• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Hem İsrail'e Hem ABD'ye Hem Cematine Seslendi!

Hem İsraile Hem ABDye Hem Cematine Seslendi!
Ruşen Çakır yazdı...

 

 

 

 

 

Bir süre sonra Deniz Baykal kasetiyle ilgili pek çok ayrıntı unutulacak ancak onun istifasını açıklarken “ABD’den Pensilvanya’dan aldığım destek mesajlarının samimiyetine inandığımı söylerim” sözleri, yani ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fethullah Gülen’i bu olaydan sorumlu tutmadığını vurgulaması hep akıllarda kalacak.

İsrail devletinin Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisinde düzenlediği katliamla ilgili pek çok ayrıntı unutulacak ancak Fethullah Gülen’in Wall Street Journal’a verdiği mülakatta, gemiyle yardımı organize eden İHH’nın İsrail ile uzlaşmamasını eleştirip yaptıklarını “faydalı sonuçlar doğurmayacak şekilde otoriteye baş kaldırmak” olarak tanımlaması ve yine İHH’nın “politik amaçları olabileceği”ni söylemesi hep akıllarda kalacak.

Neden böyle oluyor? Neden birbiriyle ilişkisiz gibi gözüken kriz anlarında Gülen’in ve cemaatinin duruşu, tarafların onlara bakışı birinci derecede önem arz ediyor? Bu sorular yıllardır gündemde. Örneğin üç yıl önce Org. Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek için genellikle internet üzerinden yürütülen yoğun kampanya sırasında da Gülen cemaati belli ölçülerde mercek altına alınmıştı. Bu tartışmalar kapsamında 2 Nisan 2007 günü Vatan’da “Hükümet, ordu, cemaat üçgeni” başlıklı bir yazı kaleme almış ve şöyle yazmıştım: “Özellikle son iki yılda yaşananlar Türkiye’de iktidar çekişmenin iki değil üç ana aktörü olduğunu ortaya koyuyor: AKP hükümeti, TSK ve Fethullah Gülen cemaati.”

Daha sonra yaşananların, özellikle Ergenekon sürecinin, bu önermeyi fazlasıyla haklı çıkardığı kanısındayım.

Cemaate ayar

Evet, Gülen cemaatinin, Türkiye’nin son beş yılına damga vurduğunu rahatlıkla söyleyebilir ve yakın gelecek için de benzer bir durumun söz konusu olacağını öngörebiliriz. Bu noktada Gülen’in Wall Street’e söylediklerinin kesinlikle “irticalen”, diğer bir deyişle “ayaküstü” olmadığını düşünüyorum. Kendisinin sarf ettiği bir-iki cümlenin sadece ülkemizde değil dış dünyada da hızla dolaşıma girmesi ve geniş yankı bulması da kendisinin planlı bir şekilde mesaj vermek istediğini ve bu amacına ulaştığını kanıtlıyor.

Peki Gülen kimlere, nasıl bir mesaj vermek istemiş olabilir? Sırayla gidelim:

1) İsrail’e ve Museviler: Gülen ve cemaatinin geçmişinde İsrail aleyhtarı herhangi bir çıkış, söylem bulmak pek mümkün değildir. Tam tersine “dinler arası diyalog” kapsamında Musevilere de geniş bir şekilde kucak açmışlardır. Ayrıca İsrail ile çok iyi ve yoğun ilişki içinde olan bazı Türkiyeli Musevi işadamının cemaate çok açık ve güçlü bir destek verdiklerini de biliyoruz. Ne var ki ABD’deki kimi İsrail yanlısı düşünce kuruluşları son günlerdeki Türkiye analizlerinde, Ergenekon üzerinden cemaate yönelik eleştiriler yapar olmuşlardı. Bu durum, İsrail ve Musevi odaklarını karşısına alması durumunda tüm dünyaya yayılmış olan cemaat faaliyetlerinin riske girebileceği düşüncesiyle hiç kuşkusuz Gülen’i ürkütmüş olmalı. Bu yüzden Mavi Marmara olayıyla arasına belirgin bir mesafe koyduğunu söyleyebiliriz.

2) ABD’ye: Gülen ve cemaatinin ABD ile de genel olarak çok iyi ve yoğun ilişkileri var. En azından kendisi yıllardır ABD’de yaşıyor ve her türlü faaliyetini rahatça sürdürebiliyor. Gülen, İran krizi nedeniyle Türk-Amerikan ilişkilerinin kötüye gittiğini, Mavi Marmara’nın da işleri daha da kötüleştirdiğini kavrayabilecek bir kişidir. Aynı zamanda, Obama yönetiminin mevcut İsrail hükümetinden pek hoşlanmamasının bir yerden sonra fazla anlamı olmadığını, Washington’ın her zaman zor durumlarda İsrail’e yardım elini uzatacağını da biliyor olmalı.

3) Cemaatine: Gülen’in daha ilk günden itibaren cemaatini çok sıkı bir şekilde denetlediğini biliyoruz. Fakat gerek ABD’de yaşıyor olması, gerek cemaatin her geçen gün daha da büyümesi ve gerekse cemaatin “kendi halinde” olmaktan çıkıp ulusal, hatta küresel anlamda derin iktidar oyunlarının aktörü haline gelmesi nedeniyle her şeyin tam da istediği gibi gidiyor olduğu herhalde söylenemez. Özellikle son yıllarda AKP ile yapılan ittifak ve bunun sonucunda diğer muhafazakâr kesimlerle yol arkadaşlığına gidilmiş olması nedeniyle cemaatte etkilenmeler ve buna bağlı belli savrulmalar olduğu gözleniyor. İşte Gülen, radikal eğilim ve yöntemlerle arasına kalın bir çizgi çekerek cemaatine de yeniden ayar vermiş oluyor.

Gülen’in sözlerinden hem AKP hükümeti ve onun destekçileri, hem de AKP’den hiçbir şekilde hoşlanmayan kesimlere de mesajlar olduğu açıktır. Bunları tartışmayı yarına bırakalım.

 

 

 

Y

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim