• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Milli Gazete'deki ETÖ Destekçisi

Milli Gazetedeki ETÖ Destekçisi
Ergenekon örgütünün yılmaz savunucusu Milli Gazete Yazarı Afet Ilgaz, komplo planını ortaya çıkaran Taraf muhabiri Mehmet Baransu'yu "Yahudi" yaptı...

 

 

Ergenekon sanıklarına verdiği destekle dikkat çeken Milli gazete yazarı Afet Ilgaz, "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı"nı ortaya çıkaran Taraf Muhabiri Mehmet Baransu'nun Yahudi olduğunu iddia etti.

İşte Afet Ilgaz'ın Milli Gazete'deki bugünkü yazısının ilgili bölümü...

Albay Çiçek olayının, bu görülmemiş dibe vurmayı örtmesi için çıkartıldığı da söyleniyor. Bu arada söylenen bir şey daha var. Albay Çiçek hadisesini ortaya çıkaran muhabirin, soyadından hareketle ve "isim bilim"e dayanılarak, İbrani asıllı olduğu söyleniyor. İbrani asıllı olmak suç da değildir, günah da, elbet. Bu da Bülent Arınçvâri bir söylem oldu.

ERGENEKON'UN YILMAZ SAVUNUCUSU

Milli Görüş'ün yayın organı Milli Gazete'de yazarlık yapan Afet Ilgaz, Ergenekon örgütünün yılmaz savunucularından. Ergenekon soruşturmasını yerden yere vuran ve ETÖ sanıklarına açık destek veren Afet Ilgaz'ın yazılarından bazı bölümler:

6 Temmuz 2008'de Milli Gazete'de kaleme aldığı yazısından;

"İlhan Selçuk ağır bir kalp ameliyatı geçirdi. Şener Paşa ambulansla hastaneye kaldırıldı. Erbakan Hoca içerde. Bunlar insana Guantanamo'yu hatırlatıyor.

 Biz, Çanakkale savaşlarında, yaralı düşman askerine matarasında kalan son damla suyunu içiren Mehmetçiğin torunları değil miydik? Bomba hikayesi ise bir tuhaf. Nazlı Ilıcak'ın her ağzını açışta, Ümraniye'deki ev, şu kadar bomba diye başlayan Ergenekon yorumlarının aslını teşkil eden bu bombalar imha edilmiş. Hem de haziran ayında. Sanıklardan Vedat Yenerer'in avukatı bu işi ortaya çıkarıyor. Belgesi de var. 12 Haziran 2007'de ele geçirildiği söylenilen bu bombalar tam bir sene sonra 13 Haziran'da, son dakikada imha ediliyor. Bir soruşturmanın delili, soruşturma bitmeden yok edilebilir mi?"

7 Temmuz 2008'deki yazısından;

"İşin aslı budur. Toprakları için canı yananlar, kimi benim gibi yazı yazar, kimi Şener ve Hurşit paşa gibi miting yapar, kimi Sinan Aygün gibi Atatürk, Kurtuluş savaşları kitapları çıkarır, kimi TV'lerde konuşur, kimi annem gibi, "Beni cepheye yollayın, askerlere çay yapacağım" der, kimi şehid oğlunun başında çırpınır, kimi kesesini doldurur, kimi de bu masum ana gibi, başbakana yalvarır, topraklarımızı satma evladım, günah diye. Bu haykırışı televizyonda duydum, unutamayacağım.

9 Temmuz 2008'deki yazısından bir bölüm;

"Yıllarca "Ege"mizi ve "Güneydoğumuzu" koruyan ordulara kumanda etmiş iki paşa tutuklanıyor. En ufak bir insani hüzün yok. Siz değil miydiniz, askerler siyaset yapacaklarsa üniformalarını çıkarsınlar diyen? Yıllarca Türkiye'nin Batıda ve doğuda sınırlarını korumuş olan iki Türk askeri, bu hassasiyetlerin emekli olduktan sonra da sürdürdü diye yapılan bu muamele nedir? Yan gelip yatmalı mıydılar yoksa Başbakan'ın söylediği gibi? Hassasiyetlerini herhangi bir biçimde ve herhangi bir şekilde dile getirmemeli miydiler? Biz bile asker olmadığımız halde elimiz yüreğimizde yaşıyoruz.

Gözaltındaki ölümler nedir? Hazırlanmayan iddianameler nedir? Yaşlı başlı insanların, hem de memlekete bunca hizmet etmiş, senin benim namusumu korumuş insanların saatlerce gözaltında bunaltılması, nedir?"

11 Temmuz 2008 tarihinde kaleme aldığı yazıdan bir bölüm;

"Bütün büyük haberciler, kaç gündür Özden Örnek Paşa'dan bahsediyor, onunla röportaj yapıyorlar. Benim aklıma Örnek Paşa denilince oğlunun çektiği Gallypoli (Gelibolu) filmi gelir. O zaman çok eleştirilmişti bu film. İçinde Millî hassasiyetler yok, sanki bu filmi yabancılar çekmiş diye. Sponsorları arasında da kimler yok, kimler...

Örnek Paşa'nın iki oğlunun da Çalık Grubu'nda çeşitli ve önemli görevler almış olmaları elbette hiçbir anlam taşımıyor. Asıl anlam taşıyan adamcağızın "ben yazmadım" dediği halde "hayır o yazdı" iddialarının hâlâ devam etmesi. Ne yapsın yani Paşa, yemin billah mı etsin, o günlükleri yazmadığına dair!

Benim aklıma takılan asıl şu: Bilgisayarda günlük yazılır mı? Ben hayatımda böyle şey duymadım. Ha, bir tane duydum. Örnek Paşa'nın günlüğü. Kimse bunun üzerinde durmuyor. Tekrar soruyorum: Başka bir örnek var mı Örnek Paşa'nın örneğinden başka? Bilgisayarda günlükyazılır mı? Yoksa o çok mu "özel" bir yazı çeşididir, insan kalemi ve defteriyle başbaşa mı kalmak ister?"

18 Temmuz 2008'deki yazısından;

"Faili meçhulleri de sıraya koydular. Bunlar Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı sırasında hükme bağlanmamış mıydı? Danıştay cinayeti hükme bağlanamamış mıydı?"

AKTİFHABER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim