• BIST 107.792
  • Altın 151,812
  • Dolar 3,7027
  • Euro 4,3496
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

KÜSTAH NİŞANYAN'A CEVAP

KÜSTAH NİŞANYANA CEVAP
Kudüs davasının önemli isimlerinden Nureddin Şirin, Taraf Yazarı Sevan Nişanyan'ın Müslümanlardan sert tepki aldığı "Sansür" ve "Feriştah" başlıklı yazıları hakkında İslamiGündem'in sorusu üzerine bir açıklama yaptı.

 

 

 

 

 

 

"Bu Gibi Saldırılar Gelenek Haline Geldi."

 

Nureddin Şirin'in "Nişanyan'ın yazıları ifade özgürlüğü kapsamında mıdır?" sorusuna verdiği cevap:

Servan Nişanyan adlı bu aşağılık varlığın İslam’ın tüm mukaddesatına bu denli pervasızca saldıran ifadelerini okuyunca kanımın donduğunu belirtmeliyim öncelikle. Bir müslümanın akidesi ancak bu denli alçakça saldırıya uğrayabilirdi!

Bu gibi haince saldırılar Selman Rüştü’nün Şeytan Ayetleri adlı kitap yazmasının ardından bir gelenek halini aldı. Daha sonra Danimarka, İsveç, Hollanda gibi ülkelerde tam bir haçlı saldırganlığı ile Hz. Resulüllah (s.a.v)’ın şahsiyetine karşı çirkince karikatürlerin çizildiğine ve Kur’an-ı Kerim aleyhinde filmler yapıldığına tanık olduk. Buna Papa’nın İslam ve Peygamberimiz aleyhinde sarfettiği küstahça sözler de eklendi. Şimdi de bunun bir örneğine Türkiye’de tanık oluyoruz.

Servan Nişanyan adlı bu küstahın yaptıklarına daha önce de yapıldığı gibi, “ifade özgürlüğü” adı altında normallik kazandırılmak istendiğine tanık oluyoruz. Yani, artık İslam’ın kutsal değerlerine, akidesine, Peygamberine hakaret etmek “ifade özgürlüğü” kapsamına alınarak, İslam’a sövme geleneği olağan bir hale getirilmek istenmektedir.

Öncelikle Batı’nın kendi kriterleri içinde de özgürlüklere belli sınırlamalar getirilmektedir. Örneğin Batı’nın kendi içinden çıkan “nazizm”in propagandasını yapmak, ırkçılığı savunmak suçtur, ifade özgürlüğü kapsamına girmemektedir. Hitler’in Yahudileri toplu halde katlettiği yönündeki Holocaust’u tartışmaya açmak, Holocaust iddialarının aksine söz sarfetmek de suçtur.

Şimdi nasıl oluyor da, yerine göre ifade özürlüğüne sınır çizenler, İslam’ın en mukaddes değerleri aleyhinde en ağır ve aşağılayıcı hakaretlerde bulunanların yaptığı küstahlıkları “ifade özgürlüğü” içine alarak, çirkin bir çifte standart içine girebiliyorlar.

Ancak bizler ne Batılılardan, ne de içimizdeki birilerinden mukaddesatımız aleyhindeki saldırılarına “aman bu yaptığınız ifade özgürlüğü”ne girmiyor, lütfen bundan kaçınınız” gibi bir ricada ve istekte bulunacak değiliz. Kur’an-ı Kerim’in buyrukları, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v)in sünneti ve İslam ulemasının bu hususlarda beyan ettikleri hükümler, nasıl davranmamız gerektiğini bize öğretmektedir. İster fiilen, ister kavlen dinimize saldıranlar “harbi” hükmündedir; onlara karşı İslam’ın yumruğu ile karşılık verme durumundayız.

Burada Müslümanlar olarak kendimize bir sorumluluk ve vebal payı ayırmamız gerekiyor. Zira tüm bu alçaksa saldırılar Müslümanların mukaddesatını savunma noktasındaki gafletinden cesaret almaktadır. Ne yazık ki İslam toplumu, özellikle de Müslümanların kanaat önderleri konumundaki şahsiyetlerin büyük bir kısmı, İslam’ın mukaddesatını savunma noktasında gereken hassasiyeti göstermiyorlar. Halbuki İslam’ın kutsalları, akidemiz, uğruna adandığımız değerler değiller mi? Peki bu yapılanlar, yazılıp çizilenler pervasızca değerlerimizi çiğnerken bizim bunlara vereceğimiz bir cevap, bir karşılık olmayacak mı?

Servan Nişanyan adlı bu alçağın yaptığı en azından bize bu görev ve sorumlulukları hatırlatır inşallah diyorum. Biz Nemrud ve Firavun’a “niçin böylesi azıp müstekbirleşiyorsunuz?” diye sorma durumunda değiliz; aksine “nerede bizim İbrahim ve Musa’larımız” sorusunu kendimize sorma durumundayız. Bir belde de mümin ve muvahhid birileri olur da meydanlar müşrik ve zındıklara boş bırakılır mı, bunun muhasebesini yapma durumundayız.

İslami Gündem’in bu konunun üzerine giderek gösterdiği hassasiyetten dolayı da siz aziz kardeşlerimi tebrik ediyorum.

Nureddin Şirin


İslamigundem.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim