• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

HÜRRİYET VE ŞOK ŞÜPHE !

HÜRRİYET VE ŞOK ŞÜPHE !
Star Gazetesinin akademisyen yazarı Eser Karakaş'tan Hürriyet yazarlarına dair öyle bir iddia geldi ki!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Star Gazetesinin akademisyen yazarı Eser Karakaş'tan Hürriyet yazarlarına dair öyle bir iddia geldi ki! İşte o iddialar...

 

Hürriyet gazetesi, liberaller, Danıştay cinayeti ve OYAK

 

Yazımın başlığı çok uzun oldu, farkındayım, sahife editörleri beni bağışlasınlar.

 

Salı günü (20 Nisan) sabahı Hürriyet dahil altı-yedi gazete karıştırıyorum; ilk dikkatimi çeken Hürriyet gazetesi köşe yazarlarının üçünün, dördünün koro halinde ülkemizin lilberal demokratlarına sataşmaları oldu.

 

Bu durum yeni bir durum da değil, sadece Hürriyet’e özgü de değil; ülkede tartışılabilecek, okurun bilgilendirilebileceği adeta sayısız konu varken bir koro halinde liberallere sataşmanın mantığını işin doğrusu çözmek kolay değil ama belli tahminler yürütebiliriz.

Benim en genelinde kanaatim liberal demokrat yazarların, en azından 28 Şubat günlerinden bugüne, konumlanmalarının, öngörülerinin sözde ulusalcı, sözde modern, sözde çağdaş, sözde aydın yazarlara oranla çok daha isabetli çıkmasının bu sonuncular üzerinde yarattığı bir eziklik olabileceği yönünde.

Bu konuyu bir köşe yazısına taşımak istemiyordum ama iki gün önce (Çarşamba) yaşanan gelişmeler, özellikle 2006 menfur Danıştay cinayeti konusunun yeniden gündeme gelmesi beni çok da bayılmadığım, olabildiği ölçüde kaçınmak istediğim bu polemik yazısını yazmaya yönlendirdi.

Herkes konuyu biliyor herhalde ama bir kez daha hatırlatmak gerekir ise 2006 senesinde o menfur Danıştay cinayeti işleniyor, Mustafa Yücel Özbilgin kalleşce hedef seçiliyor; o dönemde (muhtemelen bugün de öyledir) Danıştay binasının, hakimlerin güvenliğini OYAK Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş. isimli bir şirket sağlıyor (!). OYAK bildiğimiz Ordu Yardımlaşma Kurumu  yani askerlerin yönettiği bir güvenlik şirketi söz konusu.

Menfur cinayetin işlendiği gün o tarihte bizlere aktarılan bilgiye göre güvenlik kameraları çalışmıyor imiş; bir güvenlik şirketi düşünün ki, silahlı bir adam elini kolunu sallayarak güvenliği sağlanan (!) Danıştay binasına giriyor, bir yargıcı

öldürüyor, başkalarını yaralıyor, kaçarken de tesadüfen bahçede yakalanıyor ve o gün de tesadüfen kameralar arızalı.

Çarşamba günü basına yansıyan TÜBİTAK kökenli bilgiler ise kameraların çalışmadığı değil, hard diskten görüntülerin iradi bir biçimde silindiği yönünde.

İşte size nur topu gibi yeni bir Ergenekon olayı; askerler de (OYAK) yine tesadüfen

işin içinde.

Dönelim Hürriyet ve başka gazetelerin sözde modern, sözde çağdaş yazarlarının ülkemizin liberal demokratlarına, yazacak binlerce konu varken, sataşma konusuna.

Bu ilginç sataşma konusunun kökenini iyi anlamak için internet ortamından söz konusu menfur Danıştay cinayeti günlerinin gazetelerine bir dönelim ve kimler yani bu sözde çağdaş, sözde modern yazarların yorumlarıyla liberal demokratların konuya ilişkin yorumlarını bir mukayese edelim.

Ortada çok açık ama açık olduğu kadar da ciddi bir mesele var; bu sözde çağdaş, sözde modern yazarlar için, mesela bu Danıştay cinayeti yorumlarına ilişkin üç ihtimal mevcut.

1-Olan biteni anlayamayacak kadar birikim ve minimum zekadan yoksunlar.

2-Bir çetenin medyadaki görevlileri olarak (kilit haberleşmeciler) faaliyet gösteriyorlar.

3-En iyi ihtimal: Çok büyük bir hata

yaptılar.

Bu üç ihtimalin de uzantısı olmalı.

1- Olan biteni göremeyecek kadar

bi-idrak gazetecilere artık o köşeler emanet edilmemeli.

2-Bir çetenin uzantıları iseler bu iş zaten savcıların işidir.

3-En iyi ihtimalin yani büyük bir hatanın uzantısı ise bugün bu gazetelerin, bu gazetecilerin açık açık hepimizden özür

dilemeleri olmalıdır.

Ancak görevli olmayanlar özür dileyebilirler; bakalım kaç kişiler?

Aynı ihtimaller dönemin (Mayıs 2006) Cumhurbaşkanı, YÖK başkan ve üyeleri, rektörler, yüksek yargıçlar, vs. için de geçerlidir.  

Menfur cinayetin Türkiye’nin 11 Eylül’ü olmadığını o gün de, bugün de görmemek için illaki Hürriyet yazarı mı olmak lazım? 

Menfur cinayetten dört sene sonra dahi o gün olayı çarpıtanların bugün (Perşembe, 22 Nisan)  TÜBİTAK raporunu görmezden gelmeleri de (bakınız malum gazeteler) ibretlik bir gazetecilik olayı.  

 

 

 

Eser Karakaş / Star

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

u

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim