• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Global İntifada'nın Gazi Gemisi! -Furkan Doğan'ın ve Katilinin Son Sözle

Fatih Tezcan

 

 

 

 

İzin almadığım için -şimdilik- ismini yazamayacağım bir gönüllü…

O, Mavi Marmara’daydı…

Vuruldu, mermi bir yanağından girdi diğerinden çıktı…

Yaşıyor, Allah ona Gazi’liği nasib etti…

Ancak onu bu yazının anlatıcısı yapan ise, gemide onlarca gönüllünün başına geldiği gibi, İsrail teröristleri tarafından yaralanmak değil…

O, Şehid Furkan Doğan’ın son dakikalarına şahid olan çok az sayıda insandan birisi veya tek şahid…

İnsanlar, o zaman nasıl Gazi Gazze’ye kritik bir yardım yolu açmak için sefere çıktılar ise, el an da, Gazi Gemi’ye stratejik bir karşılama için İstanbul’a, Sarayburnu’na geliyorlar…

‘Mavi Marmara’ya Tarihi Karşılama’ aslında bu tek cümlelik perspektiften ibarettir ve yeri gelmişken ifade edelim ki ‘geminin putlaştırılması’ gibi bir vehim, propagandist bir tahayyülden öteye gitmeyen, olup bitenlerden habersiz, projektörsüz kalmış bir yaklaşımdır…

O da gelenler arasında…

Şu saatlerde, daha önce zorlu saatler geçirdiği gemiyle Çanakkale’den İstanbul’a geliyor…

Yine gemide olan bir arkadaşımdan duyduğum ve yazmak konusunda tereddüt geçirdiğim o konuşmaların, rivayet sıhhati noktasında, bu akşam kendisiyle birebir yaptığım görüşmeden sonra herhangi bir istifham sahibi değilim…

Furkan Doğan’ın vurulma anını, duyulan-bilinen son sözlerini ve Siyonist Terör Örgütü İsrail mensubu açık deniz korsanlarının, 19 yaşındaki T.C ve ABD vatandaşı bu Müslüman’a söyledikleri o lafları, görgü şahidi gazi gönüllü kardeşimizin anlatımıyla aynen sizlere aktarmaya çalışacağım:

“Ben üst taraftaydım zaten ve burada arbedeler yaşanıyordu İsrailli askerlerle…

Onu arbedelerde hiç görmemiştim ve görene de rastlamamıştım…

Yani bildiğimiz kadarıyla hiç İsrail askerleriyle karşı karşıya gelmemişti…

Zaten normalde o alt taraftaydı, üst güvertede olanlardan değildi…

Sadece el kamerasıyla biraz görüntü alabilmek için üst güverteye çıkmış olacaktı…

Üst güvertede gördüm onu…

Elinde kamera vardı…

Avuç içi kameralardan…

Tepedeki İsrail Helikopteri’ni çekiyordu…

Gemide karambol de arbede de devam ediyordu…

Ben de bir askerle arbede yaşıyordum…

Bir ara bu arbede esnasında ona sırtımı dönmüştüm ki helikopterden mermi sıktılar…

Arbedeyi bırakıp ona koştum…

Elindeki kamera omuzundan düştü…

Gözleri kaydı… Rengi beyazlaştı…

Yüzüstü yığılıyordu ki tuttum, dizlerime düştü…

Sonra helikopter bize ışık tuttu ve rüzgârıyla bizi savurdu…

Helikopter iyice alçaldı ve o taban rüzgârıyla bizi sindirdi, kalkmak ne ki, kımıldayamıyorduk bile…

Dakikalar geçti aradan öyle…

O hala yerde kıvranıyordu…

Sonra helikopterden gelen ateşte ben de vuruldum…

Sol yanaktan girdi mermi, sağ yanaktan çıktı, dişlerimi parçaladı…

Plastik değil gerçek mermiydi…

Artık 7 dişim yok…

Vuruldum ama benim şuurum kaybolmadı, yerindeydi…

Sonra yaylım ateşten sonra helikopterden aşağıya indiler…

Askerler geldiler... Yüzümü çevirdiler… Kelepçelediler, bıraktılar…

Basımda bir asker bekledi, ayağını sırtıma koydu.

İşte o zaman yerde Furkan’ın sesini duydum…

Furkan ‘water’ dedi.Yani su istiyordu…

Susamıştı…

İsrail askeri silahla sertçe dürttü onu…

Ve o İsrail askeri Furkan’a  ‘Uskut ya kelp!’ dedi…

(Sus köpek!)

Asker Furkan’ı küfrederek bir kaç defa tekmeledi...

Furkan’ın hiçbir şey dediğine tanık olmadım ben orada…

Ama İsrail askeri ‘Fuck you!’ diyordu…

Furkan bu kez parmağını kaldırdı ve yine ‘water’ dedi…

Yaşıyordu, susuyordu ve açıkça yardım istiyordu...

İsraillilerin cevabı da anlattığım gibi oluyordu…

Sonra benim duyduğum son sözlerini işittim…

İsrailli askerlerin yaptıkları zoruna gitmiş olacaktı…

‘Allah’ım beni şehitlerden eyle’ dediğini duydum...

Sonra onu çekip götürdüler...

Oysa o direnişte bile değildi...

Görüntü almak için yukarı için çıkmıştı ve ben gözlerimle gördüm videoya çektiğini, yani helikopteri çektiğini gözlerimle gördüm, nasıl kameranın omzundan düştüğünü gözlerimle gördüm yahu!…

F.T.:Cevdet Kılıçlar gibi yani?…

Evet, aynen öyle, o da öyle vurulmuş…

F.T: Furkan’ın yüzüne yakın mesafeden ateş edilmiş, o dakika o anda mı sıktılar?

Hayır, onu yerde sürükleye sürükleye yani bildiğin böyle çekerek infaza götürdüler!

Orada sıkmadılar ona, bayrakların çok sık olduğu bir yer vardı, sanıyorum orada öldürdüler onu…

Ve düşünün ki bütün şehidlerimizin Furkan Doğan’a yakın veya aynı şehadet hikayeleri var, meleklerin dillerinde terennüm, Azap Melekleri’nin not ettiği…

Ve İsrail!

Onlarca yıldır aynı bölgede aynı şekilde on binlerce insana aynı muameleleri yapan terörist bir çete…

Yafta Terörü’ne maruz kalarak Anti-Semitizm etiketi yemekten korkmayacak kadar cesur ellerin ve dillerin ifadesi ile ‘Ortadoğu’nun Şımarık Çocuğu İsrail’…

Hal bu ki, bu kadar uzatmaya gerek yok, İslamî Birliği’mizi tesis ettiğimiz an, kulağından tutup atılacak bildiğiniz orospu çocuğu…

Ağır mı? Az bile…

Kendine ait olmayan toprakları işgal ederek İsrail adıyla terörist çete kurmak…

Filistin’e kan kusturmak, herkesi öldürmek, işgalleri sürdürmek…

Uluslar arası sularda seyreden yardım gemisine saldırmak, sivilleri katletmek...

Elinde kamera olan sivil insanlara askerî helikopterden mermi sıkmak…

Kendisinden su isteyen yaralı bir insana ‘sus köpek’ demek, küfretmek…

Kendisine hiçbir şey yapmamış ve ölümle pençeleşen bir genci tekmelemek…

Dokuz silahsız gönüllüyü katletmek…

Sonrasında Tel-Aviv’de sevinç gösterileri düzenleyerek ‘Muhammed Öldü!’ diye eğlenmek!

Bırak özür dilemeyi -ki yerler o özrü!- tazminat diye bir zırvayla her şehid için 100 bin doları dahi telaffuz edecek cahil cesaretine sahib olmak…

Sorgulamanın, yargılamanın, ambargo kaldırmanın lafını dahi yapmamak…

Şair vakti zamanında ‘Amerika Sen Busun! Orospu Çocuğusun!’ diye yazmıştı da mevzu olmuştu…

O kaleme selam, teyide ve tescile devam…

Aşk ile, şevk ile, asla sönmeyecek bir kin ve intikam ateşiyle…

Özürle, tazminatla, Siyonistlerin palavralarıyla soğumayacak bir asalette…

Her ne olursa olsun asla ve asla deşarj olmayacak bir kalitede…

Ve hatta sürmenaja girmeyecek bir bilinçle…

O amaca, o hedefe, o birliğe kilitlenmiş milyar yürekle…

Fitnecilerin oyunlarını bozarak, Allah’tan gelen emre uyarak, ümmetin davetini duyarak, yani artık barışarak birlikte mutfağa girecek aşçıların hazırlayacağı o soğuk yemeğe aç!

İsrail’in yıkılmasından başka hiçbir nihai noktayı kale almamaya yeminlice…

O Siyonist terör örgütünün ve envai çeşit sömürgenin, bu topraklardan çıkarılmasına yönelik stratejik bir çalışmayı benimseyen beyinlerimizi besleyen İttihad-ı İslam isimli büyük bir azimle…

Şehidlerin gemisini karşılıyoruz…

Ortak hedefte buluşan insanların hedefleri kapitalist ve emperyalist çeteler olduğunda, nasıl din-dil-ırk-mezheb ayrımı yapılmaksızın ve kanun tanınmaksızın saldırıldığını, katledildiğini, masum sivillerin şehid kanlarıyla anlatan bir gemiyi karşılıyoruz…

O artık kritik bir yol açan amiral gemi değil…

O artık küresel diktatörlüğün asla tevil ve telafi edemeyeceği o baskının ezmeye çalıştığı ama başaramadığı sivil direnişin izleri silinmez sahnesi…

Mavi Marmara artık sadece Akdeniz’in Gazisi değil, Global İntifada’nın Gözdesi!...

Mavi Marmara artık Gazze’ye yardımın ön’cüsü değil, İsrail’in yıkımının habercisi!...

Gazi Gazze’nin Gazi Gemi’sini, Global İntifada’nın Gözde Generali’ni Karşılıyoruz!

Fatih Tezcan                                                                                                              fatihtezcan@hotmail.com

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim