• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Millet oynanan oyunu görüyor

Millet oynanan oyunu görüyor
Başbakan Erdoğan, "Millet, o engin ferasetiyle, o sınırsız basiretiyle, tertemiz kalbiyle Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunu, Türkiye'ye kurulan tuzağı görüyor" dedi

İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisince Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen İstanbul mitingindeki konuşmasına, Necip Fazıl Kısakürek'in, "Şarkımız Bizim" şiirinden, "Kırılır da bir gün bütün dişliler/Döner şanlı şanlı çarkımız bizim/Gökten bir el yaşlı gözleri siler/Şenlenir evimiz barkımız bizim. Yokuşlar kaybolur çıkarız düze/Kavuşuruz sonu gelmez gündüze/Sapan taşlarının yanında füze/Başka alemlerle farkımız bizim. Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman/Görürler nasılmış, neymiş kahraman/Yer ve gök su vermem dediği zaman/Her tarlayı sular arkımız bizim. Gideriz nur yolu izde gideriz/Taş bağırda, sular dizde gideriz/Bir gün akşam olur, biz de gideriz/Kalır dudaklarda şarkımız bizim" dizelerini okuyarak başladı.

"İstanbul, canım İstanbul, aşkım, sevdam, davam, kavgam, ey İstanbul, seni yürekten selamlıyorum ey aziz İstanbul, ey kutlu Peygamberin buyruğuna nail olmuş yüce şehir, ey Mekke'nin kardeşi, Medine'nin kardeşi, Şam'ın, Kudüs'ün, Diyarbakır'ın kardeşi İstanbul, seni kalpten selamlıyorum" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ey aziz İstanbul; Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Bahçelievler, Başakşehir, Bayrampaşa sizleri selamlıyorum. Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt sizleri selamlıyorum. Eyüp, seni muhabbetle selamlıyorum, toprağını şereflendiren Ebu Eyyub el- Ensari'ye buradan dua ve selam gönderiyorum. Fatih, seni gönülden selamlıyor, toprağını şereflendiren Fatih Sultan Mehmet'e buradan rahmet niyaz ediyorum. Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik sizleri de selamlıyorum. Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu sizleri de özellikle selamlıyorum."

-"İstanbul, Türkiye'nin özetidir"

Erdoğan, İstanbul'a, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirlerinden selam getirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"İstanbul, sana Sivas'ın, Yozgat'ın selamını getirdim. Sana Batman'ın, Muş'un, Bingöl'ün, Siirt'in selamını getirdim. Sana Antalya'nın, İzmir, Aydın, Edirne, Tekirdağ'ın selamını getirdim. Sana Artvin'in, Rize'nin, Erzurum'un dün Hatay'daki, Ankara'daki kardeşlerimin, az önce Kocaeli'deydim kardeşlerimizin selamlarını getirdim. İstanbul, Türkiye’nin özetidir. İstanbul adeta 81 vilayetimizin bayrağının dalgalandığı bir şehirdir. İstanbul'un tüm kardeş şehirlerini selamlıyorum. Buradan İslamabad seni selamlıyorum. Kabil, Bakü, Lefkoşa seni selamlıyorum. Musul, Kerkük, Erbil, Bağdat, Basra seni selamlıyorum. Kahire, İskenderiye, Beyrut, Şam, Halep seni selamlıyorum. Üsküp, İskeçe, Gümülcine, Prizren, Belgrad, Saraybosna, Mostar sizleri selamlıyorum."

Erdoğan, Gazze, Ramallah, Kudüs, Mekke ve Medine'yi de selamladığını kaydederek, şöyle devam etti:

"Bütün kardeş ülkeleri, bütün kardeşimiz, dostumuz şehirleri buradan selamlıyorum. Kardeşlerim, bugün Türkiye bizi izliyor, İstanbul'u izliyor. Bugün tüm dünya İstanbul'u izliyor. Şundan emin olun sevgili kardeşlerim; bugün dünyanın tüm mazlumları, tüm mağdurları, yolda kalmışları, garipleri, öksüzleri, yetimleri sizi izliyor. Kahire'de oyları çalınmış kardeşlerim, sizi İstanbul'u izliyor. Şam'da kurşunların, bombaların altında yaşayan, açlıkla, sefaletle imtihan edilen, belki de yavrusunun başında ağıtlar yakan ciğeri parçalanmış anneler sizi izliyor. Bağdat'ta barışa susayan gönüller İstanbul'u izliyor. Karabağ'da toprakları çiğnenen Azeri kardeşlerim sizleri izliyor." 

Saraybosna'nın bugün İstanbul'u izlediğini dile getiren Erdoğan, "Mogadişu bugün İstanbul'u izliyor. Varsın birileri 'montaj' desin, Kılıçdaroğlu bak, bu montajı nasıl yaptık? Güzel mi? Beğendin mi? Bir montaj da sen yap böyle. Varsın birileri 'montaj' desin, 'taşıma' desin, bu muhteşem coşkuyu küçümsesin ama bilesin ki İstanbul, Gazze'nin yetimleri, Ramallah'ın öksüzleri bugün seni izliyor. Şu anda Kabe'nin etrafında tavafta olanlar size dualar ediyor. Diyorlar ki; '30'unun akşamında müjde bekliyoruz, İstanbul'dan müjde bekliyoruz, Türkiye'den müjde bekliyoruz'. Onun için 30 Mart bir başka güzel, bir başka önemli."

"İzleniyorsun İstanbul ama Pensilvanya'nın izlediği gibi değil, onlar mahremleri izliyor, onlar ahlaki olmayan şeyleri izliyor ama burası güzellikleri izliyor, ama burası ülkemin aydınlık yarınlarını izliyor" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mahsun, boynu bükük Kudüs bugün sizi izliyor. İstanbul sen Türkiye'nin umudusun İstanbul. Sen İslam coğrafyasının, Balkanlar'ın, Avrupa'nın, dünyanın umudusun İstanbul. Sen tarihin yükünü bir emanet gibi sırtında taşıyorsun. İstanbul sen Açe'deki Müslümanın, Somali'deki yoksulun, Afrika'daki mazlumun umudunu sırtında taşıyorsun. İstanbul sen heybende, kınında rahmet taşıyorsun, aşk taşıyorsun, sen Fatih'in emanetisin, sen aziz bir şehirsin, Rabbim senin izzetini artırsın İstanbul, Rabbim seni korusun." 

Başbakan Erdoğan, konuşmasını, Arif Nihat Asya'nın, "Dua" şiirinden, "Biz kısık sesleriz minareleri sen ezansız, ezansız bırakma Allah'ım. Ya çağır şurada bal yapanlarını, ya kovansız bırakma Allah'ım. Mahyasızdır minareler göğü de kehkeşansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım. Bize güç ver, cihad meydanını pehlivansız bırakma Allah'ım. Kahraman bekleyen yığınlarını kahramansız bırakma Allah'ım. Bilelim hasma karşı koymasını bizi cansız bırakma Allah'ım, yarının yollarında yılları da ramazansız bırakma Allah'ım. Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü ya çobansız bırakma Allah'ım. Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız ve vatansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu Müslümansız bırakma Allah'ım. Amin, sonsuz kere amin, amin desin hep birden yiğitler, Allahu ekber gökten şehitler. Amin, amin Allahu ekber" dizelerini okuyarak sürdürdü.

- "İstanbul bugün çok başkasın"

"İstanbul bugün çok başkasın, İstanbul bugün bir kez daha tarih yazıyorsun" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün bir kez daha oyunları, tuzakları bozuyorsun İstanbul. Bugün bir kez daha dostun kalbine umut ve sürur, düşmanın kalbine korku salıyorsun İstanbul. Allah senden razı olsun, Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı, muhabbetimizi daim eylesin. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, İstanbul için hayırlara vesile olsun. Kardeşlerim, Sivas'tan yola çıktık, bugün Kocaeli'ye 46. şehrimize uğradık, şu anda 47. şehir İstanbul... Daha önce İstanbul'un 3 ilçesinde, Suruç'ta, en son Silivri'de kardeşlerimizle buluştuk. Silivri bir muhteşemdi o akşam. Ve enteresan Edirne'ye uğradım, Tekirdağ bizim programımızda Silivri yoktu. Dediler ki, 'Ne olur işte geçerken bir de Silivri'ye uğrayalım'. 'Peki' dedik, 2 saat içerisinde Silivri patladı. Maşallah 20 bin kişi Silivri'de toplandı, iki saatte... Aman Yarabbim ne coşku, ne muhabbet. Buradan tekrar ben Silivri'nin o akşamki bizi ağırlamasına selamlar, sevgiler yolluyorum."

Erdoğan, Silivri'de çok emekleri olduğunu ve Kadir Topbaş'ın oraya çok emek verdiğini bildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"İnşallah Silivrili kardeşlerimiz de şimdi bu seçimde sandıkta gereken cevabı verecekler. Avcılar öyle, Büyükçekmece öyle, anında gittik maşallah büyük bir muhabbet var. Çatalca'ya sözümüz var Çatalca'ya uğrayamadım. Ondan dolayı mahcubum ama seçim sonrası inşallah Çatalca'ya da tebriğe gideceğiz. AK Parti olarak bu bizim girdiğimiz 8. seçim. Evet Küçükçekmece anlıyorum seni, eyvallah, Küçükçekmece'de verilen emekler zayi olmayacaktır diye inanıyorum ve çok daha güçlü bir şekilde inşallah Küçükçekmece'den yine çıkacağız. İnanın meydanlar böyle manzaraya daha önce şahit olmadı. Şehirlerimiz böyle bir coşkuya, heyecana şahit olmadı. Şu İstanbul'un hissiyatı neyse, inanın diğer 80 vilayetin hissiyatı o. Şu İstanbul'un kalbindeki neyse, fikrindeki neyse, dilindeki neyse, dua neyse, inanın bütün dost ve kardeş şehirlerin halkları da işte o şekilde."

- "Millet oynanan oyunu görüyor"

Erdoğan, "Millet oynanan oyunu görüyor, millet o engin ferasetiyle, o sınırsız basiretiyle, o tertemiz kalbiyle, Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunu, Türkiye'ye kurulan tuzağı görüyor" diye konuştu. 

İstanbul'a 1994'te büyükşehir belediye başkan adayı olduğunda kimsenin kazanacağına ihtimal vermediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kimden aldık belediyeyi CHP'den... Yolsuzlukların belediyesi CHP... Kılıçdaroğlu sen bu işleri anlamazsın. Seni zaten SSK'dan tanıyoruz. SSK'daki yolsuzluklarınla tanıyoruz, Rahşan affıyla kurtardın, işi yırttın. SSK hastanelerinde çektiğimiz çileleri biz biliriz. Az önce Kocaeli'nde yaşlı bir amca illa 'sahneye, sahneye, sahneye' dedi. 'Ya getirin' dedim. Geldi yaşlı amca, ne dedi biliyor musunuz? 'İki kere beni hastanede rehin tuttular' dedi. Belki de şu anda bu topluluğun içerisinde SSK hastanelerinde nice rehin tutulanlar oldu. Öyle mi? Ah kardeşlerim, geldiğimde ilk verdiğim talimat neydi biliyor musunuz? Şuydu; 'bundan böyle hastanelerin kapısından kimseyi döndürmeyeceksiniz, asla rehin tutmak gibi bir şey duymayacağım'. Duyduğum zaman başhekimlere kesin ikazımdı, kesinlikle ilişkilerini keseriz. Böyle bir şey var mı artık. İstediğimiz hastaneye gidiyor muyuz? İstediğimiz eczaneden ilacımızı alıyor muyuz? Men sabera zafera... Sabrettiniz, zafere ulaştık."

Erdoğan, "Biz sandıksız bir demokrasiyi asla kabul etmedik ve etmiyoruz. Sandığı küçümseyerek varılacak yer demokrasi olmaz. Sandığı küçümsemek, bu milleti küçümsemektir. Bu CHP, millete 'göbeğini kaşıyan adam' demedi mi? Bu CHP millete 'bidon kafalı' demedi mi? Bunlar böyle ya. Bunlar bir elit kesimin sürekli desteğiyle bu ülkede iktidar oldular. Ya darbeyle geldiler ya bu tür yollarla geldiler. Bu ülkede sandığa laf etmenin, sandığa rıza göstermemenin tek bir anlamı var; o da darbedir. Bugün de AK Parti'yi sandıkta alt edemeyeceklerini anlayanlar, yine sandığı küçümsemeye, sandığı değersiz kılmaya, ellerinden gelse sandığı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bölücü terör örgütünün yaptığı gibi. Sandığı küçümsemek, demokratik bir muhalefet tarzı değildir. Sandığı küçümsemek, üstü örtülü bir darbeciliktir. Bunların miletle sorunu var. Milletin iradesiyle, milletin hayalleriyle, milletin kutsal değerleriyle, manevi değerleriyle sorunları var. Sandığa saldırmaları, sandığı değersizleştirmeye çalışmaları işte bu yüzden" diye konuştu.

-Biz üçüncü dünya ülkesi değiliz

Başbakan Erdoğan, "Twitter, Amerika Birleşik Devletleri anayasasına, yasalarına uyuyor, İngiltere'nin kurallarına uyuyor, Almanya'nın, Rusya'nın, Çin'in, Hindistan'ın, diğer birçok devletin kurallarına uyuyor, bu ülkelerle işbirliği yapıyor ama mesele Ukrayna olunca, Mısır olunca, Türkiye olunca, diğer devletler olunca, Twitter çıkıyor özgürlükten bahsediyor. Hiç kusura bakmasın, biz üçüncü dünya ülkesi değiliz. Twitter da Facebook da Youtube da Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasına, yasalarına saygı göstermek zorundadır" dedi.

Erdoğan, "Başta Doğan Grubu olmak üzere, açık söylüyorum, Ciner Grubu olmak üzere, buna benzerler, isimlerini diğerlerinin vermeyeceğim. Utanmadan, sıkılmadan kalkıp şu anda bu olaylarda bize karşı yapılan bu haksızlıkları hala savunur durumdalar. Ya bu ülkenin başbakanına, bu hakaretler yapılırken afederseniz, bu ahlaki olmayan saldırılar yapılırken siz nasıl oluyor da bunları savunuyorsunuz? Ha söyleyin. Çünkü Pensilvanya'nın onlarla ilgili kasetleri de var. Şantaj var onlarla ilgili, şantaj. Yeri geldiğinde onu da açıklarız diyorlar. Geçenlerde bir tane açıklandı. Diğeriyle ilgili de açıklandı. Şimdi korkuyorlar, 'acaba ne var?' Daha nerden ne açıklanacak? Çünkü batmışlar. Bataklığa batmışlar. Bundan çekiniyorlar. Kendi devletine güvenmiyor, kalkıyor onlara güveniyor. Biz de kusura bakmasınlar. Gereken neyse, onu yaparız. Öyle tweet, mivit, filan... Anlamam ben bu işlerden. Anlamam. Evet twitter, dürüst davranacaksan, her türlü desteği veririz. Youtube, dürüst davranacaksan her türlü desteği veririz. Facebook, ahlaksızlıklarından vazgeçerse destek alır. Ama aileleri bozacaksa, aileleri ifşad edecekse karşısında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini bulur" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Türkiye normalleştikçe, vesayetin gölgesi siyasetin üzerinden kalktıkça, millet siyasetin yegane sahibi oldukça, bunların sandığa karşı alerjileri giderek arttı. Sandıktan ümitlerini kestikçe şirretleşiyorlar. Kalplerinde, zihinlerinde 27 Mayıs özlemiyle yaşıyorlar. Sandığı devirerek elde etmek istedikleri iktidarın hayaliyle yaşıyorlar. Her 10 yılda bir yapmaya alıştıkları gibi. Yine milletin önünü kesmeye çalışıyorlar ama başaramayacaklar. Kesinlikle başaramayacaklar ve meşru iktidarı sokakta devirmenin Hesaplarını yapıyorlar. Sokak şiddetini demokratik protesto hakkı diye yutturmaya çalışıyorlar. Buradan milletime bir kez daha sesleniyorum; sizin hakkınızı, hukukunuzu korumakta en ufak bir terredüt göstermedik, göstermeyeceğiz. Bu demokrasi düşmanlığına, millet düşmanlığına seçkinlik duygusundan ötürü bu kibire geçit vermeyeceğiz" dedi.

Erdoğan, "Kardeşlerim, birçok olaylar bahane edildi. Fakat bu ağır saldırıları sizinle beraber atlattık. 17 Aralık aynı şekilde, yolsuzluk ve rüşvet iftirası altında bizden ziyade yine Türkiye'ye, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, milli güvenliğimize, ağır bir saldırı düzenlediler. İnanın bu saldırılarda en küçük bir mertlik yok. Bu saldırılarda dürüstlük yok. Bu saldırılarda ahlakın kırıntısı yok. Önlerine ne gelirse, ahlaksızca, hayasızca, namertçe, alçakça, haince ona saldırıyorlar. Kutsal değerlere saldırıyorlar. Milletin iradesine saldırıyorlar. Kardeşliğimize, çözüm sürecine saldırıyorlar" dedi.

-Ne çıkarırsanız çıkarın

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bunlar da neler var neler. Şimdi ne diyorlar? '25 Mart'ta şu çıkacak, 30 Mart'ta şu çıkacak'. 29 Mart olur, 30 Mart olmaz tabii... Ne çıkarırsanız çıkarın, hangi montajı, hangi dublajı çıkarırsanız çıkarın, hangi yalanı söylerseniz söyleyin, hangi iftirayı atarsanız atın, bu tehditlerin, bu şantajların, bu montajların, bu alçaklığınızın ve ahlaksızlığınızın altında ezilip gideceksiniz. Daha şimdiden 30 Mart akşamı hangi yalanları söyleyeceklerini, hangi bahanelerin arkasına sığınacaklarını konuşuyorlar, daha şimdiden. Çünkü neticeyi görüyorlar. Acaba böyle bir başarısız netice için ne söyleyeceğiz. Şimdi onu düşünüyorlar ve prova içerisindeler. Çamur atmanın provasını yapıyorlar. Senaryolar yazıyorlar, tabii büyük senaristleri var Pensilvanya'da" dedi.

 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim