• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

''Kaçan Kaçar, kalan Sağlar Bizimdir.''

Kaçan Kaçar, kalan Sağlar Bizimdir.
"Kaçan kaçar, kalan sağlar bizimdir." Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan yazdı...

 

 

 

 

 

 

Balyoz ve anayasa

Türkiye’de oyun hiç bu kadar açık oynanmadı.

Devletin ve toplumun değişimi öyle bir noktaya geldi ki bu “değişimi durdurmak” isteyenlerin, kendilerini ardına saklayabilecekleri “kutsal” bahaneler bulmalarına zaman kalmadı.

Herkes, gerçek yüzüyle, fikriyle, kimliğiyle, tarafıyla ortaya çıkıyor.

Balyoz da “savaşın” en kızgın olduğu bölge.

Çünkü Balyoz’la ilgili belgeler çok bol, çok net, çok ayrıntılı ve çok kesin.

İş, “yok canım, o öyle değilmiş” diyerek geçiştirilebilecek gibi değil, o belgelerin bilgisayar çıktıları, “cami saldırıları” için görevlendirilenlerin kimlikleri, onları görevlendirenlerin emirleri taş gibi ortada duruyor.

Bu soruşturmayı hukuki gerekçelerle durdurmak imkânsız.

Öyle olduğu için “hukukta rastlanması” mümkün olmayan sahneler yaşıyoruz.

Bir yargıç bir günde tek başına on dokuz sanığı, üstelik “suçun vasfı değişebilir” diyerek tahliye ediyor, ardından bir mahkeme heyeti, “o yargıcın yetkisini aştığını” belirterek tahliye edilenlerin tutuklanmasına karar veriyor.

Ardından Balyoz’a adı karışanlarla ilgili yeni bir gözaltı süreci başlıyor ve bu sefer başsavcı, “gözaltı emirlerini veren” savcıları görevden alıveriyor.

Yerlerine başka savcı atıyor.

Karşımıza, Balyoz soruşturmasını sürdürmek isteyen hukukçularla, bu soruşturmayı durdurmak isteyen hukukçular çıkıyor.

Böyle bir sahne, “yargı sisteminin” bu ülkede iflas ettiğini gösteriyor.

Daha doğrusu, belki de çok uzun süre önce iflas eden bir sistemin gerçek yüzünü toplumun zihnine yansıtıyor.

“Devleti” adaletten fazla sevdiklerini bizzat kendileri açıklayan hukukçuların sistemi bu.

İşkencecilerin, katillerin, köylülere dışkı yedirenlerin kurtulmalarını sağlayan, mevcut rejimi “devlet görevlilerine suç işleme özgürlüğü tanıyarak” sürdürebileceğine inanan bir zihniyetin belkemiğini oluşturduğu bir sistemden söz ediyoruz.

Bu yargı sisteminin değişmesi gerekiyor.

Ama yargı, “sistemin değiştirilmesini” elindeki imkânlarla engellemek için uğraşıyor.

Onun için temelden, anayasadan yapmak gerekiyor bu değişimi.

Benim için bu son anayasa değişikliği teklifinin en önemli yanı, bu yargı reformunu gerçekleştirecek, yargıyı “sistem muhafızı” olmaktan çıkartıp adaletin hizmetine verecek olması.

Değişimin önündeki en büyük engel yargıda ortaya çıkıyor çünkü.

Yargı gerçekten de çağdaş, adil, hakkaniyetli, vatandaştan yana olursa, devlet sultası, darbe özgürlüğü, cinayet işleme rahatlığı ortadan kalkacak.

Onların yerini fikir ve tartışma özgürlüğü alacak.

Darbeleri yasaklayan ve fikirleri özgürleştiren bir yargıya ihtiyacımız var çünkü.

Burada çarpışan iki görüş var.

Biri değiştirmek istiyor.

Biri de değişimi engellemek istiyor.

Biz, “değişimi şöyle mi yapalım yoksa böyle mi yapalım” diyen, en iyi değişimin hangisi olduğunu tartışan iki “tarafla” karşı karşıya değiliz, siyaset arenası bugün “değişimi isteyenlerle istemeyenlerin” dövüşüne sahne oluyor.

Getirilen anayasa değişikliğini yeterli bulmayabilirsiniz, eksik bulabilirsiniz, daha kapsamlı, daha hakkaniyetli bir değişim talep edebilirsiniz ama bu “haklı” talepler değişime karşı çıkmayı mı gerektirir?

“Ben bunu yeterli bulmuyorum” diyerek bu tarihî kavgadan çekilmek mi gerekir?

Yeterli bulmadığınız için bu kavgadan kaçarsanız, şu anki sistem daha mı iyi olacak, kavgadan kaçmanız, “istediğiniz değişiklikleri” gerçekleştirmenizi mi sağlayacak?

Yooo.

Sadece “değişimi durdurmak” için çılgınca dövüşenlerin karşısındaki gücü eksiltmiş olacaksınız.

Sizin istediklerinizin de gerçekleşmesine yol açacak büyük bir değişimin hayata geçirilmesi için verilen mücadeleyi eksik bırakacaksınız.

Bu yaklaşım, “değişimi durdurmak” isteyenlere yarar yalnızca.

Arzunuz buysa, değişimi aslında istemiyorsanız, darbeleri koruyanları içinde barındıran bir sistemle yola devam etmeyi arzuluyor, insanların seslerin kesilmesini destekliyorsanız, canınızın istediği bahaneyi bulup kaçın.

“Kaçan kaçar, kalan sağlar bizimdir.”

Balyoz soruşturmasını yürüten savcıların görevden alındığı bir günde, kaçakların kırıtmaları, hem sistemi destekleyip hem de muhalif görünme çabalarının zavallılığı pek bir önem arz etmiyor.

Biz bu sistem değişsin istiyoruz, darbeler sorgulansın, darbeciler yargılansın, işkencecilerden hesap sorulsun istiyoruz.

Darbecileri yargılayacak bir sisteme kavuşana kadar da elimizden geldiğince dövüşürüz.
 

AHMET ALTAN - TARAF

 

 

 

 

 

 

 

h

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim