• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 29 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

İSRAİL TÜRKİYE’DE YAHUDİLERE NEDEN SALDIRACAK?

Fatih Tezcan

 

 

 

 

 

 

10 Mayıs 2010 Pazartesi günü “İzzet\'imiz İsrail\'de Rehin ama MOSSAD Türkiye\'de Serbest!” başlıklı yazımı yayınlamıştım ve Türkiye’deki İsrail misyonerlerine dikkat çekmiştim.

Ne demiştik bu yazıda?(1)

İsrail’in siyonist varlığının ve zulüm dolu terörist ataklarının Türkiye’de Ulusalcı, Milliyetçi ve hatta İslamcı bazı kesimlerce neden yeterince kınanmadığından ve tepki bulmadığından dem vurmuştuk...

MOSSAD’ın Türkiye’deki faaliyetlerini afişe ederek, MOSSAD elemanlarının ve Türkiye’deki israillilerin, Türkiye’de‘emniyet teşkilatı dışında gayrıresmî polis’lik yapmasını ve bu ‘Hukuk Tanımazlığın’ karşılıksız kalıp kalmadığını sorgulamıştık.

“Ey Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Uzun zamandır bildiğimiz ve inşaallah yakında mücessem ve muşahhas delillendireceğimiz olayları şimdilik sadece soruyorum...”

diyerek 3 misalle delillendirme yoluna gittikten sonra, nihayet:

“...İzzet Şahin üniversite öğrencisi  ve yardım kuruluşu üyesi iken İsrail’de esir alınabilirken, bu sorularını yönelttiğim filmlerin başrol oyuncuları halen serbest ise bunun izahı nedir?”

“Üstelik, elinizde, yukarıda sıraladığım türden ve halen süregelen ‘Türkiye Cuhuriyeti Devleti’nin hükümranlık ve bağımsızlık haklarını hiçe sayan onlarca küstah Siyonist faaliyet listesinin, Emniyet Arşivleri’nde olması gibi bir avantaj” da varken durumun gereği neyse onu yapar mısınız!”

Demiştim...

Perşembe günü İsrail’de görülen mahkemede, İzzet Şahin’in tutukluluk hali uzatıldı.

Nihayeti bir insanî yardım teşkilatının Filistin’deki gönüllüsü ve hatta Kudüs Üniversitesi’nde İbranice öğrencisi  olan İzzet Şahin, zaman mevhumu kaybettirilmiş birbiçimde, ayağında prangalarla, gözünde siyah bantla, 4(yazıyla dört) metrekare bir hücrede 24 Nisan’dan beri hapis! Rehin! Esir!

Benim bu noktada duruşum nettir ve şudur:

İzzet Şahin için İster Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı, ister İslam Ümmeti’nin bir ferdi, isterse de kimliksiz bir Dünya vatandaşı tanımlaması yapılsın, farketmez; bu kişinin o hapishanede olması için aklın, mantığın, insanlığın, hukukun ve dahi ideolojik Siyonist İsrail yasalarının hiçbir gerekçesi yoktur.

Bu sıradan bir tutuklama değil, İHH’nın yardım gemilerini önlemeye ve az sonra okuyacağınız komploya yol yapmak için düzenlenmiş tamamen siyasi ve stratejik bir hamledir.

Bu minvalde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Dışişleri Bakanlığı, maksimum düzeyde bir performans ile İzzet Şahin’in serbest bırakılmasını sağlamalıdır.

Bu ‘serbest bıraktırma çalışması’na, on yıllardır Emniyet Teşkilatı ve Dışişleri ile İsrail arasında bir kriz oluşturan ‘İsrail’in Türkiye’deki gayrı-resmî faaliyetleri’ ve bu yasa dışı faaliyetlerde rol oynayan kişilerin afişe ve-veya hapis ve-veya yurtdışı edilmesi de dahil olmalıdır. Bu net bir kozdur!

Benim görüşüm bu çerçevede mahduttur.

Gelelim ‘Dışımızdaki İsrail ile içimizdeki Derin Güçler’in ortaklığında hazırlanan derin  komplo’ya...

İsrail’in Türkiye’deki sesi www.kehaber.org isimli sitedir.

Bu sitede yayınlanan  “MİT’ten Türkiye’deki Yahudileri hedef alacak muhtemel terörist saldırı alarmı! başlıklı son haber bağıra bağıra komplonun psikolojik ve medyatik ayağını hazırlamaktadır.(2)

Sitenin verdiğim linkine tıkladığınızda, mezkur haberin Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandığının altı çizilmekte ve kaynak olarak da bu gazete verilmekte.

Bu tuzağı biraz kaşıdım.

Cumhuriyet Gazetesi ile yaptığım görüşmede ‘Haberin Anka Haber Ajansı’nın haberi olduğunu’ teyid ediyorlar ama kehaber.org’un nedenözellikle kendilerini kaynak gösterdiği konusunda fikirleri olmadığını söylüyorlar.

Demek kehaber.org’taki İsrail sözcülerinin maksadı, olayı Cumhuriyet Gazetesi üzerinden pazarlamak...

Zira bahsettiğim sitede zaten ‘Anka Haber Ajansı haberi Cumhuriyet Gazetesi’nde denilmekte ama sıkı bir ara soru cevap beklemekte:

Bir çok site bu haberi alıntılamışken ve site editoryası da bu sitelerden herhangi birisini mahreç olarak gösterebilecekken neden özellikle Cumhuriyet Gazetesi?

Bu sorunun cevabı, tüm çerçevesini deşifre etmeye çalışacağım komplonun, medya ayağı hazırlığı adına önem taşıyor.

...

Peki, tam da İsrail’in sözde devlet ilanının yıl dönümü olan 14 Mayıs günü çıkan ve kehaber.org’un da yer verdiği, komplonun ilk sacayağı olan bu haberde ne deniyor?

“Hizbullah Alarmı!

Bölücü terör örgütü PKK\'den sonra, terör örgütü Hizbullah da alarm veriyor.

Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT) yaptığı çalışmalarla Lübnan Hizbullahı\'nın Türkiye\'deki İsrail misyonları ve Musevi vatandaşlarına yönelik terörist saldırı planladığını ortaya çıkardı. Kimlikleri deşifre edilen zanlıların yakalanması amacıyla geniş çapta soruşturma başlatıldı.

İstanbul\'da 15-20 Kasım 2003 tarihleri arasında bomba yüklü dört kamyonetle sinagogları hedef alan intihar saldırısının ardından gerçekleştirilen yoğun operasyonla Türkiye\'de gerileme sürecine giren Hizbullah terör örgütü, yeniden gündeme gelebilmek için planladığı yeni eylem deşifre edildi.

MİT\'in, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı\'na gönderdiği kriptosuna göre, Lübnan Hizbullah\'ı İsrailli turistleri taşıyan gemi ve uçak seferleri ile sinagoglarda düzenlenen dini törenleri hedef almayı planlıyor. Sansasyonel eylemlere karşı İsrailli turistleri Türkiye\'ye getiren gemi ve uçaklar ile sinagoglarda yapılan törenler sırasında alınan güvenlik önlemlerinin arttırılmasının uygun olacağı ifade edildi.

Hizbullah\'ın olası eylemine karşı İçişleri Bakanlığı, İsrailli turistlerin geldiği İstanbul, İzmir, Antalya, Aydın, Muğla ve Ankara Valiliklerini güvenlik açısından uyararak tedbirlerin gözden geçirilmesini istedi.

MİT\'in raporunda Lübnan Hizbullah\'ının lojistik destekçisinin ise Türk vatandaşı M.T. olduğu öne sürüldü. Yapılan araştırmada, 37 yaşındaki M.T.\'nin yurtdışından Türkiye\'ye son girişinde hemşerisi 35 yaşındaki Ö.Y.\'nin de yanında bulunduğuna da dikkat çekerek, her iki şahsında fiziki takibe alınmasının uygun olacağı ifade edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü de Türkiye\'deki İsrail misyonları, şirketleri ile Yahudileri hedef alacak muhtemel terörist saldırılara karşı kritik konumdaki emniyet müdürlüklerini uyardı. Emniyet Müdürlükleri\'ne gönderilen gizli yazıda, istihbarat çalışmalarına ağırlık verilmesi ve güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi istendi”

Evet, bu haber ve varsa rapor, 3 noktada özelenebilecek bir mühendislik eseri...

1-Herkesin bilmesine rağmen Lübnan Hizbullahı’nın resmi bir açıklama ile de HİÇBİR ŞEKİLDE ALAKASI OLMADIĞINI VE OLAMAYACAĞINI ifade ve ilan ettiği o propaganda, yani Türk Hizbullahı ile Lübnan Hizbullahı’nı aynı şeymiş gibi lanse ederek kamuoyu bilinçaltı yanlış yönlendirme işi yine yapılıyor, bu bir.

2-İkincisi, Mit’in adı kullanılarak habere ‘itibar’ kazandırılmaya çalışılıyor. Buna cesaretlendiren şey ise, geçenlerde medyada yer bulan MİT’in Tehdit Sıralamasına İHH’nın da alınmış olmasıdır.

O rapor ne kadar doğrudur bilinmez ama eğer doğruysa İsrail ile Türkiye’deki İsrail yanlısı misyonerleri şimdiden mutlu ve motive etmişe benziyor.

Şunu demeden geçemeyeceğim ki, MİT’in içindeki İsrail yanlısı unsurlar ve bu unsurların senelerden beri bilinen Türkiye düşmanı ve İsrail talimatlı faaliyetleri ortaya çıkarılmadan, sorunun bu kısmı çözülemez. Yarın ‘öyle gerekirse’ bir siyasi parti veya öbür gün söz gelimi Yeşilay bile tehdit listesinde olabilir...

3-En önemlisi bu madde zira HİZBULLAH, HİÇBİR ŞEKİLDE LÜBNAN DIŞINDA FAALİYET YÜRÜTMEDİ, YÜRÜTMÜYOR VE GÖRÜNEN GELECEKTE DE YÜRÜTMEYECEK!

Yani tıpkı HAMAS gibi HİZBULLAH da bulunduğu lokasyon dışında herhangi bir operasyon yapmıyor veya yapılan bir eyleme kat’i surette destek olmuyor.

Bunu kasten yapmıyorlar, zira yaptıklarında ‘manüplasyona’ açık olacaklarını çok iyi biliyorlar.

İslamî Cihad ve Hamas’tan farklı olarak Hizbullah, savaş sırası hariç olmak üzere, İsrail içinde dahi operasyon yapmıyor!

Velhasılı, bu haber veya varsa rapor komplonun ilk ayağıdır.

İkinci ayağında ise yine www.kehaber.org’da bir video kullanılıyor.

Haberin başlığını okumak dahi yeterince fikir verici lsa gerek:

“Hizbullah’tan Türk Yahudilerine, tutuklu İHH militanı gerekçesi ile, açık terör tehditi!” (3)

8 Mayıs 2010 Pazar günü Nurettin Şirin’in Kağıthane’de yaptığı bir konuşmanın videosu ve yazıya dökülmüş çözümlemesi yapılıyor.

Burada komplonun sacayağı ve zihin inşa mühendisliği tam gaz faaliyettedir çünkü “Türk Hizbullahı’nın İnternet vitrini yönetmeni Nureddin Şirin” ifadesi telaffuz edilerek ‘Hizbullah-Nureddin Şirin-Türkiye ve hatta İHH arasında organik bağ oluşturma’ çabası veriliyor.

Zaten Hizbullah’ı terör örgütüymüş gibi kabul ve lanse eden İsrail Çetesi ve Türkiye’deki sözcüsü kehaber.org, bu yolla Nureddin Şirin’in az sonra okuyacağınız münferit ve bağlamı farklı ifadeleri üzerinden girişecekleri silahlı terör eyleminin alt yapısını oluşturuyorlar.

Peki, nedir Nureddin Şirin’in ifadeleri?

“[...] İHH’nın Batı Şeria sorumlusu İzzet Şahin, Siyonistler tarafından tutuklandı. İnsani hizmet için oraya giden Şahin, şimdi Siyonist zindanlarda. Her zaman sözümüzü açık söyledik. Dost da bilir düşman da. Siyonistlerin zindanlarında 11 bin esir var. 1.000 tanesi kadın ve çocuk. Birini diğerinden efdal bildiğimiz için ya da Filistinli esirleri göz ardı ettiğimiz için söylemiyoruz. Ancak İzzet Şahin, Türkiyeli müslümanlar adına Siyonist zindanlarında esirken şu mesajımız siyonistlere ulaşsın. İzzet Şahin’i esir etmenin bedelinin ne olduğuna öylesine tanık olacaklardır ki bunu yaptığına bin defa, yüz bin defa pişman olacak fakat vakit geçmiş olacak. Kardeşimizin esir tutulmasına karşılık dünyadaki ve bu ülkedeki Yahudiler de bizim hedefimizdir. Hiçbir zaman bu sözümüzü uygulamaktan geri durmayacağız. Ya kardeşimizi serbest bırakın ya da yanıtımızı bekleyin! İnşaallah Allah bizlere Mescid-i Aksa’nın özgürleştiği günleri gösterecektir. Bunun için de bizler elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Hiçkimsenin korkularından tehditlerinden korkmayacağız. Yılmayacağız ve kaçmayacağız. Onlar ister terörist isterse başka bir şey desinler. Biz, onları hak ettiği şekilde cezalandıracağız.”

Peki işin iç yüzü ne?

Türkiye’de yaşayan, sokaklarda gezen yahudiler bir tehdit altında mıdır?

Nureddin Şirin ne diyor?

Birincisi Şirin, ‘Nureddin Şirin, Hizbullah’ın Türkiye’deki internet vitrinidir’ yaftalamasına cevabını defaten ve her zeminde verdi.

Bir örneği  deSiyonistlerin Peşimizde Dolaşması, Bizi Kudüs Yolundan Çeviremeyecektir’ başlıklı bu yazıdır.(4)

 

Bu bir psikolojik savaş hilesidir ve Nureddin Şirin bu pasifizasyon stratejisinin çok net farkında olduğu gibi tüm çıplaklığıyla afişe de ediyor!

Az önce alıntıladığımız ve Şirin’in her daim yaptığı konuşmalarında dikkat çektiği husus, İsrail Siyonist ve Terörist Çetesi’nin Türkiye’deki faaliyetlerinde kullandığı figürlere dikkat çekmektir.

Az önce kendisiyle yaptığım konuşmada da bunu te’yid eden Nureddin Şirin, YAHUDİLER’İN HEDEF OLMADIĞINI AMA FİLİSTİN’DE İŞGAL ETTİĞİ VE EDEMEDİĞİ TOPRAKLARDA ON YILLARDIR İNSANLIK DIŞI ZULÜMLER VE KATLİAMLAR YAPAN İSRAİL’E TÜRKİYE’DEN DESTEK VEREN UNSURLARIN HER DAİM GÖZ ALTINDA OLMASI GEREKTİĞİNİN ALTINIZ ÇİZİYOR.

Kaldı ki velfecr.com adlı sitesinde Nureddin Şirin’in  şahsi görüşleri ve geçmişteki cevapları da mevcuttur, bakılabilir.

İsrail bağlantıları tek tek ortaya çıkarılan Ergenekon’un 28 Şubat post-Modern darbesi arefesinde kullandığı görsellerden birisinin Nureddin Şirin’in de organizasyonunda bulunduğu ve Sincan’da düzenlenen İran İslam İnkılabı Lideri İmam Humeyni’nin vasiyeti olan ‘Kudüs Gecesi’nde asılan bir poster olduğu düşünüldüğünde, İsrail’in bahsettiğim saldırı operasyonunun hazırlığını kestirmek, çok daha da kolaylaşıyor...

...

Sonuca gelirsek, İsrail’in, Türkiye’deki uzantısı medya ve istihbarat unsurları vasıtasıyla ve Hizbullah, Nureddin Şirin, İHH gibi isimleri yanyana getirmek suretiyle Türkiye topraklarında hazırlandığı komplo nedir?

İsrail’e haracını göndermeyen bir Yahudi iş adamının veya sıradan bir Yahudi’nin ve hatta İsrail taraftarlığını açıkça izhar eden bir Yahudi’nin , sonuçta Türkiye’de ikamet eden veya turist olarak gelmiş herhangi bir Yahudi’nin, üst düzey gizlilikte bir MOSSAD  operasyonuyla saldırıya uğraması sonucunda, ortaya çıkacak eylem ihalesinin bu yazıda zikrettiğimiz ‘hayalî ve uydurma’ bağlama çıkartılmasıdır.

Bu bağlamda, MOSSAD’ın Ürdün’de bir otelde şehid ettiği HAMAS lideri’ne düzenlediği saldırının kamera kayıtları etrafında dönen tartışmalar akla gelir...

Yani Türkiye’deki saldırı, ‘başta Hürriyet gibi 1 Mayıs 1948’deki kuruluşu bile 13 gün sonra sözde devleti ilan edilen İsrail’e paralel olan gazetelerin yönlendirmesiyle, kamuyonun hemen İslamcı damgası vurabileceği’ bir takım tanınmayan siluetlerden oluşan ekiple yapılabilir.

Veya ‘sadece İslamcı örgütlerin kullandığı bilinen bomba veya saldırı çeşitleri’ seçilerek olay ‘İslamcılar’a ihaleye hazır’ hale getirilebilir.

Peki neden ?

Türkiye’de bir veya birden fazla Yahudi’ye düzenlenecek bir İsrail-MOSSAD saldırısı ile İsrail bir taşta bir çok kuş vurmayı hedeflemektedir.

İlk anda akla gelenler:

1.Elhamdülillah, Türkiye’de oluşan ve giderek artan İsrail Terör Örgütü karşıtlığının, sanki antisemitik-fanatik-takıntılı-ülke içi şiddet içeren- gerici bir yönelim olduğu illüzyonunu Türkiye ve dünya Kamuoyu’nda propaganda etmek...

2.Gelişen Türkiye-İran ilişkilerini, ‘sonucu işte böyle tehlikeler barındıran bir ilişkidir’ etiketiyle dünya kamuyounda karalamak ve engellemeye çalışmak...

3.Gelişen Türk-Arap ilişkilerini ‘Türkler, İran ve Hizbullah birlikte masum sivillere saldırı yapabilecek kadar birlikler ve siz de tehdit altındasınız!’ illüzyonuyla baltalamaya çalışmak...

3.Batıda, İslamcı kartviziti ön plana çıkarılan Ak Parti Hükümeti’ni, ‘Türkiye’de şiddet içeren oluşumlara izin veren,  destekleyen veya sessiz kalan bir profil’ dahilinde göstermek suretiyle yalnızlaştırmaya çalışmak...

4.Dünyada 120 ülkede ve 162 bölgede insanî yardım faaliyeti gösteren bu haliyle ancak ‘Türkiye’nin hayr ihracatçısı’ denilebilecek ancak İsrail için tam bir başbelası olan İHH’yı, www.kehaber.org sitesinde dahi görebileceğiniz terimde görüldüğü ‘İHH KRİZİ’ sunî yaftasıyla etiketlemek ve Dünya’dan ve Türkiye’den bu krizi(!) durdurmasını veya yavaşlatmasını taleb etmek için kendinde hak vehmetmek...

5.Türkiye’de yaşayan zengin ve İsrail yanlısı Yahudiler’in ‘can ve mal teminatları’ olmadığı propagandasıyla bu kişilerden ‘koruma parası’ adı altında İsrailce alınan meblağları yükseltmek ve-veya bazı iş adamlarının Türkiye’yi terkini ve İsrail’e geçişini sağlamak ki bu zaten Siyonizm’in ezeli arzusudur, Siyonizm’in üstüne bina olduğu mefkure budur!...

6.Türkiye’deki silahlı ve silahsız, her çeşit İsrail misyonerinin, hareket kabiliyet ve sahasını inanılmaz ölçüde geliştirmek ve genişletmek...

7.İçinde İsrail yanlısı unsurlar olduğu yazılan, çizilen MİT’in yukarıda ifade ettiğimiz raporuna sözde itibar kazandırılarak ‘MİT içindeki İsrail yanlısı unsurlar’ın da İsrail işbirliği ve hizmetçiliklerinin daha fazla önünü açmak...

Nasıl?

İsrail’in Siyonist Poltikaları için nasıl da stratejik güzellikte bir menü, öyle değil mi?

Sadece \'uygun zaman ve zemini\' beklediklerini ve hazırla-n-dıklarını düşünüyorum...

İsrail’in İslami Camia ve-veya Lübnan Hizbullah’ına ihale edeceği bu saldırı sonucunda kazanacağı edinimlerden ilk anda akla gelenler bunlarken İsrail’in pasif kalacağını ve bekleyeceğini düşünen varsa kendisine bundan sonraki hayatında Tom ve Jerry’ler tavsiye edebiliriz...

Bizeyse bu yakın olası saldırı ve komployu analiz etmek ve ilgili makamları ve kamuyounu uyarmak düştü...

Son bir hatırlatma: Bütün bu çerçeveden sonra durulacak noktadan ve denilecek sözden milimetre sapılmamalıdır:

-Siyonist İsrail Terör Çetesi ortadan kaldırılmadan, bölge ve dünyada huzur ancak bir hayaldir.

-Türkiye, devleti ve halkı ile bu realiteyi görmeli ve buna yönelik bir strateji ile hareket etmelidir.

-İHH ve diğer yardım kuruluşları göz bebeklerimizdir, onurumuzdur, övünç kaynağımızdırlar.

-Her anlamda, maddi ve manevi tüm desteğimiz onlarla olmalıdır.

-Avukatılarının da açıkladığı üzere, İzzet Şahin, İHH Gemileri’ni engellemeye çalışan İsrail’in siyasi bir rehin alma eylemi sonucunda gözleri bağlı, prangalı birbiçimde 4 metrekare hücrede hapistedir ve bu İzzet’sizlik Türkiye’nin gündemi’ne oturmalıdır!

-İzzet Şahin’in serbest bırakılması ve gemilerin sağ salim, rahatça hedeflerine ulaşması için Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri vazifelerinin ve izzetlerinin gereğini yapmalıdırlar!

Fatih Tezcan

fatihtezcan@hotmail.com

(1)  http://www.analizmerkezi.com/Yazar/Fatih-Tezcan/Izzetimiz-Israilde-Rehin-ama-MOSSAD-Turkiyede-Serbest.php

(2)    http://kehaber.org/2010/05/14/2137/#comments

(3)  http://kehaber.org/2010/05/09/hizbullahtan-trk-yahudilerine-tutuklu-hh-militan-gerekesi-ile-ak-terr-tehditi-video/

(4)  http://www.velfecr.com/index.php?yazi_id=819&yazar=&dil=tr

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim