• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

KEMALİST REJİM SORUNLARLA BESLENİYOR

KEMALİST REJİM SORUNLARLA BESLENİYOR
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi İnsan Hakları Komisyonu tarafından her ay periyodik olarak hazırlanan aylık hak ihlalleri değerlendirme raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Ağustos 2009 İnsan Hakları Raporu'nu, değerlendirme ve bilânço olmak üzere iki dosya şeklind

 

 

 

 

 

Türk ulusçuluğu esasına dayanan ve Kürtleri inkar etme siyaseti üzerine bina edilen TC, yaslandığı bu paradigma nedeniyle bünyesinde bir çok ciddi sorunun doğmasına yol açtı. Kuşkusuz bu sorunların en önemlilerinden biri, hala yakıcı biçimde mevcudiyetini sürdüren Kürt sorunu. Yıllardır "iç düşman" paranoyasını dillendiren ırkçı-Kemalist rejim, söz konusu sorundan bilinçli biçimde ve vahşice nemalanıyor.

 

Soruna yönelik çözüm çabalarının arttığı, beklentilerin yükseldiği, buna paralel olarak tartışmaların da yoğunlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Bu arada "Kürt açılımı" ile başlayan ve "demokratik açılım" adıyla anılmaya başlanan çözüm arayışları devam ederken, kandan-şiddetten beslenenler de boş durmuyor. Sorunun "demokratik açılım" kapsamında konuşulması dahi sorundan beslenen statükoyu rahatsız ediyor.

 

Muhalefet partileri CHP ve MHP, açılım karşısında faşizan bir tutum takınırken; TSK da "kendisine yakışan" pozisyonu muhafaza ederek bu partilere güçlü bir destek sundu. Açılımın sınırlarını çizen Genelkurmay Başkanı olunca, askeri zevatla arasının bozulmasını istemeyen hükümet kanadından 'Biz de böyle düşünüyoruz' şeklinde bir açıklama geldi.

 

Demokratik Açılımla ilgili yoğun görüşmelerin başladığı ve hemen her platformda açılımla ilgili ciddi değerlendirme ve tahlillerin yapıldığı bir vasatta; ordu, açılım tartışmalarını alaya alırcasına 30 Ağustos kutlamalarını bilinçli bir şova dönüştürdü. Halkın kanından ve parasından beslenen TSK, "Güçlü Ordu Güçlü Türkiye" sloganıyla daha fazla kan daha fazla para talep etti!

 

Diğer yandan, daha önce meydana gelen iki olayla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı'nın kamuoyuna yanıltıcı bilgiler verdiği ortaya çıktı. Elazığ'da dört askerin ölümüne neden olan patlamanın, "kazara patlayan" bir el bombasıyla ilgisinin olmadığı anlaşılıp; Teğmen Mehmet Tümer'in, nöbette uyuya kalan bir askeri cezalandırmak amacıyla, pimi çekilmiş bir bombayı sadistçe bu askerin eline tutuşturması sonucu gerçekleştiği tespit edildi. Ayrıca Çukurca'da altı askerin ölümüne, sekiz askerin yaralanmasına neden olan mayının; ordunun kendi döşediği mayınlardan biri olduğu anlaşıldı.

 

Ağustos ayında kanayan diğer bir yara da ceza ve tutuk evleri oldu. Cezaevlerinde, güvenliklerinden devletin sorumlu olduğu insanların yaşam hakları, yine devlet tarafından ihlal edildi. Onurlu ve erdemli insanların tüm girişimlerine rağmen, cezaevlerinde hasta tutuklular yaşamlarını yitirmeye devam etti.

 

Duyarlı insanların Kürt sorununun çözümü için askeri operasyonların durdurulması talebine rağmen, askeri sevkiyatlar ve operasyonlar hız kesmedi. Hukukun egemen olmadığı bu ülkede, yargı da her zamanki gibi boş durmayıp, askerin boş bıraktığı alanları doldurmaya çalıştı. Muhalif insanlara yönelik ev baskınları yapılarak onlarca kişi apar topar gözaltına alındı. Org. Güven Erkaya'nın ölümünün ardından kaleme aldığı yazısından dolayı, "mahkeme kararı ile" Vakit yazarı Abdurrahman Dilipak'ın evinin haczedilip satılması kararı bunlardan biri oldu.

 

Raporumuzda işlediğimiz başlıklardan biri de, inanç özgürlüğü noktasında yapılan ihlaller oldu. Üniversite kayıtları için okula giden başörtülü öğrenciler, sistemin zalimliğinin tezahürü olan yasakçı uygulamalarla karşılaşmaya devam ettiler. Allah'ın açık emrini yasaklayan zihniyet, kayıt işlemleri sırasında başörtüsüyle çekilen fotoğrafları kabul etmemeyi sürdürdü.

 

Kışla Cinayetleri Sorgulanmalıdır

 

Ağustos ayında çok vahim iki olayla ilgili, dehşet ve kaygı verici gerçeklerin ortaya çıkışına şahit olduk.

 

İlk olay 17 Ağustos'ta meydana gelen ve kaza süsü verilen örtülü bir cinayetti. Elazığ'da nöbet tutarken uyuyan bir erin el bombası, çavuşu tarafından çalındı. Eri cezalandırmak isteyen Teğmen Mehmet Tümer, pimini çektiği bu el bombasını "mandalı tutarsan yaşarsın, bırakırsan ölürsün" diyerek er İbrahim Öztürk'ün eline tutuşturdu. Asker dakikalarca mevzilerde dolaştı, yardım istedi, fakat diğer askerler teğmenin kendilerini de cezalandırmalarından korktukları için bir pim veremediler. Sonunda takati tükenen er, mandalı tutmayı daha fazla sürdüremedi ve bomba elinde patlayarak hayatını kaybetti. O sırada ona yardım etmeye çalıştıkları tahmin edilen üç er daha öldü. Aynı günlerde, 27 Mayıs'ta Hakkâri Çukurca'da altı erin ölümüne sebep olan mayının aslında PKK değil, TSK tarafından yerleştirilen bir mayın olduğu; iki generalin kendi aralarında yaptığı bir telefon konuşmasının kayıtlarının medyaya sızmasıyla ortaya çıktı.

 

Söz konusu iki olay sonucu, on canın kaybedilmesi, TSK'daki gayri insanı ve çarpık işleyişi gözler önüne serdi. Her iki olayda da, masum erlerin yaşam hakları ellerinden alınmakla kalınmadı, kamuoyu da kandırılarak büyük bir skandala imza atıldı.

 

İlk olayda, teğmeni canavarlaştıran sadist güdüler ve TSK'nın olayı yansıtma biçimi çok korkunçtu. Olayın yaşanmasının ardından sivil otoritelere, ailelere ve medyaya bilerek yalan söylendi. Olayın sıradan bir kaza olduğu izlenimi yaratıldı. Teğmen hakkında ciddi bir işlem yapılmadı. TSK adına, erlerden birinin cenazesine katılan bir üsteğmen, konuşmasında sanki dört genç PKK ile savaşırken ölmüşler gibi "terörden", "ülkenin bölünmez bütünlüğünden" bashetmeyi ihmal etmedi. Gerçeğin bilgisi ortaya çıkmasına rağmen, ölen askerlerin ailelerinin verdikleri ilk tepkiler, militarizmin halk katındaki yansımalarını görmemizi sağlayacak ibretlerle doluydu. Babalar "büyüklerimiz ne yaparsa doğru yapar, her şeyin en iyisini onlar bilir", "devlet-ordu hata yapmaz, yalan söylemez" havasındaydılar. Günler geçip olayın korkunç ayrıntıları açığa çıkınca, aileler tarafından "hesap verilsin" anlamında sözler söylenmeye başladı.

 

Başbakan Erdoğan ve DTP Başkanı Ahmet Türk'ün yapmayı kararlaştırdıkları görüşmenin iptal edilmesine neden olan ikinci olay ise, bir önceki olayı mumla arattırır nitelikteydi. Olayla ilgili, askerî kaynakların yapmış olduğu açıklamada; patlamanın PKK'lilerin yola döşediği mayının uzaktan patlatılması sonucu gerçekleştiği açıklanmış hatta Genelkurmay Başkanlığı saldırı sonrasında hava kuvvetlerine bağlı uçakların Avaşin-Basyan bölgesindeki PKK kamplarını vurduğunu duyurmuştu. Patlama ile ilgili internete düşen ses kayıtları, karşı karşıya bulunduğumuz tehlikeyi gözler önüne serdi. Hakkâri Tümen Komutanı Tümgeneral G.K. ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E. arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmalarında; Z.E. 6 askerin öldüğü mayınlarla ilgili Hakkâri Tümen Komutanı'nı bilgilendirirken, "Bu mayınlar büyük bir olasılıkla bizim" diyordu.

 

İki olaydaki korkunç gerçekler kamuoyunda tartışılırken TSK, "Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye" sloganıyla "30 Ağustos Zafer bayramı"nda şov yapıyordu. Kutlamalar esnasında, Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un, konuyla ilgili sorulan sorulara "yeter artık" şeklinde verdiği cevap yakışıksız ve insan hayatına değer vermeyen bir zihniyetin dışavurumuydu.

 

Bu iki elim olay göstermiştir ki; her kamu kurumu gibi askeriye de halkın denetimine açık ve ona hesap vermeye hazır olmalıdır. On genç insanın kaybı sıradan soruşturmalarla geçiştirilemez. Ortada hatadan çok, insan hayatını hiçe sayan korkunç bir suç ve kemikleşmiş vahim bir anlayış vardır; bu suçların hesabı derhal sorulmalı, suçlular toplum önüne çıkarılıp yargılanmalıdır.

 

Cezaevlerinde Ölümler Devam Ediyor

 

Bir önceki ay "İnsan Hakları Raporu"umuzda, yetkilileri "Hasta Mahpuslar Öl(dürül)üyor!" diye uyarmış, ceza ve tutuk evlerinde ölüme terk edilen hasta mahpuslara dikkat çekmiştik.

 

Cezaevlerinde ağır hasta olan ve ölümle pençeleşen siyasi tutuklu ve hükümlülere karşı devlet duyarsızlığı bütün uyarı ve ikazlarımıza rağmen devam etti.

 

Yılmaz Keskin ve Resul Güner hasta yattıkları cezaevlerinde yaşamlarını yitirdiler. Akciğer kanseri hastası olan Yılmaz Keskin, 33 aydır tutuklu bulunduğu 2.Kandıra (Kocaeli) F Tipi Cezaevi'nde yaşamını yitirirken, daha önce affedilmesi için Cumhurbaşkanlığı'na başvurulan kolon kanseri hastası Resul Güner ise, 1.Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mahkûm koğuşunda hayatını kaybetti.

 

Ölümün eşiğine gelmiş hastaların tahliye edilmeyişleri, bu türden ölümlere davetiye çıkarıyor. Genelde ailelerin savcılığa verdiği tahliye dilekçeleri sonuçsuz kalıyor. Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Adalet Bakanlığı'na başvurular yapılıyor fakat bu gibi başvurular çoğu zaman cevapsız kalıyor. Hasta tutukluların hasta oluklarına dair heyet raporları Adli Tıp'a götürülüyor, onaylanmıyor. Zalim bir anlayışla şekillenen bürokratik işleyiş, hasta tutukluları göz göre göre ölümün kucağına itiyor. Fakat JİTEM'in kurucuları ve yüzlerce "faili belli" cinayetlerin failleri ise, basit ve sudan gerekçelerle utanmadan tahliye ediliyor.

 

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

  İnsan Hakları Komisyonu

 

 

 

 

AĞUSTOS 2009 İNSAN HAKLARI BİLÂNÇOSU

 

YAŞAM HAKKI

 

Van'da Yargısız İnfaz

30 Temmuz 2009'da Van'ın Özalp İlçesi'nde İran sınırında mazot kaçakçılığı yaptıkları iddia edilen 2 kişiye askerlerin açtığı ateş sonucu İlter Salan (25) yaşamını yitirirken N.S. (15) de ağır yaralandı. (Günlük- 1 Ağustos)

 

Cezaevlerinde Hasta Ölümleri Sürüyor

1.Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mahkûm koğuşunda kalan kolon kanseri hastası Resul Güner 18 Ağustos 2009'da yaşamını yitirdi. Daha önce eşinin affedilmesi için Cumhurbaşkanlığı'na başvuran Nesibe Güner, Resul Güner'in sağlığı nedeniyle tahliye olmasını sağlayabilecek raporu alması için eşini Adlî Tıp Kurumu'na sevk bile ettiremediğini söylemişti. (İHD İstanbul- 18 Ağustos)

 

4 Askeri Komutan Cezası Öldürdü

Elazığ'da dört askerin ölümüyle sonuçlanan patlamanın, nöbette uyuyakalan bir erin komutanı tarafından cezalandırılmak istenmesi sonucu yaşandığı ortaya çıktı. Tarih, 17 Ağustos 2009. Haber ajansları, abonelerine, Elazığ'ın Karakocan ilçesinde bir askerin elinde bulunan bombanın kazayla patlaması sonucu dört askerin öldüğü geçiyordu. Haberlere göre Er İbrahim Öztürk'ün elindeki bombanın kazara patlaması nedeniyle kendisi ve yanındaki arkadaşları İbrahim Yaman, Ali Osman Altın ve Mesut Bulut ölmüşlerdi. (Taraf- 26 Ağustos)

 

Polis Kurşunu Yine Can Aldı

Polisin "uyarı ateşi" bir can daha aldı. Antep'te, sürücüyle kavga eden polisin açtığı ateş, yoldan geçen bir vatandaşın ölümüne neden oldu. Yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine polisin açtığı ateş sonucu sıkılan mermi yoldan geçmekte olan İbrahim Özkaymak yaşamını yitirdi. (islahhaber.com- 29 Ağustos)

 

Cezaevinde Bir Ölüm Daha

2.Kandıra (Kocaeli) F Tipi Cezaevi'nde 33 aydır tutuklu olan akciğer kanseri hastası Yılmaz Keskin, 3 Ağustos 2009'da Kocaeli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldıktan sonra 10 Ağustos 2009'da yaşamını yitirdi. (atilim.org- 26 Ağustos)

 

CEZAEVLERİ

 

Adıyaman'da İki Tutsak Ölümü Bekliyor!

Türkiye'de bugün onlarca tutsak ölüm koridorlarında bekliyor. Adıyaman E Tipi Cezaevi'nde de iki tutsağın gerekli tedavi imkanlarından yoksun bir şekilde ölümü beklediği bildirildi. Gülezar Akın; hipofiz bezi tümörü var, üç yıldır tedavi oluyor, iki haftayı aşkın bir süredir mama ile besleniyor. İsmet Ayaz; çölyak hastası, 10 yıldır cezaevi koşullarında haşlanmış patatesle hayatta kalmaya çalışıyor. (Gündem- 6 Ağustos)

 

Cezaevinde Ölüm

Adana'nın Pozantı İlçesi'nde bulunan Çocuk Islahevi'nde 17 Ağustos 2009'da Yasin Akyüz (16) adlı tutuklu ölü bulundu. Yapılan otopside, Yasin Akyüz'ün önce dövüldüğü, sonra da iple asılarak öldürüldüğü belirlendi. Cinayeti, Yasin Akyüz'le aynı koğuşta kalan 12 yaşındaki bir çocuğun işlediği iddia edildi. Olayla ilgili Pozantı Cumhuriyet Savcılığı'nın soruşturma başlattığı öğrenildi.(Radikal- 17 Ağustos)

 

Görme Engelli Aksoy'a Cezaevinde 'Tedavi İşkencesi'

Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevi'nde tutuklu bulunan görme engelli Hediye Aksoy'un 4 gün üst üste hastaneye sevk edilmesine rağmen, akşam saatlerine kadar cezaevinin ring aracında bekletildikten sonra muayene edilmeden cezaevine geri getirildiği iddia edildi. (Gündem- 20 Ağustos)

 

Cezaevi "Ölümevi"

21 Ağustos 2009'da Sinop E Tipi Kapalı Cezaevi'nde Sinan Aygün ile Ş.D. arasında çıkan kavga sonucu ensesinden bıçaklanarak yaralanan Sinan Aygün'ün kaldırıldığı hastanede öldüğü bildirildi. (Zaman- 21 Ağustos)

 

ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

 

Gözaltında Ölüm

1 Ağustos 2009'da İstanbul'un Esenler İlçesi'nde karısı Ferfuri Akbaş'ı öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet Akbaş'ın tutulduğu Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği'nin nezarethanesinde rahatsızlanarak yaşamını yitirdiği iddia edildi. (ntvmsnbc.com- 2 Ağustos)

 

Tunceli'de Faili Meçhul Cinayet

31 Temmuz 2009'da Tunceli'nin Pertek İlçesi'nde evlerinde çıkan yangın sonucu öldükleri bildirilen emekli öğretmenler Sakine Genç (70) ile Şener Canvarol'un (65) bulundukları evde kendilerine işkence edilerek öldürüldükleri ve evin ateşe verildiği Elazığ Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildi .(Cihan- 3 Ağustos)

 

Adana'da Faili Meçhul Cinayet

Adana'nın Seyhan İlçesi'nde 16 Ağustos 2009'da düzenlenen gösterilerin ardından kaybolan zihinsel engelli Davut Dara (19) ölü bulundu. Bir sulama kanalının kenarında bulunan Davut Dara'nın vücudunda darp ve işkence izleri bulunduğu belirtildi. (Birgün- 17 Ağustos)

 

Genç Kadın Korucu Silahıyla Öldürülmüş Halde Bulundu

Van'ın Erciş İlçesi'ne bağlı Yankıtepe Köyü'nün Sarıkök (Sarikok) Mezrası'nda 17 yaşındaki Reyhan Çalışkan isimli genç kadın, korucu babasına ait silahın ateşlenmesi sonucu yaşamını yitirdi. (Gündem- 29 Ağustos)

 

6 Erin Öldüğü Mayınları Asker Döşemiş

Erdoğan'ın DTP'li Türk'e verdiği randevuyu iptal ettiren Çukurca'da altı askerin öldüğü mayın patlamasıyla ilgili internete düşen ses kayıtları mayınların asker tarafından döşendiğini ortaya koyuyor. (islahhaber.com- 28 Ağustos)

 

MİLİTARİZM

 

Türkler'in Katili MİT'in Koruması Altındaydı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) eski Başkanı Kemal Türkler'in öldürülmesiyle ilgili yargılamada önceki gün üçüncü kez beraat ettirilen katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu'nu, MİT'çilerin himayesi altındayken bir tesadüf eseri durumdan haberdar olan Türkler Ailesi avukatı Rasim Öz'ün yakalattığı ortaya çıktı.(Birgün- 1 Ağustos)

 

MİT Muhbiri Ümit'i Betona Gömüp Denize Attılar

Susurluk olayına adı karışan ve 1995'te kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan (MİT) muhbiri Tarık Ümit olayındaki iddialar, Ergenekon soruşturmasının 3. iddianamesinde yer aldı. Cemalettin Ümit, yeğeninin kaybolması olayında eski Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin'i suçladı: "Yeğenimi öldürüp, betona gömmüşler ve denize atmışlar" dedi. (Birgün- 11 Ağustos)

 

Tunceli'de JİTEM Faaliyeti…

Tunceli'nin Çemizgezek İlçesi'ne bağlı Tekeli Köyü'nde son bir ayda bazı ev ve arazilerin yakılması olayıyla ilgili yakalanan Alişan Dinçer'in (24) (JİTEM) adına çalıştığını söylediğini ve yakma emirlerini bir subaydan aldığını açıkladığı 17 Ağustos 2009'da öğrenildi. Daha sonra ise Alişan Dinçer'in kaybolduğunu bildiren baba Hüseyin Dinçer oğlunun bulunması için Çemişgezek Cumhuriyet Savcılığı'na başvurduğunu söyledi.Konuyla ilgili açıklama yapan (DTP) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Çemişgezek'te peş peşe kundaklama olayları görülmesinin arkasında JİTEM'in olduğunu öne sürdü. (ANF, 17 Ağustos; Radikal, 18 Ağustos)

 

Başkale'de Köyler 'Yasak Bölge' Kapsamına Alındı

Genelkurmay Başkanlığı, Van'ın Başkale İlçesi'nin İran sınırından itibaren 10 kilometrelik alanı, askeri yasak bölge ilan etti. Yasaklamadan sınır bölgesinde bulunan 47 köy nasibini alırken, yasaklamayla birlikte birçok köylü de daha önce biçtiği otlarını toplayamaz hale geldi. Karara tepki gösteren vatandaşlar, uygulamanın devam etmesi durumunda köylerini terk edecekleri uyarısında bulundu. (Gündem- 22 Ağustos)

 

Başbuğ: Üniter Devletin Koruyucusuyuz

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 'Türk Silahlı Kuvvetleri bize emanet edilen Cumhuriyet ve devletimizin ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısının her zaman savunucusu ve koruyucusu olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir' dedi. (islahhaber- 30 Ağustos)

 

Jandarma Kent Bastı!

Genelkurmay, öyle bir operasyonun içersine girdi ki, akıllara zarar! Genelkurmay, pimi çekilmiş el bombası patlaması sonucu dört askerin öldüğü haberinin Taraf'a nasıl ulaştığını Elazığ'da bir fotokopicide araştırdı. Askerî savcılık önceki gün bir kırtasiyede arama yaptı. 8. Kolordu Komutanlığı'nın yaklaşık bir yıldır fotokopi işlemlerini yapan Yeni Asya Grubu'na ait Yeni Asya Kitap Kırtasiye, polis bölgesinde olmasına rağmen önceki gün jandarma personeli tarafından arandı. Makinenin hard diskine el kondu ve imajı alındı. Kırtasiye sahibinin oğlu olayı Taraf'a doğrularken, babası ise telefonda tepki göstererek, "Bizi bir daha aramayın" dedi. (islahhaber.com- 31 Ağustos)

 

HABER ALMA VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

 

Dilipak'ın Evine 'ORAMİRAL' Haczi..

30 yıllık emeği hiçbir hakaretin yer almadığı yazısı yüzünden gasbedilen Abdurrahman Dilipak, "Evim satıldı. Şimdi hakkımı helal mı edeceğim? Satışın iptali için başvuracağım. Hukuk mücadelem devam edecek" dedi. (haksozhaber.com- 19 Ağustos)

 

Yargılanan Gazeteciler

Taraf Gazetesi'nin Muhabiri Mehmet Baransu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Adnan Demir hakkında "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nı haberleştirerek "devletin askerî teşkilatını alenen aşağıladığı" gerekçesiyle TCK'nin 301. maddesinden dava açıldı. Kadıköy (İstanbul) Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Alpsan, Genelkurmay Başkanlığı'nın suç duyurusu üzerine hazırladığı fezlekeyi Mehmet Baransu ve Adnan Demir'in yargılanmasına izin vermesi için 14 Ağustos 2009'da Adalet Bakanlığı'na gönderdi. (islahhaber.com- 20 Ağustos)

 

Hükümet Açılıyor, Günlük Kapatılıyor

Günlük gazetesi, Toronto Üniversitesi Yakındoğu ve Ortadoğu Medeniyetleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Amir Hassanpour'un bir yazısı ve bazı haberler gerekçe gösterilerek 1 aylığına kapatıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, cuma günü verdiği kararda Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesine dayanarak yazıların "örgüt propagandası" içerdiğini söyledi.(bianet.org- 24 Ağustos)

 

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE

 

Bursa'da, 'Polisten Darp' İddiası

Bursa'da iki kişi, polisler tarafından darbedildikleri iddiasıyla savcılığa başvurdu. Alınan bilgiye göre, merkez Nilüfer ilçesindeki bir inşaat firmasında çalışan Yıldıray K. (32) ile Rıza Ç. (34), bir üst geçitten geçerken kendilerine kimlik soran iki polis memuru tarafından dövüldüklerini ve çeşitli yerlerinden yaralandıklarını öne sürerek cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu. (Haber 7- 3 Ağustos)

 

Tekirdağ'da 'Polis Copu Yurttaşın Gözünü Kör Etti'

Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'nde bir klima fabrikasında işçi olarak çalışan 35 yaşındaki Günay Candan, bir grupla kagasına müdahale eden polisin copla vurması sonucu sağ gözünün kör olduğunu iddia etti. Candan, savcılığa giderek kavgaya müdahale eden 2 kişilik polis ekibi hakında suç duyurusunda bulundu. .(Birgün- 26 Ağustos)

 

İnşaat İşçilerine Polis Dayağı

31 Temmuz 2009'da Bursa'nın Nilüfer İlçesi'nde inşaat işçileri Yıldıray Kaya (32) ile Rıza Çilingir (34), kendilerine kimlik soran polis memurlarıyla tartıştıktan sonra polis memurları tarafından dövüldüklerini savunarak 3 Ağustos 2009'da Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.Yıldıray Kaya ile Rıza Çilingir, iki polis memurunun yüzlerine biber gazı sıktığını ardından yere yatırıp dövdüğünü ifade etti. Olayın sonrasında ise Yıldıray Kaya "20 gün iş göremez", Rıza Çilingir de "10 gün iş göremez" raporu aldı. (Radikal, 3 Ağustos)

 

Karakolda İşkence ve Kötü Muamele

Hakkında açılan bir soruşturma kapsamında ifade vermek için 11 Ağustos 2009'da İstanbul'un Küçükçekmece İlçesi'ne bağlı İkitelli Semti'ndeki Şehit Zeki Kaya Polis Karakolu'na giden Muhittin Gürhan, karakolda polis memurları tarafından darp edildiğini savunarak 21 Ağustos 2009'da (İHD) İstanbul Şubesi'ne başvurdu. (Günlük- 21 Ağustos)

 

Bu da Polisin 'Kürt Açılımı'!

Gaziantep'te önceki gün 17 kişi sabaha karşı saat 4 sıralarında evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı. Baskınlar sırasında olağanüstü hal dönemlerini aratmayacak görüntüler yaşandı. 18 yaşındaki Yahya Gengeç, elbisesini bile giymesine izin verilmeden iç çamaşırıyla karakola götürüldü, evleri dağıtıldı, annesi Xabat Gengeç darp edildi. (Evrensel- 22 Ağustos)

 

'Polis Copu Kör Etti' İddiası

Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'nde bir klima fabrikasında işçi olarak çalışan 35 yaşındaki Günay Candan, bir grupla kavgasına müdahale eden polisin copla vurması sonucu sağ gözünün kör olduğunu iddia etti. (Radikal- 25 Ağustos)

 

Cezaevinde İşkence İddiası

Gaziantep'te 21 Ağustos Cuma günü sabaha karşı evlerine baskın yapılarak gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan 7 kişinin aileleri, İHD Gaziantep Şubesi'nde basın açıklaması yaptı. Üç tanesi 18 yaşından küçük olan ve biri de kanser hastası olan tutukluların aileleri, yakınlarına cezaevinde işkence yapıldığını iddia ettiler. (Evrensel- 29 Ağustos)

 

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

 

Kayıt Zulmü Devam Ediyor

Sinop Üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırmak isteyen kız öğrenciler, üniversite yönetimi tarafından başörtülü oldukları gerekçesiyle okula alınmadı. Öğrenci velilerinden Semra Sezer, "Kuzenimin üniversiteye kaydını yaptırmak için geldim. Ama başörtülü olduğum için beni üniversitenin dışında sandalyede beklettiler. Ramazan orucuyla yoldan gelmiş olmamıza rağmen bunu umursamadan insanlara eziyet ediyorlar. İçeride başı açık insanların oturmaya hakkı varsa benim de hakkım var. Sıkıntı ne, anlayabilmiş değilim" dedi. İşlerinin yoğunluğunu gerekçe gösteren Ahmet Necdet Sezer tarafından ataması yapılan Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şevket Büyükhatipoğlu, konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. (haksozhaber.com- 3 Ağustos)

 

Üniversitede Başörtülü Eşlere Baskı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) lojmanlarında kalan öğretim üyelerinin eşlerinin, başörtülü oldukları gerekçesiyle bazı baskı ve zorlamalara maruz kaldıkları öne sürüldü. KTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Çevik'in eşi Sunay Çevik, başörtülü olduğu gerekçesiyle lojmanlarda sürekli kendilerine güçlük çıkarıldığını, markete ekmek almaya gitmelerinin bile sorun olarak karşılarına getirildiğini söyledi. (haksozhaber.com- 18 Ağustos)

 

Başörtülüye Özel Güvenlik Baskısı

Meclis'in üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldırmaya dönük tüm girişimleri yargıdan geri dönerken, yasak da üniversite duvarlarını aşarak lojmanlara kadar uzandı. Yıllardır eğitimdeki başarısından çok başörtüsü düşmanlığı ve skandallarla adından söz ettiren Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin (KTÜ) Rektörü İbrahim Özen, yasakçılıkta yolunu takip ettiği selefi Kemal Gürüz'ü de geride bırakarak üniversite lojmanlarındaki başörtülü bayanların peşine özel güvenlikçi taktı. (Vakit- 23 Ağustos)

 

SORUŞTURMA, GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR

 

Polis, 5 Çocuğu Gözaltına Aldı

Adana'da "Pkk sempatizanlarına yönelik yapıldığı" iddia edilen operasyonda 5'i çocuk, 2'si kadın 14 yurttaş gözaltına alındı. (Birgün- 4 Ağustos)

 

Urfa'da Hizb-ut Tahrir Operasyonunda 3 Tutuklama

Urfa'da Hizb-ut Tahrir örgütü adına kentin 3 ayrı noktasında bildiri dağıtan 3 kişi tutuklandı. Polis tarafından gözaltına alınan Mehmet K. (25), M. Salih Ş. (24) ile Abdullah K. (25) sorgularının ardından çıkarıldıkları mahkemece,'örgüt üyesi olmak ve bildiri dağıtmak' suçlarından tutuklandı. (Gündem- 7 Ağustos)

 

Harç Protestosuna 14 gözaltı

12 Bakanlar Kurulu'nun önceki gün aldığı, üniversite harçlarına yüzde 8 zam yapılması kararını protesto eden öğrenci grupları ile polis arasında meydana gelen olaylarda 14 kişi gözaltına alındı. (Milliyet- 12 Ağustos)

 

Erzurum'da İzinsiz Gösteri Yapan 58 Kişi Gözaltına Alındı

Erzurum'da DHKP-C üyesi oldukları iddiasıyla tutuklu bulunan 5 sanığın yargılandığı davanın duruşması sırasında Adliye binası önünde izinsiz gösteri yapan gruptan 58 kişi, polise ''mukavemette bulunduğu'' gerekçesiyle gözaltına alındı. (Milliyet- 18 Ağustos)

 

Mersin'de 138 Kişi Hakkında Soruşturma Açıldı

Mersin'de 8-15 Temmuz tarihleri arasında Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözüm talebiyle gerçekleştirilen 'Çarşamba Yürüyüşleri' etkinliklerine katılan ve aralarında DTP'li Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk'ün de bulunduğu 138 kişi hakkında soruşturma açıldı. (Gündem- 19 Ağustos)

 

Bakırhan'a 1 Yıl Hapis

DİYARBAKIR'ın Hani İlçesi'nde 2004 yılı seçimleri öncesinde verilen dilekçenin aksine siyasi içerikli konuşma yaptığı gerekçesiyle yargılanan kapatılan DEHAP'ın eski Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'a, 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Mahkeme bu cezayı erteledi. (Hürriyet- 24 Ağustos)

 

'Sayın Öcalan'a 10'ar Ay Hapis Cezası

Batman'da Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'a 'Sayın' diyerek kendini ihbar eden Veysi Gülseren, Hayrettin Çelik, Selehattin Getiren, Mustafa Tekik, Mehmet Candemir ve Mustafa Öztürk hakkında soruşturma açılmıştı. Açılan soruşturma kapsamında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Örgüt propagandası yapmak' suçlamasıyla açılan dava kapsamında 6 kişiye 10'ar ay ceza verildi. (Gündem- 26 Ağustos)

 

'Gösteri ve Yürüyüş Yasasına Muhalefet'e 2 Yıl Hapis Cezası

Şanlıurfa'da, DTP Viranşehir İlçe Başkanı Adnan Etli'ye, TZP-Kurdi'nin anadilde eğitim için düzenlediği etkinliğe katıldığı için, 'Gösteri ve yürüyüş yasasına muhalefet' ettiği iddiasıyla 2 yıl hapis cezası verildi. (Gündem- 26 Ağustos)

 

Ergenekon Savcılarına Yine İnceleme

Adalet Bakanlığı, Ergenekon Soruşturmasını Yürüten Cumhuriyet Savcılarıyla İlgili Bir Şikayet Dilekçesini Daha İncelemeye Koydu. "Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcı ve işlemleri bulunan hakimlerle ilgili aynı mahiyetteki ihbar ve şikayetlerin birleştirilmesi suretiyle daha önce 38 şikayet dosyası açılmıştı. 38 şikayet dosyasının 28'i hakkında soruşturma başlatılmasına gerek görülmemiş, 10 dosya kapsamındaki şikayetlere ilişkin incelemeler ise sürdürülüyordu. (islahhaber.com- 31 Ağustos)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim