• BIST 106.736
  • Altın 140,992
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

İran’ın Bosna ve Suriye İmtihanı!

İran’ın Bosna ve Suriye İmtihanı!
Osman Atalay yazdı...
1979 İran İslam devrimi sadece İslam dünyası değil batı ve doğu dünyasının da merak ve ilgi odağı olmuş idi. Devrimin lideri Ayettullah Humeyni, Sünni dünyasına zeytin dalı uzatıyor, ‘ne Şii ne Sünni, yaşasın İslam kardeşliği. Ne doğu ne batı, yaşasın İslam cumhuriyeti’ sloganını İran devriminin vazgeçilmez temel inancı ve fikri olarak kitlelere adeta ezberletiyordu. Devrimin ihracı kültürel ve siyasi argümanlarla beslenip desteklenirken, İslam dünyasında İran devriminin anti Amerikan, anti Siyonist mücadelesi sempati ve ilgi ile izlenip taraftar buluyordu. Devrimin 13. yılında 1992’de Sırplar Bosnalı Müslümanlara Avrupa’nın gözleri önünde tecavüz ve katliama giriştiğinde, İran İslam Cumhuriyeti tüm siyasi ekonomik gücünü seferber ederek, Bosna’ya çok büyük insani yardımda bulundu. İranlı diplomatlar ve devlet adamları, ayda bir kez Bosna ya gelerek, Bosna halkına ve devletine maddi manevi moral veriyordu. Bosna’nın savaş tarihinde hâlâ İran İslam devletinin ayrı ve özel bir yeri vardır. Bosna Müslümanları sosyalist- liberal -İslamcı çok farklı siyasi görüşe sahip olmasına rağmen İran devletinin o dönem Müslümanlar katledilirken gösterdiği fedakarlık ve yardımlarını her zaman minnet ve teşekkürle anmaktadır. İran’ın aynı zamanda İslam dünyasına dışa açıldığı dönemler idi. İran’ın Bosna’ya olan siyasi ve maddi yardımı mütevazı bir usûl çerçevesinde devam ederken, İslam dünyasında sempati ve sevgi ile karşılık buluyordu. İran Bosna’da çok iyi bir sınav vermiş ve bu sınavdan başarı ve yüzünün akı ile çıkmış, gönüllerde hak ettiği yeri almış idi.

Bugün devrimin 30 yılını geride bırakan İran İslam Cumhuriyeti çok büyük bir sınavın içersinde bulunuyor. 2003 yılında Amerika ve İngiltere’nin Irak’ı işgal etmesi sonucunda nüfusun %75’ini oluşturan Şii ve Kürt nüfusun hiçbir direniş göstermeden işgale yeşil ışık yakmaları, Irak ve Sünni dünyasında çok büyük kafa karışıklığını beraberinde getirdi. Irak’da Saddam’ın zulmünden bıkan Şii ve Kürt halkı ABD ve İngiliz askerlerine karşı hiçbir direniş göstermemiş ve Saddam’ın barış, reform, uzlaşı ve direniş ısrarına en ufak bir cevap dahi vermeyerek Saddam’ın çok kısa sürede yıkılışına sebep olmuştular. Saddam, İsrail ABD düşmanlığı ve Filistin dostluğu noktasında Beşşar yönetiminden daha sağlam bir duruşu vardı. Buna rağmen Saddam’ın kalması noktasında bugünkü Irak muhalefeti en ufak bir çaba dahi göstermediler.

Suriye Baas rejimi 1982 yılından beri %80 Sünni Müslüman halkına karşı sürekli işkence, tutuklama, katliam ve diktatörce bir yönetim sergiledi. Bugün Suriye’de yaşanan katliam ve işkenceler 1992 Bosna’da Ortodoks Sırpların Boşnak Müslümanlara uyguladığı zulme çok benziyor. Suriye’de 8 aydır 10 bin Müslüman hayatını kaybetti ve 100 bine yakın insanın tutuklu olduğu söyleniyor. Arap Birliği 18 İslam ülkesi Suriye’nin yaptıklarının doğru olmadığını söyleyerek yaptırım kararı aldı. İran’ın dün Bosna’da katledilen Müslümanlara göstermiş olduğu ilgi alaka ve yardımı bugün Suriye’de göstermesini bekliyoruz. Suriyeli Müslümanlar, Nusayri yönetiminin kendilerini katlederken İran’dan Bosnalı Müslümanlara gösterdiği yardımı kendilerinden neden esirgediğini merak ediyorlar. 18 Arap ligi üyesi ülkeler ve İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerin çoğu Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında ortak bir duruş sergilerken, İran’ın jeopolitik konumu itibarı ile Suriye Nusayri Baas yönetiminden yana duruş sergilemesi İran’ın 17 yıl aradan sonra İslam dünyasında derin mezhepsel bir yalnızlığa doğru gitmesine sebep olacaktır. Suriye Devlet Başkanı Esad’ın geçtiğimiz hafta; Suriye’de seküler Araplar ile İslamcılar arasında bir kavganın yaşandığını söylemesi, hemen ardından İsrail Savunma Bakanı’nın; ‘Baas sistemi giderse İsrail için felaket gelir, Beşşar sistemi yıkılırsa, bölgede İslam imparatorluğunun sesi gelir’ sözü bölgede iktidar savaşlarının İslam kardeşliğini göz ardı ettiğinin acı gerçeğine işaret ediyor. Tunus, Mısır, Libya isyanları gelecek için bir umut aşılarken; Suriye’de Müslümanların 40 yıllık Baas zulmüne karşı verdiği mücadele İran için çok büyük bir sınavın, zor bir imtihanın başlangıcı olacak. İran’ın Bosna imtihanı Sünni dünyası için sevinç ve umut idi. Suriye imtihanı ise İran için gerçekten çok zor bir süreci işaret ediyor. İslam dünyası İran’dan Suriye’deki katliamları durdurması için gereken çabayı göstermesini, tercihini Müslümanlardan, adaletten, mazlumlardan yana koymasını istiyor. Suriye’de bugün yaşananlar, Kerbela’da yaşananlara çok benziyor.


yeni akit

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim