• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'İslam birliği Mehdi'yi mi bekliyor?'

İslam birliği Mehdiyi mi bekliyor?
İlahiyatçı Hayrettin Karaman, zaman zaman gündeme gelen Mehdi konusunu ele aldı. Karaman, Mehdi beklentisi içinde olanları eleştirip Müslümanlar'a verdikleri zarara değindi.

İlahiyat profösörü Hayrettin Karaman, kıyamete yakın zuhur etmesi beklenen Mehdi'yi bekleyenlerle ilgili çarpıcı bir değerlendirme yaptı.

Karaman "İslam birliği Mehdi'yi mi bekliyor?" başlıklı yazısında, Müslümanlara en büyük zararı, onların azim ve çabalarını olumsuz etkileyecek "Mehdi beklentisi" olduğunu söyledi.

Karaman Yeni Şafak'taki bugünkü yazısında Mehdi beklentisi için "Böyle karamsar, ümit kırıcı söylemler ne işe yarar? diye de sordu.

Karaman'ın yazısı şöyle:

"Düşünür" niteliği ile tanıtılan bir yazar -tercüme edilen yazısında- diyor ki:

"Günümüzde hilafetin tekrar kurulması sadece beklenen Mehdi'nin gelmesi ile mümkün olabilir. Diğer durumlarda kurulacak yeni bir devlet, dünya sisteminin bir parçasına dönüşür ve farklı bir anlam ifade etmez."

Tercümede bir hata yoksa "işimiz Mehdi'ye kaldı" cümlesinde olduğu gibi işin zorluğunu ifade etmiyor da "İslam birliğinin veya bir İslam devletinin kurulmasının ciddi ve hakiki olarak Mehdi'nin gelmesine bağlı olduğunu" ifade ediyor.

Böyle karamsar, ümit kırıcı söylemler ne işe yarar?

Eğer "dünya sisteminin bir parçası olmak" günah ise, haram ise -ki, yazıda bu cümle de var- "harama devam edin, bu günahı işlemekten geri durmayın; çünkü ne yaparsanız yapın İslam birliğini kuramazsınız, kurmaya kalkışsanız dünya sizin beyninizi yıkar ve sistemin bir parçası olursunuz" demiş olmuyor mu?

İlk Müslümanlar şirk zemininde Müslüman oldular, cemaat oldular. İlk İslam devleti Yahudilerin ve müşriklerin de egemenliğe katıldıkları bir zeminde kuruldu. Son yüz yıl içinde İslam ülkeleri sömürge olmaktan kurtuldukça kitaba uygun bir İslam ümmeti ve devleti oluşturma çabasına girdiler. Başka ideolojiler ve amaçlar peşinde koşan Müslümanlar da oldu; ama büyük kitlenin beyni yıkanmadı, şu veya bu yoldan islâmî amaçlarına ulaşmak için mal, can ve emek vererek yollarında yürüyorlar. Dünya sistemi onların beyinlerini yıkayamadığı için askeri güç kullanarak, işbirlikçilerine kullandırarak yok etmeye çalışıyor.

Müslümanlara en büyük zararı verecek, onların azim ve çabalarını olumsuz etkileyecek beklenti "Mehdi beklentisi"dir.

Bir kere bu beklentinin islâmî meşruiyeti ve gerçekliği İslam alimleri arasında tartışmalıdır. Görüşler arasında, "Mehdi diye belli bir şahsın gelmeyeceği, uyarıcı mürşidlerin ve liderlerin mehdiler oldukları ve bunların da zaman zaman ortaya çıkacağı..." gibi olanları da vardır.

Diyelim ki, Mehdi diye "olağanüstü nitelikleri olan" bir zat gelecek ve bozulanı düzeltecek; peki o zamana kadar Müslümanların bozulanı düzeltme vazifeleri, güçleri ve imkanlarının olmadığı, olmayacağı nereden çıkarılıyor. Asıl en büyük günah böyle bir inanç değil midir?

Ortada Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Efendimiz'in (s.a.) örnekliği, orta yol İslam'ının imamlarının (büyük alimlerinin) açıklamaları, yaşanmış büyük ve şanlı bir tarih var oldukça kimse Müslümanların beyinlerini -kül halinde ve geri dönüşsüz olarak- yıkayamaz.

Yapılacak şey, işi yalnızca yöneticilere, egemenlere bırakmamak, Müslüman halklar ve sivil önderler olarak devreye girmek, yönetenlerden önce yönetilenler arasında sıkı işbirlikleri/diyaloglar/birlikler oluşturmak, ilim, akıl, hikmet çerçevesinde planlar ve programlar yapmak, kutsal hedefe doğru adım adım ilerlemek, ümitsizlik aşılayanların ümitlerini kırmaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ayşe DEMİR
2012-03-09 10:52:45
Hayrettin hocam bu hususta söylediklerinize canı gönülden katılıyorum.Ben de ilahiyat camiasının içinde yer alan bir bireyim..Duyduklarım,gördüklerim o kadar acı geliyor ki bazen.. Makam olarak aynı makamı paylaştığınız insanlar da derin bir şekilde böyle bir beklenti içindeler..Gerekçe??Böylebir beklenti ifadesini içeren cümlenin Buharı ve Müslim rivayetlerinde yer almasıymış..
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim