• BIST 106.960
  • Altın 151,340
  • Dolar 3,6749
  • Euro 4,3248
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

KEMALİST EDEBİYAT VE A.İLHAN FENOMENİ

KEMALİST EDEBİYAT VE A.İLHAN FENOMENİ
Ergenekon davası insanların saflarını belli etmede oldukça önemli bir yere sahip oldu.Tabu kabul edilen konular bu sayede tartışılabiliyor. Kemalizm ve Ulusalcılık gündemi en çok meşgul eden konulardan ikisi.Kemalizm yapay bir ideoloji,bir devşirme düşünc

 

 

 

 

Ergenekon davası insanların saflarını belli etmede oldukça önemli bir yere sahip oldu. Uzun yıllar tabu kabul edilen konular bu sayede yavaş yavaş tartışılabiliyor. Kemalizm ve Ulusalcılık gündemi en çok meşgul eden bu konulardan ikisi. Kemalizm’e, Mustafa Kemal’den sonra ortaya atılmış kişi kültü oluşturmak isteyenlerin oluşturduğu dünyadaki düşünce sistemlerinden devşirilmiş parçalarla oluşturulan ilk-dönem devlet ideolojisi; Ulusalcılık’a ise Kemalizm’in yeniden yorumlanmış hali diyebiliriz.

Kemalizm yapay bir ideoloji, bir devşirme düşünce sistemi olduğu için ortaya çıkardığı meyveler de hormonlu ve bozuk olmuştur. Bilim adamları mukallit, müzisyenleri özentili, sanatçıları ise zevksiz ve propagandist bir yapıda türemişlerdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılmış ısmarlama eserlere bakarsanız anında sanattan soğumanız işten değildir. Tuğla kalınlığında oluşturulmuş “Atatürk Şiirleri Antolojileri”nde gerçekten şiir niteliği taşıyan iki-üç şiir zor bulunur. İşte bu şiirlerin muhtemel şairlerinin başında Atilla İlhan gelir. Atilla İlhan, Kemalist edebiyat = kötü edebiyat denklemini bozacak nadir şairlerdendir.  Bunun yanında ulusalcılık düşüncesinin temel dinamiklerini ortaya koyanların başında gelir. Tamamen Asyalıdır o. Batı’ya, Avrupa’ya karşı olduğunu her röportajında dile getirmiştir. Sosyalizm, Kemalizm ve milliyetçiliği birleştirerek karmaşık bir düşünce sistemi geliştirmiştir. Bildiğimiz kavramları yeniden yorumlamış ve onlara tekrar anlam yüklemiştir. Örneğin onun çizdiği Atatürk portresi bilinen portreden çok farklıdır. Resmi ideolojiden ayrı bir bakış açısı getiren bu portrede Mustafa Kemal, tamamen batı karşıtı Sovyetlerle daha yakın ilişkiler içinde bulunan bir liderdir. M. Kemal’in 1930’lu yıllardan önce İslam’la ilgili konuşmalarını öne sürerek Kemalist Devrim’in İslam’la kavgalı olmadığını iddia etmiştir. Harf devriminin Atatürk’ün iki büyük hatasından biri olduğunu kabul ederek dogmatik Kemalizm’den bu yönüyle ayrılır. Cumhuriyetin tüm günahlarını da İ. İnönü ve Halk Partisi’ne yükleyerek Gazi Paşa’sını temize çıkarıp her türlü yanlışlardan korumuştur.

attilailhan2Edebiyatça baktığımızda ise Attila İlhan için söylenecek olumsuz şeyler azalıyor. Bir yarısı sosyalist olduğundan olsa gerek ceberrut, buyurgan bir sesten ziyade halkın içinden bir sesle söyler şiirlerini. “Ne mucize ne efsun/ne örümcek ne yosun/Çankaya yeter bize/Kâbe Arab’ın olsun” tarzı Kemalist bir şiir geliştirmez. Geleneksel olanla çelişmemeye özen gösterir. Ancak şiirini Kemalist söyleme yasladıkça “Karalar kuşanmış Karadeniz akmam diyor/ dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor/ bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru/ yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal” gibi alelade bir söyleyişe kurban eder kendini. Devrimci bir ruhla yazılmış şiirler ne kadar sahici ise, ulusalcı anlayışa uygun vatan-millet-sakarya şiirleri halktan ve yaşamın gerçekliğinden o kadar uzaklaşır. Buna rağmen görüşlerini sevelim sevmeyelim Attila İlhan şiiri mıymıntı bir şiir değildir. Aşk şiirlerinde dahi içine kapanık, melankolik havadan ziyade devrimci ve toplumsal gerçekliğin içinden ses verir. Onun şiirini nitelendirmek genelde edebiyat kuramcılarını zorlamıştır. Kimileri onun İkinci Yeni içinde olduğunu savunurken kimisi toplumcu gerçekçi şiire dâhil eder onu. Konu ve şiir sesi bakımından toplumcu gerçekçilere yaklaşmış ancak usta imge kullanımı dolayısıyla İkinci Yeniye de yaklaşmıştır. Mavi Dergisi etrafında toplanan şair arkadaşlarıyla birlikte “maviciler” olarak nitelendirilse de bu grubun diğer akımlardan ayırıcı bir etkisi olmamıştır. Kim ne ile adlandırırsa adlandırsın Attila İlhan kendine özgü bir sestir. Hangi akıma dâhil olursa olsun şiire dadanan herkesi öyle ya da böyle etkilemiştir.

Usta şairliğinin gölgesinde kalan bir özelliği de Attila İlhan’ın romancı yönüdür. Şairlerin roman yazması her zaman ayrı bir lezzettir. Attila İlhan da şiirsel tatla yazdığı on üç romanında Türkiye’nin siyasi sosyal tarihini kendince anlatmaya çalışır. Cumhuriyet’in başından beri efsanevi ve dogmatik Atatürk romanlarının içinde -bence- en iyi Atatürk romanını (Allah’ın Süngüleri) yine o yazmıştır. Reis’ini tanrısallaştırmak yerine onun insani yönlerini de yazarak dogmatik Kemalistlerin eleştirilerinden kurtulamamıştır. Varolan liderden çok idealleştirilmiş bir Mustafa Kemal oluşturmuştur düşünce dünyasında. Ona göre Mustafa Kemal, bir diktatör bir asker-lider değil; bir Che, bir Deniz Gezmiş gibi halk kahramanıdır.

Ona Kemalistlerden gelen eleştiriler sadece romanlarına karşı değil genel ideolojisi karşısında da devam etti. Cumhuriyet öncesi tarihi görmezden gelen Kemalist ideolojiden yana olmamış, Selçuklu-Osmanlı geleneğinden etkilenmiştir. Hatta şiirlerinde genellikle divan edebiyatı tadı mevcuttur.  Paris’te de yaşamasına rağmen hiçbir zaman sonradan görme batı hayranı bohem edebiyatçılardan olmadı. Batı karşıtı söylemiyle tanınıp eserlerini de doğunun diliyle yazmayı tercih etti. Batı şiirine benzemeye çalışmadan şiirini oluşturdu.

Oldukça hareketli geçen siyasi hayatı gençlik yıllarında hapis ve soruşturmalarla geçti. Nazım Hikmet’i kurtarma operasyonunda fiilen bulundu. Fildişi kulelerinde ülkeyi kurtaran solcu yazarlardan olmadı; her zaman eleştirdi ve aynı yoğunlukta eleştirildi. Milli Gazete’deki bir röportajında gerçek anlamda tek Kemalist’in kendisi olduğunu iddia ederek kendine özgü felsefi bir kozmos oluşturmuştur.   Kendinden başka Kemalist ve idealist solcu yok; Atatürk iyi, diğerleri hepten kötüdür. Hayatında hiçbir zaman oy kullanmadığını ve CHP’ye ittihatçı-İnönücü çizgide olduğu için hiçbir zaman oy vermediğini belirtir. Sultan Galiyev adını kendi gibi milliyetçi-sosyalist karışımı olduğu için çok telaffuz eder. Türkiye’de Avrasyacılık da denen AB karşıtı alternatif yapılanmanın düşünce önderlerindendi. Bu oluşumun uzantıları daha sonra Ergenekonculuk olarak evrilmiştir.

Attila İlhan her şeyiyle kendine özgüdür. Örneğin büyük harf-küçük harf ayrımına karşı çıkarak “harfler arasında hiyerarşi olmaz” deyip küçük harfle yazmıştır şiirlerini. Bunda daha çok Fransız şair Apollinaire’in etkisi olsa da o zamanın dil kurallarını din kuralları gibi algılayan bir ortamda bunu başarmış olması önemli bir tavırdır. Aynı zamanda özel isimlerdeki ayırma işareti hariç noktalama işareti de kullanmaz.

Bütün bu kafa karışıklığına, ordu seviciliğine rağmen şiirsel akrabalığımızdan olsa gerek yaşasaydı Ergenekonculardan yana olmayacağını düşünüyorum. Darbelerden yıllarca çekmiş kuşakların çocuklarından olan Attila İlhan, Milli Gazete’de yayınlanan aynı röportajda darbeleri savunmuyor; orduya da toz konduramadığı için bütün darbelerin ve askeri müdahalelerin dış destekli olduğunu belirtiyor. Atatürk’ün ise efsane olmuş  orduyu siyasetin dışına itme isteğini dillendirerek her zamanki gibi onu temize çıkarıyor.

Toplumumuzda 80 küsur yıl geçmesine rağmen Cumhuriyet ideolojisinin mayası tutmamıştır. Milli eğitim denen ucube, yıllarca genç beyinlere matkap gibi propaganda zerketse de insanlara tam anlamıyla hâkim olamadı. Yapay, devşirme ve geçmişten kopuk bir sistem ortaya koyan cumhuriyet elitleri halka sistemlerini dayatmışlardır. Kimi zaman türküleri yasaklamış, kimi zaman harfleri kaldırmış, kimi zaman camileri ahır yapmışlardır ama yine de olmamıştır. Attila İlhan gibilerse bilinçsizce bu sisteme hizmet etmiş kötü olanı güzel göstermiş, estetize etmiş ve önümüze sunmuştur. Kurucu gücü elinde tutan Kemalizm’in kendi edebiyatını -zorlama da olsa- oluşturamamış olması toplum içinde aciz kaldığının açık göstergesidir. Halkla devamlı kavgalı olan Kemalizm, Attila İlhan’la değerlerini sevdiremediyse daha da kimsenin sevdirmesi mümkün değildir.
_____________________________________________________________ 

[1] Kimileri buna itiraz edecektir;  ancak düşüncelerini her ne kadar sevmeseniz de Attila İlhan’ın Türkçe edebiyatta tuttuğu yer açısından göz ardı edilemez bir ağırlığa sahip olduğu inkâr edilemez. Ölümünden sonra şiirinin imgesel özgünlükten uzak olduğu söylense de bu eleştiriyi yapanların dahi onun şiirinden etkilenmediğini iddia etmesi mümkün değildir.

[2] http://www.tilahan.net/default.asp?lang=0&pId=6&fId=3&prnId=7&hnd=1&ord=6&dbId=343

[3] atatürk ‘ün sözleri hadis niteliğindedir Kemalist ideolojide. Yaptırım gücü yüksek olduğundan geçmişin Cumhuriyet tebaası yaptırmak istediklerini atatürk’ün ağzından söylemişlerdir. Attila İlhan da atatürk’ün Bolşevikleri eleştiren sözlerin ona ait olmadığını söylerken “askerle politikayı ayırmalıyız” sözünü sahih kabul ediyor.

 

Enes Malikoğlu | Tasfiye 22

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehidlerin Yanıbaşında Bayramlaşıyoruz!08 Eylül 2010 Çarşamba 00:25
  • GAZZE ŞEHİDLERİYLE ULUSLARARASI DAYANIŞMA16 Haziran 2010 Çarşamba 17:26
  • Saat 21:00 da Konsolosluğun Önü İnlesin Diye31 Mayıs 2010 Pazartesi 19:57
  • Bahattin Yıldız, İzmirde Anılacak27 Mayıs 2010 Perşembe 18:49
  • Zarif Bir İz Olsun Diye Ardımızda..26 Mayıs 2010 Çarşamba 15:21
  • 27 Mayıs’ın 50. Yılında Darbeler ve Anayasa Tartışılıyor24 Mayıs 2010 Pazartesi 20:21
  • Arapçanın kalbi İstanbulda atacak22 Mayıs 2010 Cumartesi 13:05
  • Ümit Aktaş İmza Günü...12 Mayıs 2010 Çarşamba 17:29
  • Siyasi Ontolojiden Psikanalize30 Nisan 2010 Cuma 19:05
  • R.İHSAN ELİAÇIK 1 MAYISTA TAKSİMDE!30 Nisan 2010 Cuma 17:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim