• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kurtulmuş: 'Değişiklik Aceleye Getirilmemeli'

Kurtulmuş: Değişiklik Aceleye Getirilmemeli
Kurtulmuş, 56 ulusal, bölgesel ve yerel kanalda aynı anda yayınlanan 'Gündem Türkiye' programında usta gazetecilerin sorularını yanıtladı...

SP Genel Başkanı Prof. Dr Numan Kurtulmuş, Gündem Türkiye programında Anayasa değişikliği paketi başta olmak üzere gündemdeki gelişmelerle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Gazeteci Ömer Şahin'in sunduğu programda Ankara siyasetinin usta gazetecileri Yılmaz Tunca, Erkan Tan ve Lale Şıvgın'ın sorularını cevaplayan Numan kurtulmuş; aynı anda 56 ulusal, bölgesel ve yerel kanaldan yayınlanan "Gündem Türkiye" programında Referandum oylaması ile ilgili hükümete önerdikleri ve büyük yankı bulan pusula yönteminin gerekçelerini anlattı.

Saadet Lideri Numan Kurtulmuş, Anayasa değişikliği paketinde yer alan maddelerin YSK'nın hazırlayacağı tek oy pusulasında ayrı ayrı 'evet' veya 'hayır' şeklinde oylanmasını teklif ettiği öneriyi; "Millet iradesi sandığa ancak bu şekilde olursa tam olarak yanmış olur." dedi. Kurtulmuş; "Bu 29 Mart seçimlerindeki oy pusulasından çok daha sade bir pusuladır. Sırasıyla 26 madde milletin önüne getirilebilir. Örnek olarak söylüyorum; 1. Maddede kanun önünde eşitlik, 2. Madde de toplu iş sözleşmesi hakkı, 3. Madde de askeri yargı... Bu maddeler milletin önüne konulur. Bir siyasi kanaate sahip olan diyebilir ki, ben 1, 5 ve 10. maddeye evet, diğerlerine hayır diyorum. Bir başka vatandaşımız ise, 2. Ve 8. maddeye evet, geri kalanına hayır diyorum. Böylece, bu Anayasa maddeleri çok sağlıklı bir şekilde oylanmış olur. Milletimiz böylece sandık başında istediği değişikliğe onay verip istemediği değişikliği reddedebilir. Ve Türkiye'de daha çok sağlıklı bir ittifak ortaya çıkmış olur" diye konuştu. Programda gazetecilerin soruları üzerine Hükümet kanadını temsil eden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile yaptıkları görüşme hakkında da bilgi veren Kurtulmuş; Arınç'a iki ayrı dosya sunduklarını birinci dosyada 'bütünüyle yeni bir Anayasa yapım sürecinin ikincisinde ise '26 maddelik Anayasa değişikliği paketine' ilişkin değerlendirmelerin yer aldığını belirtti.

Yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var

Her konuda olduğu gibi Anayasa değişiklikleri konusunda da en hazırlıklı partinin Saadet Partisi olduğunu vurgulayan Numan Kurtulmuş, Türkiye'de kaosun aşılabilmesi ve millet iradesinin tam anlamıyla ortaya konulabilmesi için yeni bir Anayasa yapım sürecine ihtiyaç olduğunu belirtti. Türkiye'de Anayasaların "Ya askerin namlusu ya da Avrupa Birliği'nin dayatmaları" neticesinde ortaya çıktığını hatırlatan Kurtulmuş; "Bir takım siyasi elitler Tanzimat'tan bu yana Anayasa yapım süreçlerinde 'Ey millet, bunu size sormaya gerek yok. Sizin nasıl bir Anayasa'ya ihtiyacınız olduğunu biz biliriz' diyerek milletin önüne bir Anayasa dayatmıştır. Millete 'ey millet siz kiracısınız bu da sizin kira kontratınız" denilmektedir. Oysa milletimiz bu toprakların, bu vatanın esas sahibidir. Kendi tapusunu kendisi hazırlayacaktır. Siyasi elitler bugüne kadar, kira kontratınız budur diyerek bize bir Anayasa dayatıyor. Ya askerlerin namlusu ucunda ya da Avrupa Birliği'nin tavsiyeleri doğrultusunda dayatılıyor. Biz diyoruz ki, bu millet önüne dayatılan bir kontratı değil bu ülkenin tapusu resmileştirecek bir Anayasa'yı gerçekleştirmelidir. En doğru yol, budur. Bunun yapılabilmesi, Türkiye'deki krizlerin, kaosların ötelenmesini değil tam tersine kökten çözecek bir yoldur" dedi.

Anayasa yapıcı meclis

Bunu değiştirmenin yolunun millete müracaat etmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bizim teklifimiz, mevcut TBMM işlerine devam ederken, Türkiye'de Anayasa yapım sürecinde milleti bütünüyle hakim ve hakem kılacak şekilde düzenlemek. Bunun için 250 bin seçmenin oluşturduğu bölgede, dar bölge-tek milletvekili sistemiyle seçilecek temsilciler eliyle, Anayasa Meclisi'ni oluşturmak. Bu meclisin oluşturacağı Anayasa taslağının, bir yıl içinde mevcut TBMM'ye gönderilmesi ve referanduma gitmesine sağlayarak, Türkiye'de yeni bir çağdaş, katılımcı Anayasa yapılmasını temin etmektir. En doğru ve tutarlı yol budur" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, mevcut pakete destek verip vermeyecekleri konusundaki bir soruya; "Bizim önceliğimiz, millettir. Milletin ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda, bizim vesayetçi sistem veya bürokratik oligarşi dediğimiz sistemin düzeltilmesi ve millet egemenliğinin oluşmasını sağlayacak her türlü katkıyı da Saadet Partisi olarak destekleriz" dedi.

Aceleye getirilmemeli

Bu süreçte, yürütülecek olan usul, yöntem, üslup ve siyasal tavırların çok önemli olduğunu vurgulayan Saadet Lideri Kurtulmuş; "Bir partinin Anayasası olmaz. AK Parti'nin ya da Saadet Partisi'nin Anayasası olmaz. Partilerin, Anayasa teklifleri olur. Dolayısıyla bütün partiler; tekliflerini, açık bir şekilde milletin önüne getirmeli ve tartışma imkânı olmalıdır. Referanduma gidecek süreçte, asla siyasi bir kamplaşma yapılmaması gerekiyor. Referandum sürecinde oluşacak kamplaşmadan, hiçbir partinin siyasi rant beklemesini doğru bulmayız. Bu konuyu aceleye getirmeden, Türkiye kamuoyunda ve TBMM'de bütün kapsamlarıyla çok ciddi bir tartışma sürecinin yürütülmesi zorunludur." dedi.

Bu topraklar insanlığın son adasıdır

BaŞbakan'In Türkiye'de kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının ülkelerine gönderilebileceği yönündeki açıklamasını da değerlendiren Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, şunları söyledi: "Sayın Başbakanın 'Efendim burada 100 bin kaçak Ermeni var, ben de onları gönderirim ha!' gibi, hiçbir tarafı düzeltilemeyecek, çok açık özür isteyen bu sözünü gerçekten hayretle karşıladım. Madem 100 bin kaçak insan var bunlara niye göz yumdunuz. Göz yumduk, eyvallah. Bakın bu topraklar insanlığın son adasıdır. En sıkışık zamanlarda dünyanın her yerinden gelen mazlum insanlara kucak açmıştır. Macar milliyetçileri, İspanya kralından kaçan Yahudiler, faşist Almanya'dan kaçanlar buraya geldi. Osmanlı çöktükten sonra sadece Müslümanlar değil, Süryaniler, Ermeniler buraya geldi. Biz 1071'den beri çoğunluğu Müslüman bir millet olarak bu topraklarda varız. Bu medeniyetin zımni hukuku diye bir hukuku var. Zımni demek Peygamber'in Müslümanlara zimmetlediği gayrimüslimler demektir. Bu toprakların Keldanileri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri bu medeniyetin çoğunluğu olan Müslümanlara zimmet edilmiş olan insanlardır. Böyle bir emaneti almış bir milletin Başbakanı kalkar da ABD'de üç tane yenemediği Ermeni lobicisine kızarak buradaki gariban üç tane Ermeni'yi kovarım ha diyemez. Bu bizim adalet duygumuzla asla bağdaşmaz. Kaldı ki Başbakan 'Paranın dini, imanı, milliyeti olmaz' diyor. İMKB'ye gelip, para yatırıp 2,5- 3 milyon doları götüren Ermeni bir spekülatörün milliyetini soruyor musunuz da üç yüz liraya çalışan Ermeni garibanın milleyetini soruyorsunuz."

Baraj sıfır olmalı

Seçim barajı konusundaki tartışmalara da değinen Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "12 Eylül sistemi aynı baraj sistemini getiriyor ve Kenan Evren şu cümleyi kullanıyor; 'Barajlar siyasi istikrar için olmazsa olmazdır. Barajları kaldırırsak siyasi istikrar tehlikeye girer.' Üzülerek ifade ediyorum ki Sayın Başbakan da bu süreçte baraj sorusu sorulduğunda aynı cümleyi aynı kelimelerle söyledi. Dolayısıyla biz baraja niçin karşı çıkıyoruz. Hiçbir şekilde baraj olmaması lazım. Yapılan son genel seçimde oy oranlarını baraj olmadan yeniden dağıtalım, Parlamento'nun aritmetiği 50 ile 60 milletvekili arasında değişiyor. 3 Kasım 2002 parlamentosu savunulabilir bir parlamento mudur. Halkın verdiği yüzde 45 oy seçim akşamı çöp tenekesine atılmıştır. Her iki seçmenden birinin oyu yok sayılmıştır. Bu, milli iradenin karşısına geçmek değil midir?" diye konuştu.

Barajın tamamen kaldırılması halinde siyasi istikrarın sağlanamayacağı görüşüne katılmadığını vurgulayan Kurtulmuş, "3 Kasım seçimlerinden beri parlamentoda iktidar ve ana muhalefet partisi var. Hangi konuda siyasi istikrar sağladılar? Kavgada, kutuplaşmada, dışarıya bağımlı ekonomi politikasında, yoksullukta, işsizlikte, gelir dağılımındaki adaletsizlikte istikrar sağladılar. Bu istikrar değil ki milletin istediği istikrar. Bizim içim barajlar konusunda makul seviye sıfırdır. Ama illa ki bir dayatma şeklinde baraj konulacaksa, sizin söylediğiniz aşırı dağınıklık ortadan kalksın diye yüzde 2, 3 veya 5 konulabilir" dedi.

Barajların tamamen kaldırılması görüşünün Saadet Partisi'nin iktidara gelmesi halinde değişip değişmeyeceği yönündeki soruyu da cevaplayan Kurtulmuş, "Ben kongrede şu sözü verdim. Asla yapamayacağım sözü vermeyeceğim, verdiğim sözü de yerine getirinceye kadar bütün gücümle çalışacağıma söz veriyorum dedim. Ama başka birisinin sınavdan kötü not almasının hesabını da bana sormayın. Ben asla dün dündür, bugün bugündür demeyeceğim." diye konuştu.

Siyasi Partiler düşman değil rakiptir

Sayın Baykal'ın şahsım ve partim hakkında, nezaket üslubu çerçevesinde söylediği sözler dolayısıyla kendisine teşekkür ederim. Saadet Partisi olarak bugünkü görüşmede de görülüyor ki, bizim şöyle bir tavrımız yok. Türkiye siyasetinde biz kavgayla, polemiklerle, anlamsız çatışmalarla, kutuplaşmalarla bir yol alınamayacağı kanaatinde olan bir partiyiz. Ve ben genel kurulda millete söz verirken şunu söyledim. Milletin vaktini, anlamsız polemiklerle, faydasız kavgalarla heba etmeyeceğime söz veriyorum. Dolayısıyla bizim için Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün partiler, eşit mesafede durduğumuz partilerdir. Siyasi partiler birbirlerinin düşmanı değil rakipleridir. Hiçbir partiye ön yargılı bir şekilde, bu partiyle görüşürüz, bu partiyle görüşmeyiz demeyiz. Bizim birinci önceliğimiz, milletle ittifak yapmaktır. Milletin önceliklerini bilmektir. Millet ne istiyorsa, ona göre hareket etmektir. Şu anda bir seçim öncesindeyiz. Şimdilik Saadet Partisi parlamento dışındadır. Ama Saadet Partisi'nin kendisine misyon ve birinci vazife olarak gördüğü şey, bundan sonraki muktedir iktidarın hazırlığını yapmaktır. Bununla ilgili hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Ama seçim sonrası, bir koalisyon durumu ortaya çıkarsa, çok açık şekilde söylüyorum ki, Saadet Partisi'nin hiçbir partiyle koalisyon yapmayız ve yaparız gibi bir ön kabulü yoktur. Kişiler, Numan Kurtulmuş, Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal'dan önemli olan şey, Saadet Partisi, AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nden önemli olan şey, koalisyonların ve partilerin programlarıdır. İzlenecek siyasi yoldur. Ve milletimize hangi ana istikamette hizmet yapılacağıdır. Biz programa bakarız. Bu program çerçevesinde, iktidarda da muhalefette de milletin hizmetinde oluruz."

u

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim