• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 34 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 36 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kurtulmuş:Hükümet Rotasız Gemi gibi !

Kurtulmuş:Hükümet Rotasız Gemi gibi !
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, son günlerde artan terör olaylarını değerlendirerek, "Demokratik Açılım" sürecinde iktidarın politikalarını ve muhalefet partilerinin yaklaşımını eleştirdi.

 

 

 

 

 

Hükümet'in bir yıl önce başlattığı "Demokratik Açılım" sürecinin terörün çözümü noktasında önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Kurtulmuş, bu sürecin olumsuz sonuçlanmasında, parlamentoda bulunan muhalefet partilerinin de önemli ölçüde etkisi olduğunu söyledi.

Kurtulmuş şöyle dedi: "Hükümet rotasız gemi gibi sürece başladı. 'Bu işi bitirelim' diye belki başlamış olabilir ama ne nasıl yapacağını, ne şekilde yapacağını bilmiyordu. CHP ve MHP, başından itibaren bu konuda 'istemeyiz' diye ayağa kalktı. Top hükümetin, devletin elinden çıktı."

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, son günlerde artan terör olaylarını değerlendirerek, Hükümetin bir yıl önce başlattığı "Demokratik Açılım" sürecinde iktidarın politikalarını ve muhalefet partilerinin yaklaşımını eleştirdi. Hükümet'in bir yıl önce başlattığı "Demokratik Açılım" sürecini terörün çözümü noktasında önemli bir fırsat olarak değerlendiren Kurtulmuş, bu sürecin olumsuz sonuçlanmasında, parlamentoda bulunan muhalefet partilerinin de önemli ölçüde etkisi olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, "Türkiye aslında terörün sona erdirilmesi konusunda geçtiğimiz yıl, hem siyasi atmosfer bakımından hem Türkiye'deki genel dengeler bakamından olumlu bir konjonktür yakalamıştı. Ama ne yazık ki, demokratik açılım sürecinde bu konjonktür heba edildi. Bu olumlu atmosfer ortadan kaldırıldı" dedi.

Açılım sürecinde, Hükümetin ve parlamentoda bulunan muhalefet partilerinin çok ciddi yanlışlıkları olduğunu savunan Kurtulmuş şöyle dedi:

"Hükümet rotasız gemi gibi sürece başladı. 'Bu işi bitirelim' diye belki başlamış olabilir ama ne nasıl yapacağını, ne şekilde yapacağını bilmiyordu. Hükümet hem üslup hem de yöntem bakımından hem de ne yapılacağını bilememek açısından bu süreçte fevkalade büyük yanlışlıklar yapmış oldu. CHP ve MHP, başından itibaren bu konuda 'istemeyiz' diye ayağa kalktı. Bu süreçte, Habur'dan gelen görüntülerle birlikte bütünüyle ortadan kalkmış oldu. Top hükümetin, devletin elinden çıktı. Ve neredeyse Türkiye bugün 1991 şartlarında ağırlaştırılmış olan terör şartlarının altına girdi. Bu çerçevede, maalesef bir yıllık süre içerisinde parlamentoda ki partilerin bu konu içerisinde bu konu ile ilgili olumlu tavır almayışları, Hükümetin kararlı bir politika izlememesinin çok büyük etkisi var. Çok açık söylenmesi gerekirse bu sonuçta 4 partinin büyük vebalinin olduğunu ortaya koymamız lazım."

Erken seçime gidilebilir

Saadet Lideri Dr. Kurtulmuş, "erken seçim" söylentilerini, "Eğer Anayasa Mahkemesi'nden olumsuz bir karar çıkarsa, iki maddeyle ilgili Hükümetin erken bir seçime gideceğini tahmin ediyorum" sözleriyle değerlendirdi.

AKP, ANAP gibi

Kurtulmuş, AKP ile Saadet Partisi arasındaki farkı anlatırken, AKP'yi 12 Eylül sonrası kurulan ANAP'a benzetti. AKP'nin ANAP gibi bir koalisyon partisi olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "AK Parti bizim siyasi fikirlerimizden ayrıştı. AK Parti'yi Anavatan ile benzeştirebiliriz. ANAP'ta bir askeri ihtilal sonrası oluşmuş partidir, AK Parti'de bir askeri ihtilal sonucu oluşmuş partidir. İhtilal şartları her ikisinde ortaya çıkar. Her iki parti de konjonktür partisidir. Konjonktür şartlarını değerlendiren partiler olarak ortaya çıkmıştır" dedi.

OHAL'i düşünmek bile yanlış

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, OHAL ve idam konusundaki önerilerine karşı çıkan Kurtulmuş, "OHAL'i düşünmeyi bir tarafa bırakın, teklif dahi etmek düşünülmemelidir. Türkiye 26 yıl OHAL uyguladı. OHAL'in tek kesin sonucu PKK'yı güçlendirmesi ve kitleselleşmesi. Terörü önlemez aksine teröre yeni taraftarlar sağlanmasına neden olmuştu. MHP bugün idamın yeniden getirilmesini istiyor ama, Sayın Bahçeli bunu söylerken idam dosyasını o dönem sumen altı eden kendileriydi" sözleriyle değerlendirdi. Saadet Partisi'nin Türkiye'de kilit parti olduğunu ifade eden Kurtulmuş şunları söyledi: "Biz Türkiye'de hiç bir legal partiye 'oturmayız, konuşmayız' demeyiz. Şu anda bizim hedefimiz bundan sonra siyasal iktidarı oluşturmak. Ancak, seçim sonrası şartlar bir koalisyon ortamı oluşturursa biz bu noktada hiç bir partiyle koalisyon kurmayız diye bir söz söylemeyiz. Burada mühim olan partiler değil ortaya konulacak koalisyonun protokolüdür. Hangi temel politikalarda ne kadar uzlaşırız buna bakarız."

Terörün çözümü: Profesyonel ekip

Terörün çözümü noktasında yapılması gerekenleri Kurtulmuş şöyle dile getirdi: "Bir kere ortada bir proje yok zaten ve herhangi bir yanlış projeden söz etme imkanımız yok. Üslup yanlış, yöntem yanlıştı ve bir sürü yanlış üst üste bindi. Özeti şu; Doğu ve Güneydoğu'da çok büyük beklentiler oluştu. Ülkenin geri kalan yerlerinde ise, Karadeniz, İç Anadolu, Marmara Ege... Çok derin endişeler ortaya çıktı. İnsanlar, 'ne oluyoruz?' sorularını sormaya başladılar. Böyle bir ortamda Habur'dan gelen görüntüler ise konuyu bütünüyle sumen altına atılmasına neden oldu. Burada değişmesi gereken siyasetin üslubudur. Üslubun ayarlanması lazım. Yani bir saatleri ayarlama enstitüsü gibi siyasetin üslubunun ayarlanması gerekiyor. Herkesin bir diyalog zeminini açık tutması gerekiyor. Çok farklı fikirlerimiz olabilir ama bunu konuşabilecek medeni olgunluk göstermek lazım birincisi bu. İkincisi bütün bunları yaparken, asla hiç kimse demokrasi dışı yolları aklından bile geçirmemelidir. Bu sorunu biz OHAL'le sıkıyönetimle çözecek değiliz. Bunlar asla doğru teklifler değil. Bu sorunu demokrasi kuralları içerisinde kalarak, hukukun prensipleri uygun bir şekilde, hakları ve özgürlükleri genişleterek, insanlara güven vererek bu süreci yürütme zorunluluğu var. Özellikle bölgede iyi eğitilmiş, yüksek teknolojiye sahip olan, halkın gelenek ve göreneklerini bilen ona saygılı olan ayrıca insan hakları ve demokrasi konusunda iyi eğitilmiş olan çok profesyonel, iç düzeyde bir kabiliyeti olan özel bir ekibin kurulmasında fayda var. Ancak mutlaka bu ekiplerin sivil otoritenin emrinde ve gözetimde olması gerekir."

milli gazete

 

 

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim