• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

"İmaj Çalışması'nda Polis MİT'ten Daha İyi!"

İmaj Çalışmasında Polis MİTten Daha İyi!
"Ben Hakan Fidan’ın yerinde olsam medya mensubu MİT’çilerin listesine bir daha bakarım, belki arasında yayın yönetmeni olmuş isimler bile vardır"

Star yazarı Ergun Babahan da MİT krizini yorumlayan isimler arasında. Babahan, MİT ile emniyet-yargı bloku arasındaki çatışmada emniyetin medyayı kullanarak bir adım öne geçtiğini söyledi.

MİT'in medyayı ihmal ettiğinin anlaşıldığını yazan babahan teşkilata ilginç bir tavsiyede bulundu. Babahan, "Ben Hakan Fidan’ın yerinde olsam medya mensubu MİT’çilerin listesine bir daha bakarım, belki arasında yayın yönetmeni olmuş isimler bile vardır" diyerek isim vermeden adı MİT'le anılan gazetecileri göreve çağırdı...

Medya ve kriz


MİT, İstanbul medyasını boşlamış belli ki.

Eskiden kod adlı ajanları etkindi, onları bile polise kaptırmışlar.

Bu bir şaka değil.

Çünkü dünyanın her yerinde istihbarat kuruluşları arasında rekabet vardır ve medya bu rekabetin dışa vurulduğu alanlardan biridir.

Son MİT Krizi, İstanbul polisinin bu alanda daha başarılı olduğunu ortaya koydu.

Öncelikle MİT’in Taraf yöneticilerini izlettiği ortaya çıktı.

Öyle ki, Mehmet Baransu’yu izleyen MİT’çiler, sahte dinleme belgelerini üzerlerinde taşıyorlarmış gibi, mahkeme kayıtlarıyla yakalanmışlardı sanki.

Gazetelerin çoğunda savcılığın Hakan Fidan’a yönelteceği sorular bir bir sıralandı.

Abdullah Öcalan’ın barış müzakereleri için kaleme aldığı ve MİT’in Kandil’e ulaşmasına yardım ettiği mektuplar ‘eylem emri’ olarak lanse edildi.

Hakan Fidan, kamuoyu nezdinde kendi ülkesinin asker ve polislerinin ölümüne neden olan biri gibi lanse edildi.

Özetle, polis halkla ilişkiler ayağını MİT’ten daha iyi yönetti.

Ben Hakan Fidan’ın yerinde olsam medya mensubu MİT’çilerin listesine bir daha bakarım, belki arasında yayın yönetmeni olmuş isimler bile vardır.

Uyuyan ajanları uyandırma zamanı...

Bir madde yetmez

Gazete manşetlerinde Hakan Fidan’ın sorguya çağrılmasına yol açan düzenlemede değişiklik yapılacağı haberleri vardı.

Tek bir maddeyle iş geçiştirilirse yazık olur.

Çünkü ortadaki gerçek sorunun daha büyük olduğunu gösteriyor.

Asıl sıkıntı, asker vesayetinin kırılmasında önemli rol oynayan Avrupa Birliği vizyonunun kaybolması.

İktidar, sahneden çekilen eski düzeni tasfiyede kararlı ama AB vizyonu ortadan kalktığı için yerine ne koyacağı konusunda kararsız.

Muhalefet iktidar alternatifi olmadığı ve uzun yıllar da olamayacağı görüldüğü için eski vesayet yapısını tasfiye konusunda eski kararlılıkta görülmüyor.

Fatih Sultan Mehmet’in Bizans kurum ve geleneklerini devralması gibi bir tablo var karşımızda.

Avrupa Birliği’nin tavrı ne olursa olsun, Brüksel kriterleri yerine Ankara kriterleri konulamayacağı gerçeğini görmek lazım.

Koyarız derseniz, böyle kabile devletlerinde görülebilecek sahnelere tanık olmaya devam ederiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim