• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

MESCİD-İ AKSA HALA YANGIN YERİ

MESCİD-İ AKSA HALA YANGIN YERİ
21 Ağustos 1969 tarihinde fanatik bir Yahudi tarafından yakılan Mescid-i Aksa, bu saldırının yıldönümünde hâlâ yangın yeri. Müslümanların ilk kıblesi esaret altında kurtarılmayı beklerken Siyonistler saldırılarını her geçen gün daha da artırıyorlar.

 

 

 

 

 

 

Siyonist teröristler, Mescid-i Aksa'nın yerinde Siyon Mabedi olduğu iddialarından yola çıkarak Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırabilmek için uzun yıllardır çalışıyorlar. 1967 yılında Doğu Kudüs'ü işgal eden Siyonistler bu tarihten hemen sonra kutsal beldelerdeki İslam'ın simgesi yapılara saldırmaya başladılar. Çeşitli bahanelerle birçok yapıyı, camiyi, evi ve tarihi eseri ortadan kaldıran terör devleti, Mescid-i Aksa'ya da saldırmaktan geri durmadı. 21 Ağustos 1969'da Denis Ruhan adlı fanatik bir Yahudi, Mescidi Aksa'yı yakma girişiminde bulundu ve bu bilinçli bir şekilde yaptırıldı. Camiyi yok etmenin Mesih'in gelişini hızlandıracağına inandığını söyleyen Ruhan, daha sonra delilik raporu aldı ve İsrail'den sınır dışı edildi, herhangi bir ceza da almadı. Çıkan büyük yangında yüzlerce yıllık birçok tarihi eser yandı, kül oldu. Bunların arasında olan Selahattin Eyyubi'nin fethin nişanesi olarak Kudüs'e getirttiği 'ahşap minber' de vardı.

Saldırıda yakılan minber, Nurettin Zengi tarafından 1168 tarihinde yapılmış ve Selahattin Eyyubi tarafından fethin nişanesi olarak Mescid-i Aksa'ya yerleştirilmişti.

 

Mescid-i Aksa İçin Tehlike Devam Ediyor

 

Diğer taraftan Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılar da devam ediyor. 1967 yılında ırkçı Siyonistler tarafından işgal edilen kutsal topraklar bugün tamamen Müslümanlardan koparılmak isteniyor. İşgalcilerin uydurduğu yasaların da zorlamasıyla Kudüs'ün, gerçek sahipleri göç ettirilerek bir Yahudi şehrine dönüştürülmeye çalışılıyor. İsrail, Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'ya sahip bir Kudüs'ün, İslâm kimliğinden asla soyutlanamayacağının bilincinde. Mescid-i Aksa'nın altında yürütülen ve Aksa'nın temellerini tehdit etmeye başlayan kazı çalışmaları, işgalci İsrail'in Aksa'yı ve Kudüs'teki diğer İslâm mukaddesatını yıkma hedefine yöneldiğinin açık göstergesi olarak görülüyor.

 

Mustafa R. Özgür / Vakit


İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından Mescid-i Aksa'nın yakılmasının 40. yıl dönümünde hazırlanan "Mescid-i Aksa'da Son Durum Raporu:

Aksa'da Yangın 40 Yıldır Sürüyor!

Bundan 40 yıl  önce, 21 Ağustos 1969 tarihinde, Mescid-i Aksa büyük bir sabotaj eylemine sahne oldu. İşgalin üzerinden henüz iki yıl geçmişken gerçekleştirilen bu imha girişimi, Müslümanların tepkisini ölçmek üzere Siyonistlerin nabız yoklama operasyonu ve karanlık planlarının ilk habercisiydi.

O tarihten bu yana, temelinde Kudüs'ün İslami kimliğini yok etmek olan planlarda bu kimliğin en büyük abidesi ve ispatı olan Mescid-i Aksa'yı yıkmak için sistemli bir çalışma yürütülmektedir. Aksa'yı doğrudan yıkmaya cesaret edemediklerinden, Süleyman mabedini ortaya çıkarma iddiasıyla 1970'ten beri yapılan kazılarda Mescid-i Aksa'nın altı tünellerle boşaltılmış ve bir bölümünde Havra inşa edilmiştir.

Sadece mescidin altında değil çevresinde de büyük bir imha operasyonu yürüten Siyonist rejim, işgalin ilk gününden şu ana kadar Müslümanlara ait toplam 8 bini aşkın evi yerle bir etmiştir. 6 bin evi daha yıkma kararı alan Siyonist İsrail yönetiminin şimdiki hedefinde; Şeyh Cerrah, Silvan, Bustan, Ra'sil Amud, Abbasiye ve Tur semtlerinde Müslümanlara ait 200'ü aşkın ev bulunmaktadır.

 Caminin güney duvarlarında 2007 yılında başlayan yıkım ise, Türkiye'den giden uzman heyetin olumsuz raporuna rağmen sürmekte ve tüm dünyanın gözleri önünde Mescid-i Aksa yok edilmektedir. Caminin Batı yönüne Keydim Yorşlayn adıyla yürütülen proje kapsamında Tenkiziye medresesi yerine dünyanın en büyük sinegokunu inşa planları tamamlanmıştır.

İlk sabotaj girişiminin üzerinden tam 40 yıl geçtiği şu günlerde, kutsal Mescid-i Aksa'nın içinde bulunduğu tehlike daha iyi anlaşılmaktadır.

Mescid-i Aksa davası, Filistin sorununun çok üzerinde, tüm İslam dünyasının inancıyla bağlantılı bir konudur ve Kudüs'te yaşayan Müslüman azınlığın omuzlarında taşıyamayacağı kadar ağır bir sorumluluktur.

İmha girişiminin 40. yılında tüm İslam dünyasının bu sorumluluğu kuşanmasından başka bir çözüm görünmemektedir. Daha geç olmadan Aksa'ya sahip çıkmak üzere çalışmalar başlamalı ve kutsal beldede devam eden bu yangını söndürülmelidir. 

İsrail'in Mescid-i Aksa'ya Yönelik Saldırıları

1948 BM bölünme planında kentin doğu kesiminde kaldığı için Yahudi kontrolü dışında olan Mescid-i Aksa, 1967'deki 3. Arap-İsrail savaşında İsrail'in işgaline girmiş ve o tarihten sonra sistemli bir Yahudileştirme çalışmasının hedefi haline gelmiştir.

21 Ağustos 1969 tarihinde Yahudi bir fanatiğin bir grup Siyonistle birlikte Mescid-i Aksa'yı yakma girişimi başarıya ulaşmış ve caminin önemli bir kısmı tahrip edilmiştir.

Çok geçmeden 1970-72 arasında Mescid-i Aksa'yı çevreleyen surların hemen altında arkeolojik çalışma adı altında tünel kazılarına başlandı. Güney ve batı kesimlerinde başlayan kazılarda cami sınırlarının içine girilerek, yaklaşık 13 metre altta bazı oyuklar açıldı.

Batı  tarafındaki duvarların altında yer alan yeni kazılar, 1974'ten başlayarak 1976'ya kadar sürdü ve aralarında Ubade bin Samit ile Şeddat bin Evs gibi sahabe kabirlerinin de bulunduğu Müslüman mezarlığının yok edilmesi ile devam etti.

Süleyman mabedinin kalıntılarını arama bahanesiyle yürütülen kazılarda 1977 yılından itibaren caminin kadınlar bölümünün tam altına ulaştılar.

Ağlama duvarı  yönünden kazılarını sürdüren Siyonistler, 1979 yılında Mescid-i Aksa'yı zemin altından doğu-batı yönünde ikiyi böldüler. Yine aynı yıl yapılan resmi açılışla, tünel içinde küçük bir Yahudi ibadethanesi geçici olarak kullanılmaya başlandı.

1982 yılından sonra başlayan yeni kazı ve yıkım çalışmalarında, çevredeki bazı Arap sakinlerin evleri kamulaştırıldı ya da doğrudan doğruya Yahudi yerleşimcilere verildi. (Bu dönemde bedava ev sahibi olan Yahudiler arasında Ariel Şaron da bulunuyor.)

1994 yılında Siyonist Kudüs Belediyesi "Kudüs 2020" projesini kabul ederek, Aksa'nın çevresindeki Müslüman nüfusun tahliyesi sürecini hızlandırdı.

Ocak 1999 tarihinde Mescid-i Aksa'yı Süleyman mabedine dönüştürme yolunda İsrail kamuoyunda resmi tartışmalar başlatıldı ve sonraki günlerde yapılacak provokasyonlara ortam hazırlandı.

Temmuz 2000 tarihinde toplanan İsrail parlamentosu, Kudüs'ün "İsrail'in ebedi başkenti" olduğunu yasa maddesi haline getirdi. Vakit kaybedilmeden Kudüs Belediye başkanlığı, haremi şerif bölgesinde Yahudilere de ibadet izni verilmesi konusunda lobicilik çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Eylül 2000 tarihinde Ariel Şaron tarafından yapılan provokatif Aksa ziyareti, camiye yönelik en cüretkâr saldırılardan biri olarak tarihe geçerken, Aksa intifadasının başlamasına neden oldu. Bu süreç içinde 5 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.

2007 yılından itibaren Caminin batı yanındaki Babü'l-Mağaribe'de başlayan yıkımlar dünyadan gelen tepkiler ve Türkiye'den giden uzman heyetin olumsuz raporuna rağmen durdurulmadı.

2008 yılı  sonundan itibaren Aksa camiinin çevresindeki mahalleleri boşaltmaya başlayan Siyonist yönetim, Silvan, Şeyh Cerrah ve Butsan mahallelerinde evleri tahliye etmeye başladı.

2009 yılında Kudüs belediyesi aldığı karar ile Doğu Kudüs'te ruhsatsız olduğu gerekçesiyle Filistinlilere ait evlerin yüzde 25'inin yıkılacağını  açıkladı. Bu yıkımlara Aksa çevresindeki mahallelerden başlanma ihtimali üzerine fanatik Yahudiler mabet maketleri ile provakatif faaliyetlerine hız verdi. 


Filistin Meclisi Nablus Milletvekili Muna Mansur:

"Mescidi Aksa Bugün 40 Yıl Önce Uğradığı Yangının Daha Kötüsünü Yaşıyor"

Filistin Meclisi Nablus Milletvekili Muna Mansur, Mescidi Aksa'nın 40 yıl önce kindar bir aşırı Siyonist tarafından yakılmasının, o günden bugüne uğradığı saldırılardan sadece biri olduğunu belirtti.

Mescidi Aksa'nın yakılışının 40. yıldönümü münasebetiyle bugün (20 Ağustos Perşembe) bir açıklama yapan milletvekili Mansur şöyle dedi: "Kudüs şehri bugün işgal devletinin bütün kurum ve kuruluşlarının barbar saldırılarına maruz kalmaktadır. İşgal devleti bütün kurum ve kuruluşlarıyla, şehrin kimliğini yok etmek, buradaki İslami izleri silmek ve şehre Yahudi görünümü vermek için görülmedik bir çaba içerisinde."

Milletvekili Mansur devamla, bütün Müslümanların Kudüs ve Mescidi Aksa'nın bugün büyük bir tehlike içinde olduğunu anlaması gerektiğini belirterek şöyle dedi: "Kudüs şehri işgal edildiği ta ilk günden beri Siyonist çetelerin tehdidine maruz kalmıştır. Bu çeteler şehrin doğu ve batı kesimlerini ele geçirmek için durmadan çalıştılar ve çalışıyorlar. Siyonistler, akidelerinin bir esası olan Süleyman heykelini dikme inancını yerine getirmek için yoğun çaba harcıyorlar."

Muna Mansur altında kazılan tüneller nedeniyle Mescidi Aksa'yı meçhul bir geleceğin beklediğini belirterek, "Son çökmeler mukaddes şehrin karşı karşıya olduğu tehlikenin ciddiyetini yansıtıyor. Asırlık ağaçların yaprak dökmesi de Aksa'nın altında kazılan tünellerin tehlikeli bir boyut aldığını gösterdiği gibi burada tehlike çanlarının çaldığını da gösteriyor. Böyle giderse –Allah göstermesin- tabii veya yapay bir depremde Mescidi Aksa yerle bir olacaktır."

HAKSOZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim