• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Milletin Gasb Edilen İradesi Teslim Edilmeli

Milletin Gasb Edilen İradesi Teslim Edilmeli
MÜSİAD'ın 19. Genel Kurulu'na katılan ve bir konuşma yapan SP Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

 

 

 

 

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’tan, Anayasa paketi konusunda hükümete hem uyarı hem de destek geldi. Kurtulmuş, hazırlanan Anayasa paketinin eksik ve yetersiz olduğunu belirterek, “Ancak tüm bu eksik ve yetersizliklere rağmen, millet yararına olduğunu düşündüğümüz bu paketin kabul edilmesi için çalışacağız” dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)’nin 19. Genel Kurulu’na katılarak konuşma yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

Haliç Kongre Merkezi’ndeki Kongreye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte çok sayıda bakan ve işadamı da katıldı.

Başbakan Erdoğan’dan sonra söz alan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin en temel meselesinin yeni anayasayla ilgili gelişmeler olduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Türkiye’nin gündemini uzunca bir süredir işgal eden bu temel değişiklik, bundan sonra alacağı demokratik yol bakımından da fevkalade önemlidir.”dedi.

Saadet Partisi olarak başından itibaren, Türkiye’deki siyasal sistemin esas yapısının doğru teşhis edilmeden atılacak adımların yanlış ve eksik olacağı kanaatinde olduklarını ifade eden Numan Kurtulmuş, “Türkiye’de, evet bir anayasal değişikliğe ihtiyaç var. Sadece anayasanın belli maddelerini değiştirmek değil, anayasanın bütününü değiştirecek bir iradeye ihtiyaç var. Ve milletimiz esas itibariyle bu anayasa değişikliğini beklemektedir.”diye konuştu

MİLLETİN GASP EDİLEN İRADESİ TESLİM EDİLMELİ

1961 ve 1982 darbe anayasalarıyla millet egemenliğinin kısıtlandığını ve millet egemenliği önünde engeller çıkarıldığını hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye’deki siyasal sistemi, “Bürokratik oligarşi” olarak tanımladı.

Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün Türkiye’deki siyasal sistemin adı, demokrasi olsa da, niteliği itibariyle, esası itibariyle bir bürokratik oligarşidir. Bu bürokratik oligarşinin değiştirilmesi ise sadece anayasanın belli maddelerinde değişiklikler yaparak asla mümkün olmayacaktır.

Onun için nasıl millet egemenliğini tesisi eden 1921 Teşklilat-ı esasi’si millet egemenliğini esas aldıysa, yeniden millet egemenliğini esas alan bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bürokratik oligarşi dediğimiz şey; millete egemenliği verir gibi görünmüş, ama, ‘ama’larla bu egemenliği kısmıştır. Milletin egemenliği, meclis eliyle kurulur şekli, yeniden 1961 ve 1982 anayasalarıyla değiştirilen şeklinden düzeltilerek, yeniden millete döndürülmek zorundadır. Türkiye’de ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Ve millet bu egemenliği seçilmiş kurum ve kuruluşları eliyle yapacaktır’ şeklinde bir anayasal değişiklik zorunludur.”

Saadet Partisi olarak diğer muhalefet partileri gibi, iktidarın anayasa yapma girişimin en baştan itibaren “istemeyiz” diyerek, engelleme yoluna gitmediklerini ifade eden Kurtulmuş, bu konuda hem muhalefete hem de iktidara adeta ders verdi. Numan Kurtulmuş, “Engel olmak yerine neyi istediğimizi, nasıl istediğimizi ve bunların nasıl yapılacağını, Türkiye’nin hukuk sistemi ve demokratik anlayışımız içerisinde ortaya koyduk. Hükümete yeni anayasanın topyekun nasıl yapılması gerektiğini tevdi ettik. Eğer böyle yapmıyorsanız, hiç olmazsa bu anayasadan asgari yapılması gereken değişiklikler bunlardır. Dedik ve değişiklik önerilerimizi hükümete sunduk. Daha sonra tasarıda, Saadet Partisi’nin yapmış olduğu tekliflerden bazılarının yer almış olmasından da mutluluk duyduk.”şeklinde konuştu.

SAADET’İN DEDİĞİNE GELECEKSİNİZ

“3 Nisan 2010 MÜSİAD Genel Kurulu, bu tarihi yazın” diyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şu anda yapılmış olan değişiklikler bize gere müsbet bir adımdır, olumlu yönde bir adımdır, ancak yetersizdir. Gerçekten oligarşik sistemden, bürokratik oligarşiden tamamiyle millet egemenliğine geçişi sağlayacak bir muhtevaya sahip değildir. Türkiye yeni bir anayasa değişikliğini yapabilir, geçirebilir, ama bunu yapmayıp, bu tasarıyla kalırsa, ne olursa olsun, önümüzdeki kısa süre içerisinde, Türkiye Saadet Partisi’nin geldiği yere gelecek ve yeni bir anayasayı yapmak mecburiyetinde kalacaktır.”

MİLLET İÇİN DESTEK VERECEĞİZ

Hükümete sundukları anayasa tekliflerinin, hükümetin mevcut tasarısının çok önünde, çok ilerisinde olduğunu kaydeden Numan Kurtulmuş, “29 maddelik teklifin bütününe bakıldığında, bürokratik oligarşinin tamamıyla geride kalmadığı görülüyor. Biz Saadet Partisi olarak, buna rağmen ortaya, konulan bu demokratikleşme iradesini desteklediğimizi bir kere daha buradan ifade etmek istiyorum. Eğer parlamentoda bu iş çözülemezse, referanduma gitmesi halinde, Saadet Partisi’nin tercihi, oy’u, atılan bu demokratikleşme adımını desteklemek yönünde olacaktır.”ifadelerini kullandı.

Numan Kurtulmuş, 29 maddenin tamamının madde maade, veya bölümler halinde oy pusulasıyla millete sunulması teklifini de yineledi.

Kendilerinin değişiklik maddelerinin milletin oylaması yönündeki teklifine “Millet nasıl anlayacak” şeklinde eleştiri aldıklarını belirten Kurtulmuş, “Tam da meselenin bam teli burasıdır. Türkiye’nin bürokratik elitleri, Türkiye’nin iktisadi ve siyasi elitlerinin temel tezi, temel argümanı, bu milletin doğru dürüst oy vermeyi başaramayacağı tezidir. Onun için de Tanzimat’tan bu yana ha bire anayasa yapıyoruz. Bu anayasaların temel özelliği ise, ya askerin namlusu ucunda olması, ya da Avrupa Birliği ve Batı dayatmasıyla yapılmasıdır. Bu millet oy vermeyi biliyor da, anayasa değişikliği yapmayı mı bilmiyor? Herklesin, sadece kendine değil millete demokrat olması gerekiyor. Tanzimat’tan beri, bu millet bu toprakların ev sahibi mi, kiracısı mı sorusu vardır. Biz de diyoruz ki, milleti yegâne hakem yapalım. Bu millet bu toprakların kiracısı değil, ev sahibidir. Milletin yaptığı anayasa milletin yeni tapusu olarak önüne gelsin.”dedi.

HER ELEŞTİRİYE KIZMAYIN

Bir ülkenin temel yapısını dört tane temel hukuk metninin belirlediğini dile getiren Numan Kurtulmuş, bunları, anayasa, Meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasası olarak tanımladı. Kurtulmuş, bu temel metinlerde de, 1982 zihniyetinin devam ettiğini kaydetti.

İktidar mensuplarına, “Dostça söylüyorum, her söylenen sözü aleyhinize zannetmeyin. Biz burada daha iyisi olsun diye söylüyoruz. Bu milletin hayrına kim çivi çakarsa Allah razı olsun der destek veririz.” Diyen Saadet lideri, Suriye sınırı açılınca ilk yazılı teşekkürü kendilerinin yaptığını da hatırlattı.

HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Anayasa paketinin referanduma gitme ihtimalinin güçlü olduğunu belirten Kurtulmuş, iktidar ve muhalefete seslenerek, “Sakın ha bu süreçte bir siyasi kamplaşmayı ortaya koymayın. Muhalefet, böyle bir çalışmanın içine girebilir ama biz bir siyasi kamplaşmanın içersinde değiliz. Bu anayasa bu şekliyle tek tek gelirse ne ala, toptan gelirse, hangi şekliyle gelirse gelsin bir kamplaşma konusu asla yapılmamalıdır. Eğer bir kamplaşma konusu yapılırsa, bu referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın, çok net söylüyorum ki milletin aleyhine olacaktır. Onun için toplumun bir kamplaşmamaya girmemesini sağlamak bütün siyasetçilerin görevidir.” Şeklinde konuştu.

72 milyon 16 bin aileye çalışıyor

Ekonomiyle ilgili değerlendirmelere de değinen Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, “Türkiye ekonomisindeki büyüme istihdam üretmeyen bir büyümedir. Türkiye 2007 yılında yüzde 9.4 büyümüş, işsizlik resmi rakamla yüzde 14’ten yüzde 14.5’a çıkmıştır. Tabloya bakıyorsunuz, Türkiye büyüse de işsizlik artıyor, Türkiye küçülse de işsizlik artıyor. Bu, modelin yanlışlığı dolayısıyla ortaya çıkan bir durumdur.” dedi.

Türkiye’deki İkinci önemli hususun, ekonomi politikasının ortaya çıkardığı, gelir dağılımındaki olağanüstü adaletsizlik ve yoksulluk olduğunu vurgulayan Kurtulmuş şunları söyledi; “Türkiye’de milli gelir artıyor ama maalesef, en zengin birinci dilim, milli gelirin yüzde 25’ini alırken, Türkiye’nin en fakir beşinci dilimi, yüzde sıfır nokta 28’ini alıyor. Bu tam manasıyla, ‘Kurt yapmaz bu taksimi, kuzulara şah olsa’ deyiminin göstergesidir. İstihdam üretmiyor ve fakirleştiren bir modelle karşı karşıyayız. Şu duruma bakar mısınız; Ekonomik elitlere bu ülkede 56. 8 milyar lira 2010 yılı içerisinde faiz ödeyecek hükümet, yani biz ödeyeceğiz. Türkiye’nin bütün özelleştirmelerden elde ettiği gelirlerin tamamı bu kadar. Ama maalesef bütün sosyal harcamalara ayrılan pay, iç borç faizine ödenen paranın sadece ve sadece yüzde 13.5’uğudur. Yani 2010 yılında bütün millet çalışacağız çabalayacağız, verdiğimiz bütün paralarla 16 bin aileye, fazla değil 16 bin aileye 56. 8 milyar lira vereceğiz, onun karşısında 72 milyar nüfusa da onun yüzde 13.5uğunu vereceğiz. Bu Allah’tan reva değildir. Bu adalet değildir, bu hak değildir, bu millete yaslanmak değildir.”

SANAYİİ POLİTİKASINDAKİ TEMEL 10 EKSİKLİK

Türkiye sanayisiyle ilgili, eksikliği 10 temel maddede özetleyen Numan Kurtulmuş, bunları şöyle sıraladı; “Eksik gördüğümüz hususları sizlerle paylaşmak istiyorum;

1. Türkiye’nin herkes tarafından anlaşılmış, paylaşılmış bir ortak sanayileşme perspektifi yoktur. (Önümüzdeki 10 yıllık 20 yıllık süreç için)

2. Türkiye’de bir sanayi envanteri, sağlam, sahih bir envanter yoktur. Bu da teşvikte akıl ve bilim dışı sonuçları ortaya çıkarmaktadır.

3. Net bir ekonomi bakanlığının henüz kurulmamış olması

4. Kobilerin hukuki bir tanımı tam olarak yapılmalıdır.

5. Düşük kur, yüksek faiz politikası Türkiye’yi sanayileşsizdirmiştir. Bu politika, rekabeti özellikle de İleri teknolojide rekabeti azaltmıştır.

6. Türkiye’de özellikle sanayicilerin kamusal sorumlulukları aşırı fazladır, yüksekdir.

7. Borsanın spekülasyona hizmet etmesi. İstanbul borsasının yükselmesi, sanayileşme açısından pek anlamı yok. Japon ve Alman borsaları bu ülkelerin kalkınmalarına katkı yapmıştı. Bizde borsaya gelen maalesef yatırım için değil, spekülasyon için geliyor. Yapılması gereken yeni bir sermaye piyasa reformu yapılmasıdır.

8. Çok ortaklı şirketler meselesidir.

9. Enerji maliyetlerinin aşağı çekilmesi için gayret sarfedilmesi gerekiyor. Enerjide doğalgaza bağlılığın azaltılması gerekiyor.

10. Yetenekli, nitelikli insan gücü açığıdır. Bu da 28 Şubat döneminin ortaya çıkardığı açıktır. Katsayı uygulaması gibi anti demokratik bir uygulama ile, meslek liselinin önü kesilmeseydi bu açık olmayacaktı.”

ÜÇÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİNİ KAÇIRMAYALIM

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün en önemli nedenlerinden birinin birinci sanayi devrimini kaçırması olarak gösteren Kurtulmuş, ikinci dünya savaşı sonrası yani 1948 ile 1980 arasındaki dönemi de ikinci sanayi devrimi olarak tanımladı ve Türkiye’nin bu fırsatı da kaçırdığını ifade etti. Kurtulmuş, “Bu süreçte hem doğu hem Batı bloku ülkeleri, hem zengin hem gelişmekte olan ülkeler, yani bütün ülkeler dünyada bir sanayileşme yarışına girerken, o zaman dünyanın beyleri döndüler Türkiye’ye dediler ki; siz nu kadar kalabalık nüfusla niye sanayileşmeyle uğraşıyorsunuz, siz dünyanın tahıl ambarı olun. 1980’le birlikte dünya ekonomisinin yeniden yapılanması başladı, bir taraftan, küreselleşme, bir taraftan neoliberal tezlerle, özellikle finans kapitalizminin bütün dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte, şimdi aynı beyler bize ediyorlar ki, siz tarımla da uğraşmayın, tütün de ekmeyin, çay da fındık da ekmeyin. Baktık ki 1945- 1980 arası bütün dünya ikinci sanayi devrimini gerçekleştirirken Türkiye ikinci sanayi devrimini de kaçırmış.”

Türkiye’nin bugün tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirten Kurtulmuş “Türkiye ikinci sanayi devriminin gereklerini yerine getirirken, üçüncü sanayi devriminin gereklerini de yerine getirmek için çalışmalıdır. Bu milletin zenginliklerine güveneceğiz, geçmişin gücünü, geleceğin fırsatına dönüştürerek geleceğe emin adımlarla yürüyeceğiz.” dedi

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim