• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 33 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

İsrail'in Alçak Katliamı Onu Çok Üzdü...

İsrailin Alçak Katliamı Onu Çok Üzdü...
Buhari ailesinin son büyüğü Şeyh Abdülaziz Buhari, bütün televizyonların dakika dakika yayınladığı katliam saldırısını görünce üzüntüsünden kalp krizi geçirerek vefat etti.

 

 

 

 

 

Şeyh Abdülaziz Buhari'nin can vererek ödediği bedel, Kudüs'e barışı mutlaka getirecek! 


"Kalp iyi, vücut iyi. Kalp hasta, vücut hasta. Kudüs dünyanın kalbisi. Kudüs'te savaş var, dünyada savaş var. Kudüs'te barış var, dünyada barış var!" 

Semerkant'tan başlayıp Kudüs'te biten 400 yıllık bir öykü bu. 

Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın hizmetinden sorumlu Nakşibendi Dergahı'nın son mürşidi Şeyh Abdülaziz Buhari'nin öyküsü. 

Hadis külliyatı içinde tartışmasız en temel kaynak kitap olarak kabul edilen Sahih-i Buhari müellifi İmam Buhari'nin torunuydu Şeyh Abdülaziz. Ailesi 400 yıl önce, dönemin sultanınca katledilmek istenince Buhara'dan göç etmiş, önce Mekke'ye, daha sonra Kudüs'e yerleşmiş. O günden sonra kendilerini Mescid-i Aksa'nın hizmetine vakfetmiş, geleni ağırlamış, açları doyurmuş, çıplağı giydirmiş Buhari ailesi. 

Ta ki İsrail'in, Gazze'ye yardım götürmek için yola çıkan gemilere saldırıp, silahsız insanlara bombalar ve kurşunlar yağdırdığı güne kadar. 

O gün; Buhari ailesinin son büyüğü Şeyh Abdülaziz Buhari, bütün televizyonların dakika dakika yayınladığı katliam saldırısını görünce üzüntüsünden kalp krizi geçirerek vefat etti. Mavi Marmara gemisinde ölenlerle birlikte zulme isyanın son şehidi oldu. 

Olanlara şahit, ölenlere kefil ve insanlığa bedel olarak can verdi. 

Eşi Hale Buhari; ölüm haberini alıp dünyanın dört bir yanından kendisini arayanlara hep aynı cümleyi söyledi: 

"O insanları çok seviyordu, sevdiği için öldü!" 

Bir tek kelime onun için bugüne kadar kaleme alınmış bütün kitapların, söylenmiş sözlerin, yaşanmış hayatların kısaca kainatın, varoluşun anlamı, esrarıydı çünkü. 

"Muhabbet!" 

Nedir kelimesiyle biten her soruya tek cevabı vardı Abdülaziz Buhari'nin: 

"Muhabbet!" 

İslam, din, insan, hizmet, varlık, dağ taş, ağaç kuş, deniz balık ne varsa somut ve soyut hepsi sadece muhabbet idi, "muhabbet" içindi. Muhabbet'in kaynağı ise sadece ve sadece Allah idi. 

Ölesiye seviyordu o yüzden. Ölesiye sevmek nedir sorusunun son somut cevabı oldu. 

*** 

Şeyh Abdülaziz Buhari ile yüz yüze geçen yıl tanışmıştım. İstanbul Büyükada'daki bir dost meclisinde kucaklaştık. Sohbet, muhabbet ettik. Hani gözlerine bakmaya hem doyamadığınız hem dayanamadığınız insanlar vardır ya; öyle bir insandı. Gönlündeki muhabbetin ırmağıydı bakışları. Tertemiz, arı duru, coşkun bir ırmaktı. O bakışa kapılmamak, kapılıp da ağlamamak mümkün değildi. 

Çok hoş bir Türkçesi vardı. Semerkant'ın Buhara'sından Mekke ve Kudüs'e uzanan 400 yıllık zaman diliminde kaybolmuş, 12 yaşındayken babasının gönderdiği Konya'da bir Mevlevi şeyhinin dergahında yeniden kazanılmış bir Türkçe ile konuşuyordu. 

Nakşibendi olmalarına rağmen "Konya'ya git!" demiş babası ona. "Konya'ya git, Mevlevi Şeyhi Yusuf Efendi'ye derviş ol!" 

O günlerde 12 yaşında olan Abdülaziz Buhari, Konya'da bir demirci ustası olan Mevlevi şeyhi Yusuf Efendi'nin dükkânına çırak, dergahına derviş olmuş ama tek kelime Türkçe bilmeden. Bir müddet sonra Arapça sormuş ustası "Nasıl gidiyor hayat?" diye. "Hiçbir anlamıyorum, çünkü Türkçe bilmiyorum." demiş Buhari. Şeyh Yusuf gülmüş: "Öğren o zaman" 

Öğrenecek ama nasıl? Gündüz akşama kadar demirci dükkânında harlı ateş karşısında ter döküp, akşamdan yatıya kadar zikir, sohbet, evrad, ibadet arasında nerede vakit bulup da Türkçe dil kursuna gidecek? O tarihte öyle bir kurs da yok zaten. 

Bunları söyleyip nasılını sorunca parmağıyla başına tık tık vurmuş Şeyh Yusuf. 

"Burada öğreneceksin, okulda değil!" demiş. "Her gece oturup 'ben Türk'üm, Türkçe düşünüyorum, Türkçe konuşuyorum, Türkçe anlıyorum' diyeceksin! Türkçeyi ancak o zaman öğrenirsin işte!" 

Küçük Abdülaziz "Eyvah! Babam beni şeyh diye bir delinin yanına göndermiş!" diye düşünse de, Semerkant'tan Kudüs'e ve İmam Buhari'den babasına kadar süzülüp gelen manevi terbiye ile itiraz etmeden söz dinleyip her gece evrad-ı şerif okur gibi "Ben Türk'üm, Türkçe düşünüyorum, Türkçe konuşuyorum, Türkçe anlıyorum" demiş kendi kendine. Ve bir ay bile geçmeden basit kelimelerden başlayarak Türkçeyi anlamaya ve konuşmaya başladığını fark etmiş. Her şeyi sevdiği gibi Türkçeyi de çok sevmiş. Bu yüzden bizimle sohbetini hep Türkçe yaptı, 20 yıl kaldığı Amerika'da bıraktığı Türkçe kelimeleri yeniden kazanmak hevesiyle. 

Türkiye'ye ise âşıktı! 

*** 

Bir tek arzusu vardı: Kudüs'te barışı görmek! Hayatını buna adamıştı. Jerusalem Peacemakers adı altında kendilerine Abraham's Family diyerek, İsrail'deki Musevi, Hıristiyan, Müslüman, Dürzi din adamları ve aydınlarıyla birlikte kurdukları sivil toplum kuruluşunun öncülerindendi. 

Aynı zamanda bir Özbek merkezi de kurmuş, geldiği toprakları unutmamıştı. İsrail hükümeti, Arap, Osmanlı ve hatta İngiliz yönetimlerinde çok rahat olan dergahın Mescid-i Aksa hizmeti için kurduğu vakfa İsrail hükümeti el koyunca, bütün akar kesildiği için elde avuçta ne varsa hizmet devam etsin diye satmış, yoksul bir duruma düşmüştü. Buna rağmen hizmeti hiç aksatmadan, Mescid-i Aksa ziyaretçilerine eldeki son lokmasını vererek, çaylarını kendi eliyle dağıtarak sürdürmeye çalışıyordu. 

Ve bir dileği vardı: Kudüs'e barışı getirebilecek tek lider olduğuna inandığı Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı görmek. Son bir yılını o vuslatı bekleyerek geçirdi. 

İsrail; Gazze'ye yardım götüren Türk gemisine alçakça saldırıp katliam yapmasaydı, geçtiğimiz perşembe günü, Kudüslü dostu Haham Menahem Froman ile birlikte, Ankara'da Resmi Konut'ta Erdoğan ile görüşecekti. 

Gördüğünde gözlerinden öpecekti Erdoğan'ı, gözleriyle öpecekti. Öyle diyordu. 

Fakat olmadı. Olamadı. Randevudan dört gün önce İsrail'in Akdeniz'deki son vahşetini televizyonda seyrederken, ölenlere merhametinden, öldürenlere kahrından gözyaşı seline kapılarak ağlaya ağlaya can verdi. 

"Barış'ın kilidi Kudüs, anahtarı ise Türkiye'de." demişti. 

Bu kilidi kırmak için can verdi! 

Şeyh Abdülaziz Buhari'nin vefatını haber verdiğimde Başbakan Erdoğan'ın nasıl derinden üzüldüğünü, yüreğinin bir kez daha yaralandığını ve yüzüne hasret giden uzaktaki manevi dostun acısıyla gözlerinin yaşardığını biliyorum.

Şeyh Buhari'nin yerine kendisini ziyarete gelen Kudüslü Kadiri Şeyhi Ghassan Manasra'ya bakarken, Başbakan'ın gözlerinde Abdülaziz Buhari'nin muhabbetle gülümseyen çehresinin canlandığını hissettim. Perşembe günü yapılan görüşmede, adı anıldığında ise gözlerinin buğulandığını gördüm. 

Muhabbet böyle bir şeydi işte! Böyle bir şey olduğu için her şeyin anlamı, her anlamın özüydü muhabbet! 

*** 

İstanbul'da geçen yıl Şeyh Buhari ile tanışmamıza vesile olan manevi ağabeyim, vefat haberini alıp da boynuna sarılarak ağladığımda kulağıma metin bir ifadeyle şöyle fısıldadı: 

"Bir beldede evliyaullah zulme isyan ile canını bedel verirse, o beldeye mutlaka rahmet iner, zulüm mutlaka son bulur. Üzülme, Buhari Hazretleri bu bedeli ödedi ve kilit kırıldı! Bundan sonra olacakları seyret!" 

Amenna dedim ve seyre daldım. Kulaklarımda Abdülaziz Buhari'nin sözlerinin yankısıyla: 

"Kudüs dünyanın kalbi, o kalbe muhabbet mutlaka gelecek!"

ZAMAN

 

 

 

 

Y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim