• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Madımak ve Başbağlar Kan Kardeşi, Ayrım Yapan Vicdan Katilidir

Fatih Tezcan

 

İki korkunç katliam...

2 Temmuz 1993: Madımak.
5 Temmuz 1993: Başbağlar.


Birinin kurbanları Alevi...
Diğerinin Sünni...

Kurbanların mezhepleri farklı...
Ama yattıkları toprak, aynı...

Katillerin dinleri, mezhepleri tamamen önemsiz...
Girecekleri cehennem, yanacakları ateş aynı...

Peki, neydi bu katliamların sebebi?

(Yazının bağlamı ve amacı bu değil ama istemeyerek de olsa bir bölüm ayırmalıyım...)

Madımak bir ‘darbe öncesi ortam hazırlama’ girişimiydi...

Önce Alevi aydınlar öldürülecek, sonra zaten Madımak’ın öncesinde pek çok Atatürkçü isme suikast düzenlenmiş olmasına kızgın olan Alevi kitle harekete geçirilecek, ülkenin herköşesinde Sünni katliamları yapılacak, buna karşılıklar verilmesi istenecek veya tetiklenecek, kısacası ülke bir anda 1980 öncesine dönecek ve sonra elbette senaryo yazarlarının ‘mutlu son’ hayali gerçek olacak ve ordu yönetime el koyacaktı.

1993 zaten çok sonradan anlaşılmıştı ki, proje ölümlerin yılıydı...

Sözün hemen burasında söylemek lazım ki, Aziz Nesin’in Madımak’taki ‘rolünü’ kestirmek çok güç...

Aziz Nesin gönüllü bir provakatörlük mü yapmıştı yoksa kullanılmış mıydı?
Buna dair kesin birşey söylemek imkansız gibi zira Madımak'ta ölümden dönmüştü...

Burada gözardı edilen 2 gerçeği yıllar sonra hatırlatmak lazım:

1- Aziz Nesin’i ve 35 aydını Sivas’a davet eden kişi Sivas valisi Ahmet Karabilgin idi. İlginç olan, Ahmet Karabilgin, İsmet İnönü’nün eski danışmanıydı. Yani sıradan bir bürokat değil, İnönü Ailesi’nin sağ kolu olmuş bir isimdi. Üstelik olaylar sırasında ‘olağanüstü bir rahatlık’ göstermiş, sakinliğiyle bilinen Aziz Nesin Uluç Gürkan’a defalarca acele edin demese ve Gürkan da valiliği aramasa, belki de 35 değil 45 veya 55 kişinin yanmasına sebep olacak bir pasiflikte kalmıştı. Neden? Keza azker meydana gelmiş ama halkı gördükten sonra geri çekilmişti. Neden? Bütün bu sorular, akla maalesef yukarıda sözünü ettiğim darbe senaryosu üzerinde durmamızı gerektiren sac ayaklarını oluşturuyordu.

2- Çok daha önemlisi Madımak, Aziz Nesin ve katliam sözcüklerinin ilk kez yanyana geldiği yer değildi.

Tam 38 önce, 6-7 Eylül olaylarında da Aziz Nesin’in adı geçiyordu.

Sivas'ta Aziz Nesin’i itfaiye kurtararırken, Asım Bezirci can verdi.

Ne ki, Azım Bezirci de Aziz Nesin de 11 azınlık mensubu vatandaşın öldürüldüğü, 100 kadar kilisenin yakıldığı, 5500’den fazla mülkün talan edildiği 6-7 Eylül olaylarına azmettirmek suçlamasıyla yargılanmışlar ama o olayları Adnan Menderes Hükümeti’nin yaptığı anlaşılınca (?) beraat etmişlerdi.

Oysa Menderes’in bu olayları yaptırdığına dair hiçbir ispat yoktu, bilakis konu Selanik’teki Atatürk Evi’nin yanması haberinin özel çabalarla yayılmasından kilise sıralarının üzerinde hrıstiyan kızlarına tecavüzlere kadar tamamen Özel Harp projesi ve işiydi.

Aziz Nesin’in beraat ettiği tahrik suçlamaları, 1960 Darbesi sonrasında kurulan ‘O çok adaletli mahkeme’de Menderes’e ihale edilecek ve Başbakan suçlanacak, asılacaktı.

Aziz Nesin'in ismi neden her katliamın öncesinde var? Bunu bilmiyoruz. Zaman, gösterebilir. Belki de yanılıyoruz ve o sadece provokatif konuşmayı münevverlikten, entellektualite faaliyetinden sanan biriydi.

Ama bildiğimiz birşey varsa, o da Madımak’ta kirli bir tezgah olduğudur. Zira cuma namazı kılan caminin avlusunda davul çalınması, normal akıl veya ahlakla bağdaşır bir durum değildi...

Madımak’ta yakılan insanlar davul değil, saz çalmayı biliyorlardı.

Birileri onların naaşları üzerinden kaos ve darbe planı yapmıştı…

33 şair, yazar ve sanatçı can verdi.

Daha sonra anlaşıldı ki, 2 otel çalışanı ve 2 de gösterici ölmüştü.

(Tam buradaki Arif Sağ ile ilgili teorilere girmeye hiç niyetim yok, bunlar bizi görmemiz gereken yerden uzaklaştırıyor, bense hızla ve ısrarla oraya gelmek istiyorum...)

Sıra intikama gelmişti.

Başbağlar…

Hiçbiri şair, yazar ve san’atçı değildi…
Dersim ile Erzincan arasında, hayvancılıkla geçimini sağlayan bir köydü Bağbağlar…

Ve 'acilen 33 Sünni’nin öldürülmesi' gerekiyordu…

Bu köy seçildi…

PKK köye geldi, erkekleri aldı dağa götürdü, 1 saate yakın oyaladı ve sonra bu insanların üstüne 20 şarjörden fazla Kaleşnikof mermisi boşalttı…

PKK oyaladı zira diğer teröristler Başbağlar'ı yakıyorlardı…

Tıpkı Madımak gibi…

Evlere sığınmış tirtir titreyen Sünni kadınları ve çocuklar, yanarak öldüler…

Toplamda tam 33 insan!

Ne bir eksik ne bir fazla…

Bu katliam ile ilgili olarak Abdullah Öcalan’ın açıklaması “Benim haberim olmadan yapıldı, Doktor Baran yapmış" oldu.

Dr.Baran kod adlı Müslüm Durgun, olayların olduğu günlerde sözde Dersim Eyalet sorumlusuydu.

Özel Harp’in işbirlikçisi olduğunu, Paralel PKK şeklinde ifade ettiğim yapının daha o dönemdeki üst düzey isimlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Abdullah Öcalan da benzer şekilde düşünmüş olacak ki, 12 Mart 1994 günü Tunceli ilinin kuzey batısındaki Yılan Dağı bölgesinde “Öcalan’a muhalefet etmek, örgüt talimatlarına uymamak” gerekçesiyle Müslüm Durgun’u boğdurarak öldürttü.

Yani Madımak ve Başbağlar’ın üzerinden 1 sene geçmeden...

Olan ölenlere oldu...
Madımak’la ilgili 33 kişiye idam verildi, müebbete çevrildiler vs...
Başbağlar’la ilgili 0 kişiye idam verildi, 0 kişiye hapis cezası verildi, nokta.

*****

Tam olarak ilgi ve bilgi alanım olmasına ve belki çok daha fazla şey yazılabilecek olmasına rağmen, hiçbir şey içimden gelmiyor...

Çünkü düşünmek ve söylemek istediklerim bunlar değil...

Kimin katil kimin provokatör kimin darbeci olduğu beni bu bağlamda ilgilendirmiyor...

Benim sorguladığım şu...

Alevi ne demek?

Ya Sünni?

Ne işe yarar bu ayrımlar?

Biz neden kolaylıkla provoke olup birbirine saldırtılabilen bir milletiz?

Biz nasıl kıydık birbirimize?

Madımak’ta o ateşi kim yaktı?

Nasıl eli vardı?

Sahi, insan yakmak Hz.Peygamber’in sünnetinin neresinde vardı?
Başbağlar’da evleri yakanlar Alevi miydi peki?
Hz.Ali görse, Zülfikar’la ellerini kesmez miydi?

Bizi kimler fitneliyor böyle?

Ne dinde ne mezheplerde ne örfümüzde silahsız insanı öldürmek yokken, bize bu lanet olasıca asabiyeyi, ırkçılığı, dinciliği, mezhepçiliği kimler pompalıyor?

Aziz Nesin diyoruz, mesela...

Peygamber’in eşi Hazreti Ayşe annemize İran’lı Salman Rüşdi’nin ettiği hakaretleri Türkçe’ye çevireceğini ve yayınlayacağını söylemişti, değil mi?

Şimdi geriye dönüp Alevi ve Sünni kimliğinizi kenara koyarak sorar mısınız?

“Neden?”

İran’lı bir fitneci veya Aziz Nesin değil, 7 milyar insan bir araya gelse ve milyonlarca kitap karalasa, annelerimizden aziz ve ak ve pak Aişe annemizin itibar ve onurundan bir zerre eksiltebilir mi?

Haşa...

O zaman bu çaba nedendi?

Ve keza Sivas’taki o otelin önünde çığlıklar atan, saldıran, yakan, yıkan, acımayan Sünniler...

Ehli Sünnet’i mi yücelttiler?

Din mi daha çok onur kazandı o katliamla yoksa mezhep mi yoksa millet mi vatan mı, kim neden ne için?

Allah’ın insanlığa en güzel hediyesi olan kardeşliği, tevhidi zedelemekten, belki de parçalayıp atmaktan başka ne işe yaradı?

Ya sonrası?

İnsanların yakılmasından daha kötü tek birşey varsa, o da insanlığın yakılmasıdır.

Madımak’ta ve Başbağlar’da insanlar yakıldı.

Ama sonra herkes kendi katliamının afişini asıp yasını tutunca, işte o zaman insanlık yandı...

Enayi kelimesi, Arapça ene’den gelir.
Ene, ben demektir.
Enayi, hem ben’i yani kendini düşünüp komik duruma düşendir.
Bencillik, en büyük enayiliktir.

Biz acılarımızda bile enayi bir topluluğuz...
Oysa bu hataya müsait bir coğrafyada yaşamıyoruz...
Oysa hiç de uzak değil bize Maraş, Çorum, Hama, Humus, Madımak, Başbağlar, Dersim, Halep, Şam ve Lazkiye...
Oysa uzak sandığımız sadece, vicdanımızın sesi...

Madımak ve Başbağlar, kan kardeşidir...
Birine ağlayıp diğerine susan, vicdanının katilidir.

Allah tekrarından muhafaza buyursun…
Bölücü, ayrımcı, ötekileştirici, fitneci, tahrikçi kalleşliği uzak,
Birleştirici, benimseyici, empatiyi ibadet bilen güzel bir kardeşliği yakın eylesin…


Allah, Madımak’ta ve Başbağlar’da katledilen 70 birbirinden aydın insanımıza rahmet eylesin... Mekanlarını, birlikte sohbet ederek serinleyecekleri cennet bahçeleri eylesin…

Amin…


 

Fatih Tezcan
twitter.com/fatihtezcan

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim