• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 8 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'İsrail'in Kurucusu Kemalizm'den Etkilendi!'

İsrailin Kurucusu Kemalizmden Etkilendi!
Milliyet, İsrail Sosyal Hizmetler Bakanı Herzog'a Mavi Marmara gemisine baskını ve Türkiye ile ilişkileri nasıl onarmayı planladıklarını sordu.“Bunu biz istemedik. Bence ilişkilerde hatalar yaptık. Türkler de öyle” yanıtını aldı.İşte o röportaj;

 

 

 

 

 

“Can kayıplarından ötürü üzgünüz” diyen bakana, başkanlarının kesinlikle özür dilemeyeceklerini söylediğini hatırlattık. “Defalarca uyardık. Diğer altı gemide şiddet yaşanmadı” diye savundu...

Burada sadece hükümetin değil, herkesin aklında Türkiye ile yaşanan kriz var. Filistinli taksi şoförü Muhammed, Türk olduğumuzu duyunca neredeyse boynumuza sarılıyor. İsrailli Yahudiler ise “Türkler bizden nefret mi ediyor?” diye soruyor. Siyah ya da beyaz. Bu coğrafyada arası yok. İsrail ve Türkiye artık iki rakip. Ve İsrail hükümeti bu durumdan memnun değil.
Yarın (6 Temmuz Salı) Washington’da yapılacak kritik ABD Başkanı Barack Obama ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmesi öncesinde, Kudüs’te heyecanlı bir bekleyiş var. Kabinenin İşçi Partili üyesi, Sosyal Hizmetler Bakanı İshak Herzog’a, Türkiye ile ilişkileri nasıl onarmayı planladıklarını sorduk. İshak Herzog, İsrail’in eski cumhurbaşkanı Haim Herzog’un oğlu. Bizi, elinde babasının anı kitabıyla karşılıyor:
“1492’de, İspanya, Yahudileri sürdü ve çoğu Türkiye’ye geldi. 1992’de Türk hükümeti büyük bir 500’üncü yıl kutlaması yaptı. Babam, İsrail Cumhurbaşkanı olarak oradaydı. Kitabında ‘1001 Gece masalları gibiydi’ diyor. şöyle yazmış: ‘Cumhurbaşkanı Özal ve Başbakan Demirel oradaydı. Birbirleriyle konuşmuyorlardı. Sadece ben, onları aynı çatı altına sokmayı başarmıştım. Bale ve opera izledik. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in nasıl saatlerce Sultan’ın kapısında beklediğini hatırlıyorum. Şimdi ise Türkiye’nin seçkin bir davetlisi olarak buradayım...’”

Seçkin bir komisyon kurduk

Son dönemde büyü bozuldu galiba... Sizce sorumlusu kim?

Olanlardan ötürü huzursuzuz. Biz kendimizi, hükümetinizin ya da medyanızın anlattığı gibi görmüyoruz. Gerçek bir demokrasiyiz. Hiçbir ülkenin parlamentosunda bu kadar farklı fikre rastlayamazsınız. Okuyucularınız bunu bilmiyordur, radikal İslamcı partimiz bile var. Arapların sürülmesini savunan, sağcı, faşizmin kıyılarında gezinenler de... Yüksek Mahkememiz dünyanın en güçlülerinden biridir. Guantanamo, İsrail’de bir gün bile var olamazdı!

Ya Mavi Marmara Saldırısı? Birleşmiş Milletler uluslararası hukuku ihlal ettiğiniz görüşüne vardı ve İsrail ‘i kınadı.

Biz öyle düşünmüyoruz. Soruşturma başlattık. Bağımsız ve çok seçkin bir komisyon kuruldu.

Ama İsrail tarafından. Neden uluslararası bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını kabul etmiyorsunuz?


Komisyonun yetkilerini artıracağız, herkes sorgulanabilecek. İsrail kendini sorgulama ve soruşturma konusunda kendini kanıtlamıştır. Sonuna kadar! Bir başbakanımızı ve cumhurbaşkanımızı görevden aldık. Bunu yapmış başka kaç ülke var, bilmiyorum. Komisyonlarımız bağımsızdır. Gemilerin gelmesine izin vermeyeceğimizi defalarca belirttik. Yine de son olayların ışığında, uzun çalışmalar sonrası Gazze’ye yönelik politikamızı keskin biçimde değiştirdik.

Can kayıpları için üzgünüz
Ölümlerden sonra...
Aslında bu konu, iktidar kulislerinde uzun süredir tartışılıyordu. Olaylar süreci hızlandırdı. Kendimize zarar verdiğimizi anladık. Yine de güvenlik konusunda çok titiziz. Silah kaçırılmadığından emin olmalıyız. İsrail ile Filistinliler arasındaki anlaşmaya göre Gazze’ye malzeme ve hizmet aktarılabilecek tek yer Aşdod Limanı.

Pişman mısınız?
Can kayıplarından ötürü kesinlikle üzgünüz.

Ama Başbakanınız kesinlikle özür dilemeyeceğinizi söylüyor?
Defalarca uyardık. Açıklamalar yaptık. Diğer altı gemide şiddet yaşanmadı. Malları teslim aldık ve hepsini Gazze’ye gönderdik.

Terör gruplarıyla ilişki iddiası
Mavi Marmara’nın suçu neydi?
Hazırlanmış, kışkırtılmış bir durumdu. Buradaki yolcularla ilgili derin şüphelerimiz var. Aşırı dinci gruplarla bağları olduğunu düşünüyoruz.

Sizce öldürülenler terörist miydi?
Bazı bağlar vardı. Aktivistler ile tehlikeli terör olaylarına bulaşan gruplar arasında ilişki tespit ettik.

Ne gibi? Bu insanlar daha önce herhangi bir şiddet eylemine başvurmuş mu?
Elimizde bazılarıyla ilgili bilgiler var. Barış sever, barış adına gelen insanlar askerleri bıçak ve sopalarla karşılamaz.

Bıçak ve sopalara tepki orantısız olmadı mı?
Şu anda soruşturma yapıyoruz. Bağımsız komisyonlardan birinin başında eski bir general var. General Horev konuyu inceliyor.

Sizin bir fikriniz vardır mutlaka...
Kamusal bir figür olarak şunu söyleyebilirim: Hiçbir hatamızı saklamayız. Eğer bir hata tespit edersek komisyonlar bunu örtbas etmez. Bir üyemiz, Profesör Rosen, modern deniz hukuku yazımında dünyada öncüdür. Komisyonların iki uluslararası üyesi de var.

Soruşturma fırsatı verilmeli
Bunlar çok güzel ama ne yaparsanız yapın, kimseyi İsrail ‘in kuracağı bir komisyonun tamamen tarafsız olacağına ikna edemezsiniz. Özellikle Türkiye’yi.
İlk olarak şunu söyleyeyim: Türkiye ile birçok ortak çıkarımız var.

O başka bir konu.
İzin verin... Bu krizin çok ötesinde, bölgede aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bizi birleştiren birçok konu var. Ben kendi mevkidaşımı buraya davet ettim. Toplumsal konularda, kadın, çocuk, engelliler hakkında bilgi paylaşımı için... Bize kendimizi soruşturmak için fırsat vermeniz gerekir. Son derece bağımsız bir yasal sistemimiz olduğunu daha önce kanıtladık. Birleşmiş Milletler soruşturmalarının zaman zaman objektif olmadığını gördük. Sorunlar anlaşılmadan, otomatik şekilde düşmanlıkla karşılaştık.
Biz çölün ortasında bir demokrasi ve insan hakları vahasıyız! Ama birçok radikal unsur, yok olmamızı istiyor. Özellikle İran. Bölgede iki farklı koalisyon var. Biri, iki devletli çözüme, tavize yatkın ılımlılar... Diğeri ise bölgeyi savaşa sürüklemek isteyen İran önderliğindeki Hamas’ın, Hizbullah’ın radikal koalisyonu.
Türkiye’nin barış adına çok önemli bir rolü var. Bu role saygı duyuyoruz. Bölgesel bir lider olarak, tarafları barışa, istikrara ve iki devletli bir çözüme itebilir. Radikal unsurların tarafına değil...

İyilerle kötüleri karıştırmayın
Öyleyse Türkiye’yi neden bu kadar belirgin biçimde karşınıza aldınız?
Bunu biz istemedik. Bence ilişkilerimizde hatalar yaptık. Türkler de öyle. Geçmişteki pek çok şey yanlıştı, olmamalıydı. Türkiye’ye, tarihine, bölgedeki rolüne saygımız var. İşlerin yeniden rayına oturmasını, iyileşmesini istiyoruz. Davutoğlu’nun kitabını okudum. Türkiye’nin komşularıyla ilgili felsefesi muhteşem bir konsept. Bundan yararlanıyoruz.
Siyonizm, 19. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ortaya çıktı. David Ben Gurion gibi en büyük liderlerimiz İstanbul’da okudu, Kemalizm felsefesinden etkilendi. Paylaşacak çok şeyimiz var. Akdeniz ülkeleriyiz, birlikte ileriye doğru yürümeliyiz.
Soruşturmada çok ciddiyiz

Buna kimse itiraz etmez. Keşke olmasaydı dediğiniz hatalardan söz ediyorsunuz. Sizce Mavi Marmara saldırısı bir hata mıydı?
Hata filonun gelmesiydi. Buna gerek yoktu. Provokasyon olarak algılandı. Türk bakış açısının farklı olduğunu anlıyorum. İbranice’de bir deyiş vardır: Buradan gördüklerini, oradan göremezsin. Şimdi oturmalı, acılarımızı paylaşmalı ve birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.
Bir günlük barış ve huzur için yapmayacağımız şey yok! Bugüne kadar tüm barış anlaşmalarını kabul ettik. Sonrasında hep mermi ve şiddet gördük. Gazze’den son eve kadar çekildik. Cevap sekiz bin füze oldu. Bu bir trajedi.
Mısır ve Ürdün ile barıştık. Filistin, Lübnan ve Suriye ile de barışmayı çok istiyoruz. İyi adamlarla kötüleri karıştırmayalım.

Mavi Marmara’da öldürülenler kötü adamlar mıydı?
Biz olayı şöyle görüyoruz: Askerlerimiz gemileri barışçıl bir şekilde Aşdod Limanına yönlendirmeye gittiler.

Komando birliğiyle mi?
Deniz Kuvvetleriydi.

En saldırganının elinde bıçak ya da sopa vardı.
Az kalsın bir askerimizi öldürüyorlardı. Ateş açtılar. Bazılarının radikal gruplarla ilgili olduğuna dair güçlü bulgularımız var. Yine de konuyu kapamıyoruz. İki farklı komisyonla araştırıyoruz. Askeri soruşturma konusunda çok ciddiyiz, bundan emin olun.

Soruşturmalar, ölen dokuz kişiyle ilgili bir şey değiştirmeyecek. Onlar hakkında karar ne yazık ki çoktan verildi.
Dediğim gibi, can kayıpları için çok üzgünüz. Ama koşulları anlamak gerekiyor. Bizdeki bilgiye göre, küçük gruplar organize olmuş, çatışmaya hazırlanıyordu. Aşdod’a gelmeyi kabul etselerdi, ellerini sıkar, malzemeyi teslim alır ve Gazze’ye gönderirdik. Hamas’ın kim olduğunu unutmayalım. Bu bir terör örgütüdür. İsrail vatandaşlarına saldırır. Okula, hastaneye giden, alışveriş yapan milyonlarca kişiye sekiz bin füze attılar.

Baskı Hamas’a yapılmalı
Hamas ile Gazze’de yaşayan 1.3 milyon Filistinli aynı şey mi?
Hamas vahşi bir darbeyle yönetime el koydu. Bir gecede kendi kardeşlerini öldürdü. Filistin yönetimini böldü. Tüm dünyaya meydan okudu. Silah, para ve İsrailli bir askeri kaçırdı. Onu dört yıldır kimseye göstermiyor. Bazen insanların beyninin yıkandığını düşünüyorum. Haksızlığa uğruyoruz. Baskı bizim değil, Hamas’ın üzerinde olmalı. 
Birbirimizi suçlamadan önce acılarımızı daha iyi anlamamız gerek. Bunu barış için rolüne büyük saygı duyduğumuz Türk hükümetine anlatmak için elimden geleni yapıyorum.

Brüksel görüşmesi hükümetimizde bir bölünme yarattı
Hükümetiniz Bakan Ben Eliezer ile Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Brüksel’de bir araya gelmesinden hoşnut mu?
Bence çok iyi bir adım oldu. Ben Eliezer de benim gibi İşçi Partisi kökenli. Türkiye’de çok güçlü bağları var. İlişkilerin önemini kavrıyor. Birlikte büyük işler başarabiliriz. Bölgenin en büyük iki ekonomik gücüyüz. Bu iyi bir adım oldu ve bence devamı gelecek. Ben de Türk liderlerle görüşmeyi arzuluyorum. Bu konuları yüz yüze, özel olarak tartışmak istiyorum. Davutoğlu’nun yazılarını takip ediyorum ve çok ilgi çekici buluyorum.

Tüm bu görüşmeler için Türkiye’nin şartları var. Brüksel’de bu şartlar yinelendi.
Şu anda görüşmenin detayları net değil. Ayrıntıya giremem. Bunlar devlet sırrı.

Peki konuşmanın etkileri? Dışişleri Bakanı Lieberman dışlandı. “Koalisyon çatırdadı” deniliyor.
Evet, hükümetimizde bir bölünme yarattı ama bu aşıldı. Şu anda önemli olan, Başbakan Netanyahu’nun Salı günü Washington’a yapacağı ziyaret. Barış görüşmelerindeki tıkanmayı aşmak, yeni müzakereler için çok kritik. Türkiye yapıcı rol oynayabilir. Şu anda ikimizin yaptığı gibi, gözlerimizin içine bakarak Ebu Mazen’e (Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas) “Hadi, bir an önce bir anlaşma yapalım” demeliyiz. Ebu Mazen de Netanyahu da şu anda zayıf olduklarını vurguluyor. Ama barış için kenetlenirlerse ciddi destek alırlar. İsrail’de çoğunluk barış yanlısı. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül (dışişleri bakanı iken) buraya gelmişti. İki tarafı bir araya getirmek açısından Türkiye, bölgesel bir oyuncu olarak çok değerli.

Türkiye’nin İran ve Suriye koalisyonuna kaydığı görüşü var
Türkiye ile sorun, Davos ya da Mavi Marmara saldırısıyla mı ilgili, yoksa stratejik bir ayrışma mı söz konusu?
İsrail’de büyük çoğunluk Türkiye’nin Batı koalisyonunu terk edip İran ve Suriye ile bölgesel bir koalisyona kaydığı görüşünde. İran Birleşmiş Milletler üyesi ve BM üyesi İsrail’in yok olması çağrısında bulunuyor. Bu duyulmamış ve kabul edilemez bir şey! Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarına bakan ortalama gazete okuru, stratejik bir kayma olduğunu düşünür. Ama Tevrat’ta yazıldığı gibi: “Her acıdan, tatlı bir sonuç çıkabilir.” 

Bunun için Türkiye’nin özür, tazminat gibi net şartları var. Kabul edecek misiniz?
Uluslararası diyalogda sorunları tartışmanın birçok yolu vardır. Eminim ki bunlar sessiz bir biçimde, uygun kanallarca tartışılabilir. Burada bırakalım, bazen ne kadar söz söylersen, o kadar hasar verirsin...
Eşimin anne ve babası o kadar seviyordu ki, üç ayda bir Türkiye’ye gidiyordu. Ama şimdi endişe ediyorlar. Düşmanca bir tavırla karşılaşmaktan korkuyorlar. Burada Türklerin Yahudilere karşı beyinleri yıkanıyor gibi bir algı var. Bu tabii ki doğru değil ama algı böyle.
İsrail halkının Türkiye’ye, insanların anladığından çok daha derin bir sevgisi var. Şimdi şuna karar vermeliyiz: Bu aile içi bir sürtüşme mi? Öpüşüp barışacak mıyız? Yoksa birbirimizden kopacak mıyız?

Babasının Ankara anısını aktardı
İsrail kabinesinin İşçi Partili Bakanı İshak Herzog, Türkiye ile ilişkilere verdikleri önemi vurgularken, eski cumhurbaşkanı olan babasının anılarından bölüm okudu.

Milliyet

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim