• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kur'an'da Sabikun / Öncüler

Fatih Tezcan

 

 

Geçen yazımızda,
"Sabikun, öne geçenlerdir, öne çıkanlardır, öncülerdir.

Ama bu öne geçmesi, öylesine öne geçmek için değil,
Kendisiyle birlikte Ego’sunu öne geçirmek için de değil,
'Önde giden kahraman!' olmak için hiç değil,
'Seçilmiş Öncüler’in yani Resuller’in ve yakın arkadaşlarının yolları, tarih boyunca, hep böyle oldu diyedir…" diyerek Sabikun'u, Öncüleri anlatmaya
başlamıştık.(1)


Kur’an’da Öncüler/Sâbikûn’ çalışmamızdaysa,  Kur’an Işığında ve Günümüz Şartları’nda ‘Sâbikûn’ Olmak Nedir


ve Allah için, Elçileri, İslam ve İnsanlık için ne demek olduğunu, hayatımıza daha net yansıtmak amacıyla, anlamaya çalışacağız.(2)
 

Kur’an’da ‘Sabikun’ kavramı isim ve fiil olmak üzere 13 yerde geçer.

Bunlardan 8’i İslam Devrimi’nin Mekke, 5’i ise Medine dönemine ait ayetlerdir.

İlk geçtiği yer Nazi’at Suresi 4.ayettir:

1: Andolsun (veya düşün ki) söküp çıkaranlara.
2: Hemen çekip alanlara.
3: Yüzüp gidenlere.
4: Yarışıp, geçenlere.
5: Derken emri/işi düzenleyenlere!...
6: O gün bir sarsıntı sarsar.
7: Ardından bir başka sarsıntı gelir.
8: O gün kalpler titrer.
9: Gözler korkudan aşağı kayar.
10: Diyorlar ki: «Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?
11: Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?
12: Öyle ise bu, zararlı bir dönüştür» dediler.
13: Oysa sadece bir tek komut sesine bakar!
14: Hepsi hemen bir meydana dökülecektir.

*****

Görüldüğü üzere, Öncüler’e ve sonra ‘işi düzenleyenlere’ atıf geldi.

Yarışarak öne geçenlerden ve İş’i düzenleyecek olanlardan, ‘arka planı gözetmeyi ve kollamayı isteyen’ ayet dikkat çekicidir, nedeni ileride önümüze çıkacaktır.(4)

“Diyorlar ki: “Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?
Hem de bizler çürümüş kemikler olduktan sonra ha?”
ayeti geldiğinde, Kureyş’li Statükocular, Resulullah’la alay etmek istercesine,
“Ölümden sonra dirilecek olursak biz gerçekten hüsranda olacağız demektir.» dediler…

İşte hemen sonrasında gelen,
“Oysa (Yeniden Diriliş Saati), sadece bir tek emir sesimize bakar!” ve
13.ayet’teki ‘meydana alınacaklar’ şeklindeki ayeti gördüğümüzde,
Allah Resulü’nün, Öncüler’e atıf’tan sonra nasıl bir Ultimatom çektiğini ve ‘Meydan’ okuduğunu görebiliriz. (5)

Bitmedi…

Kureyşliler’den sonra bir de 15.ayetten 26.ayete kadar, Musa’nın karşısında, 'hidayeti, iktidarının, gücünün, ve servetinin elinden alınması olarak görüp reddeden ve bu psikolojiyle halkının karşısında İlah kesilen bir Diktatör’ü buluruz!(6)


Resulullah Musa’nın Firavun'la dialoğu ve bu diktatörün, ‘insanların başına İlah kesildiğini’ ilan etmesinin ardından Allah, bu diktatör’ün ‘Dünya’da ve Ahiret’te İbretlik bir Ceza’ya çarptırıldığını ifade eder.

Bakarsak,
Bu surenin ve pasajın Mekke’de geldiği kesindir ama Peygamberliğin 2. Ve 7.yılına yerleştirenler vardır.(5)

Her iki ihtimali değerlendirelim:

‘Yarışıp öne geçenlere, hedeflerinin işaret edilmesinin ve metodolojik ipuçlarının verilmesinin’ yer aldığı bu konsept, Öncüler’e atfın, Kur’an’da kendine yer bulduğu ilk yer veya ilk yerlerden birisidir.

Eğer bu pasaj, Vahy’in 2.yılında geliyorsa, bu zaman,
Mekke-Medine şehirlerinde İktidar’ı elinde bulunduran ve Allah’a inanmakla birlikte Şirk içeren bir Din anlayışıyla halkı sömüren Statükocular’ın, Allah’ın insanları özgürleştirmek, malı, mülkü, parayı adaletli dağıttırmak ve gereksiz ayrılıkları ortadan kaldırmak üzere Vahiy indirdiğine inanmadıkları, Allah Elçisi’ni alaya aldıkları zaman dilimidir…

Ayet grubuna baktığımızda ise,

İnsanların “Muhammed’le olsak mı olmasak mı…İnansak mı inanmasak mı…” diye düşündükleri ve Müslümanlar’ın sayılarının çok az olduğu bir zamanda, Vahy’in bir de üstüne üstlük ‘yarışıp öne geçenlere’ dikkat çekilmesi, arkasından ‘işi ve düzeni yerine getirirler’ şeklinde yönlendirmesi ile birlikte düşünüldüğünde, bu tablo, İslam Devrimi Lideri Allah Resulu Muhammed aleyhisselam’ın ‘Kurucu Kadro’ hesapladığının ve hazırladığının kesin kanıtıdır.

Diğer ihtimali değerlendirir ve Boykot’un ilk senesinde geldiğini düşünürsek, Allah Resulu’nu ve onunla İslam’a hidaye olanları hedef alan, ölümcül bir boykot’un henüz başında dâhi, Allah Resulü’nün, bu ambargoyu koyanları devirmek için nasıl planlar yaptığını anlamamız açısından bizim adımıza motive edici ve zorlayıcı bir misaldir.

Annelerin bebeklerine süt veremeyecek denli aç bırakıldıkları, Hatice annemizin bir devesiyle gelen ne varsa onlarca kişiye pay edildiği bir durumda dâhi, Allah Resulu’nun kendilerine bu ambargoyu koyan Süper Güc’ü devirmek üzere planlar yapması ve Kur’an’ın ‘daha yolun en başında bile’ Öncüler’den ve Emr’i Düzenleyenlerden söz etmesi, sadece birkaç şehri değil, bütün dünyayı sömüren Süper Güçlerle olan iyi ilişkilerini ve rahatlarını bozmayan ama kendisini de ‘Peygamber’in Sünneti’ne Bağlı’ gösterek Müslümanlar’ı aldatanları değerlendirmemiz açısından ibretliktir.

Daha başta 'Sabkan/Yarışanlar/Öncüler'e işaret ve hemen sonrasındaki ayet:


"Onlar ki Emri, İşi, Düzeni, Arka Planını Kollayarak Düzenlerler!"

Sonrasında Resulullah Muhammed'le alay etmeye kalkan Kureyşli Statüko Liderleri’nin öldükten sonraya dirilmeye inanmaz gözükürken, aslında Sistemlerinin devrilip kendilerinin yargılanmalarına nasıl karşı geleceklerine dair gözdağı vermeleri de söz konusudur.

Burada çok kalın çizgilerle altını çizerek belirtmekte fayda mülahaza ediyorum:

Müslümanların, Kur’an’da sıkça anlatımı bulunan ‘Ahiret’i İnkar’ olgusuna, bir de bu gözle bakmaları elzemdir.

Yani bir insan, eğer ahiret’i reddediyorsa ve bunu da bir Peygamber’e veya takipçisine söylüyorsa, bu aynı zamanda şu demektir:

“Ben senin Allahı’nın bile beni çaresizlik içinde bulup, diriltip, tutup sürükleyip herkesin görebileceği bir şekilde, hem de onun yargı sisteminde yargılayabileceğine inanmıyorum, hele ki sen kimsin!... Sen asla bunu yapamazsın!”

Ayette geçen  ‘âhireti vel ûl⒠yani ‘ahirette ve ondan önce’
ifadesi bu açıdan çok önemlidir. (7)

Bu şekilde Allah, Öte Son-Ahiret kavramının mutlaklaştırılarak, bu dünyanın devrimlerinin, yargılamalarının, cezalarının, adaletlerinin, düzenlerinin dua veya beddua’larla ertelenmesine neden olan ‘inançlı veya inançsız pasifistler’i de engellemek istemektedir.

Musa'yı reddederek 'İnsanların başına İlah kesilen' Diktatör’ün Ahiret’te olduğu gibi, Bu Dünya’da, Şimdi ve Burada da devrildiğini ve ibretlik bir cezaya tabi tutulduğuna dikkat çekmektedir.

Bunu yaparken daha başta kullandığı ‘sarsıcı’ üslub açıktır:

Önce Sabikun'u, Öncüler'i Er Meydanı'na davet...

Sonra onların açtığı yolda, işi ve düzeni dikkatle gerçekleştireceklere ayet…


Ve sonra, Kureyş Statükosu ve Mısır Diktatörlükleri üzerinden Hedef'i işaret! ...

…

Kureyş'in karşısında Allah Resulu Muhammed'in,
Firavun'un karşısında Allah Resulu Musa'nın duruşundan hareketle söyleyebiliriz ki,
Allah'ın Dini İslam,
'Allah'ına Kadar Benim! Herşey benim! Burada Allah yok, ben Varım!
Allah varsa da onunla kurulacak olan ilişkileri, dini, dünyayı ben belirlerim!' diyenlerin,

Allah'ın Resulleri, Allah'ın Meydana Sürdüğü Öncüleri ve Onların Takipçileri Tarafından Devrilmesidir!

...

Daha Kur’an’daki ‘13 yarış yeri’nden, ilkine baktığımızda karşımıza çıkan sahne budur…

Gerisini siz düşünün…

İnşaallah, devam edeceğiz…

__________


Dip Notlar:



(1)  http://www.analizmerkezi.com/yazar/sbikn-23924.html

(2) Hatırlatmak gerekir ki, Hakla Batıl’ı ayıran Kur’an’la yaptığımız bütün çalışmalarımızı, perspektifimize bağlı kalarak gerçekleştirmekteyiz.
Bu perspektif ise, ‘Kur’an ayetlerinin geldiği zaman, zemin ve ortamla olan ilişkisi’ni önemseyen ve önceleyen bir hassasiyete dayanır.

İnşaallah, bu usûl ve perspektifimizi ayrıca bir yazı konusu yapabileceğiz.

(3) Nazi’at Suresi, 5.ayet: [ فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا Fel mudebbirâti emrâ]

Ayet ister vahyin isterse boykot’un ilk yılında gelmiş olsun, işi düzenlerken plansızlığın ve hesapsızlığın değil tedbir’in önemi açıktır, yazıda vurguladık. Öncüler’in arkasından işi düzenleyenlerin tedbirsizliklerinin nelere yol açacağını ima etmek açısından önemlidir.

(4) Suyûti, Lübâbu’n Nukûl, II,191

(5) Nazi’at Suresi  15-26.ayetler

15. Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
16. Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:
17. “Haydi Firavun’a git! Çünkü o azmıştır.”
18. “Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
19. Seni Rabbine ileteyim de ona karşı derinden saygı duyup korkasın!”
20. Derken Mûsâ O’na en büyük mucizeyi gösterdi.
21. Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
22. Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
23. Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
24. “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!” dedi.
25. Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.
26. Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

(6) Nazi’at Suresi’ndeki bu anlatım, kendi bağlamı içinde bir tek pasajdır ki bundan olsa gerek Mehdi Bazergan, buraya kadar olan kısmın, Vahyin henüz 2.yılında geldiğini belirtmiştir. O, Nazi’at Suresi 1-26 arasını Vahy’in 2. Yılına ve 27-46 arasını ise 3.yıla ait görmektedir. Blacher de benzer görüştedir. İbni Abbas’tan gelen kadim rivayet ise, Peygamberliğin 7. yani Boykot’un 1.yılına yerleştirmektedir. Biz yazımızda her iki ihtimali de gözetmeye çalıştık.

(7) Nazi’at Suresi, 26.ayet: [فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَى Fe ehazehullâhu nekâlel âhıreti vel ûlâ]





Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim