• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kurtulmuş'tan 5 Maddelik Kurtuluş Planı!

Kurtulmuştan 5 Maddelik Kurtuluş Planı!
HAS Parti Genel Başkanı Kürt sorununun TBMM’de siyasilerce çözülmesi gerektiğini söylerken, hükümete 5 maddelik bir plan önerdi.

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, hükümete Kürt sorununun çözümünde anayasal vatandaşlık tanımı, ekonomik ve sosyal telafi programı, göçün geri döndürülmesi ve savaş dilinin reddedilmesi olmak üzere 5 maddelik bir plan önerdi.

Kurtulmuş, bir internet sitesine verdiği röportajda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demokratik Açılımın, Kürt Açılımının aslında doğru bir süreç olduğunu savunan Kurtulmuş, ancak sürecin iyi yönetilemediğini belirterek, "Birisi sorunu çözmek istiyor gibi görünüyor, bazı siyasi partiler çözümsüzlüğün devamını istiyor. Önce şuna karar vermeliyiz, bu sorunu çözmek istiyor muyuz, çözmek istemiyor muyuz" dedi. Herkesin çözüm istediğini ama iktidarın ne yapacağını bilmediğini ifade eden Kurtulmuş, "MHP-CHP bir şey söylemiyor. DTP o dönemde yani Açılım Politikası'nın devreye girdiği dönemde Öcalan'ın odası, sağlığı vb. konuları ine çıkarttı. Adeta 'kapatılmak' için her şeyi yaptı. Çözüme yönelik bir katkı vermedi" dedi.

Parti olarak bu konuda beş maddelik bir çözüm planları olduğunu, bunun sorunu kökten halledeceğine inandıklarını kaydeden Kurtulmuş, "Bir kez "Anayasal Vatandaşlık' tanımını yapmamız lazım. Ancak öncelikle kapsamlı "Ekonomik Telafi' programının devreye sokulmasını öneriyoruz. Milli gelirin yüzde 2'sinin (20 milyar dolar) her yıl bu bölgeye harcanmasını ekonomik durumun düzeltilmesi için çaba harcanması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 1985-87 döneminde gündeme gelen Adem-Merkeziyet uygulamasının devreye sokularak, her ilin kendisini yönetmesini düşündüklerini belirten Kurtulmuş, "Her ilin Belediye Meclisi-İl Genel meclisi o ili yönetsin. Para nereye harcanacak, ilin ihtiyaçları nedir onlar karar versin. Kaç okul yapılacak vb. tabii merkezi idare yine kendi yapması gerekeni, yolu, barajı, köprüyü, otoyolu, hızlı treni vs. ne yapacaksa yapsın ama yönetimi her ilin kendisi yapsın" dedi.

-"BAŞBAKAN OLSAM ÖNCE ÖZÜR DİLERİM"

İkinci olarak "Sosyal Telafi Programı'nı öne süren Kurtulmuş, "Terörle mücadele diye, köyler boşaltılmış, tarlalar boş, hayvancılık ölmüş, tarlalar ormanlar yakılmış. Hasat dönemi bir gidin bölgedeki illere saatlerce yol boyu boş ekilmemiş tarlalar görüyorsunuz. Bunları yeniden hayata geçirecek, bölgede halkın sosyal refahını yükseltecek programı devreye sokmayı teklif ediyoruz" dedi.

Diyarbakır Cezaevi'nin bir Adalet Müzesi'ne dönüştürülmesini istediklerini de belirten Kurtulmuş, "Ben Başbakan olsam terörle mücadele şu veya bu değil her şeyden önce ve ilk olarak, çocuğunu, evladını kaybedenlerden hiç ayrım yapmaksızın kim olursa olsun, faili meçhul cinayete uğramışların yakınlarından, yaralıların, şehitlerin ailelerinden hepsinden ilk olarak ve öncelikle özür dilerim" değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, Kürt Sorunun çözümünde planlarının bir diğer ayağının "Göçün Geri Döndürülmesi' olduğunu kaydederek, beşinci olarak ise terörün uluslararası desteğinin farkında olmak gerektiğini belirtti.

Çözüm için öncelikle dil, kirli savaş dilinden kurtulmak gerektiğini, Kürt meselesinin ancak rızaya dayalı gönüllü birliktelik içinde çözülebileceğinin altını çizen Kurtulmuş, "Bu iş ne siyasi iktidar için risk, ne de muhalefet için istismar konusu olmamalı" dedi.

-"HÜKÜMETE BATI YÖN VERİYOR"-

Hükümetin dış politikasını eleştiren Kurtulmuş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da "felaket bir savrulma içinde" olduğunu belirtti. Hükümetin Libya krizinde Batı nasıl yön veriyorsa o yöne gittiğini belirten Kurtulmuş, Batı medyasının "eksen kayması' iddialarıyla hükümeti köşeye sıkıştırıp, "kendi yönlerine, kendi istedikleri eksenlerine" gelmeye zorladıklarını ve bunu da başardıklarını kaydetti. Artık hükümete ve Başbakana "Batı'nın yön verdiğini savunan Kurtulmuş, hükümetin İsrail'in yıllardır üye olmak, kabul edilmek istediği OECD'ye üyeliği için 'olumlu' yöne oy kulasını da eleştirdi. Kurtulmuş, "Nerede "One Minute' o zaman? Nerede o İsrail'e yönelik, şahin politikalar, açıklamalar. Türkiye'nin 1963'den beri üye olduğu OECD'ye üye olamayan İsrail'e, üyelik için olumlu oy vermesi, İsrail'in 1967 Arap-İsrail savaşından bu yana bu ülkeye verilmiş en büyük siyasi-ekonomik-diplomatik hediyedir, İsrail'e en büyük zafer hediyesidir" dedi.

Batı'nın "eksen kayması" diyerek, Füze Kalkanı'nı da Türkiye'ye kurmaya ikna ettiklerini ifade eden Kurtulmuş, "Radar sistemi sistemin ilk ve en önemli adımı. "Eksen kayması' tartışmalarıyla 2007'den bu yana Türkiye'yi böyle köşeye sıkıştırıp, istediklerini yaptırdılar. Füze Kalkanı'nın altyapısını böyle hazırladılar. Füze Kalkanı bizi kime karşı koruyacak. Füze Kalkanı kılıç-kalkan değil. Füze Kalkanı bizi kimin saldırısına karşı koruyacak? İran mı saldıracak? Suriye mi saldıracak? Türkiye'ye "yeni Osmanlı" diyenler, aslında 100 yıl önce Osmanlı'yı yıkanlar değil mi? Füze Kalkanı ile bizi ilgimiz olmayan bir savaşın alanı haline getirdiler" dedi.

-MEDYA'NIN YÜZDE 95'İ AKP'Lİ OLDU-

Demokrasinin sadece siyasi partilerin varlığı, parlamento ve seçim ya da halkın dört yıldan, dört yıla sandığa gidip bir figüran gibi oy vermesi olmadığını ifade eden Kurtulmuş, medyaya atıfta bulunarak, Türkiye'nin artık "tek sesliliğe' gittiğini savundu. Kurtulmuş, "12 Haziran seçimlerinden önce medyanın yüzde 80'i AKP'li idi. Seçimlerden sonra şimdi artık medyanın yüzde 95'i AKP'li oldu. Demokrasi böyle işlemez. Böyle bir tek sesli ve iktidar denetiminde, siyasi baskı altındaki bir medya aslında hükümetin de aleyhine. Eleştiri olmazsa bir süre sonra hükümet denetimden uzaklaşır, kendi kontrolünü de kaybeder" dedi.

Geçmişte medya patronlarının siyaset üzerinde etkili olduklarını, hükümet kurup, hükümet yıktıklarını belirten Kurtulmuş, "Medya patronları ülkenin Başbakanının karşısına pijama ile çıkmakta sakınca görmüyorlardı. Gençliğimde Ecevit Hükümeti için TÜSİAD'ın gazetelere verdiği ilanları, patronların, sermayedarların Ecevit hükümetini nasıl yıktıklarını hatırlıyorum. 28 Şubat'ta yine medya patronları askerle işbirliği yapıp Refahyol hükümetini yıktılar. Aynı şekilde rahmetli Ecevit'in başında olduğu koalisyon hükümetini de medya patronları yıkmadı mı" dedi.

Kendisinin yine de karamsar olmadığını sözlerine ekleyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin dinamikleri buna izin vermeyecek. Anayasa değişikliği çalışmalarını, bu konudaki hazırlıkları bu dinamiklerin hayata geçmesi açısından önemli bir gelişme, önemli ve büyük bir adım olacak. Anayasa'da birkaç maddelik değil tümden, baştan aşağı bir değişiklik yapılması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu süreç başladığında bu konudaki yeni Anayasa fikrimizi, tekliflerimizi de herkesle paylaşacağız. Çok ciddi hazırlıklarımız var" diye kaydetti.


anka

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim