• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Kurtulmuş, Erdoğan'ın Köşk'e Çıkmasını Kolaylaştırır!'

Kurtulmuş, Erdoğanın Köşke Çıkmasını Kolaylaştırır!
HAS Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, "Numan Kurtulmuş Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanı seçimini de kolaylaştırabilir, gelecekte AK Parti iktidarının da devam etmesini kolaylaştırabilir" dedi.

HAS Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un AK Parti'ye geçmesi ile ilgili değerlenedirmelerde bulundu.

Bekaroğlu, "Halkın Sesi Partisi ile bugünden yarına bakan, başbakan olunmadığını gören Numan Kurtulmuş’a Tayyip Erdoğan, ''al sana etkili yer, bir daha da çağırmam'' deyince gitti" diye konuştu.

Numan Kurtulmuş'un rant, zenginlik ve para peşinde olmadığını söyleyen Bekaroğlu, Kurtulmuş'un AK Parti'ye geçmesinin nedeninin statü ya da hizmet olabileceğini belirtti.

Tayyip Erdoğan'ın Kurtulmuş'u çağırma nedeniyle ilgili de şunları söyledi: "Önümüzde hem cumhurbaşkanlığı hem belediye seçimleri AK Parti'nin en yumuşak karnı belediyeler, buradaki yolsuzluklar, usulsüzlükler, rant dağıtımı, paylaşım dolayısıyla Numan Bey gibi bu işlere bulaşmamış bir aktörü alarak bir şekilde kendi eksikliklerini gidermiş olacak. Bu Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanı seçimini de kolaylaştırabilir, gelecekte AK Parti iktidarının da devam etmesini kolaylaştırabilir. Bunlar beklenilerek davet edildi diye düşünüyorum."

Fars Haber Ajansı Türkiye bürosuna konuşan Bekaroğlu'nun röportajı şöyle:

Merhum Erbakan’ın İslami partisinden ayrılarak HAS parti adlı başka bir İslami parti kuran Prof Numan Kurtulmuş'un AK Parti’ye katılma nedeni nedir? Bunda Suriye meselesinin bir etkisi var mı?

Kime sorarsanız buna farklı bir cevap verir. Numan Kurtulmuş herhalde şöyle diyecektir; zor zamanlardan geçiyoruz, güçleri birleştirmek lazım, yerel güçler bir araya geliyor, Türkiye'yi kurtarmak, yeniden inşa etmek için gidiyoruz diyecektir. Yaptığı işi idealize bahaneler çıkarabilir ama bana soracak olursanız tamamen çok basit bir şey, Halkın Sesi Partisi ile bugünden yarına bakan, başbakan olunmadığı, daha etkili bir yere gelinmediğini gören Numan Kurtulmuş’a Tayyip Erdoğan, ''al sana etkili yer, bir daha da çağırmam'' deyince gitti. Daha evvel de teklifler almıştı Tayyip Erdoğan'dan. Bu sefer son fırsat diye gitti. Bu kadar basit.

Daha evvelki teklifleri kabul etmedi mi?

Etmedi, şimdi “Halkın Sesi Partisi’yle, bu küçük partilerle olmuyor, gideyim orada hazır büyük bir parti var onla hizmet edeyim, ben de bir şey olayım, memleket için bir şeyler yapayım” dedi.

Sadece hizmet için mi?

Bilemem tabi, insanın içini ben nasıl okuyayım. Numan Bey’in öyle rant peşinde, zenginlik, para peşinde koştuğunu sanmıyorum. Statü olabilir. Hizmet olabilir.

Bunun Suriye politikasıyla ilgili olduğunu düşünmüyorsunuz?

Sanmıyorum ama birçok şey var. Tayyip Bey, neden Numan Bey’i çağırdı diye bakmak lazım bence. Numan Bey’in kabul etmesi çok büyük bir olay değil ben size söyleyeyim.

Recep Tayyip Erdoğan neden Numan Kurtulmuş’a kendilerine katılma teklifinde bulundu?

Tayyip Bey neden çağırdı? Birkaç şeyden dolayı, bir; Öncellikle Tayyip Bey ve Tayyip Bey’e destek veren İslami camianın önde gelenleri, kanaat önderleri Tayyip Bey cumhurbaşkanı olduktan ya da bir şekilde devre dışı kaldıktan sonra AK Parti iktidarını ya da Müslümanların iktidarını nasıl sürdürebiliriz sorusunu soruyorlar. Gerçekten hem muktesebatı olan, hem halkta karşılığı olan, hem Tayyip Bey’den sonra bu işi götürecek bir adamları yok AK Parti içerisinde. Önümüzdeki seçimde hem cumhurbaşkanlığı hem belediye seçimleri AK Parti’nin en yumuşak karnı belediyeler, buradaki yolsuzluklar, usulsüzlükler, rant dağıtımı, paylaşım dolayısıyla Numan Bey gibi bu işlere bulaşmamış bir aktörü alarak bir şekilde kendi eksikliklerini gidermiş olacak. Bu Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanı seçimini de kolaylaştırabilir, gelecekte AK Parti iktidarının da devam etmesini kolaylaştırabilir. Bunlar beklenilerek davet edildi diye düşünüyorum.

AK Parti’nin iç ve dış politikasını, özellikle Suriye politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre AK Parti Türkiye'nin temel problemlerini çözemedi. AK Parti iktidara geldiğinde bir tanesi bu vesayet-demokrasisi, yani ordunun hükümete baskın olması meselesiydi. Birtakım iyileştirmeler oldu tabi darbe müdahaleleri açığa çıkarıldı yargılanıyor. (Ergenekon, Balyoz gibi) Birtakım yasal değişikliklerde yapıldı ama esasen bu vesayet sistemi dediğimiz “ordunun siyasi iktidarın üzerinde durduğu ve sürekli baskı uyguladığı” sistem, 12 Eylül sistemi bütün kurumları, anayasası ve yasalarıyla beraber devam ediyor. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi 10 yılık iktidarında Türkiye'nin bu en temel problemini, demokratikleşme dediğimiz problemi radikal bir şekilde, kökten, bütünüyle çözebilmiş değil.

AK Parti Kürt meselesine güvenlikçi politikalarla yaklaşıyor

Türkiye'nin bir başka önemli sorunu, belki de en başta gelen sorunudur; Kürt meselesi, bu konularla ilgili birtakım adımlar attı gibi ama hala daha evvel devlet Kürt meselesine hangi temel politikalar ile yaklaşıyor idiyse AK Parti’de aynı politikalar ile yaklaşıyor. O nedenle bir sürü adım atılmış olmasına rağmen bir sürü tavizler verilmesine rağmen Kürt meselesinde de 2002'de bulunduğumuz noktadan çok ileri gitmiş değiliz. Onlar da güvenlikçi politikalarla yaklaşıyorlar, onlar da Kürtleri halkları, ikna etmek, kandırmak, burada tutmak için vermek zorunda oldukları kadar hak vermek zorunda oldukları kadar hak veriyorlar. Gerçekten bir hak isteme yaklaşımıyla yaklaşmıyorlar. Evet, bir hak var bunun, tartışması olmaz. Ama böyle değil yani… Ne mesela; Kürtçe konuşma ve eğitim. Sen kimsin de bana bu hakkı vereceksin yani? Bu zaten doğal bir hak, bunun pazarlığı olur mu? Hala onların pazarlığı içindeler. Niye, çünkü güvenlikçi politikalarla yaklaşıyor, devleti merkez alıyor, insanı merkez almıyor. Kürt meselesi de duruyor, hala insanlar ölüyor şu anda biz burada konuşurken Şemdinli'de büyük bir savaş var. 100'e yakın PKK'lının öldüğü haberleri var, ama resmi bir şey yok. Askerler ölüyor bir kısmı sakatlanıyor bir sürü şey. Kan akmaya devam ediyor, Türk-Kürt çatışması devam ediyor. Daha dün Muğla'da bir otel, savaş yerine döndü iyi ki insanlar ölmedi Türk-Kürt çatışması oldu, dağ çatışmasının ötesinde. Otele gidiyorsunuz, “Kürtler girer Türkler giremez” kavgası. Bu çözülmüş değil.

Türkiye’de başörtüsü meselesi de halen çözülmemiş

Türkiye'nin temel meseleleri başörtüsü meselesi hala çözülmüş değil, yarın bir iktidar değişikliği olduğu zaman üniversitelerde ve başka yerlerde yasak devam edecek. Memurun başörtüsü örtmesine yanaşmıyor bile AK Parti, öğrencilerle ilgili yasal alt yapısı düzenlenmedi evet bazı üniversitelere defacto girebiliyor, göz yumuyorlar ama hükümet bunu kökünden çözmedi fakat memurun başörtüsü konusuna zaten hiç yanaşmadı, kabul etti, CHP kadar karşı çıkıyor neredeyse öyle saçma sapan şey olur mu? Demokratik bir ülkede insanlar elbette ki inançları gereği bir kıyafet giyinecekler. Ama bununla devlet dairesinde memur olamayacaklar. Bunların hesabı pazarlığı olur mu? AK Parti bunu da çözmüş değil.

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği var

Diğer mesele; fakir fukara, gelir dağılımı yani ekonomi ve işsizlik meselesi. Türkiye'de ithalat ihracata dayalı sıcak paraya dayalı bir büyüme söz konusu ama bu büyümenin adil bir şekilde dağıtıldığına dair hiçbir işaret yok. Türkiye'de orta sınıf yok oluyor mesela. Tayyip Erdoğan'ın en çok kendine güvendiği konu ekonomidir, oysa bu saha en kırılgan alanlardan biridir. Türkiye ekonomisi çok kırılgan, çok sıkıntılı bir problem var şu anda cari açığımızı İran'a sattığımız altınla karşılıyoruz. 4,5 miyar dolarlık altın veriyoruz İran'a. Sıkıntı çok.

Türkiye dış politikada sıfır sorundan maksimum sorun yaşıyor

Dış politika, sıfır sorun çok iyiydi değil mi başlangıçta. İran ile de çok iyiydi. Türkiye arabuluculuklar yaptı biliyorsunuz Brezilya ile falan. Ama bir anda bağımsız politikalar olmadığı için, hayali Ahmet Davutoğlu'nun akademik fantezilerinden ibaret olduğu için, içi doldurulmadığından, bir anda çöktü. 'Sıfır sorun'dan şu anda maksimum soruna doğru gidiyoruz. Gürcistan'dan, Ermenistan'a, İran'a, Irak, Suriye, Yunanistan belki bu taraftan bir Bulgaristan ve Rusya ile problemimiz çok gibi gözüküyor. Bütün dış politikalarımızda bir problem var; ama daha önemlisi şu anda yanı başımızda Suriye'de Türkiye'nin ve İran'ın da yanlışları ile (özellikle suçluyorum bu iki ülkeyi) büyük bir trajedi, dram yaşanıyor, her gün yüzlerce insan ölüyor, güzelim şehir yakılıyor, yıkılıyor, medeniyet değerleri yok ediliyor; Bağdat'ta da, Irak'ta da aynı şey oldu. Daha da kötüsü buradaki alev bütün bölgeyi sarabilir, yıllarca kan akabilecek mezhebe dayalı bölgesel bir savaşa dönüşebilir, ülkeler arası olan bir savaş kötüdür daha da kötü olan iç savaştır. Halklar arasındaki savaştır, iç savaşlar, çatışmalar, mezhep savaşları böyle tehlikeler var. Bunun böyle olmasında Türkiye'nin, özellikle Ahmet Davutoğlu'nun saçma, yanlış, içi doldurulmamış politikaları sebep oldu demiyorum ama etkisi var.

Bugünkü Suriye meselesinde Türkiye’nin büyük bir yanlışı vardır

Bugün Suriye’de yaşananlardan Türkiye'nin, ciddi bir katkısı vardır. İran da yanlış yapıyor. Biz bu problem başladığı zaman HAS Parti’li Numan Kurtulmuş ile beraber defalarca çağrı yaptık dedik ki; ''Bu iş NATO'ya havale edilerek değil, bu iş bu bölgede çözülür, silahsız halk ayaklanmaları desteklenmelidir. İran ve Türkiye gerekirse Rusya'da, Beşar Esad'ı seçim yapmaya zorlayabilir, ikna edebilirlerdi. Türkiye'de işin içine girerek bölgede taraf değil, hakem görevini sürdürmeliydi. İran'ın da lehinedir, Arap halkının da lehinedir, Beşar Esad'ın da lehinedir, Türkiye'nin de lehinedir. Bunu yapmadılar, orada bir hesaplaşmaya girildi maalesef kan gövdeyi götürüyor, mezhep kavgasına doğru gidiyor. Burada Ahmet Davutoğlu'nun Türkiye'ye büyük bir vebali var, tarih bunların yakasına yapışacak.

Suriye'nin düşmesi halinde Arz-ı Mevud'u savunan İsrail'in bölgedeki durumunda ne gibi bir değişiklik bekliyorsunuz? Bu durumun Bölge ve İslam ülkelerine yararı olacak mı?

İsrail bu işin neresinde? Herhalde en mutlu olan İsrail ve Amerika'dır. Bölgede, bölge halkları, bölge güçleri birbirini yiyor, insanlar ölüyor. İsrail, Amerika bir tek para harcamıyor, uçak uçurtmuyor, ekonomi tahrif olmuyor, bir tek askeri ölmüyor ama işte bölge yıkılıyor, yakılıyor ve insanlar ölüp duruyor. Herhalde en karlı çıkan İsrail oluyor. Fakat bir taraftan da bölgede Suriye düşerse diye büyük bir soru sorulabiliyor ama bölgede her şeyi devletler politikası olarak görülmemesi gerekiyor. Suriye düşerse, Hizbullah, Lübnan, Filistin, düşer; fakat zaten düşecekler bunlar çünkü insani merkezli bir temelde oturmuyor. Eğer İran, Suriye halkının demokrasi talebini bizzat kendisi destekleseydi belki de Suriye düşmezdi. Ben Türkiye'yi eleştiriyorum diyorum ki; ''Sen Beşar Esad’ı düşürmeye çalışıyorsun ki düşüyor ve ondan sonra Hizbullah da, Filistin de ciddi bir şekilde düşüyor. İran da çok ciddi bir şekilde hedefte. Fakat başka dengelerle bunları tutmak gerekiyor.

O dönem, İran ile Türkiye'nin ne yapması lazımdı? Veya yapılacak bir şey kaldı mı?

Bence hala var. Ne yapmaları lazım? Türkiye ile İran bir araya gelip bu coğrafyada birlikte hareket etmeli.. Türkler, Farslar, Kürtler, Araplar temel olarak bu dört halk var. Bu dört halktan birisinin başı ağrırken öbürünün rahat olması mümkün değil, öbürünün de ağrımaya devam eder. Dolayısıyla bunları bir araya getirebilecek bir otorite var mı? Yok. Arapları bir araya getirebilecek bir otorite var mı? Yok. Türkiye öyle değil, Türkiye'de öyle bir otorite var ve aklı başında, bütün bunları zamanında bakmış, konuşmuş bir başbakan, bir yönetim var. İran'da, İslam Devrimi var şimdi bunlar Fars’ın da, Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da huzur içinde olmasından geçtiğini göremiyorlar mı? hala şu anda bile Türkiye ile İran bir araya gelerek baskıyla Beşar'ı seçime ikna edebilirler, bu hala mümkün… Türkiye ile İran girsin desinler ki; biz ateşkes istiyoruz. Beşar da durdursun, muhalifler de hakem biziz, kefili biziz, altı ay içerisinde Suriye'de seçim yapacağız. Beşar da bu seçimden sonra gidecek” desin.. Türkiye ile İran bunu söylerse dünya, bir şey yapamaz, provokatörler de bir şey yapamaz ve akan kan tak diye durur ve bundan sonrası içinde bölge içerisinde bölgede çok önemli inisiyatif alır bu iki ülke. Türkiye ile İran siyasi olarak birbirleri ile güçlerini tüketerek bir yere varamazlar. Türkiye ile İran birbirlerinin gücünü arttırarak devam edebilirler. İran zayıflayınca Türkiye güçlü olmaz, Türkiye zayıflayınca İran güçlü olmaz. Türkiye güçlü olacak ki İran güçlü olsun, İran güçlü olacak ki Türkiye güçlü olsun. Bunu niye görmüyorlar? Biz nasıl Müslümanız da bunu göremiyoruz, bunu görmemiz lazım Türkiye ile İran bütün bu bölgeye huzuru, barışı birlikte getirebilirler, ama tabii ki isterlerse ve öncelikle birbirlerine güvenirlerse. Nükleer arabuluculukta, Brezilya ile yaptığı çalışmada nasıl bir anda etkili oldular? Şimdi de güvensinler birbirlerine.

Suriye'de şu an bir Kürt oluşumu var, bu oluşum Türkiye'nin toprak bütünlüğü üzerinde nasıl bir etki yaratabilir sizce?

Bence, Türkiye aklını kullanırsa hiçbir etki yaratmaz. Bana göre Türkiye 30 senelik (daha öncesi de var) PKK meselesinde bugün imkanların en çok hazır olduğu bir dönem yaşıyor Türkiye. Çünkü Kürt meselesi sadece Türkiye'nin sıkıntısı değil, bölgenin sıkıntısıdır. Kürt meselesi bir an evvel çözülmezse, Kürtlerin hakları teslim edilip rahatlatılmazsa ne İran, ne Irak, ne Suriye ve Türkiye rahat edemez. Bunu şu anda çözmek içinde Türkiye'ye büyük bir fırsat. Şu anda Türkiye Kürtlerinin hakkı teslim edilecek bir çözüm Türkiye'de geçerli olsun. Irak'ın da, Kuzey Suriye'nin de Kürtleri Türkiye'ye bakar. Orada efendim bir yapı var, tamam yani güzel, Barzani denize çıkmak istiyor bir sürü komplolar kurabiliriz. Oranın yapısını ben biliyorum, adım adım gezdim ne kadar Kürt var bir yerde Kürt var öbüründe Arap var, Hıristiyan var, Türkmen var öyle tek halkın olduğu bir yapı yok ki dolayısıyla Türkiye'nin bence Kürtlerden korkmasına gerek yok, Kuzey Irak'ta ki defacto durumda genel tablonun içinde çok can sıkılacak bir şey değil. Türkiye çıksın eşit yurttaşlık temelinde Kürt meselesini çözsün Türkiye'nin Kürtleri asla ayrılmak istemeyeceklerdir. Türkiye, Suriye'nin Kürtlerine de, Irak'ın Kürtlerine de model olsun. Irak'ın Kürtleri bize model oluyor, şu işe bakın, Barzani'yi rakip alıyor, bu kadar imparatorluk geleneği falan yani. Barzani'nin bu coğrafyaya vaziyet etmesi küçümsemek için söylemiyorum ben asla ama sorunları çözmesi mümkün mü? Yardımcı olabilir ancak, Türkiye vaziyet edebilir sorunları çözebilir İran ile birlikte vaziyet edip, sorunları çözebilirler. Dolayısıyla ben böyle Suriye'nin kuzeyindeki Kürt defacto yapısını biraz abartılmış buluyorum, biraz karikatürize ediyorum, tabii bir sorun, ama Türkiye'nin güvenliğini çok ta tehdit etmez yani.

Mavi Marmara ve ‘one minute’ olayı bugün ne aşamada?

Tayyip Erdoğan İsrail'i dümdüz ediyordu Mavi Marmara'da. Türkiye'nin deniliyor ya dış politikada prestijinin en yüksek olduğu dönem dünya lideri Tayyip Erdoğan. Bunun hikaye olduğunu gördük son birkaç senedir. Mavi Marmara'da bağırdı, çağırdı ne yaptınız İsrail'e ve İsrail özür mü diledi? hayır, askeri anlaşmaların bir kısmı askıya alındı. Diğer anlaşmalar, ticaret her şey devam ediyor. Tayyip'te yerine oturdu. Suriye ile ilgili de bağırdı çağırdı, işte Türkiye'nin gücünü denemeyin, uçak düştü sonra yok füzeyle düştü, yok uçaksavarla düştü, yok kendi kendine düştü burada da rezil oldu, susup yerine oturdu. Bu şekilde yerine oturmak epey bir meseledir. Şimdi de haddinizi bildiririz diyor, sen artık inandırıcı olmaktan çıktın sayın Erdoğan kusura bakma, üzgünüm, sen kendi başına hiçbir şey yapamazsın, senin yaptığın tek şey var sınırda karakolumuza iki kurşun geçti NATO'nun 5. maddesini işletelim, NATO müdahale etsin Tayyip Erdoğan, sen busun. NATO gelsin sınırımıza, çünkü Suriye bizim sınır karakolumuza ateş etti dersin. “NATO üyesi bir ülkeye saldırı yapıldı gelsin NATO, Suriye'ye saldırsın” dersin... Tayyip Erdoğan’ın bu bağırmaları, kükremeleri hepsi hikaye. Benim eski Genel Başkanım Numan Kurtulmuş da böyle bir partiye gidiyor.

Birçok ülkede atom bombaları depolanmışken, İran'ın barışçıl nükleer çalışmalarının engellenmek istenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Hata payı kitlesel ölümler olan bir teknolojiye izin verilmemesi, yasaklanması gerektiğine inanıyorum. Bırak atom bombasına nükleer bombayı, nükleer enerjinin insanlığın baş belası olduğunu düşünüyorum. Genetik soykırım yapan bir teknolojiden söz ediyoruz. İlke olarak ben nükleer teknolojiye karşı bir insanım, bir Müslüman olarak nükleer silahlara hepten karşıyım. Fakat burada bir haksızlığın olduğu da ortada İsrail'in elinde şu kadar nükleer başlık İran'ın elinde ise bırak nükleer başlığı, nükleer enerji bile olmaz. Bu çifte standart tabi, böyle bir ayrımcılık kabul etmeyiz ama Müslümanların nükleer silah ve enerji yarışına girmesini tasvip etmem, düşmanın bütün silahları meşru değildir, düşmanın elinde olan bazı silahlar, Müslüman’ın elinde olmaz, Müslüman’a haramdır. Zaten İran’ın lideri Ayetullah Hamenei de bunu söyledi, “atom bombası üretmeyiz, çünkü haramdır” dedi. Müslüman’a ''Savaşta insaflı olun'' diyor, kadınları, çocukları, yaşlıları öldürmeyin çevreye zarar vermeyin, ekinleri bozmayın. Nükleer silah öyle değil ki düğmeye basıyorsun hiçbir ayrım yapmadan kadın, çocuk herkesi, her şeyi dümdüz ediyor. Prensip olarak Amerika'nın, Pakistan'ın, İsrail'in elinde nükleer enerji varken, İran'ın da elinde nükleer enerji olması gerekir bu konuda haksızlık var. Ama işin ilkesel boyutuna geliyorum esasen nükleer enerji bir silah olarak Müslüman’ın elinde olamaz. Bu silah sakıncalı bir silahtır.

ABD başkanı Obama ile Erdoğan'ın telefon görüşmesi sırasında Obama'nın elinde beyzbol sopası ile çekilmiş bir fotoğraf servis edildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu mesaj nedir?

Eğer beyzbol sopasıyla Amerikan başkanı elinde sopa, Suriye'ye, Türkiye'ye mesaj vermeye çalışmışsa tuhaf bir şey bu yani. Beyzbol sopası esprisi çok eski. Aba altından sopa gösterdi derler ya…

Sizce burada bir tehdit mi var?

Yani, o şekilde göstermeye çalışıyorlar çok bayat bir mesaj tarzı eğer böyle bir şey ise, tesadüfen de adamın elinde olabilir. Beyzbol seviyormuş falan. Ama yani bu sopalı fotoğrafın servis edilmesi önemli. Bana göre işte burası anlamlı. Adamın biri tesadüfen çekmiş olabilir ama bu şekilde servis edilmesi, Beyaz Saray’dan yayınlanması tuhaf. Beyzbol sopası neyi temsil gösteriyor, ''kafasına vur'' gibi bir anlamda kullanmış olabilirler. Türkiye ne diyecek yani, Beşar Esad'a mı diyor, ona diyorsa ona zaten her gün söyleniyor beyzbol sopası göstermeye gerek yok, zaten saldırıyorsunuz, havaya uçuruyorsunuz. Türkiye'ye de bir mesaj verdiğini sanmıyorum bence tesadüfen çekilmiştir oradan servis edenlerde aşağıdaki uzmanlar, danışmanlar eğer böyle bir şey beklemişlerse çok bayat bir mesaj verme tarzı.

CHP, ''Suriye'de ki tablonun sebebi AK Parti’dir'' siz ne diyorsunuz?

Türkiye'ye bağlamak fazla bir şey olur ama Türkiye'nin de yanlış politikaları şu anda Arap Baharı’nın gelip Suriye'ye saplanmasında etkili faktörlerden bir tanesi, bütünüyle odur diyebilmek mümkün değil. Bu eğer İsrail'in oyunu değilse, eğer dünya sisteminin oyunu değilse, Türkiye ve İran akıllı bir şekilde bu politikaları bozabilirdi. Türkiye ve İran barışmadan bu coğrafyada barış olmaz. Batılı güçler, emperyalist güçlerin en çok korktukları şey Türkiye ile İran'ın barışması. Türkiye ile İran kavgasının sürekli devam etmesini istiyorlar.Türkiye ile İran kavga etmeye devam ederlerse Araplar da birleşemez, Arapları da birleştirecek olan Türkiye ile İran'dır.. Bakın, kaynaklarımız heba olmaya, yağmalanmaya devam ediyor.

CHP Suriye'nin toprak bütünlüğü için biz bir rapor hazırlıyoruz diyor ve AK Parti’nin Suriye konusunda başarısız olduğunu söylüyor.

Bence başarısız AK Parti ama, CHP'de büyük bir konuda rapor hazırlasın da görelim yani. Ana muhalefet partisi falan hikaye. CHP sadece konuşuyor, ama ciddi bir politika ortaya koyamıyor, AK Parti’nin yaptıklarına karşı çıkma ötesinde bir politika ortaya koymadı şimdiye kadar. Bence ana muhalefet partisinin ciddi bir rapor hazırlaması, ana muhalefet partisinin bir ülkede iktidara alternatif olması demokrasinin sağlandığını gösterir, güvencedir, inşallah hazırlar.

Geç kalmadılar mı?

Geçte kalmış olsalar da, hazırlasınlar.

CHP'nin geçmişini göz önüne alırsak bu raporda samimi olacaklarını düşünüyor musunuz?

Samimiyet ölçecek bir şeyimiz yok, değişiyoruz diyor, yeni CHP diyorlar bu da yeni CHP'nin ilk icraatı olsun, güzel bir şey yapsın. Niye peşinen hayır diyelim ki? Keşke güzel bir şey getirebilseler Türkiye'de Kürt sorunu konusunda CHP'nin, kötü bir sicili var değil mi ama geldi mecliste başbakanla görüştü, meclisteki partilerle görüştü olmadı bu iş yürümedi ama bir adım atmak istiyorsa fırsat verilmelidir. CHP'nin Türkiye'nin değişmesine katkı sağlaması önemli çünkü kurucu parti. Bürokrasi, Türkiye'nin değişmesine karşı çıkan yerel unsurları ikna edilmesi konusunda CHP çok önemli. Hiçbir yerde barış, taraflardan biri yenilerek gelmez böyle bir şey yok, barış insanlar yok edilerek gelmez dolayısıyla barışın gelmesi için tarafların ikna edilmesi gerekiyor, tarafların katkı sağlaması gerekiyor, CHP'nin de katkı sağlaması gerekiyor bence.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim