• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

İran Ilımlı Olursa!?

İran Ilımlı Olursa!?
Tahran olayları İran rejimindeki birçok boşluğu ortaya çıkardı. Aynı zamanda Müslümanlara ait bir çok kusuru da ortaya çıkardı.
Fehmi Hüveydi*

İran’da, Tahran’ı tüm dünyanın ilgi odağı yapan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden 10 gün geçmesine karşın bundan ne sonuç çıkacağını tahmin etmek zor olabilir. Ancak en azından bugüne kadarki manzaranın tümü üzerine gözlemler kaydedebiliriz.

1
İlk gözlem; bizler İslam Devrimi’nin gidişatını belirleyici bir anın sadedindeyiz. Özellikle büyük şehirlerde görülen protesto ve öfkenin boyutunun, seçimlerden önce ve sonra görülenlerden daha büyük olduğu açıktır. İlk göstergeler, fakirlerin ve bölge sakinlerinin Ahmedinejat’a, büyük şehirlerde oturan zenginlerden, aydınlardan, gençlerden ve bayanlardan büyük oranının ise Mir Hüseyin Musevi’ye oy verdiğine işaret etmektedir. Ancak ondan sonra olanlar toplumda tabaka sınırlarını aşan bir bölünme olduğunu açığa çıkardı. Bu bölünme o ya da bu derecede din adamlarının kendilerinin çevrelerine ulaştı. Tahran’da işin iç yüzünü bilen bazılarından anladığım kadarıyla kriz tırmanışa adaydır. Bunun sebebi de Seyyid Ali Hameney’in geçtiğimiz Cuma günü hutbe verip bu hutbesinde ilan edilen sonuçları kabulünü ve şüpheleri reddini açıklamasıdır. Reformcular kendisini sorunda hakem değil taraf olarak gördü ve aleyhine kampanya başlattı. Böylece Ahmedinejat değil (en azından yetkilerinde) o hedef oldu.

Bu çatışmaların sonuçlarının nereye varacağı belli değil. İşin iç yüzünü bilenler bu hafta sonuna kadar; en azından dini liderler arasında tutarlılık bağlamında çözüleceğine ağırlık veriyor. Özellikle de Hameney’in Rafsancani ve oğullarını açıkça yolsuzluğa karıştıkları yönünde suçladıktan sonra Rafsancani’yi razı etmek için Cuma hutbesinde övmesinin ardından böyle bir bekleyiş söz konudur.

İkinci gözlem: Orada kaybeden tarafın görüşü olmaya devam eden seçimlerde hile yapıldığı söylentileri dolaşmaktadır. Bunun, tarafsız bir kesim tarafından ispatlanması gerekir. Eğer kanıtlanırsa şüphesiz İran rejiminin ahlaki değerine zarar verecektir. Bununla beraber şunu da itiraf etmeli; hile iddialarında bulunan toplumun konumu, Arap dünyasındaki kendileri gibi konumda olanlardan çok daha iyidir. Öyle ki muhalif kesimler sokaklara çıktı ve geçtiğimiz on gün boyunca meydan okumalarını, reddini ve polisle çatışmalarını sürdürdü. Seçimlerde hile, bizim Arap bölgelerdeki yerel seçimlerde, parlamento seçimlerinde ise bir kural oldu. Başkanlık seçimlerini hele hiç sorma! Orada; -Arap ülkelerinde- bazı bölgelerde yargı kararları hile yapıldığını ispatladı. Ancak bununla beraber toplum bunu yuttu ve sustu. Bu duruma olağanüstü bir hoşgörü gösterdi ve olanları görmezden geldi.

Üçüncü gözlem: Orada gerçek seçimlerin olduğunu, seçim tiyatrosu olmadığını gördük. Örneğin İngiltere’deki seçimlerle kıyaslamıyorum. Ancak tüm Arap ülkelerinde yapılan seçimlerden bahsediyorum. Evet; ilk halkalarında Anayasayı Koruma Meclisi’nin adayları izin verdiği ve diğerlerini engellediği ancak sonraki aşamalarında ise göreceli de olsa ciddiyet ve dürüstlüğün damgasını vurduğu bu seçimler İran’da oldu.

Adaylar, görünen bir tamahla rekabet etti. Yönetim tüm süre boyunca herkesin arasında tarafsız kaldı. Zira televizyon hepsinin gidişatını seçmenlere bir belgesel filmde sundu. Uydudan aralarında geçen münazaraları nakletti ve seçimlerden önce İran genel kamuoyunu dengeli ve iyi bir şekilde resme yerleştirdi.

2

Dördüncü gözlem İran olayına karşı Arap konumu ile ilgili. Bazı Arap gazetelerini ve uydu kanallarını takip edenler, İran rejimine karşı alay ve teşvik arasında bir konum aldıklarını görüp şaşırır. İstihbaratçıların Arap devletlerine girip İran hükümetine karşı duyguları kışkırttığı yönünde söylenenlerin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak kesin olan bir şey var ki bu ülkelerin gazeteleri ve uydu kanalları bu işi yapmakta geri kalmadı. Bu konum, şiddetli bir farklılıktan soyut değildir. Çünkü bu ülkelerin bazıları aslen başkanlık ve parlamento seçimlerini bilmiyor. Diğer bazıları da konumunu açıklayamıyor. Çünkü o demokratik değerlere ve halkçı katılıma gayretten kaynaklanıyor. Bu, bir ölçüde siyasi, belki de mezhebi hesapların tasfiyesi girişimidir. Onların hepsinin evleri, demokrasinin köşe taşı pencerelerindendir.

Beşinci gözlem de bir öncekinden türemedir. Arap medyasının İran’da görülen şu anki durumu eleştirmesi, reformcuların iç durumlar hakkındaki sözlerini yansıttı. Kaldı ki Araplar, ülkede bir taraf değil. Ancak kendilerini daha çok ilgilendiren dış siyasete gelince hiç de ona girme eğiliminde değiller. Eğer Arapların İran’la sorunları varsa bunun sebebi oradaki enflasyon ya da bazı sektörlerde yolsuzluğun yayılması değildir. Varsayılan sorunların kaynağı İran’ın dış siyasetinde olabilir.

Bu bağlamda önem arz eden farklardan biri de Arap medyasının reformculara güler yüz göstermesi onların Araplar ve meseleleri hakkındaki konumlarını unutturdu. Tabi ki aralarında ulusçu, samimi unsurların olduğundan kimse şüphe duymuyor. Ayrıca aralarında kimsenin varlıklarını inkâr edemeyeceği dikkate alınması gereken Batıcı ve radikal unsurlar da vardır. İlk grup Batı’ya katılma çağrısı yapanlardandır. Diğerleri ise Araplara karşı duyguları dostça olmayan milliyetçilerdir.

Bu münasebetle reformcular Ahmedinejat’ı ekonomi siyasetinde ve İran’ın azline katkıda bulunacak düzeyde Batı ile muamelesinde eleştirdi. Özellikle yersiz bir şekilde soykırım dosyasını açarak birçok devleti ülkeye karşı kışkırttı.

Ancak hikayenin anlatılmayan kısmı ise Araplarla gereğinden fazla yumuşak olduğu suçlamasında bulunması nedeniyle adamı eleştiren bazı reformcu seslerdir. Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret eden ilk İran cumhurbaşkanı olduğu ve bölgedeki en büyük devleti temsil eden İran Hükümeti’nin öncelik vermesi gereken; Doha’daki Körfez Yardımlaşma Konseyi’nin toplantısına katıldığı için kendisini ayıplamıştır. (Şeyh Mehdi Kerrubi kendisi ve Ahmedinejat arasındaki televizyon münazaralarından birinde.)

Onlar Arap Bölgesinde Şii uzantısı söylentilerinden çok rahatsız değildir. En çok rahatsız oldukları büyük Fars Devleti’nin nüfuzudur. Bu ilk genişlemeye karşı; özellikle fırsatı kısıtlı olduğu için güç yetirilebilir. Fakat bahsettikleri nüfuz, bilinç ve dikkat gerektirir.

Diğer taraftan reformcuların Arap-İsrail çatışması karşısındaki konumu, çağdaş söylemimiz “ılımlılıkla” mutabakat göstermektedir. Dahası en azından bazılarına nispetle “çok ılımlı” olduğunu iddia ediyorum. Geçtiğimiz hafta, Mühendis Mir Hüseyin’in Tahran üniversitelerinden birinde çağrısını yaptığı “öncelikle İran” sloganına, bazı reformcuların Lübnan’da Hizbullah’ı ve Filistin’de Hamas’ı desteklediği için Ahmedinejat hükümetine yönelttikleri eleştirilere dikkat çektim. Onlar bu yardımları İran halkının paralarını saçma olarak gördü.

Ayrıca direnişten ve Filistin meselesinden el çekmeyi hedeflediklerine ve mevcut siyasi çözümü desteklediklerine dair işaretler bulunmaktadır. Bunda da bahaneleri basittir ve kolaylıkla piyasaya çıkarılabilir. Onlar İran’ın bir Arap ülkesi olmadığını ve komşularına aşırı ilgi gösterdiği taktirde Arap’tan daha çok Arap olacağını söylüyor.

“Çok ılımlılar”dan bazıları bundan daha da ileri giderek bölgede İran ve İsrail’den başka ulus-devlet olan ve geleceği bulunan ülke olmadığına inanıyor. Bunun için de bölgeyi içinde bulunduğu geri kalmışlık halinden çıkaracak gelişmenin motoru olmaları için aralarında ilişkilerin güçlenmesini zorunlu görüyor. İran stratejisi işleri araştırmacılarından birçoğu bu manayı İran’daki stratejik çalışmalarda uzmanların toplantılarında dile getirdi.

3

Bu da bizi altıncı gözleme sürüklemektedir. Zira bu arka plan, reformcuların gösterilerine ve protestolarına Batı’nın gösterdiği normal dışı gülümsemeyi ve bazı Batı başkentlerinin özellikle de İngiltere, Fransa, Almanya ve Washington’a ek olarak haliyle İsrail’in farklı derecelerde kendilerini desteklediklerini alenen ilan etmelerinin gerçeğini açıklamak için yeterlidir. Reformcuların bu cepheler tarafından olağandışı bir birlikle desteklenmesinden şüphelenmek her vatandaşın hakkıdır. Özellikle biz öğrendik ki eğer düşmanın ve senin için hayır istemeyenler senden razı olmuşsa muhakkak sen bir hata yapmışsındır ve doğru yolundan sapmışsındır.

Eş-Şuruk Gazetesi 18/6 tarihli sayısındaki okur köşesinde (posta köşesi) İman Mahmud isimli okuyucunun mektubunu yayınladı. Okur şöyle diyordu: Başkan Obama ve Batılı diğer liderler göstericileri desteklediklerini açıklayıp İranlılar başkanlarını seçimde özgürdür dediler. Ardından okur Batılı hükümetlerin 1997 yılında hükümetlerini seçmekte özgürlüklerini uygulayan Filistinlileri beğenmemelerinin, Filistin halkını bu seçimlerinden ötürü cezalandırmalarının, seçilmiş hükümeti boykot etmelerinin ve Gazze’nin kuşatılmasını desteklemelerinin sebebini sordu.

Bu, işbirlikçileri Arap rejimlerin muhaliflerini ezip destekçilerini bastırdıklarında ve seçimlere onca insana karşı hile karıştırma yoluna gittiklerinde gözlerini kapatıp dilsiz kesilen Batı başkentlerindeki demokrasi savunucularına ek olarak açık bir iki yüzlülüktür.

Batılı liderler; özellikle de İngiltere Başbakanı Gordon Brown, İran’a karşı tavsiye ve tehdit içerikli bir dille konuştu. İş bu kadarla da kalmadı. Batı medya sektörü, tüm imkânlarını göstericileri teşvik etmek, Tahran’da öfke ateşini kızıştırmak, öfkelilerin sloganlarını ve literatürlerini piyasaya sürmek ve dünyanın çeşitli yerlerine ulaştırmak için kullandı.

Olayların ortasında İngiltere Radyo İstasyonu olayların en yoğun olduğu sırada İran’a yönelik Farsça yayınını takviye etmek için iki ek uydu kullandığını ilan etti. Google Earth Şirketi’nden (uyduların haritalarını dünyanın çeşitli yerlerine iletmektedir) uydunun yakaladığı Tahran gösterileri fotoğraflarını dünyaya yaymasını talep etti. Aynı şekilde Google arama motorundan da, öfkeli İranlıların görüşlerini dış dünyaya yaymak için internet üzerinden Farsça metinleri İngilizce’ye çevirmesini istedi.

New York Times Gazetesi, Amerika Dışişleri’nin Twitter sosyal ağına, -gerek İranlıların kendi aralarında gerek de dış dünya ile aralarındaki bilgi alışverişinin bir an bile kesilmemesi gayesiyle- yapılması kararlaştırılan bakımın ertelenmesini öngören bir elektronik mesaj gönderdiğini ifade etti. Bu İran hükümetinin cep telefonu mesajları hizmetinin durdurulması kararına bir cevaptı.

Özetle; Batı dünyası sadece olanları gözlemlemekle kalmadı. Tahran’da olayları harekete geçirmeye ortak oldu ve olmaya da devam etmektedir. Zira “elektronik müdahale” olarak isimlendirilmesi mümkün daha önce görülmemiş bir örnek sundu. Bu şekilde gelişmiş teknik sahibi tarafa başka bir ülkede gelişmiş iletişim araçları aracılığıyla sınırlar ve kıtalar ötesinden intikam alma ve olayları patlatma imkânı sunmaktadır.

4

Batılı devletler, bu baskı ve üslupların arkasına sığınmaktadır. Demokrasi için hiçbir gayret sarf etmemektedir. İranlı vatandaşın tasalarıyla meşgul değildir. Sadece stratejik çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Şaşırtıcı olan insan, bazı Arap basın organlarının, Arap yüksek çıkarlarını hesaba katmadan bu Batılı ve İsrailli konumlarını benimsediğini görüyor.

Bu, çifte felakettir. Bir yandan Arap ülkelerinin, çıkarlarını belirleyen açık bir stratejilerinin olmadığı anlamına gelmektedir. Diğer yandan da Arap basını, aptalca ve kabul edilmeyen bir şekilde Batılı ve İsrailli arzuların gerçekleşmesini onaylamaya katılmıştır. Bu da şiddetle bazı büyük sorular ortaya atmaktadır. Soruların bazıları bu Arap borularının ilgili başkentlerdeki siyasetle alakalarıyla diğerleri ise bu siyasetleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan taraf ya da tarafların doğasıyla ilgilidir.

Belki Tahran olayları İran rejimindeki birçok boşluğu ortaya çıkardı. Ancak aynı zamanda kusurumuzu ortaya çıkardı ve kendimizi çok utanç verici bir siyasi durum içinde bulduk.

*Mısırlı ünlü gazeteci-yazar.

Bu makale Defne Bayrak tarafından www.timeturk.com için tercüme edilmiştir.
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim