• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

LEAMAN: İSLAM SANATI MUHTEŞEM!

LEAMAN: İSLAM SANATI MUHTEŞEM!
"İslam Estetiğine Giriş", İslam sanatına ilişkin temelsiz önyargı ve genellemelerin düzeltilmesi ile İslam sanatının estetiğine sağlam bir zemin kurma yönünde mütevazı bir çaba olarak değerlendirilebilir.

 

 

 

 

"Bu kitabı yazmamın sebebi İslam sanatı hakkında biteviye söylenegelen şeylerden duyduğum derin hayal kırıklığıdır." diye başlıyor söze, "İslam Estetiğine Giriş" adlı yapıtında Oliver Leaman. Orijinal baskısı 2004 tarihini taşıyan "İslam Estetiğine Giriş", Nuh Yılmaz çevirisi ile Küre Yayınları tarafından yayınlanmış.

Leaman'a göre, İslam sanatı konusunda oldukça etkileyici bir literatürün varlığına karşın, bu literatürde İslam sanatının estetiğine ilişkin tartışmalar ya hiç yer tutmamakta ya da ancak sığ bir düzey tutturabilmektedir. Söz konusu alanda, İslam sanatını "İslamî çalışmalar" başlığı altında değerlendiren ve tarihselci metodolojiye dayandığı ölçüde alternatif yaklaşımları dışlama eğilimindeki bir bakış açısının hükümranlığı nedeniyle "tamamen farklı bir entelektüel maharet" gerektiren 'estetik' odaklı tartışmalar bulunmamaktadır.

Şöyle diyor Leaman, "İslam Estetiğine Giriş"in önsözünde: "Bu kitabı yazarken yaptığım tartışmanın, uzun yıllar boyunca babamla yapmış olduğum bir tartışmanın uzantısı olduğunun farkına vardım. Her ikimiz de Bach dinlemeyi, kiliseler ve şapeller gibi dinî binaları ziyaret etmeyi pek severdik. Babam sürekli bu binalara ve müziğe nasıl hayran olduğunu, Hıristiyan olmuş olsa bu binalara ve müziğe olan hayranlığının daha da fazla olabileceğini, bu binalar ve müzik hakkında Hıristiyan olmayan birisi olduğu için kaçırdığı şeyleri Hıristiyan olmuş olsa daha da iyi takdir edebileceğini söylerdi. Bense aksini, yani bu binaların ve müziğin estetik özelliklerinin aslî dinî amacından soyutlanabileceğini, hatta aslî dinî amacı paylaşmanın, estetik takdir ve eseri kavrayış noktasında destek değil köstek olabileceğini savunurdum. Bu kitapta da hala aynı olan bu görüşümü geliştirdim."

Leaman'a göre İslam sanatı üzerine yazanların pek çoğu, İslam sanatını estetikle hatta sanatla ilişkisi olmayan bir terminoloji ile açıklamaya çalışırlar. Bu terminoloji siyaset, din, mistisizm hatta ekonomi kaynaklı olabilmekle birlikte hiçbir zaman estetiğe ilişkin değildir. Leaman, bu noktadan hareketle, 'İslam sanatı' üzerine yapılan çalışmaların, İslam sanatını değersizleştirdikleri, giderek 'sanat olarak' görmedikleri sonucuna varıyor. Oysa bir sanat eseri, öncelikle 'estetik' kategoriler dikkate alınarak değerlendirilmelidir ve Leaman'ın "muhteşem" diye nitelediği İslam sanatı bunu fazlasıyla hak eder.

"İslam Estetiğine Giriş", İslam sanatına ilişkin temelsiz önyargı ve genellemelerin düzeltilmesi ile İslam sanatının estetiğine sağlam bir zemin kurma yönünde mütevazı bir çaba olarak değerlendirilebilir. Nitekim kitabın "İslam Sanatı Hakkında En Çok Yinelenen On Bir Hata" adını taşıyan ilk bölümünde, söz konusu önyargı ve genellemelerin alt başlıklar halinde sıralanarak sistematize edildiği görülüyor: "İslam'ın Tanımı Mümkündür: Özcülük Meselesi", "İslamî Estetik Diye Bir Şey Yoktur", "İslam Sanatı Aslen Tasavvufîdir", "İslam'a Has Sanatsal Biçimler Mevcuttur", "İslam Sanatı Aslen Minördür", "İslam Sanatında Boşluk Korkusu Vardır" gibi genellemelerin tartışıldığı bu bölüm, yer yer polemiğe yaklaşmakla birlikte hem yapıtın hülasasını hem de çevirmen Nuh Yılmaz'ın belirttiği gibi, "eleştirel formalist" bir dil içinden konuşan Leaman'ın İslam sanatına ilişkin tartışmalara en önemli katkısını oluşturuyor.

Leaman'a göre, İslam sanatı ile başka sanatlar arasında temelkoyucu nitelikte farklar olduğu söylenemez. İslam sanatı, farklardan yola çıkarak tanımlanamayacağı gibi bu sanatı incelemek için özgül bir estetiğe veya özgül kavramsal araçlara gerek yoktur. Leaman, bu tür 'özcü' yaklaşımların İslam sanatını araçsallaştırdığını, basitleştirici bir etki yarattığını öne sürer ve çürütülmeleri gereğini vurgular. Sözgelimi, Hat sanatına ilişkin çalışmalara damgasını vuran "mutlak kutsallaştırma dürtüsü"nün ardında böylesi bir yaklaşımı, İslam'ın kaçınılmaz ve zorunlu olarak belli estetik biçimlerin gelişimine yol açtığı yönündeki önyargıyı bulmak mümkündür. Buna göre, söz konusu zorunlu estetik gelişimin ihtiva ettiği ifade biçimlerinin, ki en başta hat sanatı gelir, ortak amacı "İlahî varlığı hatırlatmak"tır. Ne var ki Leaman'a göre, hattın istifindeki asıl mesele metnin ifade ettiklerini sergilemek değil, kelimeler ve hurufatın grafiğine içkin imkânlarla oynamaktır. Hüsnühatta sarahat değil, zarafet amaçlanır ve metnin içeriği, velev ki bir "çamaşır listesi" olsun, ondan bir sanat eseri olarak zevk almamızı engellemez. "Gördüğüm en güzel hatlardan biri, bir tabağın altına yazılmış olan 'Salih tarafından yapılmıştır' yazısıydı." diyor Leaman.

Leaman'a göre, ister tarihsel ister kültürel ardalana ilişkin olsun, "ancak uzun izahatlar neticesinde anlaşılabilen sanatın pek de makbul bir sanat olmadığını düşünme eğiliminde olduğumuz bir gerçektir." Kendiliğindenliğini yitiren bir sanat ise, minör bir sanat olarak sınıflandırılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu bakımdan Leaman'ın İslam sanatına değgin çalışmalarda vurgulanmadığını ileri sürdüğü 'sanatın özerkliği' üzerinde durduğu söylenebilir "İslam Estetiğine Giriş"te.

İslam sanatı, İslam dininin, dilinin ve tarzının belirlediği bir çerçeve içinde üretilmiş olmakla birlikte, bu çerçeveye ilişkin bir birikimi şart koşmaksızın 'estetik olarak', yani doğrudan doğruya estetik deneyimle anlaşılabilecek bir sanattır. Bu yargı, Leaman'ın kitabı da dahil olmak üzere, "İslam Sanatı" veya "İslam Estetiği" başlığı taşıyan bütün kitapların Wittgenstein'ın merdiveni gibi kaldırılıp atılmasını gerektirse bile...

Ama meraklısı ya da bir kenara atacakları bu kitabın imzalı olmasını isteyen okurlar varsa, Leaman'ın (tıpkı Giorgio Agamben gibi) 14-16 ekim 2010 tarihleri arasında "Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik" başlığı altında gerçekleştirilecek Birinci Uluslar arası Felsefe Kongresi'nin konuğu olarak Uludağ Üniversitesi'nde bulunacağını belirtelim.

YENİ ŞAFAK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim