• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 14 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Kandil, İmralı'nın Rotasından Sapıyor!

Kandil, İmralının Rotasından Sapıyor!
AK Parti Milletvekili Mehmet METİNER kaleme aldı...

Mehmet Metiner

Kandil, İmralı'nın rotasından sapıyor

Kandil yaptığı açıklamada, 'Biz sözümüzde durduk, hükümet durmadı' diyor.

Bu eleştirinin sadece bir bahaneden ibaret olduğunu anlamak için sürecin başına dönmemiz gerekiyor.

Bir de çözüm sürecinin üzerine oturduğu asıl rotayı, yani İmralı'nın çizdiği yeni rotayı hatırlamamız gerekiyor.

 

Süreç nasıl başladı?

Yeni Şafak'tan sevgili dostum Abdulkadir Selvi köşesinde aktarmıştı.

Öcalan 26 Eylül 2012 tarihinde Başbakan'a gönderdiği mektubun bir yerinde aynen şöyle diyordu:

'Devletin ve PKK'nın içindeki bazı gruplar sizi ve beni tasfiye etmek istiyorlar. İzin verin çözüme katkı sunayım.'

Başbakan izin verdi ve süreç başladı.

 

Öcalan'ınki doğru bir okumaydı.

Başbakan devletin derinliklerindeki o malum güç odaklarının hala varlıklarını sürdürdüklerini bir vesileyle ifade etti.

Bu güç odakları ve onların toplumun her katmanına yerleştirilmiş paramiliter unsurları nitekim Taksim olayları dolayısıyla başlarını uzatmaya başladılar.

Siyaseten tasfiye etmek istedikleri kişi Başbakan Erdoğan'dı.

 

Öcalan'ın işaretlediği PKK içindeki o gruplar neyin nesiydi peki?

Nedense kimse bu konunun üstünde hiç durmadı.

Oysa Öcalan daha önceleri de defalarca PKK içindeki Ergenekonvari yapılanmalara dikkat çekmişti.

Öcalan Başbakan'a hitaben açıkça hem devletin, hem de PKK'nın içindeki kimi grupların ikisine yönelik bir tasfiye operasyonu içinde olduklarını söylüyordu.

 

PKK'nın içindeki bu grupları herhalde Öcalan'dan daha iyi kimse bilemezdi.

Böyle bir şey söylüyorsa bunu PKK kitlesinin özellikle dikkate alması gerekiyor.

Öcalan 21 Mart manifestosunda PKK'nın yeni rotasını çok net bir biçimde çiziyordu.

 

Dediği özetle şuydu:

'Silahlı mücadele dönemi sona erdi. Artık fikirler ve siyaset konuşacak.'

Öcalan'ın BDP üzerinden Kandil'e gönderdiği mektuplarda silahlı güçlerin vakit geçirilmeden bütünüyle ülke dışına çıkartılması talimatı yer alıyordu.

 

Kandil ne yaptı peki?

Öcalan'la doğrudan karşı karşıya gelme yolunu seçmedi.

Öcalan'ın üç aşamalı yol haritasını ve kendileri için yeni dönemde belirlediği rotayı aynen kabul ettiğini ilan etti.

Kandil'in sonraki açıklamaları dolaylı bir ayak direme içinde olduğunu gösteriyordu.

Görünürde Kandil Öcalan'ın her dediğine uyuyordu, ama gerçekte çözüm sürecine karşı ayak diriyordu.

Aslında sorun kim ne derse desin İmralı ile Kandil arasında yaşanıyordu.

Kandil Öcalan'ı boşa çıkartmak istemediği görüntüsünü veriyordu, Öcalan da kendi talimatına uymayan bir Kandil gerçeğinin ayan beyan ortaya çıkması halinde artık işlevsiz kalabileceğini endişesini taşıyordu.

 

Öcalan'ın elindeki tek koz, Kandil'in varlığıydı.

Kandil de kitleleri harekete geçirebilmek için Öcalan'ın önderliğine ihtiyaç duyuyordu.

Bu karşılıklı bağımlılık ilişkisi süreçte yaşanan sorunları da beraberinde getirdi.

'Gezi Parkı' olayları Kandil'in İmralı'dan ayrı düşündüğünü apaçık ortaya koydu. BDP kitlesinin bir kısmının gezide olması Kandil'in bu tavrıyla alakalıydı.

 

BDP de iki arada bir derede kalmıştı.

Bir yanda İmralı, öbür yanda Kandil...

O yüzden BDP ne tam olarak gezinin içinde oldu, ne de dışında...

Öcalan gezi olayları patlak verdiğinde çok açık bir dille PKK/BDP kitlesini şu sözlerle uyarmıştı:

'Hiç kimse ulusalcı, milliyetçi, darbeci çevrelere kendini kullandırmamalı.'

Kandil'den yapılan yeni açıklamalar tam tersi.

 

Gezi ruhuna sahip çıkan yeni Kandil yönetimi ulusalcı ve darbeci çevreleri, yani Ergenekon'un paramiliter unsurlarına övgü yağdırmaktan geri durmuyor.

Öcalan'ın Başbakan'a gönderdiği mektupta dile getirdiği çevreler belli ki harekete geçmişti veya geçirilmişti.

Öcalan hücresinde bunu görebiliyordu.

O yüzden gezi olayları dolayısıyla kendi örgütünü ve taraftarlarını uyarma gereği duyuyordu.

Kandil sözünde durduğunu söylüyor.

 

Hangi sözünde durdu?

Bu süreçte silah sıkmadık diyorlar.

Hükümet de bir tek askeri operasyona izin vermedi.

Kandil'in sözünde durup durmadığını isterseniz kendi ifadelerinden izleyelim.

 

İşte Karayılan'ın KCK Başkanı sıfatıyla yaptığı açıklama:

'Süreç üç aşamadan oluşuyor. Birinci aşama ateşkes ve güçlerimizin geri çekilmesidir. (...) Bu bilinsin ki bu geri çekilmeyi tamamlarsak ikinci aşama başlayacak.' (Bkz. Fırat Haber Ajansı, 25 Nisan 2013)

 

BDP Eşbaşkanı da 25 Nisan 2013'de aynen şöyle diyordu:

'Çözüm süreci için üç aşamaları bir plandan söz edilebilir. Geri çekilme, bu planın birinci aşamasını oluşturuyor, çekilme sorunsuz tamamlanırsa ikinci aşamaya sonbaharda geçilmesi planlanıyor.'

 

Demek ki neymiş?

Birinci aşama için PKK'nın verdiği söz silahlı güçlerini tümden sınır dışına çekmekmiş!

Ondan sonra hükümetin atacağı adımlar devreye girecekmiş!

Geri çekilme için tarih sürekli değiştirildi. PKK bir türlü sözünde durmadı.

İşin doğrusu şu: Gezi olaylarından sonra Kandil silahlı güçlerin çekilmesini durdurmuştu zaten!

Şimdi açıklanan karar bu fiili durumun resmiyet kazanmasından ibaret.

Karayılan'ın ve Demirtaş'ın açıklamaları ortadayken BDP'nin Kandil'in ağzıyla AK Parti hükümetini suçlaması ise akla ziyan bir davranış.

 

Hani bu süreç bir al-ver süreci değildi?

Kandil'den ve BDP'den yapılan açıklamalar hep bu yöndeydi.

Peki şimdi yapılan açıklamalar neyin nesi?

İnsan bari söyledikleriyle çelişmez.

Ergenekoncuların ağzıyla Başbakan ve AK Parti düşmanlığı yapmak Kandil'in yeni rotası haline gelmişse, İmralı'nın rotasından sapılmış demektir.

 

Öcalan'ın mektubunda işaretlediği o tasfiye süreciyle ilgili uyarının bir tarafında kendisi de var. PKK içindeki o bazı grupların kim olduğunu Öcalan hepimizden daha iyi bildiğine göre sürece bir biçimde müdahale edeceğini öngörmek hiç de kehanet sayılmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim