin’deki Müslümanlara saldırıyor, Mescid-i Aksa ve etrafını İslâmî iz ve eserlerden arındırarak yeni yahudi yerleşim bölgeleri kuruyor, “Kudüs’ü bütünüyle Yahudileştirme” planlarını sistematik bir şekilde gerçekleştirme girişimlerini sürdürüyorlar.

Azgın yahudilerin Kudüs'te her gün Müslümanların evlerini gasp ettiğini ve hayatlarına kast ettiğini biliyoruz. Muhammed Durra gibi binlerce çocuğu tüm dünyanın gözleri önünde şehit ettiğini kollarını kırdığını da biliyoruz.

Bilindiği gibi, Yahudi yerleşimcilerin ve siyonist işgal güçlerinin geri çekilmesi ile Gazze’nin yönetimi sözde Filistinlilere kalmıştı. İsraillerin ve el-Fetih’in hiç beklemediği bir şekilde Hamas yönetimi ele geçirmiş ve Siyonist İsrailin planlarını alt üst etmiş ve halkın desteğini de arkasına almıştı.

Filistin’deki Müslümanların Gazze’deki İslâmî zaferini hazmedemeyen İsrail ve Mısır rejimleri de, Filistin halkını Hamas’a karşı kışkırtmak, İslami direnişten bezdirmek amacıyla üç yılı aşkın bir zamandır sürmekte olan barbarca bir ambargoyu başlattılar. Ancak ambargoyla da amaçlarına ulaşamayacaklarını anladıkları için bu kez Gazze’ye yıkıcı ve ölümcül bir savaş kararı aldılar.

Siyonist işgal güçlerinin ölüm ve kan kusan savaş uçakları, tankları, füzeleri, fosfor bombaları ve topları çocuk kadın ayrımı gözetmeksizin, kundaklardaki bebekler dahil 1500’e yakın masum Filistinliyi katledip binlerce Filistinliyi de yaralamıştı. Bunun yanı sıra Gazze’de camiler, evler, işyerleri, okullar, köprüler, elektrik santralleri tonlarca bombalarla harabeye çevrilmiş, Gazze baştan başa bir viraneye çevrilmişti. 1 milyon 300 bin nüfuslu Gazze halkı uygulanan ambargonun etkisi altında büyük bir işkence çekerken, bu kez tam bir soykırım ve yıkım saldırısıyla karşılaşıp hayatın en zorlu anlarını yaşamak zorunda kalmıştı.

Tarihin en vahşi ve kanlı saldırısının bilinmeyen ve gözlerden ırak tutulan bir gerçeği de vardı. Siyonist İsrail rejimi, Gazze’ye yönelik bu barbarca saldırılarına başlamadan önce, tüm dünyadaki “yedek askerler”ini göreve, silah başına çağırdı. Ancak tüm buna karşın beklenmedik bir direnişle karşılaşan İsrail, tek taraflı ateşkes ilan ederek geri çekilmek zorunda kaldı.

Şimdi buradan sormak istiyoruz; kimdi bu ”yedek askerler” ve hangi ülkelerden çağrılmışlardı? Acaba bu ülkelerin içinde Türkiye’de yaşayan ve işgalci İsrail’e giderek oradaki okullarda askeri eğitim alan yahudi çocukları da var mıydı? Türkiye’de, özellikle de Batı Karadeniz’de “turistik gezi” adı altında “askeri eğitim” alanlar var mıydı? Acaba, terörle mücadele şubesinin güvenlik güçleri Türkiye’ye gelen bu “turistkılıklı Yahudiler”in ülkemizdeki faaliyetlerini takip ediyorlar mı?

Türkiye’den Mossad terör örgütünde görev yapan, “askerlik yapmak için” İsrail’e giden Yahudi vatandaşların olduğunu biliyoruz. O halde, Gazze savaşı sırasında Türkiye’den asker olarak İsrail işgal güçlerine katılan yahudi çocukları var mıydı? Hangi kimlikleriyle Türkiye’den çıkış yapmışlardı? Hangi ülke üzerinden Tel Aviv’e gitmişlerdi? Merak konusu olan diğer bu nokta da; İsrail’e gidip Filistinlilere karşı savaş sırasında yaralanan Türkiyeli yahudiler hangi hastanelerde tedavi görmüşlerdi? Daha sonra da hangi yolla Türkiye’ye geri dönmüşlerdi…?

Yahudilerin Türkiye’deki başı Silvio Ovadio her ne kadar “Türkiye’deki Yahudiler farklı, İsrail’deki Yahudiler farklı” dese de, işgalci İsrail’in Türkiye’deki şer odağı konsolosluğunda bulunan sözde konsolos Türkiye’de yetişmiş ve Türkçe’yi çok iyi konuşan Türk vatandaşı bir Yahudi. Türkiye’den İsrail’e gidip yerleşen Yahudiler var. Hatta ''İYT'' (İsrail’deki Türkiyeliler Birliği) adı altında bir dernek kurmuşlar. Bu yahudiler Tel Aviv’de sürekli Türkiye aleyhinde açıklamalarda bulunmaktadırlar.

Merak ediyorum; kendilerini “İsrail’deki Türkiyeliler Birliği” olarak tanımlayan bu yahudilerin Türkiye ile bağlantıları araştırılıyor mu? Aileleri takibe alınıyor mu, telefonları dinleniyor mu?

Girip çıktıkları yerler teknik takibe alınıyor mu? Bu yüzden işlerini kaybeden var mı? Aylarca, hatta yıllarca cezaevlerinde tutuluyorlar mı? Guantanamo’da kaç tane yahudi yatıyor? Bu yahudiler her hangi bir terör örgütüne üyelikten sorgulanıyorlar mı? Gazze’ye, Cenin mülteci kampına, Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya, savunmasız ve masum kadın ve çocuklara saldırı planlamaktan, onlara kurşun sıkıp bomba atmaktan dolayı yargılanıyorlar mı?

“Ben Müslümanım” diyen ve de zulme karşı duranlara “terörist”,”cihatçı”, “el kaideci”, “Hizbullahçı”, “İrancı”, “Hamasçı” diye yaftalananlara, “cihada gitti”, “Pakistan’a gitti”, “Afganistan’a gitti” diye nice müslüman sorgulanıp yargılanırken, işkence görüp hapishanelere doldurulurken, Filistinlilere karşı savaşmak için “İsrail”e gidip eline bomba ve silah alan yahudi Türk vatandaşlarına niçin herhangi bir adli muamele uygulanmıyor, haklarında işlem yapılmıyor, işledikleri suç ve cinayetlerden dolayı sorgulanıp cezalandırılmıyor?

Bir çok Müslüman gibi ben de merak ediyorum; acaba “cambaza bak” derken hedef mi saptırılıyor..?
 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim