• BIST 97.930
  • Altın 144,040
  • Dolar 3,5642
  • Euro 3,9945
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Hürriyet Yazarından 'EĞRETİ GELİN' Özrü!

Hürriyet Yazarından EĞRETİ GELİN Özrü!
İşte Çekirge'nin özür yazısı:

 






 

Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'e bir yazısında 'Eğreti Gelin' dedi. Bugünkü yazısında, "Bu ifadenin Anadolu'da hiç duymadığım çağdışı bir geleneğin işareti olduğunu bilmiyordum." dedi. Türk sinemasında, 'Eğreti Gelin' adlı bir film bile yapılmıştı. Dolayısıyla, bir yazarın 'Eğreti Gelin' kavramını bilmiyor olması pek inandırıcı gelmiyor.

İşte Çekirge'nin özür yazısı:

HAYRÜNNİSA HANIM İÇİN BİR AÇIKLAMA BORCU

Önceki gün Cumhurbaşkanı Gül'ün 29 Ekim resepsiyonuna neden gitmedim diye bir yazı yazdım.

Nedeni oğlumun Barcelona'daki turnuvasıydı. Bunu anlatırken Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana devlet protokolünde Hayrünnisa Hanım'a yapılan haksızlığı dile getirdim.

Bugüne kadar hiçbir resepsiyonu başörtülü olduğu için eşli yapamayan Abdullah Gül bu defa 29 Ekim resepsiyonlarını birleştirerek eşli yapmıştı. Bu önemli bir gelişmeydi.

Aynı şekilde Hayrünnisa Hanım devlet protokolünden uzak kalıyordu.

Örneğin havaalanlarında tören mangasının önündeki kırmızı halıdan geçmiyordu.

Hatta karşılayan komutanın Hayrünnisa Hanım'ın elinin sıkıp sıkmaması tartışmaları yaşanıyordu.

İşte bu son 29 Ekim resepsiyonunun eşli daveti bu anlamda önemliydi.

Bunu anlatırken Hayrünnisa Hanım'a yapılan haksızlığı tanımlarken "eğreti" ifadesi kullandım.

Bunda amacım First Lady'nin hakkı olacak şekilde protokolde yer almamasını vurgulamaktı. Yani yapılan haksızlığı dile getirmekti. Eğreti vurgusunu "tam olmayan" anlamında kullandım.

Ancak bu ifadenin Anadolu'da hiç duymadığım çağdışı bir geleneğin işareti olduğunu bilmiyordum.

Bu çağdışı geleneğin, yazımın maksadı ve bütünüyle hiçbir şekilde oturmadığı zaten görülür.

20 yıla yakın dostluğum, hem insan hem siyasetçi olarak sevdiğim Abdullah Gül ve eşini bu yanlış anlama nedeniyle kırdıysam çok üzgünüm.

Bu arada bazı provokatörlerin yazıyı çarpıtarak linç girişimi başlattıkları, ancak sağduyulu okurların bu tuzağa düşmediğini de söylemeliyim.

Zaten bırakın Cumhurbaşkanı eşine, başı örtülü ya da başı açık herhangi bir kadına böyle alçakça bir yakıştırmada bulunmak için çılgın olmak gerekir.

Buna rağmen eğer bilmeden kırdıysam ve üzdüysem hem dostum Abdullah Gül hem de eşi Hayrünnisa Hanım'dan özür diliyorum.

Fatih ÇEKİRGE / HÜRRİYET

İşte Çekirge’nin o utanç verici ifadelerinin yer aldığı yazısı:

 

Resepsiyona neden gitmiyorum

Acaba bugüne kadar kaç 29 Ekim resepsiyonuna katıldım?

Hatırlamıyorum.

Ama hatırladığım bir tek şey var o da şudur:

-Hepsinde de büyük manşetler çıkartmıştık.

-Günlerce süren polemiklerin, tartışmaların işaret fişeklerini orada almıştık.

-Bir köşede başbakan, diğerinde ana muhalefet. Cumhurbaşkanı’nın sürpriz açıklamaları.

Gazeteciler için resepsiyondan çok bir haber hazinesidir o toplantılar.

Herkes oradadır. Bakanlar, müsteşarlar en kritik bürokratlar.

Bir adım ötenizdedir.

Ama bu 29 Ekim resepsiyonu çok daha farklı.

Çok daha önemli.

Belki de son dönemlerin en önemli resepsiyonu.

Çünkü eşli davet var.

Çünkü bugüne kadar Hayrünnisa Hanım’ın başı kapalı olduğu için Cumhurbaşkanı eşli davet vermiyordu.

Tepki çekerdi. Genelkurmay Başkanı gelirdi gelmezdi.

Ve muhalefet. Yüksek yargı…

Yani eş durumundan;

Cumhuriyet’in “eğreti gelini”ydi Hayrünnisa Hanım..

Gül seçildiği günden bu yana kırmızı halıda karşılanmadı. Asker elini sıkmadı. O tören kıtasının arkasından geçti. Derken..

Şimdi farklı bir durum var.

Önceki gün Hayrünnisa Hanım kırmızı halıda tören kıtasının önünden geçerek yürüdü.

Arkadan dolaşmadı yani.

“Buradayım!” dedi.

Bu aslında günlerdir “hadi çözelim” diye sürdürülen başörtüsü tartışmalarına Cumhurbaşkanı’ndan gelen kesin bir destekti.

Şimdi bu eşli davetle Cumhurbaşkanı aslında diyor ki;

-Yeter artık bu kör tiyatroyu bitirelim. Şimdi sizi başörtülü eşimle birlikte davet ediyorum. Artık bu oyun, bu görmezlikten gelme dönemi kapansın.

İşte bu nedenle bu davet gazetecilik açısından çok önemlidir.

Öyle ya;

Asker gelecek mi?

Yargı ne yapacak?

Muhalefetin tavrı ne olacak?

Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Hanım gelecek mi?

Bütün bu sorular o resepsiyonda cevap bulacak.

Bu nedenle çok daha önemlidir.

BEKLENTİ YÜKSEK

İşte bu tarihi resepsiyona ben de davetliyim.

Bir gazeteci olarak orada yaşananları görme duygusu iştihamı kabartıyor.

Gazetecilik damarlarımı ateşliyor.

Ama ben gitmiyorum.

Neden mi?

Çünkü 10 yaşında bir oğlum var.

Kuzey Çekirge.

Kuzey bu yıl 10 yaş kategorisinde Türkiye tenis şampiyonu oldu.

Ve şimdi Barselona’da 12 yaşta Çağatay, Mert, Naz ve KKTC'den Eliz'le birlikte Türkiye’yi temsil edecekler.

Yani Türkiye ve KKTC'den beş çocuk.

Barselona’da dünyaya karşı yarışacak.

Dünyanın 4 bir yanından gelmiş şampiyonlarla üç gün kıyasıya bir mücadele olacak.

İşte bu nedenle ben resepsiyon yerine oğlumu seçiyorum.

Ona sarılıp beklemeyi. Sevindiğinde tam karşısında, üzüldüğünde tam yanında olmayı seçiyorum.

Yani anlayacağınız;

29 ekimden 2 kasıma kadar oğlumun muhabiri oluyorum.

Kazanırız kazanmayız. Ama baba-oğul dünyaya karşı yarışacağız…

Arkamızda mısınız ey milllet?

Hürriyet










Y

 


 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim