• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

İSLAM DÜNYASININ PSİKOLOJİK SORUNLARI

İSLAM DÜNYASININ PSİKOLOJİK SORUNLARI
İslam toplumlarında fitneyi körüklemeye çalışan dış çevreler var mı? Varsa, buna uygun zemini nasıl buluyorlar? Yoksa, İslam ülkeleri niye bir bir bölünüyor?

 

 

 

 

 

Altmış devletten 150 binden fazla akademisyeni içine alan Amerikan Psikologlar Birliği halihazırdaki çağda insanı ilgilendiren ve endişelendiren sorunlara dair bir anket çalışması yaptı.

Anket sonucu 20 sorunu kapsıyor. Bu sorunlardan bazıları şunlar: Ekonomi, terör, salgın, kronik hastalıklar, enerji güvenliği, kitle imha silahlarının yayılmasına son verilmesi, yolsuzluk, illegal ticaret, İslam-Batı diyaloğu, doğal felaketlere karşı koyma, gıda güvenliği, alternatif enerji, su güvenliği ve çevre düzeninin bozulması. Yalnız ortada bu anket sonuçlarında hiç işaret edilmeyen bir başka önemli sorun daha var. Bu sorunun işaretleri Gazze Refah'ta 'İslam emirliği' ilan eden Cundü Ensarullah olgusu ile Fransız Müslüman bir kadının Paris'teki kamu yüzme havuzlarından birinde başörtüsüyle yüzme girişimi olgusu arasında gidip geliyor.

İlk olgu yeni değil. Zira 'İslam emirliği' ilanı Taliban hareketiyle birlikte Afganistan'da başladı. Bugün Sudan'da yürürlükte. Lübnan ordusu tarafından ağır bedelle Nehrulbarid mülteci kampında ortadan kaldırılmasaydı Lübnan'ın kuzeyi de neredeyse benzeri bir hareketin doğumuna sahne olacaktı. Dünya haber ajanslarının aktardığı gerçekler bu bağlamda belirli aralıklarla yüzeye çıkan başka birçok girişim kaydediyor. Örneğin Nijerya'da Taliban'dan 'İslam emirliği' projesini esinlenen hareketi bitirmek için büyük bir katliam yaşandı. Endonezya'da otoriteler emirliğini ilan etmenin en iyi yolu olarak otelleri masum insanlardan misafirleriyle birlikte yerle bir etmeyi gören 'emirlerden' birinin avında halen. İslam Konferansı Örgütü bu olguyu incelemek ve anatomisini çıkarmak için Müslüman psikologlarla bir konferans düzenlese çok iyi olur. Zira sorun dinî olmaktan çok psikolojik. Burada din, suistimal ve kötü işleve koyma malzemesinden başka bir şey değil. Araştırmaya ihtiyaç duyulan temel şu: Niçin bir şahıs kendisini İslam adına emir olarak ilan etme girişiminde bulunuyor? Niçin kendisi ve projesi için hayatlarını kurban etmeye hazır sıradan insanlar bulabiliyor? İslam'ı bilmemesine veya İslam'ın temellerini ve maksatlarına ilişkin bilgisinin yüzeyselliğine rağmen kendisini silahlı güçle İslam'ı uygulamak amacıyla cihat etmekle mükellef İslam'ın bir elçisi olduğuna insanları ikna etmek için kullandığı araçlar neler? Acaba ortada İslam toplumlarında fitneyi körüklemeye çalışan dış çevreler mi var? Şayet cevap olumluysa niçin buna daimi suretle zemin bulabiliyorlar? Cevap olumsuz ise bu olgunun ortaya çıkmasına ve birçok İslam ülkesinde doğmasına yol açan etkenler neler? Sonra İslam'ın imajını lekelemeye, hukuk ve yöntem olarak karalamaya nokta koyacak şekilde bu olguyla nasıl bir ilişki kurulabilir?

Somali'de korsan çeteleri şeriatın uygulanması adıyla ticari gemilere saldırıyor. Pakistan'da kız çocukları okullardan uzaklaştırılıyor ve şeriatın uygulanması adıyla eğitim ışığından mahrum bırakılıyor. Nijerya'da şeriatın tatbiki adıyla Hıristiyanlara saldırılıyor. Endonezya'da şeriatın tatbiki adıyla oteller yerle bir ediliyor. Hatta bütün kötülükler, suçlar ve rezillikler şeriatı uygulamaya dayandırılır hale geldi. Acaba İslam'a bu batıl iddialardan daha fazla acı veren ve lekeleyen başka bir şey var mı? Bu tehlikeli olgu fikri ve kültürel olarak incelenmesi ve çözülmesi için İslam Konferansı Örgütü veya ISESCO'nun (İslam Kültürü, İlimleri ve Eğitimi Örgütü) ilgisini harekete geçiremez mi?

100 yıldan fazladır devletin laikliğe temel olarak tutunduğu Fransa'da Müslüman bir kadının kamuya ait bir yüzme havuzunda birkaç parçadan oluşan deniz kıyafetli Fransız kadınları ve erkeklerin yanında havuzda başörtülü olarak yüzmekte niçin ısrar ettiğini anlayamıyoruz. Fransızların bu duruma kendilerine, düşüncelerine ve zevklerine yönelik bir meydan okuma olarak bakmaması zor. Bu tutum birinci derecede devletin yasalarına meydan okumadır. Gürültü çıkarma eğilimi, çözülmesi gerekli psikolojik bir hastalıktır. Fakat bu hastalığın tehlikesi İslam'ın bir araç olarak kullanılmasında saklı. Başörtüsüyle yüzme olgusunun beğenilmemesine İslam'ın beğenilmemesi olarak bakılması veya bu sıra dışı olgunun İslam'ı savunmanın gereklerinden biri olarak görülerek savunulması durumu daha da kötüleştiriyor.

Lübnan gazetesİ El Müstakbel / Çeviri: Zaman

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim