• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 9 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Kurtulmuş: Bezirgan'a Şiddetin Hesabı Sorulsun!

Kurtulmuş: Bezirgana Şiddetin Hesabı Sorulsun!
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Bezirgan ailesine uygulanan polis şiddetinin hesabının sorulmasını istedi.

 

 

 

 

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin farklı unsurlarıyla bir çiçek bahçesi olduğunu ve bu bahçedeki her çiçeğin değerli olduğunu söyledi. Kurtulmuş, partisinin İstanbul İl Başkanlığında “Çocuklar için Adalet Çağırıcıları” gönüllülerini kabul etti. Kurtulmuş kabulde yaptığı konuşmada, herkesin birbirine saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu topraklarda biz bütün farklılıklarıyla bir arada yaşıyoruz Türkiye bu anlamda dünyanın en güzel çiçek bahçelerinden birisidir. Farklı renklerde bir çok çiçek var. Bu çiçek bahçesini oluşturan çiçeklerden hiç birisinin koparılıp atılmasına, üzerine basılıp ezilmesine gönlümüz razı olmaz.. Vatanseverlik bu çiçeklerin hepsinin diri bir şekilde varlığını korumalarını sağlayacak bahçıvanlıktır. Siyasetin vazifesi de bu bilge bahçıvanlığı ortaya koymaktır” dedi.

BEZİRGAN’A UYGULANAN ŞİDDETİN HESABI SORULMALI

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Türkiye’deki hak ihlallerinin korkunç boyutlara ulaştığını söyledi. İmkan-Der Başkanı Nuray Canan Bezirgan’ın polis karakolunda fiili şiddete maruz kaldığını ve şu ana kadar fiili şiddeti uygulayanlar hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlatan Kurtulmuş, “Bu konuda derhal idari soruşturma açılmalıdır. Bu insanlık suçunun, açık işkencenin hesabının sorulması idarenin boynunu borcudur. İçişleri Bakanı, bu işkenceyi yapan polisler hakkında derhal kapsamlı bir soruşturma açmalıdır. Bu konunun takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.

PARTİ OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPARIZ

Akademisyen, sanatçı, aktivist ve yazarların oluşturduğu Çocuklar için Adalet Çağırıcıları, Terörle Mücadele Kanunu’nun mağdur ettiği çocuklar hakkında Kurtulmuş’a bilgi verdiler.

Platform üyelerini dinleyen Kurtulmuş, son dönemde yeryüzündeki en temel sorunun, adalet duygusunun hırpalanmış olma sorunu olduğunu ifade ederek. “Siyasetin de merkezinde yer alan düşünce adaletin tesisi olmalıdır. Adaletin tesisi için siyasetin tüm imkanları seferber edilmelidir. Bu manad,a Çocuklar için Adalet Çağırıcıları’nın attıkları bütün adımları taktirle izliyorum. Bu konuda Saadet Partisi olarak biz üzerimize düşen sorumluluğu zaten yerine getiriyoruz. Bu önce insan olarak bizim sorumluluğumuzdur ve siyaseten de vazifemiz budur. Türkiye’de çocukların hakları meselesi, sahada gördüğümüz kötü örnekleri hepimizin yüreğini burkan bir meseledir. Çocuk suçları konusu çok vahim örnekleriyle maalesef ülkemizde sürekli gündeme geliyor” dedi.

Saadet Partisi olarak çocukların durumunu en başından beri takip ettiklerini belirten Kurtulmuş şunları söyledi: “Bu manada demokratik açılım konusunda ortaya koyduğumuz “Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik” raporumuzda da çocukların bu durumunu ortaya koyduk, Sayıları bini aşan 18 yaş altındaki çocuk TCK ve TMK çerçevesinde Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde terör örgütüne yardım ve yataklık suçlamasıyla, 10 yılı aşkın hapis cezası talebi ile yargılanmaktadır. Okullarda olması gereken çocuklar cezaevlerindedir. Bu davranış sadece terör örgütüne eleman yetiştirmeye yarar. Bu çocuklar bir an önce anne babalarına, evlerine ve okullarına kavuşmaları için ilgili kanun maddeleri derhal değiştirmelidir. Bu çok temel bir taleptir ve biz bunu aylar önce ifade ettik.”

12 EYLÜL ZİNDANLARI PKK İÇİN ANA KUCAĞI OLDU

PKK’yı 12 Eylül’ün beslediğinin altını çizen Kurtulmuş şöyle konuştu: “12 Eylül öncesinde PKK, çok sıradan bir örgütlenmeydi. Herkes biliyor ki 12 Eylül zindanları PKK için ana kucağı oldu. PKK, cezaevlerindeki işkenceler sonucunda bir terör örgütü haline gelmiş, ete kemiğe bürünmüştür. 1991’de “bunların hepsini yok edelim” mantığıyla başlatılan, insanlara dışkı yedirten, köyleri boşaltan, faile meçhullerin yaşandığı süreç maalesef küçük bir grubu ilgilendiren PKK terörü çok geniş bir kitleye ulaştırılmış oldu. PKK terörüyle hiçbir ilgisi olmayan çocuklar, yapılan yanlış uygulamalarla çok ciddi bir siyasal bilinçlenme süreci içine sürükleniyor. Habur’dan gelişlerle görülen taşlı sopalı gösteriler, sokakta yan yana yürüyen insanların kendi kimlikleri üzerinden farklılıklarını ortaya koymasına neden oldu. İnsanlar artık sokakta birbirlerine yan gözle bakmaya başlıyorlar ki, PKK terörünün getirildiği en tehlikeli nokta burasıdır.

HUKUKİ REFORM SÜRECİ KAÇINILMAZDIR

Türkiye’de kendini ikinci sınıf vatandaş hisseden hiçbir Allah’ın kulu kalmamalıdır. Türkiye’de herkesin eşit ve özgür yurttaşlar olarak kendisini benimseyeceği bir anayasaya ihtiyaç vardır. Öyle bir iki maddesinin değiştirildiği değil, bütünün mantığının, felsefesinin değiştirildiği ve herkesin özgür eşit yurttaşlar olduğu bir anayasaya ihtiyaç vardır. Bu manada bir hukuki ve siyasi reform süreci kaçınılmazdır. Kurucu meclis tarafından yapılan bir anayasa şarttır. Bu noktaya gelirsek Türkiye sorunlarını kalıcı olarak çözmeye başlamış olacaktır. Sadece yasa maddelerini değiştirmek sorunları çözmez, zihniyetin değişmesi lazım.



KANUNLAR DERHAL DÜZELTİLMELİ


DTP’nin kapatılması sonrasında ortaya çıkan ve kamuoyunu rahatsız eden görüntüler ve Türkiye’nin yeni siyasi konjonktürü bahane edilerek bu önemli konu savsaklanmamalıdır. Siyasi konjonktürde ortaya çıkan bu olumsuzluğun bedelini 14-16 yaşındaki çocuklar ödememelidir. TMK (Terörle Mücadele Kanunu) mağduru çocukların sorunlarından başka farklı alanlarda da çocuklarımızın sorunlarını görüyoruz. Bunların en başında gelen sokak çocukları sorunudur. Bu, bir toplumsal kitle haline gelmiştir. Devletin, sosyal devlet olmak ve çocukları gözetim altına almak gibi bir sorumluluğu vardır. Bu konu herkes tarafından dile getirilmekle birlikte, yeterince tedbir alınan bir husus değildir.Sayıları on binlerle ifade edilen bu çocukların sorununa eğilmek devletin bir vazifesidir. Çocuk kaçırmaları da ayrıca takip edilmesi gereken bir konudur. Çocuk mafyaları, organ mafyaları üzerine de bu manada ciddiyetle gidilmelidir.



HAK İHLALLERİ


Edirne ve Selendi’de ortaya çıkan görüntüler, toplumsal linç girişimleri herkesin çok derinden düşünmesini gerektiren boyuttadır. Bu konular basit söylemlerle geçiştirilecek konular değildir. Oluşturulan siyasal iklim, bir toplumsal linç havasına müsait hale dönüştürülmüştür. Edirne’de insanlar bir basın bildirisi okuyacaklarsa yasalar çerçevesinde, bu onların hakkıdır. Buna mani olmak ve buradan bir linç girişimi üretmekte bizim milletimizin temel hassasiyetlerine uymaz. Linç girişimi anlayışı bizim milletimize yabancıdır. Ancak oluşturulan siyasal iklim, en ufak bir meselede “öteki” olarak görülenin karşısına toplumsal bir refleksle çıkmak, en hafif tabiriyle düşünsel olarak linç etmek ve eğer gücü yetiyorsa fiziki olarak linç etmek bizim milletimize uygun bir tavır değildir.

Selendi’de yaşananlar bir adli olay gibi görünüyorsa da, milletimizin ne kadar rahat bir şekilde linç psikolojisine sokulacağını göstermesi bakımından acı bir tecrübedir. Türkiye’de Roman vatandaşlarımız yıllardır göçebe olarak ve yerleşik olarak yaşıyorlar. Son aylarda özellikle geliştirilen, sokaktaki vatandaşların birbirlerine husumetle bakmasını sağlayan bu iklim çoğaltılarak yaygınlaştırılıyor ve bu tür linç girişimleri patlak veriyor.

Herkes birbirine saygı göstermeli. Bu topraklarda biz bütün farklılıklarıyla bir arada yaşıyoruz Türkiye bu anlamda dünyanın en güzel çiçek bahçelerinden birisidir. Farklı renklerde bir çok çiçek var. Bu çiçek bahçesini oluşturan çiçeklerden hiç birisinin koparılıp atılmasına, üzerine basılıp ezilmesine gönlümüz razı olmaz.. Vatanseverlik bu çiçeklerin hepsinin diri bir şekilde varlığını korumalarını sağlayacak bahçıvanlıktır. Siyasetin vazifesi de bu bilge bahçıvanlığı ortaya koymaktır.”

Görüşmeda, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, İstanbul İl başkanı Erol Erdoğan ve İl Başkan Yardımcısı Yavuz Selim Kurt da hazır bulundu. Çocuklar için Adalet Çağırıcıları adına ise görüşmeye, Mehmet Atak, Gülçin Avşar, Tevfik Taş, Berfin Zenderlioğlu, Ayşe Kalyoncu, Gülsüm Ekinci ve Alin Taşçıyan katıldı.

isra haber

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim