• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 7 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Mahallemizden Haberdar Mıyız?

Mahallemizden Haberdar Mıyız?
Mahallemizdeki yoksul ocaklara yönelmek, hayır yapmayı salt para yardımı ile sınırlayan modern algıdan kurtaracak, “selam vermek sadakadır” nebevi öğretisinde belirtildiği üzere bir yoksulla dertleşmenin, bir yetimin başını okşamanın güzelliği

 

 

 

 

 

 

Serveti tekelleştiren, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın kullarına lütfettiği rızkı kapital sahipleri adına gasp edip derin uçurumlar meydana getiren kapitalist işleyişe karşı mahrum bırakılmışlar lehine yapılacak temel “insani yardım”, kapitalizmin zalim çarklarını paramparça edip sosyal adaleti gerçekleştirme mücadelesi vermektir. Mazlumiyet ve mahrumiyetler karşısında sorumluluk bilincine sahip insanlara düşen makro sorumluluk, zulüm ve sömürünün iktidarını alaşağı etmeye ve adaleti makro planda tesis etmeye çalışmaktır. Aksi takdirde, zulüm ve sömürü çarkları varlığını sürdürdükçe, mikro plandaki insani yardım çabaları sadra şifa olmaya yetmeyecek, sosyal adaleti sağlamada etkili olamayacaktır.

 

MAKRO VE MİKRO YARDIM DENGESİ

Tefeciliğin, zulüm ve sömürünün hüküm sürdüğü cahiliye Mekke’sine, kuraklıktan çatlayan bir toprağa yağan yağmur gibi hayat kaynağı mesajlarıyla inmeye başlayan Kur’an vahyinin inzal sürecini takip ettiğimizde, toplumdaki sömürüye dayalı işleyiş ve sosyal adaletsizlik karşısında ilk Müslümanların hem makro hem de mikro planda göreve davet edildiğini görürüz. Bir yandan serveti tekelleştiren faizci işleyişin ve bu işleyişin köşe başlarını tutmuş olup malı yığan, ölçüde hile yaparak haksız kazanç sağlayan, yetimin, yoksulun hakkını gasp eden oligarşik ağaların iktidarına karşı mücadele çağrısı yapılırken, diğer yandan da Müslümanlar mikro planda yoksula, yolda kalmışa, yetime yardım çalışmalarına yönlendirilmektedir.

Kısacası ne salt zulüm ve sömürü çarklarını alaşağı etmeye yönelik makro plandaki iktidar mücadelesi yeterli görülerek toplumdaki mazlumiyet ve mahrumiyetlere yönelik mikro iyileştirme çabaları terk edilmekte, ne de salt “insani yardım” çalışmalarına yoğunlaşılarak zulmü ve sömürüyü kökünden söküp atacak makro mücadele çizgisi ihmal edilmektedir.

Kur’an vahyinin zulme ve sömürüye karşı kendisine tabi olanlara yüklediği ve Hz. Peygamber ve arkadaşlarının cahiliye Mekke’sinde omuzlayıp en güzel şekilde örneklendirdikleri bu sorumlulukları, bizler de bugünün sömürü çarklarına karşı omuzlamak zorundayız. Kapitalizmin küresel bir nitelik kazanarak banka-borsa ikileminde üçkâğıt ekonomisi yoluyla insanlığın kanını emdiği günümüzde giderek artan mazlumiyet ve mahrumiyetler karşısında vahyin öngördüğü şekilde hem makro hem de mikro plandaki sorumluluklarımızı eşgüdümlü olarak yüklenmeliyiz. Söz konusu eşgüdümü ihmal ettiğimizde, ya salt makro iktidar mücadelesine yoğunlaşarak mazlum ve mahrumları sahipsiz bırakmış oluruz yahut da salt mikro plandaki insani yardım çalışmalarına yoğunlaşarak kapitalizmin vicdanı olma durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.

 

MAHALLEDE NE VAR NE YOK?

Türkiyeli Müslümanlar olarak Rabbimizin bize yüklediği yetimi, yoksulu, yolda kalmışı gözetme ve imkânlarımızı mahrumlarla paylaşma konusunda önemli işler başardığımızı söyleyebiliriz. Özellikle de son 20 yıldır bu alanda önemli hizmetlere imza atan kurumlar vücuda getirdik ve bu kurumlar gerek Türkiye’de gerekse yeryüzünün hemen tüm coğrafyalarında mahrum ve mazlumlara sahip çıkıyor, onlara zor günlerinde yardımcı oluyor.

En başta IHH İnsani Yardım Vakfı olmak üzere bu kurumların varlığı insani yardım çalışmalarının hem bir insicam içinde yapılmasını hem de daha kuşatıcı olmasını sağlıyor. Bununla birlikte bu kurumların bizim üzerimizde “Her şeyi IHH’dan beklemek” cümlesiyle formüle edebileceğimiz bir yan etkisinin olduğunu da kabul etmek zorundayız. Belli kriz dönemlerinde yahut aylık olarak bu kurumlardan birine bağış yaparak mahrum ve mazlumlara karşı insani yardım sorumluluğumuzu yerine getirmiş olduğumuzu düşünmeye başladık sanki.

“Nasıl olsa bu alanda güzel çalışmalar yapan kurumlarımız var, onlar yetimi, yoksulu bizim adımıza bulup, bizim adımıza gereğini yapar” şeklinde bir rehavete kapıldık gibi geliyor. Bu yüzden de mahallelerimizdeki mahrumları arayıp sormaz olduk. Varoşlarla, gecekondularla bağımızı kopardık. Bu alandaki sorumluluklarımızı profesyonel olarak gördüğümüz omuzlara yükleyip biz aradan çekiliverdik. Artık ne yoksul ve yetim bizi görüyor, ne biz yoksulu, yetimi. Bu işe para ayırıyoruz ya! Yardım yaptığımız kurumlara gitmemize de gerek yok, üstelik kredi kartıyla her ay belli bir miktar para ödersin, olur biter!

 

YENİDEN VAROŞLARA!

Bu yazıyı yazmaya beni sevk eden, bu alanda tanık olduğum bir hadise oldu. Bir insani yardım kurumumuzun yetimlerle ilgili buluşma gecesi tertiplediği günün üç-dört gün öncesinde İstanbul’un varoşlarından birinde bir gecekonduya freni boşalan bir kamyon girmiş, anne-baba olayda hayatını kaybederken 4 çocuk yetim kalmıştı. O çocuklar o yetim buluşmasının ana konusu, baş aktörü olmalıydı. Fakat öncelikle fert fert Müslümanlar olarak varoşlarla, gecekondularla bağımızı kopardığımız için kim o çocukların elinden tutup ilgili kurumla bu çocuklar arasında bir bağ kuracaktı?

Her şeyi ilgili kurumlardan beklemek yerine, sorumluluk sahibi Müslümanlar olarak çevremizde aç ve açıkta olan var mı diye duyarlılık gösterirsek şehirlerin, kasabaların ve köylerin varoşlarında, mezralarında unutulmuş olan nice mahrum bırakılmışlara ulaşabilir; yoksullarla, yetimlerle yeniden buluşma imkânına kavuşabiliriz.

Üstelik mazlumiyet ve mahrumiyetlerle birebir ilgilenmek, yeniden varoşlara, mahallemizdeki yoksul ocaklara yönelmek, bizleri, hayır yapmayı zihinlere salt para yardımı ile sınırlı olarak kodlayan modern algıdan da kurtaracak, “Selam vermek sadakadır” nebevi öğretisinde karşılığını bulduğu üzere bir yoksulla dertleşmenin, bir yetimin başını okşamanın güzelliğiyle bizleri yeniden buluşturacaktır.

Kısacası varoşlar, yetimi ve yoksulu gözetmeyi, yolda kalmışın elinden tutmayı ilk inzal olunan mesajları içinde bulunduran vahyin şahitlerini beklemektedir.

Şükrü Hüseyinoğlu / Özgün Duruş

ilgili makalelerimiz

http://www.analizmerkezi.com/Yazar/Recep-Ihsan-Eliacik/Cehennem-tehditleri-kime-yonelik.php

 

http://www.analizmerkezi.com/Yazar/Recep-Ihsan-Eliacik/Kapitalizmin-panzehiri.php

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Suikast İçin Gelen Terörist Öldürüldü!12 Ocak 2017 Perşembe 11:31
  • Bunları Yapana Vatandaşlık Verilecek!12 Ocak 2017 Perşembe 11:25
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim