• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

İran'la ilişkiler derinleştirilmeli

İranla ilişkiler derinleştirilmeli
Uzmanlar, İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Ankara ziyaretini AA'ya değerlendirdi

ANKARA (AA) - Uzmanlar, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Ankara ziyaretinin ardından, Türkiye-İran ilişkilerine yönelik, bundan sonra yapılması gerekenin "ikili ilişkilerin daha da derinleştirilmesi ya da bölgesel farklılıkların, ikili ilişkileri etkilemesinin önüne geçilmesi" olduğunu ifade ettiler.

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, ikili ilişkileri daha da ileri götürme konusunda bundan sonra siyasetçilerin yapacağı pek bir şeyin kalmadığı, yükün daha çok iş adamlarının omuzuna kaldığı yönünde görüş bildirdi. İşbirliğinin zorunlu olduğu savunurken, bunun bölgesel farklılıkların daha fazla büyümesini ve ikili ilişkilerin olumsuz etkilenmesini önleyeceği ifade ediliyor.

Ortadoğu uzmanları, Türkiye ile İran arasındaki görüşmelerde ekonomik ilişkilerin ileri bir noktaya taşınması üzerine yoğunlaşıldığı kaydedildi.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bayram Sinkaya, Ruhani'nin ziyaretini dönüm noktası yapan iki husus olduğunu belirterek, "Birincisi 18 yıl aradan sonra İran'dan devlet başkanı düzeyinde Ankara'ya yapılan ilk ziyaret olması; ikincisi, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin (YDSK) hayata geçirilmesi. Malumunuz bu, Türkiye'nin dış politikasında son derece kullanışlı bir mekanizma. İranla da ilk defa devreye giriyor. O açıdan bence de bu ziyaret bir dönüm noktası" diye konuştu.

İkili ilişkilerin daha ileri gidebileceğini düşünmediğini ve yeni sayfa açmanın zor olduğuna işaret eden Sinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Neden zor? Çünkü YDSK, tabiri caizse ikili ilişkilerin zirvesi. Bunun ötesine artık geçmek zor. Bundan sonra yapılacak olan şey, Türkiye-İran ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi ya da bölgesel farklılıkların ikili ilişkileri etkilemesinin önüne geçilmesi. Nitekim bu çerçevede de adımlar atılıyor. Asgari müştereklerde buluşuluyor hiç değilse. Önemli farklılıklarımız var ama buluştuğumuz asgari müştereklerimiz de var. Diğer taraftan istişare mekanizmaları kuruluyor. Bu bölgesel farklılıkların daha fazla büyümesini ve ikili ilişkilerin olumsuz etkilenmesini önleyecek."

Sinkaya, ikili ilişkileri daha da ileri götürme konusunda bundan sonra siyasetçilerin yapacağı pek bir şeyin kalmadığının altını çizerek, "Daha çok iş adamlarının omuzuna kalıyor yük. Zaten bu ziyarette de dikkat ederseniz açıklamalar daha çok yatırımların, özel sektörün teşvik edilmesi yönünde. Siyaset kısa vadede gelebileceği maksimum noktaya geldi" şeklinde konuştu.

Enerji konusunda "acaba yeni enerji anlaşmaları yapılır mı, doğalgaz fiyatında bir indirim yapılır mı?" gibi konuların gündeme geldiğini kaydeden Sinkaya, bu beklentilerin yerine gelmediğini söyledi.

İki taraf arasındaki mevcut anlaşmaların uygulanmasıyla ilgili sorunlar bulunduğunu savunan Sinkaya, "Yapılan açıklamalarda bu anlaşmaların uygulanmasıyla ilgili kararlı idare beyanları görüyoruz. Bundan sonraki aşamada yapılması gereken şey sivil siyaset ve kültürel işbirliği" değerlendirmesinde bulundu.

Sinkaya "Türkiye-İran ile Almanya-Fransa komşuluğunun birbirine benzetilmesine ilişkin ise bu benzetmenin sık sık yapıldığını aktararak, "İran-Türkiye ilişkilerinde de jeopolitik kaygılarımız bir kenara bırakıp, işbirliği yapabileceğimiz ortak noktalara odaklanarak aramızda işbirliğini maksimum düzeye çıkaralım beklentisiyle yapılan bir benzetme. Hatta bu, Türkiye-İran arasındaki gelişen ilişkilerin bölgeye de olumlu etkileri olacaktır. Belki Fransa ve Almanya'nın Avrupa Birliği'nde oynadığı rolü Türkiye-İran kendi bölgelerinde oynayabilir" ifadelerini kullandı.

 

- "Türkiye ile İran, Ortadoğu’da tartışmasız iki ana aktördür"-

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal İnat, bölgedeki gelişmelere olumlu anlamda yön verilebilmesi için iki ülke arasındaki işbirliğinin zorunlu olduğunu belirtertti. İnat, "Türkiye ile İran ortak hareket etmiş olsaydı Mısır’daki gelişmeler büyük ihtimalle böyle olmayacaktı. Uzak olmasına rağmen iki ülke Libya’ya bile etki edebilecekti. Irak’ta Almanya ile Fransa arasındaki işbirliğine benzer, güvene dayalı bir işbirliği olsaydı Irak’ın çehresi çok daha farklı olacaktı" diye konuştu.

Türkiye ile İran arasında 90'lı yıllarda yaşanan sorunların 2002'de başlayan süreçle işbirliği alanlarına dönüştüğüne dikkati çeken İnat, "PKK ile mücadele meselesi 90'lı yıllarda iki ülke arasında sorun iken 2000'li yıllarda iki ülke arasında işbirliği alanına dönüşmüştü. Aynı şekilde ekonomik ilişkiler çok hızlı bir şekilde artış göstermişti. Türkiye ile İran arasındaki dış ticaret hacmi 2002 ila 2008 arasında yaklaşık 10 katı arttığını gördük" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin Almanya ve Fransa arasındaki ilişkiler gibi olması gerektiği örneğinin yerinde olduğunu belirten İnat, “Biran önce 2000'li yılların olumlu atmosferine dönülmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye ile İran, Ortadoğu’da tartışmasız iki ana aktördür" şeklinde konuştu.

 

- "Bölgedeki siyasi rekabet her durumda devam edecektir" -

İnat, iki ülkeye çok büyük sorumluluklar düştüğünü ifade ederek, Türkiye ile İran arasında Suriye konusunda anlaşmaya varılamamasına rağmen kan akmasının önüne geçebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.

İnat, “Bölge dışı küresel aktörlerin daha çok sözünün geçtiğini görüyoruz, ABD ve Rusya gibi. Onların da bölgede kan akmasının önüne geçmek gibi bir amaçlarının olmadığını görüyoruz. Türkiye ile İran gibi bölgesel aktörler bu konuda ön plana çıkarsa işbirliği eksenine geri dönerlerse Suriye konusunda Irak konusunda belki de bütün bu çatışmalar arasında unuttuğumuz Filistin konusunda ve bölgede sorun yaşayacak tüm halklar için faydalı olacaktır diyebiliriz" görüşünü dile getirdi.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Şahin ise Ruhani yönetimiyle İran'da devrimci vizyondan küresel vizyona geçiş yapıldığını söyledi.

Türkiye ile İran arasındaki görüşmelerde ekonomik ilişkilerin ileri bir noktaya taşınması üzerine yoğunlaşıldığını belirten Şahin, "İki ülke arasında kaydedilen çeşitli alanlardaki gelişmelere rağmen bölgedeki siyasi rekabet her durumda devam edecektir" dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim