• BIST 80.395
  • Altın 597,42
  • Dolar 2,1585
  • Euro 2,8355
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 27 °C
  • Flaş Haber: Gülen Örgütü'nün Paralel Emniyet Yapılanmasına 3.Operasyon!
  • Almanya'dan Flaş IŞİD Kararı: 4 Bin Peşmergeyi Donatacağız!
  • İlk 30 Ağustos Mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan!
  • Flaş Haber: Gülen Örgütü'nün Paralel Emniyet Yapılanmasına 3.Operasyon!
  • Almanya'dan Flaş IŞİD Kararı: 4 Bin Peşmergeyi Donatacağız!
  • İlk 30 Ağustos Mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan!

Erzurum'da Sezai Karakoç Konuşuldu!

Erzurumda Sezai Karakoç Konuşuldu!
Müslümanların söz sahibi olamamasını neye bağladı?

 

 

 

 

 

Erzurum’da günlerdir heyecanla beklenen ‘Sezai Karakoç’u Okumak ve Anlamak’ programı nihayet gerçekleşti.

 

Havuzbaşı’ndaki Halk Eğitim Merkezi salonunda gerçekleşen panel, saat 14.00’te başladı. İki oturum şeklinde düzenlenen panelin çay-kahve molası bölümünde, katılımcılar akademisyenlerle ve şair-yazarlarla sohbet fırsatını da yakaladılar. 

Mahmut Balcı

Programı düzenleyen Birey Yayınları ve Üniversite Kitabevi kurucusu Mahmut Balcı, açılış konuşmasında, Üstad Sezai Karakoç’un gizil selamını da iletti salonda toplananlara. Programın, düşünce ve ruh dünyamızda büyük öneme sahip Üstad’a yeniden yönelmemiz için vesile olması temennisinde bulundu. Balcı, tüm katılımcılara ve katkısı bulunanlara teşekkür ettikten sonra birinci oturuma geçildi.

Prof. Dr. Sadık Kılıç konuşma esnasında

Müslümanların söz sahibi olamamasını neye bağladı?

İlk oturumda dikkat çekici noktalardan biri de, oturum başkanı Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sadık Kılıç’ın yaptığı toparlayıcı değerlendirmeler ve konuşmacıların tebliğlerine düştüğü şerhler, yönelttiği sorulardı. Özellikle son yüz yılda hayatın çeşitli sahalarında müslümanların söz sahibi olamamasında, sadece batının değil kendilerinin de suçlarının olduğunu ve gelişmeleri takip edemediklerini söyleyerek, kendilerine hayranlık içine gömülerek bir fırsatı kaçırdıklarını iddia etti.

Avrupa neden birlik olmak istiyor?

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Törenek kapsayıcı bir tebliğ hazırlamıştı ve bu metne sadık kalarak konuşmasını tamamladı. ‘Sezai Karakoç’ta Batı Algısı’nı panele iştirak edenlere sunan Törenek, analizci-sentezci Batı Medeniyeti’nin, ‘idrak edip sindirme’ meziyetinin olmadığını söyledi. ‘Kendini sevdiremeyen bir Avrupa var karşımızda’ diyen Törenek, ‘Avrupa’nın birlik arayışı da onun korku ve panik içinde olduğuna işarettir’ iddiasını da aktardı. Batı Medeniyeti’nin kendini televizyon, medya, reklam, propaganda üzerine kurduğuna ve acımasızlığının, sahtekârlığının kendini gizleyerek devam ettiğine, ayrıca batının sömürgeciliğinin sona ermediğine dikkat çekti.

14484

İki yitiğimiz var!

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erdoğan Erbay da, ‘Yitik Cennet’in Sezai Karakoç’taki Anlamı’ üzerinde durdu. “Öncesiz ve sonrasız bir cennetten yeryüzüne indirilişimiz birinci yitim, topraklarımızı, vatanımızı, medeniyetimizi kaybedişimiz ikinci yitimdir” diyen Erbay, Yitik Cennet’ten çeşitli alıntılar ve açıklamalarla konuşmasını sürdürdü.

Üstad’ı üç bağlamda okumak gerek; bunlar…

Atatürk Üniversitesi Felsefe bölümünde yardımcı doçent olarak görev yapan Ali Utku, ‘Sezai Karakoç’un Türk Düşüncesindeki Yeri’ni anla(t)ma amaçlı bir konuşma yaptı. “Karizmatik bir şahsiyettir Sezai Bey” tesbitinden sonra Üstad’ı poetika (şiir), teoriya (düşünce) ve praxis (siyaset) bağlamları içinde okumak gerektiği üzerinde durdu. Diriliş Partisi’nin 1994 yılında bir parti beyannamesi olarak yayınladığı Diriliş Işığı’nda; Sezai Karakoç’un şairliğine, mütefekkirliğine ve bunları pratiğe dökme gayretine şahit olduğumuza dikkat çekti. Karakoç, işte bu yayında da yer alan ‘Kurt ve Lamba’ hikâyesindeki ‘hakikatin (Kur’an ve Sünnet), müslümanları yaşatacak ışık olduğuna inanmış’ ve tüm düşüncesini bunun üzerine kurmuştur. O’nun Medeniyet tezinde bütün tarihimizle beraber, Bağdat, Kudüs, Şam, Mekke, Medine, İstanbul konuşmaya başlar.

14486

İnsan kullukla yücelir, hakikatten uzaklaşmakla düşer!

Fadime Şık Hanımefendi de, Sezai Karakoç’un insanı derinlemesine ele alışı üzerinde durdu. Psikolojik kavramları, özellikle sufi dilinin sağladığı imkânlarla yeniden aslî mana ve derinliğine kavuşturan Sezai Karakoç; insanın hem kullukla nasıl yüceleceğini hem de hakikatten uzaklaşmakla nasıl düşeceğini edebî bir şekilde ifade etmiştir. Fadime Şık, Üstad’ın kitaplarından yaptığı alıntılar ve değerlendirmelerle, 21. yüzyılda insanı bekleyen tehlikeleri ve bunlardan uzak durabilmenin ancak hakikat peşinde yürümekle olabileceğini yeniden hatırlattı.

Sezai Bey, dışarda adamın yakasından tutarak sarsıyor ve şöyle diyordu…

Metin Önal Mengüşoğlu, ‘bay yabancı, şapkanızı alın ve gidin’ dedi. Üstad’ın savaşçı, yoksul ve onurlu olarak nitelenebileceğini söyleyen Mengüşoğlu, ‘Ötesini Söylemeyeceğim’ şiirini okumadan önce, Karakoç’un bazı mısraları üzerinde durarak şerhler yaptı ve bunların şiirden öte şeyler olduğuna vurgu yaptı. Milletin özüne, dinine ters düşen uygulamaların müslüman bireylerde meydana getirdiği gariplik ve yalnız düşme durumuna, bunu ruhunda yaşayan Karakoç’tan mısralarla göndermelerde bulundu.

Metin Bey, kürsüye çıkar çıkmaz Sezai Karakoç’un Diriliş’indeyken şahit olduğu bir kaç hatırayı da nakletti. Özellikle, Marmara Kıraathanesi’nde oturdukları bir gün, O’nun savaşçılığına şahit olduğunu dinleyicilere şöyle nakletti: “O zamanki Akşam gazetesi muhabirlerinden biri Peygamber Efendimiz aleyhinde bir şeyler konuşmaya başlayınca, Sezai Bey hışımla kalktı yerinden. Gitti ve kendisinden cüssece iri olan o muhabirin yakasına yapıştı ve onu kahvehaneden dışarı çıkardı. Biz gençler hayran ve şaşkın bakakalmıştık. Dışarda adamın yakasından tutarak sarsıyor ve şöyle diyordu:  ‘İçerde söylediklerini bir daha söyle bakalım.’”

Akif’in Asım’ından Karakoç’un Taha’sına geçemedik

Yazar ve DünyaBizim.com genel yayın yönetmeni Asım Gültekin, 11 yaşında okumaya başladığı şairin Taha’sından çok etkilendiğini ve oğlu olursa adını Taha koymaya 16 yaşındayken karar verdiğini belirterek konuşmasına başladı. Huruf-u mukatta’dan olan Taha aynı zamanda bir surenin de ismidir ve ne anlama geldiğini Allah ve Rasulu’nun en iyi bildiğini ancak bazı âlimlerin ‘ey İnsan, ey Muhammed!’ şeklinde anlamlar verdiğini aktardı. Sezai Bey’in bir yazısının ‘Ey insandaki İnsan’ cümlesiyle başladığını söyledi.

Tarihe baktığımızda ise bu ismin ilk olarak 18. yüzyılda bir Kürt Nakşî şeyhinin ismi olarak görüldüğünü belirtti. Türkiye müslümanlarınca Akif’in Asım’ından ve Necip Fazıl’ın Mehmed’inden Karakoç’un Taha’sına geçilemediği uyarısında ve siteminde bulundu. Gençlik ve kahramanlık simgesi olarak algılanan Taha’nın nasıl biri olduğunu ve nelerle meşgul olduğunu, neleri sevmediğini şiirden madde madde, sakin sakin anlattı. 

Politika kifayetsiz ve menfaatçi kişilere bırakılmamalı!

Şair ve yazar Şaban Abak Sezai Karakoç’ta devlet, devletin kurumları, milletin tanımı ve medeniyetin geniş ve kapsamlı anlamları üzerinde durdu.

Siyaset ve politikanın millet için yapılmasının zaruri olduğuna değinen Abak, Karakoç’un bu meydanın ehliyetsiz, kifayetsiz, menfaatçi kişilere bırakılmamasını özellikle istediğine dikkat çekti. Karakoç’un, milletin selamet ve huzuru için devletin ve ordunun gerekliliğine ve güçlülüğüne önem verdiğini ve tarihimiz boyunca bu yönde bir çaba olduğunu söyleyen Abak, ama devlet denilen manivelanın milletin, şura ehlinin teklif, öneri ve fikirleriyle daima adil olacak şekilde dizayn edilmesi gereken bir organizasyon olmasının lüzumuna inandığını söyledi. Üstad Karakoç’u okuyup anladığımızda, batılıların çizdiği zihnî ve coğrafî sınırların anlamsızlığı da net olarak anlaşılacaktır. Bu da bizi büyük ve sarsılmaz bir birliğe ulaştıracaktır: İslam milletinin birliği…

Susuzluğumuzu Sezai Karakoç dindirir

Halk Eğitim Merkezinde gerçekleşen, Kültür Ve Turizm Müdürlüğü ve Çaykur'un katkıda bulunduğu programın kapanış konuşmasını yapan Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Akkuş ise şunları söyledi: “Sezai Karakoç’un eserleri susamış ruhların susuzluğunu gidermek için iyi bir fırsattır. Gençliğimizde okuduğumuz ve yeniden okumamız gereken değerli yazar ve şairlerimiz için bu tür programların ve onlarla ilgili akademik çalışmaların yapılmasını çok önemsiyorum.”

Şair yazar Mengüşoğlu, ‘Ötesini Söylemeyeceğim’ şiirini; Cafcaf Erzurum gönüllülerinden Merve Taşyüz, ‘Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine’nin meşhur bölümünü; 1. oturuma başkanlık eden Prof. Sadık Kılıç da, ‘Çocukluğumuz’ şiirini panele katılanlara okudular ve büyük bir beğeniyle alkışlandılar.

Program bitiminde Sezai Karakoç’un kitapları, satın almak isteyen okuyucular için indirimli bir şekilde masalarda bekliyordu. Ayrıca şair-yazar Metin Önal Mengüşoğlu ve Şaban Abak’ın kitaplarından satın alanlar da bu kitapları imzalatma imkânını değerlendirdiler. 

Mustafa Nezihi Pesen / Dünya Bizim

 

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05322384322 | Haber Scripti: CM Bilişim