• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Hilafet, Atatürk'ün İngiltere'ye Hediyesiymiş!

Hilafet, Atatürkün İngiltereye Hediyesiymiş!
Tarihçi-yazar Ali Satan'ın Cumhurbaşkanlığı arşiv belgeleriyle kaleme aldığı Hilefet ile ilgili çarpıcı yazı yakın tarihe bir gerçeği daha ortaya çıkarıyor. Konuyu Derin Tarih Dergisi Nisan sayısına kapak yaptı...

Hilafetin Kaldırılmasına İslam Dünyası Ne Dedi?

HİLAFET İNGİLİZ İMPARATORLUĞU’NA HEDİYE EDİLDİ

Kurtuluş mücadelesine İstanbul’da düşman işgali altında bulunan Halifeliği esaretten kurtarmak için girişen Müslüman Türk milleti, kendisini temsil ettiği iddiasında bulunan Büyük Millet Meclisi’nin o şaşırtıcı kararıyla büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaktı: Müslümanların birlik ve beraberliğinin sembolü olan Hilafet makamı 3 Mart 1924 tarihinde ilga edilmişti. Artık Halifelik tarihe karışmıştı.


Bu aldatılmışlık duygusu sadece Anadolu ile sınırlı kalmayacak, bütün Müslüman toplumların hissiyatında derin yaralar açacaktı. 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’nda kollarındaki bilezikleri, ceplerindeki son kuruşları Türkiye’ye gönderen Hind Müslümanları bu kararla kendilerini aldatılmış hisseden Müslüman halkların başında geliyordu.


1,400 yıllık İslam devlet geleneğinin en yüce kurumu olan Hilafetin kaldırılışının 89. yılında konuyla ilgili yeni belgeler ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulunan, genellikle ilga kararından sonraki gelişmelerle ilgili dikkat çekici belgeler tartışmalara farklı boyutlar kazandıracak niteliktedir.


Arşivde yaptığımız araştırmada o tarihte Başbakan ve Dışişleri Bakanı olan İsmet Paşa’nın, Hilafeti ilga kararının yurt dışındaki yansımalarına dair derlettiği bilgileri bir rapor halinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya sunduğu görülüyor. Olayın bütün dünyada nasıl bir yankı ve etki yarattığını Ankara’nın hem dünya basınından, hem de yurtdışındaki bağlantıları aracılığıyla takip ettiği de aşağıdaki belgelerden anlaşılan hususlar arasında.


Özellikle Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulduğumuz belgeler arasında yer alan bir mektup, Halifeliğin kaldırılması tartışmalarıyla ilgili yaşanan hayal kırıklığını hazin bir şekilde ortaya koyması bakımından önemli.


Hind Müslümanlarının liderleri olan Ağa Han ve Emir Ali’nin 6 Aralık 1923’te Hilafet makamının vaziyeti hakkında İsmet Paşa’ya gönderdikleri mektupta bütün Müslümanların hislerine tercüman olacak şu ifadeler yer alıyor:


“Halifenin nüfuzunun tenkisi (azaltılması) veya bir âmil-i dînî (dinî etken) gibi Türkiye teşkilat-ı siyasiyesinden adının teb’idi (Türkiye’nin siyasî yapılanmasından uzaklaştırılması) bizim fikrimizce İslam’ın dağılması, o manevî cihan kuvvetinin amelî surette ziyaı (pratikte kaybı) demek olacaktır. Bu öyle bir haldir ki, ne Büyük Millet Meclisi’nin, ne de Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin nazar-ı dikkatlerinden mümkün değil, kaçamaz.”


Aşağıda metinlerine yer vereceğimiz ilk kez yayımlanan belgeler 1924 yılı itibariyle dünya Müslümanlarının Halifelik makamına nasıl baktıklarını ve kaldırılması kararı karşısındaki duygu ve düşüncelerini göstermesi bakımından son derece anlamlı. Halifeliğin ilga haberini alan Müslümanların buna inanmak istemedikleri ve bir yanlış anlama olduğu gibi tevil etme yoluna gittikleri anlaşılıyor.


Müslüman toplumlardan gelen tepkiler üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın gönderdiği bir cevabî telgraf da aynı belgeler arasında yer alıyor. Özellikle Hindistan’daki Müslüman çevrelerin telgraflarına verilen cevabın İstanbul’daki İngiltere mümessiline de haber verilmiş olması yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikada gözettiği hassasiyeti açıkça ortaya koyuyor.


Aynı şekilde Batı’da yayınlanan gazetelerde yer alan keskin yorumların da sansürsüz bir şekilde Cumhurbaşkanına arz edildiği dikkat çekiyor. Mesela “Hilafetin Britanya İmparatorluğu’na hediye edildiği” şeklindeki bir değerlendirme Cumhurbaşkanının bilgisine herhangi bir yorum yapılmaksızın olduğu gibi sunulmuş.


Bulgaristan’dan gelen bir gazete haberindeyse Halifeliğin kaldırılmasının farklı bir yönüne vurgu yapılıyor. Üzerinde fazla düşünülmeyen ancak kamu diplomasisi bakımından son derece anlamlı bir uygulama olduğu anlaşılan camilerde Halife adına hutbe okunmasını bir Bulgar gazetesinin “Bulgaristan’da Müslümanların artık Türk sultanlara dua etme hakkı kalmadı” diye duyurması ilginçtir.


Belgeler arasında çıkan, Türkiye içinden gönderilmiş olup Hilafetin kaldırılmasını alkışlayan bazı telgraflar da dikkat çekici. Bunlardan biri, Dr. Abdullah Cevdet’e ait. Zaten Hilafetin ilgası üzerine yapılan yorumların yurt içinde olumlu, yurt dışındaysa olumsuz olarak algılanması da dönemin siyasî havası açısından ilginç bir manzara arz ediyor.


Görünen o ki, Hilafetin ilgası sadece yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için değil, İslam aleminin birlik ve dayanışması için de tarihî bir dönüm noktasıydı.

Müslümanlar galeyanda

6 Kânun-i Evvel 1339 [6 Aralık 1923]

 

Hilafet Meselesi Hakkında

Hind Müslümanlarının Fikri

 

Ağa Han ve Emir Ali makam-ı hilafetin vaziyeti hakkında İsmet Paşa’ya bir mektup gönderdiler.

Hind Müslümanlarından Ağa Han ve Emir Ali tarafından İsmet Paşa’ya gönderilen İngilizce mektubun suret-i tercümesidir:


1. Cihanın hür milletleri cemiyetinin müstakil bir azası olan Türkiye’nin daimi dostları ve âmâlinin (emellerinin) hakiki taraftarları sıfatıyla biz, halife imam hazretlerinin şimdiki müphem (belirsiz) vaziyetlerinin Ehl-i Sünnet’ten olan halk üzerine icra ettiği pek endişe-bahş teessürata (kaygı verici üzüntülere) Büyük Millet Meclisi’nin, müsaade-i mahsusanızla, nazar-ı dikkatini celp etmek (çekmek) istiyoruz.


Halifenin şeref ve kudretine, nüfuz ve tesirine târî olan zaaftan dolayı ictimaî ve manevî büyük bir kuvvet addedilen İslamiyet’in Ehl-i Sünnet olan halkının şuûbât-ı vâsiası miyânında gevşemekte olduğunu kemâl-i teessüfle müşâhede eyledik. Sıhhati münakaşadan münezzeh olan vekâyii esbâb-ı ma’lumeden (malum sebeplerden) dolayı ayrı ayrı zikretmek istiyoruz.


2. Ehl-i Sünnet içinde riyaset-i ruhaniyenin (ruhani reisliğin) bütün Müslümanları büyük bir cemiyet şeklinde yekdiğerine bağlayan bir rabıta (bağ) hükmünde olduğunu söylemeğe hacet yoktur. Hilafet, harici hücumlara maruz bulunduğu zaman bütün yeryüzünde bulunan Müslümanların hissiyatı galeyana gelmiş ve Türklerin istiklali için çalışmak, uğraşmak aynı zamanda Müslüman tesanüdünü (dayanışmasını) temsil eden müessesatı (kurumları) tam ve kâmil olarak muhafaza etmek demek olduğu kanaatiyle Hind Müslümanları da bu miyânda Türk milletine izhar-ı muhabbet ve muavenet eylemişti (sevgi ve dayanışma göstermişti).


Bu tehlikeli zamanlarda biz Türkiye davası için çalışarak, Trablusgarp ve Bingazi’de vukua gelen Türk-İtalyan harbinden beri bir İngiliz Müslüman müessesesi Türkler arasında yeis ve ızdırabı tahfif ve ta’dile (hafifletip düzeltmeye) bütün (…) hasr etti. İşte bu itibarla bütün Müslümanlar ile beraber derinden alakadar olduğumuz bir mesele hakkındaki bütün mülahazat ve telkinatımızın zat-ı devletlerinin hükümeti tarafından hüsn-i kabul göreceğine itimadımız vardır.


3. Vuku bulacak mülahazatımızdan millet mümessilleri nüfuzunu zerre kadar tenkis etmek (azaltmak) istediğimiz bir an bile hatıra gelmemelidir. Hürmetle talep etmek istediğimiz şey alem-i İslam’ın riyaset-i diniyyesinin (dinî başkanlığının) şer’-i şerife göre tam ve kâmil olarak muhafazasıdır.


Halifenin nüfuzunun tenkisi (azaltılması) veya bir âmil-i dînî (dinî etken) gibi Türkiye teşkilat-ı siyasiyesinden adının teb’idi (Türkiye’nin siyasî yapılanmasından uzaklaştırılması) bizim fikrimizce İslam’ın dağılması, o manevî cihan kuvvetinin amelî surette ziyaı (pratikte kaybı) demek olacaktır. Bu öyle bir haldir ki, ne Büyük Millet Meclisi’nin, ne de Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin nazar-ı dikkatlerinden mümkün değil, kaçamaz.


4. Bizim fikrimize göre halife-imam Ehl-i Sünnet’in vahdetini temsil eder: Halifenin Türk milletinden bir fert olması, Türk Devleti’nin müessisleri ahfadından (kurucularının torunlarından) bulunması milel-i İslamiye (İslam milletleri) arasında Türklüğe mübeccel bir mevki bahşeder.


5. Bu, 14 asırdan beri Ehl-i Sünnet arasında bir esas olarak telakki edilmiştir. Peygamber vekili olan halifenin cemaat-i İslamiye’nin (İslam cemaatinin) imamı olduğuna icma-i ümmet vardır. Onunla bütün müminin arasında Ehl-i Sünnet’i yekdiğerine rapteden bir alaka mevcuttur. Alem-i İslam beyninde (arasında) bir nifak hasıl etmeksizin bu anasır-ı dînî (dinî unsurlar) İslam fikrinden çıkarılıp atılamaz.


6. Halife-i müslimîn nüfuz-ı dünyeviyesini (dünyevî nüfuzunu) kaybettiği zaman bile bütün meliklerle emirlerin idare-i umurdaki salahiyetlerini teyit ve namazlarda imameti ifa etmek ve nüfuz-ı maddîlerini (maddî nüfuzlarını) istimal (kullanmak) için müsaadesini istihsale (kazanmaya) kendilerini mecbur tuttuklarını zat-ı devletlerine hatırlatmağa lüzum yoktur. Eğer İslamiyet dünyada büyük bir manevî kuvvet olarak muhafaza edilmek isteniyorsa Halifenin nüfuz ve şerefi hiçbir zaman Papanın nüfuz ve şerefinden az olmamalıdır.


7. İşte bu ve bunlara mümasil (benzer) diğer esbabdan (nedenlerden) dolayı Türkiye’nin hakiki dostları sıfatıyla biz, hilafet ve imametin Müslüman milletlerin itimat ve hürmetine layık olan bir mevkie vaz olunmasını (konulmasını) ve böylece Türkiye’ye de kuvvet ve şeref bahşedilmesini kemal-i hürmetle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ve onun büyük basiretkâr rüesasından (reislerinden) istirham eyleriz.

Biz, Paşa Hazretleri, sizin muti bendeleriniziz.

 

İmzalar: Emir Ali, Ağa Han

 

 

Dünya basınındaki yankısı

 

Türkiye Cumhuriyeti

Hariciye Vekaleti

Umur-ı Siyasiye Müdüriyet-i Umumiyesi

Adet 7637/23

 

Türkiye Reis-i Cumhuru Huzur-ı Riyaset-penahilerine

 

Hilafetin ilgası münasebetiyle cihan matbuatı (dünya basını) tarafından neşredilen bazı makalatın hülasa-i tercümeleri (çeviri özetleri) manzur-ı riyaset-penahileri buyurulmak üzere leffen (ekte) arz u takdim kılınmıştır efendim.

Fi 25 Mart sene [1]340 / [11 Mart 1924]

Başvekil ve Hariciye Vekili

İsmet

 

M. Kemal’in hediyesi

 

5 Mart tarihli “Hindistan’da telehhüfat, bir siyaset hatası” serlevhasıyla neşredilen Delhi muhabirinin telgrafından:

Ankara’dan gelen havadisler burada efkar-ı İslamiye’yi (Müslüman kamuoyunu) azim bir derecede heyecana ilka etmektedir. Harap olan memleketler ve felaketzede Anadolu Türkleri için Hind Müslümanlarından muavenet-i nakdiye (nakdî yardım) talebiyle Hindistan’a gelmiş olan Türk Hilal-i Ahmer (Kızılay) Heyeti de Delhi’de bulunduğundan vaziyet daha hâdd bir mahiyet almıştır. Zaten Ankara’ya hilafet ianesinden büyük bir kısmın gönderilmiş olduğu hakkındaki müz’ic (rahatsızlık veren) ifşaat ile müteessir bulunan Hindistan Cemaat-i İslamiyesine bir Türk heyet-i mebusesinin (milletvekili heyetinin), halifelerini hal’, hilafetlerini ilga ve evkaf paralarını zabteden bir millet tarafından gönderilmiş olması adeta bir darbe-i şedide (şiddetli darbe) gibi tesir etmiştir.

 

5 Mart tarihli The Times’tan:

 

Emir Ali’nin nokta-i nazarı “medeniyet için felaket …”

“Hilafetin ilgasının Hind Müslümanları ezhanında (zihinlerinde) icra edeceği tesiri şimdiden söylemek müşkildir. Fakat şurasını bila şüphe söyleyebilirim ki bu hareket hem İslamiyet, hem de medeniyet için bir felaket olacaktır… Hilafet bir mefkure-i müşterekenin muhassalası (ortak idealin sonucu) idi. Korkarım ki bu mefkure-i müşterekenin ortadan kaldırılması henüz terakkîden nasipdar olmamış nîm (yarı) medeni Müslüman cemaatlerini (Sünnileri) ihtilal ve iğtişaş (karışıklık) sahalarına sevk edecektir.

İtalya’da münteşir “Apokar”dan

Mustafa Kemal Paşa’nın hareketi, hilafeti Britanya İmparatorluğu’na hediye etmekten başka bir şey değildir.

 

Hilafet Türklerin Mukaddes hakkıdır

 

Türkiye Cumhuriyeti

Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi

Matbaa Müdiriyeti

Adet 5 Mart

Delhi

 

Ankara’da: Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerine

 

Hilafetin Türk milletinden tecridi Müslüman memleketlerinde muhtelif tesirat ve ihtirasat uyandıracaktır. Bunun netayicinden (sonuçlarından) Türkiye de müteessir ve muzdarip olacak, emniyet-i dahiliyesi taht-ı tehditte (iç güvenliği tehdit altında) kalacaktır. Hilafeti Osmanlı hanedanında bırakmağa hiçbir lüzum ve mecburiyet yoktur. Lakin Hilafet her Müslüman millet tarafından Türklerin mukaddes ve münakaşa kabul etmez bir hakkı olarak telakki edildiği cihetle bu sıfatı Millet Meezin (bundan sonra) mevcut olmayan Türk sultanı için camilerde dua etmeğe hakları kalmamıştır. Mamafih Türk hükümeti sair Müslüman rüesasının (reislerinin) hilafetinden korkmağa başlamıştır. Ahiren hükümet-i mezkûre bir emirname neşrederek Türkiye’deki Müslümanların hacc etmek üzere Mekke’ye gitmemelerini tavsiye etmiştir. Zira bu takdirde Hicaz Kralı Hüseyin’in hilafetini tanımış olacaklardır.

Hicaz’da hüccacın (hacıların) mal ve hayatı taht-ı emniyette (güvende)olmadığı matbuat (basın) vasıtasıyla vuku bulan tebligatı kasten su-i tevil ederek (kötüye yorarak) vuku bulan neşriyatın izale-i tesiratı esbabının istikmali (yayınların etkisini giderme sebeplerinin bitirilmesi) lüzumu mümessillerimize tebliğ edilmiş ve neşriyat-ı mütekabilede bulunulmuş olduğu maruzdur efendim.

 

Fi 1 Nisan sene [1]340

Başvekil ve Hariciye Vekili

İsmet

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • TSK'dan Kuzey Irak'a Hava Harekatı!12 Ocak 2017 Perşembe 11:13
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim