• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 35 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kılıçdaroğlu'nu 'Sehven' İfadeye Çağıran Savcı Konuştu!

Kılıçdaroğlu'nu 'Sehven' İfadeye Çağıran Savcı Konuştu!
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu ifadeye çağırmasıyla bir anda gündeme oturan savcı Mehmet Demir ilk kez konuştu.

 

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ifadeye çağırması ile gündeme gelen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir, ilk kez resmi bir açıklama yaptı. Savcı Demir, hakim-savcı ve avukatların paylaşım sitesi adalet.org isimli siteye dün 19.18'de koyduğu yazıya 'Sehven Çağrılmıştır' başlığı verdi. Savcı Demir yazısında, kendisine atfen yapılan kimi değerlendirmelerin yanlış olduğunu iddia ederek "Olayın aslı şu" dedi ve yaşanan süreci anlattı.
 
İşte 26 yıllık savcı Mehmet Demir'in 'SEHVEN ÇAĞRILMIŞTIR' başlıklı o yazısı:
 
"Birkaç gündür medyada sayın Kılıçdaroğlu nun ifade için çağrılması gündeme oturdu. Birçok açıklama yapıldı, benim ağzımdan da bir kısım açıklamalar yayınlandı. Ben hiçbir gazeteciye özel olarak açıklama yapmadım.Birkaç gazeteci beni telefonla aradı bir tanıdık gibi olayla ilgili birşeyler sordu.Bunu bir röportaj gibi kaydettiklerini veya not ettiklerini söylemediler. Hatta söylemediğim sözleride ilave etmişler. Bu nedenle daha önceleri yaptığım gibi olayı ve düşüncelerimi yine bu sitede meslektaşlarımla paylaşmaya karar verdim.
 
Olayın aslı şu;
 
Bilal Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu'nu hakaret ettiğinden bahisle şikayet etmiş. Bu dilekçe müracaat savcılığına verilmiş. UYAP'a Kemal Kılıçdaroğlu şüpheli olarak kaydedilmiş. Suç hakaret olduğu ve uzlaşmaya tabi görüldüğü için Ocak 2014 itibariyle Uzlaştırma Bürosuna tevzi edilmiş. Dosya benden önce başka bir savcı arkadaşa tevzi edilmiş. Daha sonra 30 Ocak 2014 itibariyle yeni işbölümü yapıldı ve ben uzlaştırma büroda görevlendirildim. Bu görevlendirme ile birlikte bana bu büroda önceden görevli olan ve son işbölümü ile başka büroda görevlendiren iki savcıya ait 1700 dosya tevdi edildi. Ben son iki buçuk ayda bütün bu doyaları tek tek okudum gereğini yaptım ve şu an dosya sayısını 650'ye düşürdüm.İşte bu yoğunluk içinde diğer dosyalarda olduğu gibi bu dosyaya da ''şüpheli ve şikayetçi davet'' yazarak kaleme vermişim. Çıkan davetiyeleride elektronik imza ile imzalamışım.
 
Bu olayda sehven olan konu sayın Kılıçdaroğlu'nun milletvekili sıfatının gözden kaçmasıdır. Kaldı ki bu husus davetiyenin Ankara'ya gönderilmesinden de bellidir.Eger bilerek olsa Ankara'ya talimat yazmak gerekirdi.
 
Sehven olan bir şeyin başka nasıl bir açıklaması olur bilmiyorum. Davete muhatap olanlar tarafından konu fazlasıyla abartılıp kabartıldı.Sehven de olsa bir davetiye gelmiş,gelinmez biter gider.Zorla getirme çıkarmamışız, yakalama çıkarmamışız, sorgulama yapmamışız, olmayan bir suçu biz isnat etmemişiz. Yani abartılacak hiçbir şey yok ortada. Sehven gönderilen şey dahi sonuçta bir davetiyedir. Bundan bu kadar bir sonuç çıkarmanın hiçbir gereği yoktu.
 
Daha önce yazdığım yazılar olmasa bu konu bu kadar abartılmazdı.
 
Yazdığım yazılar ne: ''Mısırdaki olaylara darbe demişim'', ''17 Aralık bir darbe girişimidir karşı çıkalım demişim'','' Emniyet konusu suç teşkil eden emre uymamakla demokrasiyi korudu demişim'', ''Sayın Başbakan'a Gezi eylemleri hakkında açıklama yapması için yazmışım'',''Gezicilere eylemlere son vermesi için yazmışım''.
Bu yazılardan benimle ilgili sonuçlar çıkarıp bir sürü yaftalama yapılması hakkaniyete uygun değildir. Zekariya Öz benzetmesi yapılmış. Ben sehvende olsa en fazla davetiye çıkarmışım. Bu Zekariya Öz'ün uygulamalarına hiç benzememektedir.
 
Ayrıca şunu açık ve net söyleyeyim.Bazı gazetelerde yazdığı gibi'' ÖĞRENDİ YA DAHA NE İSTİYOR'' şeklinde bir ifade kesinlikle kullanmadım.Ben seçilmiş hiçbir vekile saygısızlık ifade edecek bir söz söylemem.Kaldı ki bir parti başkanına hiç söylemem.
 
Anlayıp dinlemeden parti genel başkan yardımcısının ''sehven savcı olmuş bu savcı'' şeklinde bir tabiri ''sehven'' bile değil kasten kullaması hakarettir suçtur. Hatta bir yargı mensubuna (KALDI Kİ BU SAVCI YANLIŞ YAPSA DAHİ) bu şekilde söylenmesi hiçbir terbiye nezaket ve hukuk kuralına uymaz. Şimdi bende bu şahsa sen sehven dahi nezaketli olamamışsın desem uygun olurmu?
 
Söylediğim şu; bu davetiye sehven gönderilmiş.
 
Ancak teoride, kasten olsa dahi şikayete maruz kalan bir vekile davetiye gönderilememesi mutlak değildir. Prof. Erdoğan Teziç ve birçok anayasa hocası şikayet edilen milletvekiline davetiye gönderilebileceği görüşündedir. Lehine olan delilleri ileri sürmesi ve hatta Meclis'in dokunulmazlık konusunu görüşürken dosyanın tamamlanmış olması yönünden de bu hususun gerekli olduğu ileri sürülmüştür.
 
Kaldı ki somut olay bir hakaret suçlaması olup uzlaşmaya tabidir. Uzlaşma konusu yeni bir müssesedir.Uzlaşmaya tabi bir suçlamadan dolayı uzlaşma hususunu sormak üzere şikayetçi veya şüpheli olan bir milletvekiline davetiye çıkarılamayacağına dair Anayasa'nın 83. maddesi dahil hiçbir mevzuatta açık bir hüküm yoktur. Zira uzlaşma hususu soruşturmayı bitiren bir kurumdur. Bu haliyle de bir soruşturma ve kovuşturma işlemi değildir.
 
Davetiye sehven çıkarılmış,ancak olay gündeme düştükten sonra yaptığım kapsamlı araştırma sonucunda ben de yukarda belirtildiği gibi uzlaşmaya tabi olsun veya olmasın şikayet edilen bir milletvekiline davetiye çıkarılması gerektiği kanaatine varmış bulunmaktayım.
 
Davetiyede bir sakınca yoktur. Eğer davetiyeden sonra zorla getirme gibi başka işlemler yapılırsa işte bu dokunulmazlık kavramına aykırı olur. Davet edilmesi, kaldı ki uzlaşma için davet edilmesi milletvekili dokunulmazlığına ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırı değildir.Bu görüşün aksi de sabit değildir. Aksini söylemek de nihayetinde görüşlerden bir görüştür.
 
Olayın tamamı ve gerçeği budur.Bunun bu kadar abartılıp Anayasa ihlali boyutuna kadar çıkarılması fazla işgüzarlıktır bence.
 
Tüm meslektaşlarıma saygılarımla." 1.5.2014
 
MEHMET DEMİR
İSTANBUL CUMHURİYET SAVCISI 
İstanbul Avrupa Adliyesi"
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim