• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

İşte Erdoğan Reklamındaki Şiirin Hikayesi!

İşte Erdoğan Reklamındaki Şiirin Hikayesi!
Başbakan Erdoğan tarafından sıkça seslendirilen ve büyük beğeni toplayan en son olarak cumhurbaşkanlığı seçim yarışında reklam klibinde okuduğu şiirin hikayesi oldukça etkileyici.

 

Sezai Karakoç, ŞiirlerEy sevgili… En sevgili…
 
Şairler; şiirlerini neden yazdıklarını, orada ne anlattıklarını beyan etmezlerse okuyucular ya da eleştirmenler o şiirde neden bahsedildiğini asla tam olarak bilemezler. Bu yüzden de “bir şiirin okuyucusu kadar anlamı vardır” ya da “şiir okuyucusu tarafından her okunduğunda tekrar yazılır” gibi cümleler çok söylenmiştir. Ama bir şiir var ki şairi bize “ben naat diye yazmadım” diye açık açık söylediği halde okuyucusu ısrarla bu şiiri “naat” niyetiyle okuyagelmiştir. O şiir, Sezai Karakoç’un “Sevgili/ En sevgili/ Ey sevgili” dediği “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiiridir. Biz naat diye sevdik, naat diye bildik, naat niyetiyle okuduk diyen çoktur, haksız da değildirler elbette. Zaten peygamber sevgisi, Karakoç’un şiirini bir yerinden tutmaz mı hep?

Peki naat değilse nedir?
 
12 Mart döneminde Karakoç’a kaleme aldığı “İslam’ın Dirilişi” başlıklı yazısı sebebiyle dava açılır. Sonrasında yine “dava açılacak” mahiyette bazı yazılarını topladığı “Yazılar” kitabı sebebiyle de bir başka dava açılır. Bunun üzerine Sezai Karakoç İstanbul’dan Ankara’ya bir memuriyet görevine geçer. Davaların sonucunda bir de hüküm giyer. İşte çok sevdiği İstanbul’dan Ankara’ya adeta sürgün edilmiş ve sonra da hüküm giymiş Karakoç bu iki şiiri ’71 ve ’72 yıllarında ardı ardına bu hislerle kaleme alır.
 
Sezai Karakoçİslam’la inşa edilen şehir: “Başkentler başkenti” İstanbul!
 
Fatih Andı programda her iki şiiri birden ele alarak inceledi. Toplantıda İslam medeniyetinin tarih boyunca kendini en üst seviyede gösterdiği Kahire, Buhara, Semerkant, Şam, Kandahar, Diyarbakır, Konya gibi pek çok şehirden söz edildi. Bunlar arasında en son ve en olgun biçimde üzerinde İslam’ı taşıyan ve gösteren şehir olarak İstanbul Karakoç’un bu şiirinde “başkentler başkenti” oluyordu. Şimdi ise tüm İslam coğrafyası, o kutlu günlerini kaybetmiş İstanbul’dan adeta ayrılmış ve sürgün edilmişti. Bu yönüyle de bütün İslam coğrafyası artık “sürgün ülke” idi.
 
Karakoç’un bu iki şiiri bir diyalog örgüsüyle kurduğunu belirten Fatih Hoca, “Esir Kent’ten Özülke’ye”nin bu diyaloğu oluşturan bir parça olduğunu söyledi. Bu ikinci şiirde bu kez İstanbul yani “esir kent”, “özülkesine” yani tüm İslam coğrafyasına sesleniyordu.
 
Karakoç şiirinin imge dünyasında Fatih Andı’nın rehberliğinde hayli doyurucu bir gezinti yaptıktan sonra, ilk şiirin ancak birinci bölümünü bitirebildiğimiz sohbetin tadı damağımızda Nisan’ın 16. gününü beklemedeyiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim