• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Gülen Örgütü'nden Türkiye Aleyhine Şoke Eden Lobi Faaliyeti!

Gülen Örgütü'nden Türkiye Aleyhine Şoke Eden Lobi Faaliyeti!
Gönül Tol, Fetullah Gülen grubunun ABD’de Türkiye aleyhine lobi faaliyetleri yaptığını da belirtti.

 

 

Ukrayna’daki kriz Türkiye’nin Batı karşısındaki pozisyonunu değiştireceğe benziyor. Özellikle enerji koridorları açısından Türkiye üzerinden geçen enerji hatları çok daha önemli hale geliyor. Hele Doğu Akdeniz’de çıkarılacak olan doğalgazın da Türkiye üzerinden Batı pazarına geçirilme düşüncesiyle Türkiye enerji hatlarının vanasını eline almış olacak. George Washington Üniversitesi’nde ders veren, Orta Doğu Enstitüsü Türkiye Çalışmaları Merkezi Direktörü ve Akşam gazetesinde de haftalık makaleler yazan Gönül Tol, Ukrayna’dan İsrail’e kadar değişen dengeleri Ali Değermenci’ye anlattı. Tol, Fetullah Gülen Örgütü’nün ABD’de Türkiye aleyhine lobi faaliyetleri yaptığını da belirtti.

Öncelikle Türkiye’nin yanı başında bir kriz daha çıktı. Suriye vardı. Ukrayna yavaş yavaş Rusya’nın egemenliği altına girmeye başladı. Bu konuyla ilgili makaleler yazdın ve Türkiye’nin pozisyonunu güçlendireceğine yönelik değerlendirmelerde bulundun. Öncelikle burada anlatmak istediğin nedir?

Ukrayna krizinin Türkiye’yi içine soktuğu durum aslında Türk dış politikasının, Soğuk Savaş’ın bitiminden itibaren ne kadar ince ayar gerektirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Soğuk savaş döneminde Türkiye, Batı ile ittifak halindeydi ve dış politikasının genel çerçevesini bu ittifak çizdi. Fakat Soğuk Savaş’tan sonra Türk dış politikası için resim karmaşıklaştı. Bir yanda NATO üyeliği ve Batı ile ittifakının gerektirdiği dış politika çizgisi var diğer tarafta kendi ulusal çıkarları ve komşularıyla ilişkilerinin gerektirdikleri var, bunlar her zaman örtüşmedi.

Bunu 2010′da İran ile yürütülen nükleer müzakerelerinde gördük. Amerika’nın bütün itirazlarına rağmen Türkiye, İran’ın yanında yer aldı ve yaptırımlara karşı çıktı. Şimdi Suriye’de, Irak’ta görüyoruz bu farklılaşmayı. Ukrayna krizi aslında bunun en son örneği. Türkiye’nin Karadeniz politikasına baktığımızda, aslında NATO’yu bu bölgeden uzak tutmak üzerine kurulu idi. Yani bölgesel sorunları bölgesel güvenlik mekanizmalarıyla çözelim diye düşünüyor Türkiye. Mesela 90′ların sonunda kurduğu Karadeniz Donanma İş Birliği görev grubu vardı. Ukrayna krizi bu mekanizmayı sekteye uğrattı mesela. Türkiye iki taraf arasında kaldı. Bir yandan NATO, Montrö Sözleşmesi’nin uygulamasını gevşetmesini istiyor, diğer tarafta Rusya, Türkiye’yi Montrö’ye uymamakla suçluyor. Türkiye’nin bir yandan da Suriye’ye karşı kendini korumak için NATO patriotlarına ihtiyacı var. Dolayısıyla Ukrayna krizi Türkıye’nin geleneksel Karadeniz politikasını sürdürmesini güçleştirdi ve çok ince ayarlı politika yürütmesini zorunlu kıldı.

TÜRKİYE UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNDU

Tabi Rusya’nın Kırım politikasını reddetti. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekledi ve NATO’nun istediklerine kıyasla aslında Türkiye-Rusya eleştirilerinde çok daha çekimser bir durumda ve yaptırımlara karşı çıkıyor. Davutoğlu’nun 18 Mart’ta yapmış olduğu bir röportaj var. Mesela NATO üyesi olmanın Rusya ile karşı karşıya kalınmasını gerekmediğini söylüyor.

Türkiye’nin hem kendi içerisinde yaşadığı sıkıntılar hem cumhurbaşkanlığı seçimlerini düşündüğümüzde, hükümet güneyinde bir kriz yaşıyor zaten bir de kuzeyinde yaşamak istemiyor ve Rusya çok önemli bir ülke Türkiye için. Hem önemli bir ticaret ortağı, hem Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayan önemli bir müttefik. İki ülke arasında 30 yıllık enerji anlaşmaları var, stratejik işbirlikleri var.

TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ STRATEJİK ÜLKE OLUYOR

Ukrayna krizi Rusya ile Batı arasında yaşanıyor. Rusya’dan Batı’ya giden enerji koridoru tehlikeye girmiş oluyor. Enerji koridorları açısından Türkiye alternatif bir pozisyona mı geliyor?

Kesinlikle öyle. Ukrayna’da yaşananlar, Türkiye dış politikasını çok zor bir duruma soktu fakat bu kriz Türkiye için bir fırsat da sunabilir. Ukrayna’da yaşananlar 1973 petrol krizinden bu yana defalarca kanıtlanan bir şeyin altını çizdi: enerji kaynaklarını elinde tutanlar bunu siyasi bir silah olarak kullanabilirler ve bu nedenle enerji güvenliği çok önemli. Avrupa, Rusya’ya muhtaç enerji alanında. Ukrayna krizi ile birlikte hem ABD hem AB ülkeleri alternatif enerji yolları aramanın önemini yeniden tartışmaya başladı. Bu çerçevede özellikle Güney Gaz Koridoru Projesi önemli hale geldi. Mesela İngiliz Dışişleri Bakanı’nın yaptığı bir açıklamada: “Biz Avrupa ülkeleri olarak enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmemiz, enerji güvenliğimizi artırmamız gerekiyor ve bu çerçevede Türkiye ve Azerbaycan ve Güney Gaz Koridoru Projesi çok önemli hale geliyor”. Bu projenin konuşulmaya başlaması, hayata geçirilmesi Türkiye’yi bir transit ülke yapar ve bunun sadece ekonomik değil stratejik de getirileri olacaktır Türkiye’ye. Avrupa nezdinde elini güçlendirecektir Türkiye’nin.

DOĞU AKDENİZ DOĞALGAZI TÜRKİYE ÜZERİNDEN BATI PAZARINA GİRECEK

Peki, tam da bu gelişmeler esnasında seçimlerden önce İsrail ile Türkiye arasında özür dilenmişti ama şimdi bir adım daha atıp tazminatlar konusunda sona doğru gelindiği haberi verildi. Kıbrıs’ta müzakerelerinde başlamış durumda. Doğu Akdeniz’deki doğalgaz rezervlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye’nin pozisyonunu nasıl şekillenir?

Aslında seçimlerden hemen önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yaptığı bir açıklama yaptı. İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için seçimlerden sonra bir adım atılabileceğini söylemişti. İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi Türkiye açısından özellikle enerji boyutunda çok önemli. Biliyorsunuz İsrail’de önemli doğalgaz rezervleri ortaya çıktı. İsrail’in doğalgazını Avrupa’ya ulaştırmak için kullanabilecegi en uygun yol, Türkiye üzerinden geçirmek. Bunun önemli stratejik getirileri de olacaktır, sadece Türkiye için değil, Amerika ve AB için de. Avrupa’nın enerji güvenliği, Amerikan dış politikasının önemli bir ayağını oluşturdu her zaman. Bu nedenle bu proje Amerika tarafından da destekleniyor. Fakat bu projenin hayata geçirilmesinin önünde siyasi engeller var. İsrail ile Türkiye arasında Akdeniz’den bir doğalgaz boru hattı bu Kıbrıs kıta sahanlığından geçecek. Dolayısı ile Kıbrıs Rum tarafının izni gerekiyor. Bu yüzden de Amerika Kıbrıs’ta Rum kesimi ile Türk kesimi arasındaki barış sürecine ivme kazandırmaya çalışıyor. Amerika için İsrail ve Türkiye arasında bir boru hattı iki müttefiki arasında yeni bir stratejik işbirliği başlatacak. Ayrıca Avrupa’nın enerji güvenliğini artıracak bir proje olacak. Türkiye için de bunun getirileri var. Enerji transit ülkesi olma idealini gerçekleştirecek ve eğer Kıbrıs meselesinin çözümüne de katkıda bulunursa Türkiye’nin AB sürecinde önemli problemlerden birini ortadan kaldırmış olacak. Dolayısı ile Türkiye ile İsrail arasında kurulacak bir doğalgaz boru hattı sadece bir enerji meselesi değil, bu pek çok ülkeyi, aktörü, pek çok stratejik meseleyi de içine alan çok boyutlu bir mesele.

Avrupa Birliği ile müzakereler belirli bir noktalarda tıkandı. Bu enerji hatlarının yeniden Türkiye üzerinde geçmesi müzakereleri nasıl etkiler? Özellikle Rum kesimi ile Türk kesimi arasında Kıbrıs’ta bir müzakere sürecinin başlamış olması…

Türkiye’nin Hazar ve Ortadoğu’nun enerjisini kendi topraklarından Avrupa’ya iletmesi Türkiye’nin bölgesinde ve Avrupa nezdindeki stratejik ağırlığını artıracaktır. Kıbrıs meselesinde de bir süreç başladı, bu süreçten umutlu olanlar var, görüşmeler devam ediyor. Mayısta bir görüşme daha var. Fakat Kıbrıs meselesi çok çetrefilli bir mesele. Yani hemen kolayca çözülebilecek bir mesele değil.

GÜLEN CEMAATİ ABD’DE TÜRKİYE KARŞITI LOBİ FAALİYETİ YAPIYOR

24 Nisan geliyor ve önümüzdeki hafta yine Türkiye’nin geleneksel gerilim noktalarından bir tanesi, bir konu yine gündeme gelmiş olacak. Fetullah Gülen örgütü ile hükümet arasındaki gerilim nedeniyle Amerika’da Türkiye karşıtı faaliyetlerde bulundukları söyleniyor. Gülen örgütünün orada ne gibi lobi faaliyeti yapıyorlar?

Gülen cemaatinin Ermeni tasarısı ile ilgili Türkiye’nin pozisyonunun altını oyan bir lobi faaliyeti yürütüyor mu yürütmüyor mu bunu bilmiyorum. Yürüteceğini sanmıyorum çünkü bu sadece AK Parti’nin meselesi değil, milli bir mesele. Ve eğer cemaat böyle bir meselede Amerikan Kongresi’nde Türkiye’nin elini zayıflatan bir çaba içine girerse kendi meşruiyetine darbe vurmuş olur. Kongre bünyesinde Kongre üyeleri için araştırma yapıp raporlar yazan bir departman var. Onun Türkiye masasından bir yetkiliyle görüştüm bir ay kadar evvel. Onun bana söylediği şu: Daha sonra Sayın Dış İşleri Bakanı da benzer bir şey söyledi, ”Kongrede Gülen cemaati AK Parti karşıtı bir lobicilik faaliyeti yapıyor. Kongre üyelerini Obama yönetimine bir mektup yazıp Türkiye’nin demokratikleşme yolundan çıktığını, AK Parti hükümetinin, Başbakan Erdoğan’ın otoriterleşme eğilimi gösterdiğini ve bunun Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını sekteye uğratacağını, Obama yönetiminin Erdoğan hükümeti karşısında net bir tavır alması yönünde zorluyor’ (Sabah)

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim