• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

KİTABA İHTİYACIMIZ YOK MU !?

KİTABA İHTİYACIMIZ YOK MU !?
Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında “kitap” 235. sırada. Mustafa Kutlu, köşesinde,"adam olamamamız" a sebep olan bu vahim durumu irdeledi.

Birinci mesele / Mustafa Kutlu

Eğitim sendikacıları bir araştırma yapmışlar. En çarpıcı sonuç şu: Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında “kitap” 235. sırada.

Türkiye'nin üzerinde durması, düşünmesi, incelemesi, araştırması, sebeplerini tesbit etmesi, bu feci eksikliği gidermesi, bunu “yapılacak işler” listesinin en başına koyması, sorumluların asla “ihmalkârlık” yapmaması gereken “birinci mesele”si budur.

Yiyecek-giyecek-güvenlik-barınma-sağlık vb. gibi hayati meselelerin halli de, “kitap” ihtiyacının giderilmesine, okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına bağlıdır. Ülke siyaseti, yargı, yasama, iktisat, ithalat, ihracat, spor, sanat aklınıza ne gelirse bütün meselelerin merkezinde “kitap” vardır.

Ve biz “kitap”tan uzak durduğumuz için işleri yoluna koymak için çırpınıyor, iki ileri bir geri gidiyor veya yeri-mizde sayıyoruz. Kahvehane ağzı ile “Bu memleket adam olmaz arkadaş” ibaresinin arkasına “kitap okumadıkça”yı eklemek lazım.

Türkiye'de kitaba yılda harcanan para 45 sent imiş. Günde ortalama beş saat televizyon seyreden Türkler, kitap okumaya yılda altı saat vakit ayırıyormuş.
Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap, bir İsviçreli 10 kitap, Fransız 7 kitap okurken; Türkler 10 yılda bir kitap okuyormuş.

Türkiye'de (Nüfus 70 milyon) okuma alışkanlığına sahip ancak 70 bin kişi varmış.

Bu rakamlar insanın dudağını uçuklatır. Ne yapıp edip düştüğümüz kuyudan çıkmalıyız. Bu konuda hazır reçetem yok. Ama ben kırk yıllık bir yayıncı-yazar-öğretmenim. Konunun tam ortasında bulunuyorum. Çerçevesini kabaca çizeceğim yol haritası şudur: Aile, okul, özel sektör ve devlet bu meselede el-ele verip bir uzun vadeli program hazırlamalıdır. Bunu yapacak uzman kadrolar vardır. Program ülkede iktidarlar değişse de hiç taviz verilmeden en az otuz sene uygulanmalıdır. Ancak ondan sonra bu ülkede okuma alışkanlığı nüfusun yarısına varabilir. Bu büyük bir başarı olur; böylece kitap ihtiyaçlar listesinin ilk on maddesi arasına girer.

Bakınız yetmişli yılların başında biz yayıncılar bir kültür kitabının ilk baskısını ortalama üç bin; eğer satacağına kanaat getirmişsek beş bin basardık. Ülkede o yıldan bu yıla yedi üniversite yetmiş yediye çıktı, nüfus iki misli arttı, öğrenci sayısı arttı, şehirleşme arttı; artış bütün alanlarda doğru orantılı olarak devam etti.

Biri hariç. Kitap.

Biz yayıncılar bugün bir kültür kitabını ortalama bin basıyoruz. (Beş-on popüler yazarın çok
Ama bu yıl kitabevleri spor malzemesi, kırtasiye, oyuncak, test kitapları, ders kitabı, bir miktar (çok satan popüler eserlerden) kültür kitabı satmaktadır.

Temel ihtiyaçlar (Güvenlik, barınma, yeme-içme-giyinme, sağlık) dışındaki ihtiyaçlar çokluk insanlara ihtiyaçmış gibi gösterilerek kabul ettiriliyor. Bunun türlü yolları ve hatta ilmî kolları var (Reklâm-Satış-Pazarlama).

Kitap üretimi kârlı bir meslek değil. Yayıncı çokluk yüzde on beşe çalışıyor. O da kitapçı rafında kalıyor veya iade ediliyor. Bu düzene büyük sermayenin üç-beş kuruluşu hakim. Onlar da işte araştırmadan çıkan yetmiş bin okuru elde tutmaya çalışıyor.

Devlet bu işe öncülük etmeli, özel sektör ile el ele bunu bir “milli mesele” haline getirmelidir. Tabii vaktiyle yapılan “Yerli Malı Haftası”na benzememek şartı ile.
Yayıncı güçlenecek kitap basacak. Aile güçlenecek kitap alacak.

Kitapçılık cazip bir meslek olunca kitapçı sayısı fazlalaşacak. Kütüphaneler önem kazanacak. Her neyse bunun planlamasını uzmanlara bırakalım.
Ama en azından bu iktidarın geçen seçimde kullandığı bir sloganı kullanabiliriz.

“Sen Türkiyesin Büyük düşün”.

İhracatı ve milli geliri bir şu kadar artan, işadamlarına madalya verilen, duble yollar ile kaplı cennet vatanımızda eğer kitabı ihtiyaç maddelerinin 235. sırasından çıkarıp ilk on içine sokamamışsak boşuna şişinmeyelim.
Cehaletle bir yere varılmaz. Vardığını sanır insan, düpedüz serap görür.

Kaynak: 16 Eylül 2009 Çarşamba Yeni Şafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehidlerin Yanıbaşında Bayramlaşıyoruz!08 Eylül 2010 Çarşamba 00:25
  • GAZZE ŞEHİDLERİYLE ULUSLARARASI DAYANIŞMA16 Haziran 2010 Çarşamba 17:26
  • Saat 21:00 da Konsolosluğun Önü İnlesin Diye31 Mayıs 2010 Pazartesi 19:57
  • Bahattin Yıldız, İzmirde Anılacak27 Mayıs 2010 Perşembe 18:49
  • Zarif Bir İz Olsun Diye Ardımızda..26 Mayıs 2010 Çarşamba 15:21
  • 27 Mayıs’ın 50. Yılında Darbeler ve Anayasa Tartışılıyor24 Mayıs 2010 Pazartesi 20:21
  • Arapçanın kalbi İstanbulda atacak22 Mayıs 2010 Cumartesi 13:05
  • Ümit Aktaş İmza Günü...12 Mayıs 2010 Çarşamba 17:29
  • Siyasi Ontolojiden Psikanalize30 Nisan 2010 Cuma 19:05
  • R.İHSAN ELİAÇIK 1 MAYISTA TAKSİMDE!30 Nisan 2010 Cuma 17:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim