• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kemalist Gözüyle Mavi Marmara ve Türkiye'de İslam ! -Özel Tavsiye-

Kemalist Gözüyle Mavi Marmara ve Türkiyede İslam ! -Özel Tavsiye-
-ANALİZ MERKEZİ-AnalizMerkezi.com'dan sizin için çok özel bir seçki daha!Deniz Tansi bir Kemalist...Çoğu Kemalist gibi Mustafa Kemal'e rağmen(!)İsrail'i seviyor...Yazı bu tarafıyla önemli!İçinde bazılarının fark edemedikleri bir şeyler barındırm

 

 

 Mavi Marmara Neyi Simgeliyor?

Doç.Dr.Deniz TANSİ*

Türk bir akademisyenin hele benim gibi laik Cumhuriyeti savunuyor, Atatürk’e her zaman minnet duyuyorsa, içinde yaşadığımız süreçte, bunalıma düşmemesi çok zor gözüküyor. Öyle ya, yazacaklarınızın onda birini ancak kaleme alabiliyor, her seferinde kendinizi oto sansüre tabi kılıyorsunuz. Böyle bir ortamda samimiyetsizlik ortamı doğar diye de endişeleniyorsunuz.

        Zannederim, değerli gazeteci Claire Berlinski, bizim gibi “endişeli modernler”in kaygısını ve içinde yaşadığımız “çaresizlik” ortamını son zamanlarda en iyi anlayan, analiz eden ve sergileyen kişi.  Yazısını Cumhuriyet’ten Ergin Yıldızoğlu’nun değerlendirmesinden öğrendim. (Weimar İstanbul, Cumhuriyet, 27 Aralık 2010, s.13) Orijinalini okuduğumda ise, söz konusu makaleyi, her seferinde yeniden üretmek gerekir diye düşündüm.  (Claire Berlinski, Weimar İstanbul, http://www.city-journal.org/2010/20_4_weimar-city.html)


         Berlinski’nin işaret ettiği en önemli nokta, totalitarizme giden bir süreçte, Türkiye’nin ve şehrin yaşadığı kaos. Ancak bu kaos, aynı zamanda “felaket” beklentisiyle birlikte ele alınmış. Yetenekli gazeteci Berlinski, 1930’lu yılların Berlin’i ile 2010’un İstanbul’unu karşılaştırıyor.


         Felaket beklentisinin sürmesine karşın, bir türlü gerçekleşmemesi, çürümeyi hızlandırıyor.  İçkili lokantalara çocuklarıyla gelenlere yapılan baskınlar ve uyuşturucu yaşının ilköğretim okullarına kadar yaygınlaşması, çelişkiler zincirini daha da çok arttırıyor. Beraberinde bir anlamsızlıklar bütünü doğuyor, marazi bir elit tabakası ve patalojik toplumsal  yapı, var olan verili zemini daha da iyi ifade edebiliyor.


         Felaketini bekleyen İstanbul’a, 26 Aralık 2010 Pazar günü bir gemi geldi. 31 Mayıs 2010’da, İsrail askerleriyle yaşanan çatışma sonucu, 

 

uluslararası sularda yaşamını kaybeden 9 Türk yurttaşının içinde bulunduğu Mavi Marmara gemisi.


         Geminin Gazze rotasıyla gönderilmesi, İHH’nın ideolojik propagandası, militan kimliklerin yanında, çoluğunu çocuğunu yanında götürüp, “şehit” olmak için yola çıkan sade vatandaşlar ve AKP milletvekillerinin “son dakika” kararıyla, sefere katılmaktan vazgeçmeleri. Böyle ara başlıklarla konuyu özetlemeye gayret ettim. Zira konu defalarca işlendi.


         
Halbuki bilinmeyen en önemli şey, Mavi Marmara Gazze’yi fethetmeye değil, Gazze üzerinden İstanbul’u fethetmeye gönderildi.  Zira İstanbul, Osmanlı nostaljisinin, İslamcı paradigmanın en önemli simgelerinden biriydi. “Feda edilen yurttaşlar”, kutlu bir amaç için “şehit” olmuşlardı.

 

 

Parlamenterler kendilerini “feda” ettirecek değillerdi ya. Bu sayede, Yıldızoğlu’nun yaptığı değerlendirmede, “zeitgeist”in (zamanın ruhu) İstanbul’daki işlevini daha iyi anlıyoruz. İstanbul, gerçekten de dünün ve yarının yaşandığı bir kenttir. Bugün bir türlü yakalanamamaktadır. Mavi Marmara,  dünün ve yarının İstanbul’unu “bugün” birleştirmeye çalışmaktadır.

 

Weimar İstanbul’unda, mimariden, yaşam alanlarının belirlenmesine kadar bir görgüsüzlük, hazımsızlık kendini dayatmaktadır. İdeolojik olarak İstanbul, hala fethedilememiştir. Mavi Marmara’nın karşılanışında toplanan kitleler, kılık kıyafetlerinden, taşıdıkları dövizlere kadar, kendi “yarın”larının İstanbul’unu düşlemektedirler. Bunu da halen yakalayamadıkları “bugün” tasarlamaya çalışmaktadırlar. Sarayburnu’nda bir hafta müze gibi sergilenecek Mavi Marmara, İslamcı anlayışın her gün kendini tekrar ürettiği bir “mabed”e dönüşmek üzeredir. 

 

 

         26 Aralık’ta Mavi Marmara İstanbul’a demir atarken, ilginç bir  rastlantıyla, 27 Aralık 2010’da, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin simgesel seromonileri türlü bahanelerle yasaklanmıştır. Zira yarının Türkiye’sinde artık Atatürk ve Ankara düşlenmemektedir. İstanbul, bozulan zarafetiyle, İslamcı siyasetin ve anti semitik bakışın, “küresel bir merkezi” yapılmaya adaydır. Üstelik imparatorluğun ve hilafetin başkenti olmak gibi bir geçmişe de sahiptir.

 


         Ankara’nın Cumhuriyet dönemindeki Bauhaus mimarisine, İstanbul’un Neo Osmanlı yapılaşması meydan okumaktadır. Haydarpaşa garındaki yangın, bir türlü gerçekleşmeyen felaket öncesi, felaket emaresi gibi gözüküyorsa da, garın yerine dikilmesi planlanan plazalar, İstanbul hakkında Singapurvari projeler, bugünün yozlaşmasını kayda geçirmektedir.


         Kendisine inanmayan, yarınından güvenli olmayan laik elit ile, yarını kendisinin gören İslamcı kesim, “bugün” için, tahammül süz bir tahammülle birbirlerine katlanmaktadır. Sorunu kısa yoldan çözecek olan, Mavi Marmara seferlerinin artmasıdır. Böylece kitlesel tabanda yoğrulacak bir İslamcı hezeyan, Halide Edip Adıvar’ın eserine isim olan “Vurun Kahpeye” moduna gelecektir. O beklenen son gün için “Vurun Kahpeye” konumunda bir duygusal yoğunlaşma ortamına gelmek gerekmektedir. Mavi Marmara, laik eliti susturacak, “acaba” sorusunu soran elit, “İsrail’in ve siyonizmin” uşağı olarak lanse edilecek ve “din elden gidiyor” vurgusu, işareti başlatacaktır.


         Bütün bunlara karşın, İslamcı kesimde, muazzam bir güvensizlik vardır. Aynı 1970’li yıllarda “devrimci” kesimin umduğu “o gün” yani devrim bir türlü gerçekleşmiyorsa, tek bir Mavi Marmara’dan duyulan ümit, herşeye karşın, beklenen sonucu vermemiştir.
Türkiye-İsrail ilişkileri, neredeyse kopma noktasına geldi, “one minutes-mavi marmara” arasındaki 1.5 yıl, “planlı bir gerilim” siyasetini ifade etti. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu uluslararası ittifaklar, yükümlülükler ve müttefiklik ilişkileri, daha fazlasına izin vermedi. 

 

         İş bir başka bahara kaldıysa da, hiç olmazsa, bozulan ikili ilişkilerin mevcut konumunu koruması, başarılı olunursa, daha da kötüleşmesi bu çerçevede düşünülmüştür. Tam da bu ortamda Mavi Marmara, siyasal iktidara yapılan “toplumsal baskı”nın çok somut bir simgesidir. Ama bununla sınırlı değildir. 

 

Çünkü ifade ettiğimiz çerçevede, İsrail’le ilişkilerin bozulması, “İstanbul’un fethedilmesi” konusundaki araçlardan sadece birisidir. İslamcı siyasetin küresel anlamda olmazsa olmazı İsrail karşıtlığı ve anti semitizm olsa da, İstanbul’u “ebediyen ele geçirme”nin kültürel arka planı, buradan yola çıkarak, Gramsci’nin yeni bir gerçeklik tasarımında kendisini sunmaktadır. Neo Osmanlı’nın “yarınki” başkenti, her ne kadar ele geçirilemediyse de, Mavi Marmara, gelecekteki “sanal zafer”in simgesi olarak İstanbul limanında demir atmıştır. Artık Mavi Marmara, ülke boyutundaki bir “mahalle baskısı”nın timsalidir. Ve giderek toplumun kutsalları içindeki yerini almaktadır. Daimi müze de olabilir, yeni Gazze seferlerinin “amiral gemisi” de... Mavi Marmara’nın penceresi “Arap sokağı”na bakmaktadır. İstanbul’a bakış ta, müziğinden giyimine kadar bu zeminde ete kemiğe bürünmektedir.


         Unutulmaması gereken, bugün henüz tükenmemiştir.            

*Deniz Tansi Kimdir?

 

 

 

 

Tansi, 2005 yılının Ocak ayında 1997'den beri çalıştığı Yeditepe Üniversitesi'nde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde görevlendirilmiştir. M.Deniz Tansi, Ekim 2007-Haziran 2009 tarihleri arasında, adı geçen üniversitede Kamu Yönetimi Bölümü başkanlığı görevini icra etmiştir. Tansi’nin akademik dergilerde, ‘Ortadoğu’, ‘Türk Milliyetçiliği’ ve ‘Türkiye-AB İlişkileri’ üzerine makaleleri bulunmaktadır. Deniz Tansi, evlidir, bir çocuk babasıdır; iyi derecede İngilizce bilmektedir. 

Hastürk'ün İbranice Notu:

"Deniz  Tansi'nin bu yazsının  İsrail  toplumunda da okunması  gerektiğini  düşündük ve  Yazıyı İbraniceye tercüme ederek Türkçe  bilmeyen  okurlarımıza da  bir hizmet  götürmek istedik."

...

Hazırlayan:

www.AnalizMerkezi.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim