• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

İran’a 'Nükleer' Ambargo Mümkün Mü?

İran’a Nükleer Ambargo Mümkün Mü?
D Başkanı Barack Obama, geçtiğimiz hafta yapılan küresel Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde aslında İran’ın nükleer çalışmalarını durdurmak için destek arıyordu. Ancak aradığı desteği tam anlamıyla bulduğu söylenemez. Bunda en önemli etken ise Türki

 

 

 

 

ABD Başkanı Barack Obama, geçtiğimiz hafta yapılan küresel Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde aslında İran’ın nükleer çalışmalarını durdurmak için destek arıyordu. Ancak aradığı desteği tam anlamıyla bulduğu söylenemez. Bunda en önemli etken ise Türkiye, Brezilya ve Çin’in Obama’nın teklif ettiği İran’a yaptırım uygulanması konusunda isteksiz olması.

ABD’nin Irak’ı işgaliyle Ortadoğu’yu fiili olarak şekillendirmesi çalışmalarının ardından İran’la çatışma riski daha da arttı. Nitekim nükleer silahların kullanımı ve yeni nükleer stratejiye ilişkin ABD yönetimince geçtiğimiz hafta yapılan açıklamada, "İran'ın nükleer saldırı kapsamı dışında tutulmadığı" yönünde ifadeler kullanılmıştı.  İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ise ABD Başkanı Barack Obama'ya atfen, "Bazı ülkelere karşı nükleer bomba kullanma tehdidinde bulunulduğu yönünde ifadeler kullanıldı. Bu ifadelerin doğru olmamasını ümit ediyorum" diyerek "nükleer tehdide" tepki göstermişti. Ardından İran, ABD’yi BM’ye şikâyet etmişti.

 

ABD, ÇİN’İ İKNA EDEBİLECEK Mİ?

Aslında ABD’nin İran’a saldırması belki de dünyada en istenmeyen gelişmelerden biri olarak kabul edilebilir. Çünkü böyle bir çatışmanın bölgesel ya da küresel bir savaşı tetiklemesi kuvvetle muhtemel. Bunun farkında olan ABD önderliğindeki Batı bloku, İran’ın barışçıl nedenlerle sahip olmak istediğini açıkladığı nükleer gücü, -bir nükleer bombaya sahip olmak istediğini ileri sürerek- engellemek istiyor. Olası bir çatışmanın büyük yıkımlara yol açacağını bilen ABD yönetimi ise İran’a karşı ekonomik ambargo ve yaptırımlarla sonuç almak istiyor. ABD’nin çatışma yoluna girmeden önce yaptırımların uygulanmasını istiyor. Ancak bir yandan da bölge ülkelerine silah satarak ve kendi silah gücünü artırarak çatışma riskini de göz ardı etmiyor. Buna rağmen, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in, Beyaz Saray'a gönderdiği bilgi notunda, ülkesinin İran'ın nükleer programıyla baş edecek uzun vadeli akıllıca bir planı bulunmadığı konusunda uyarıda bulunduğu iddia edildi.

ABD’nin İran’a karşı yaptırımlar konusunda AB ülkelerini yanına aldığı biliniyor. Rusya’nın giderek daha çok ABD’ye yaklaştığı da son Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde gözlendi. Buna karşın Çin, Türkiye ve Brezilya’nın İran’a karşı ekonomik yaptırımlara karşı çıktığı biliniyor. Çin, ABD’nin ‘akıllı yaptırımlar’ adını verdiği ve daha çok Tahran rejimini, özellikle Devrim Muhafızları’nı cezalandırmaya yönelik ancak İran halkının günlük hayatında etkisini pek hissetmeyeceği iktisadi ve bürokratik önlemler olarak (!) tanımladığı bu yaptırım şekli hakkında açıktan bir görüş bildirmiş değil. Ancak enerji ihtiyacının yüzde 12’sini İran’dan karşılayan Çin’in bu karara destek vermesi beklenmiyor. Yine de son daimi üye Çin’in kritik önemde olan oyunu garantilemek için yoğun mesai harcayan Obama, Çin’e “Yaptırımları desteklediğiniz için İran size petrol göndermeyi keserse, müttefik ülkelerin enerji ihtiyacınızı karşılayacağını garanti ediyorum” diyerek destek istedi. Uzmanlar Çin’in İran’a yeni yaptırımı destekleyebileceği, ama sert olmasına izin vermeyeceği değerlendirmesini yapıyor.

 

ÖNCE TÜRKİYE VE BREZİLYA İKNA OLMALI

Türkiye ve Brezilya şu anda BM Güvenlik Konseyi geçici üyeleri. Ve bölgesel güç konumundaki bu iki büyük ülke ABD’nin yaptırım kararına karşı çıkıyor ve İran’ı nükleer faaliyetlerini uluslararası denetime açmaya ikna etmek ve bunu Güvenlik Konseyi’nden yaptırım kararı çıkmadan başarmak istiyor. Bu yüzden de ABD başkanı Obama, nükleer güvenlik zirvesinde İran’a yeni yaptırımlar için bastırırken, en sert muhalefet BM Güvenlik Konseyi geçici üyeleri Türkiye ve Brezilya’dan geldi. Ancak, Brezilya ile Türkiye ‘yaptırımlar çözüm değil’ görüşünü savundu, ortak öneri hazırladı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washington'daki temasları sırasında, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüştü. Görüşme sonrasında basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, İran ve Azerbaycan'a gideceğini açıkladı. Davutoğlu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "En kısa zamanda İran'a giderek, burada özellikle ABD yönetimiyle yaptığımız görüşmeleri ve burada edindiğimiz intibaları İran ile paylaşmayı düşünüyoruz. Bu çabalarımız artarak sürecek. Biz bölgemizde ne askeri çatışma istiyoruz, ne de yeni yaptırımlarla bölgemizin ekonomik dinamizmi yavaşlasın istiyoruz. Aksine, bizim istediğimiz, Ortadoğu bölgesinin bugün ihtiyaç hissettiği artan güvenlik ortamı ve gittikçe iç içe geçen ekonomik ilişkilerdir. Birbirinden kopan, izole edilen ekonomik alanlar değil, birbirleriyle bütünleşen, bütünleştikçe de barışa katkı yapan bir Ortadoğu düşünüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, gerek bölgemiz, gerek dünyada nükleer silahlara karşıyız. Kim hangi gerekçeyle olursa olsun nükleer silah elde etme çabası içine girerse, biz ona karşı, bu çabalara karşı tutumumuzu net olarak ortaya koyduk, koyacağız. Ancak tüm bu sorunların çözümünün de diplomatik çabalarla olacağı kanaatindeyiz." diye konuştu.

Washington’daki zirvede birlikte hareket eden iki ülke, Brezilya ve Türkiye, görüşmeleri Brezilya’da yapılan toplantılarda bir kez daha ele aldı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim’in davetine icabetle Washington’dan 16-17 Nisan tarihlerinde Brezilya’ya gitti. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Görüşmelerde, Türkiye ile Brezilya arasında son dönemde hızla gelişmekte ve çeşitlenmekte olan ikili ilişkilerin ve işbirliğimizin yanı sıra, iki ülkenin BMGK ve G-20′deki üyelikleri çerçevesinde gündemde olan uluslararası ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulması öngörülmektedir” denildi. İki ülke Dışişleri Bakanının İran’a yaptırım uygulanmadan faaliyete geçirilecek bir plan üzerinde çalıştı. Davutoğlu, bu ülkede Brezilya Devlet Başkanı Lula De Silva ve Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile bir araya geldi.

 

TÜRKİYE VE BREZİLYA YAPTIRIMLARA NEDEN KARŞI?

Öncelikle Türkiye ile başlamakta fayda var. Tabi ki, Türkiye uzun yıllardır hemen her koşulda ilişkiler gerilse bile büyük bir sıkıntı yaşamadığı İran’la ilişkilerinin bozulmasını istemiyor. Üstelik buna son zamanlarda iki ülke arasında giderek artan yakınlaşmayı da eklemek gerekiyor. Son seçimlerin ardından Ahmedinecad’ın seçim başarısı hakkındaki hile iddiaları ortadayken, Türkiye Ahmedinecad’ı ilk tebrik eden ülkelerden biri olmuştu. Türkiye’nin bir başka amacı ise bölgesel anlamda daha büyük çatışma yaşanmasını ve bölgenin barış içinde kalmasını sağlamak. Ekonomik gelişmesini sürdürmek isteyen Türkiye, bunun için bölgenin çatışmadan ve gerginlikten uzak durmasını sağlamaya çalışıyor. Tabi üçüncü ve en önemli etken ise Türkiye ile İran arasında giderek artan ticaret hacmi. İran’ın dev enerji kaynaklarından faydalanan Türkiye’nin bu ülkeyle artan ticaret hacmi de, -stratejik ortak (!) ABD’ye rağmen- İran’la ilişkilerini bozmak istememesine yol açıyor.

Peki, Brezilya neden İran’a yaptırım uygulanmasına karşı çıkıyor? Öncelikle Brezilya ile İran arasında da ticaretin geliştiğini hatırlamakta fayda var. Son olarak Brezilya Endüstri ve Dış Ticaret Bakanı, tam 120 işadamıyla birlikte İran'ı ziyaret etti. Tabi bunun yanında gayri resmi olarak Brezilya’nın BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) adına diplomatik faaliyet yürüttüğünü söyleyebiliriz. Çin’in hala tam anlamıyla ABD planını desteklememiş olması, Rusya’nın güçlü bir destek vermemiş olması bu yaklaşıma işaret ediyor. Nihayetinde BRIC ülkeleri bölgesel ve küresel güç olarak gelişmeleri yönlendirmek istiyor.

 

YAPTIRIM OLURSA NE OLUR? OLMAZSA NE OLUR?

BM Güvenlik konseyinden yaptırım kararı çıkarsa Türkiye kerhen bu karara uymak zorunda kalabilir. Ancak yine de yaptırıma sonuna kadar bağlı kalacağını düşünmek yersiz olur. Bu yine Çin ve Rusya gibi ülkeler için de geçerli olacak bir seçenek.

Tabi bir de yaptırım kararı çıkmazsa ne oluru konuşmak gerekiyor. Asıl böyle bir karar çıkmazsa çatışma riskinin artacağını öngörüyorum. Zira böyle bir durumda ABD ve İsrail daha direkt tehditlere başvuracaktır. ABD’nin çatışmadan kaçacağını varsaysak bile İsrail’in herhangi bir çılgınlık yapmayacağının bir garantisi yok.

İngiliz yazar John Pilger’in de dediği gibi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) anlaşmasına ilk imza atan ülkelerden biri olarak İran, Ortadoğu’nun nükleerden arındırılmasının daimi ve tutarlı savunucusu. Ancak elinde nükleer silah bulunduğunu inkâr etmese de, var olduğuna kesin gözüyle bakılan İsrail’in bölgeyi her an bir yangın yerine çevirmeyeceğinin garantisi yok.

 

Engin Dinç / Özgün Duruş

 

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim