• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Filistin'e Kuruş Vermem!'

Fatih Tezcan

 

Programın adı Ankara Rüzgarı’ydı… Avrasya Tv’deydi…
 
Mustafa Balbay ve Emin Çölaşan karşılıklı oturmuşlardı…
 
Balbay, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) davasında gözaltına alınanlardandı…
 
Avrasya Tv Mustafa Özbek’indi ve Özbek de halen ETÖ davasında tutuklu olarak yargılanıyordu…
 
Son dakikalarına rast geldiğim programda İsrailli komutan Avi Mizrahi’nin Erdoğan’ın Davos’taki çıkışına verdiği cevapları konuşuyorlardı.
 
Söz Balbay’daydı…
 
Ellerini kaldırdı, parmaklarını hazırladı… Saydı…
 
“Bir” dedi.
 
“Öldürmeyi iyi bilirsiniz’ diyen Erdoğan aynaya baksın. Bize öldürmekten söz etti. Hâlbuki Türkler Ermenilere toplu katliam yaptı dedi.” dedi.
 
“Yaaaa... Buyrun bakalım” dediler…
 
“İki”” dedi.
 
“Bugün de Kürtler’i aynı şekilde öldürüyorlar’ dedi” dedi…
 
“Hadi bakalım şimdi” dediler…
 
“Üüüç” dedi.
 
“Biz Birleşmiş Milletler’den çıkarılacakmışız. Eğer öyle bir şey olursa Türkiyeyi’de yanımıza almak isteriz dedi” dedi…
 
“Var mıydı İsrail’le aramızda böyle bir şey bizim yahu, yoktu, görüyor musun şimdi” dediler…
 
Balbay, eliyle dördüncü parmağını tuttu…
 
“Dört. Bize Filistin’i işgal ettin diyorlar. Kendileri Kıbrıs’ı işgal ettiler. İşgalciler kendileri dedi.” dedi…
 
Sonunu nereye bağlayacaklarını merak ettim, kanalı değiştirmedim.
 
Beklersiniz ki cevap versinler şu laflara veya kınasınlar o Siyonist komutanı değil mi?
 
Sakın beklemeyin…
 
Anlaşılan o ki Türk ırkçıları depresyonlarının ilaçlarını İsrail’e sipariş vermişler bile…
 
İzlemeyenler için en açık ifadeyle söylüyorum:
 
O Siyonist komutan ile bir kitle yönlendirme koordinasyonuna girselerdi ancak o zaman böyle bir konuşma yapılabilirdi…
 
Mecazen değil hakikaten kulaklarıma inanamadım…
 
İşte o dialog:
 
E.Ç: Bu lafları bize yedirttiler
M.B: Hem de nasıl yedirttiler.
E.Ç: Bu lafları resmen yedirttiler bize yedirttiler.
M.B: Bundan önce İsrail asla Kuzey Kıbrıs için bize işgalci dememişti.
E.Ç: Şimdi dedi işte.
M.B: Bu Ermenileri öldürdüler lafının Türkçesi ne sanıyorlar? Bak 24 Nisan yaklaşıyor, başkanın konuşması yaklaşıyor, ona göre demek…
E.Ç: Hadi bakalım.
M.B: Oldu mu şimdi…
E.Ç: Gitti o Davos’ta sırf iç siyaset için seçimler var diye bir şeyler söyledi bak şimdi geldiğimiz yere bak
M.B: Nota vermişiz bir de
E.Ç: Evet
M.B: Ben sana bişi diyeyim mi abi, İsrail o notaları n’apar biliyo musun, alır beste yapar abi
E.Ç: Tabi canım ya.
M.B: İsrail şarkı yapar abi bizim notayla.
E.Ç: Ya o zaman Davos’tan sonra İsrail bize nota verseydi! Ya verseydi! O zaman biz ne yapardık?
M.B: Peki başbakan nerede abi? Neden cevap veremiyor buna?
E.Ç: Mitinglerdedir o!
M.B: Onun cevap vermesi gerekmez mi abi laf ona çünkü!
E.Ç: Gemi aslanı diyorum sana gemi aslanı o…Amerika’dan icazet almadan bir şey diyemez ki…
M.B: İsrailli komutan o lafları bize demedi ki abi ona söyledi, millete devlete neden dinletiyor ki bu lafları!
E.Ç: Bak şimdi aklıma geldi bir de bu Aydın Doğan falan filistine yardım kampanyası başlatmış.
Bakar mısın şunlara ya… Bir kuruş vermem Filistine falan Mustafa bir kuruş vermem…
Ne verecem ya… Benim mücadelemde onlar neredeydiler kim ne yapmış bir de aksine arkamdan vurmuşlar beni… Filistin’e yardım yapacakmışım bir de… Kuruş vermiyorum…
 
Sevgili okur,
 
M.B kısaltması Moşe Barak değil… E.Ç’nin E’sini de Ehud sanmayın…
 
Bu milletle aynı tip nüfus kâğıtlarını taşıyan Mustafa’lar Emin’ler bunlar…
 
Bunlar da bu toprakların suyunu içtiler, havasını soludular…
 
Ama şimdi Profesyonel soykırımcı bir siyonistin konuşmalarından tir tir titreyebiliyorlar.
 
Hadi evde yastıklara sarılıp ‘affet bizi İsrail’ diye ağladılar…
 
Veya İsrailli dostlarını arayarak “bu kabadayının dedikleri kendisini bağlar, aman yanlış anlamayın, ne olur kızmayın, nota vermeyi aklınızdan bile geçirmeyin yalvarırız, bizim İsrail’e de meşruiyetine de İsrail’in dostluğuna da sevgimiz, saygımız, sadakatimiz bitmez” dediler diyelim,
 
Tamam ama bunlar bu korku nöbetlerini hem de canlı yayında milletle paylaşmaktan zerre kadar hayâ da etmiyorlar yahu!
 
Kulaklarına nasıl inanır insan, bunlar değil miydi mevzu milletin manevi değerleri olduğunda aslan cesaretiyle kartal pençesiyle saldıranlar?
 
Bunlar değil miydi bahis Kürtlerin veya Müslümanların haklarından açıldığında kilise duvarını andıran suratlarla konuşup kasap satırından keskin ifadeler içeren satırlara başvuranlar?
 
Bunlar değil miydi bu milletin izniyle ve vergisiyle, tarifi malum ve mahdud bir vazife yapan orduyu yine millete saldırtmaya çalışanlar?
 
E bu ne? Adam adamlığından utanmaz mı yahu “Ya İsrail bize nota verseydi, n’apardık!” demeye!
 
Okuyan okumayana, duyan duymayana aktarsın. Aktarsın ki millet adamını daha iyi tanısın.
 
Dünyadan topladığı ve ancak İstanbul’un iki ilçesi kadar eden tebaasını,
havai fişek görünümlü fosfor bombası gösterileri eşliğinde,
‘hayvandan aşağı’ kabul ettiği Müslümanları toplu katliam ve soykırımlara tabi tuttuğu saldırılarla oyalayarak,
Devlet dedikleri İsrail isimli oluşumun bekasını devam ettirmeye çalışan bir grup Siyonist çete artığının,
Türkiye Cumhuriyeti’ne vereceği notadan korkan bu insanlardır 28 Şubat’ların, darbelerin, muhtıraların, toplumsal kamplaşmaların mühendisleri!
 
Küçümsüyorum sanmayın sakın, Mustafa Balbay’dır, Emin Çölaşan’dır bunlar!
 
Bunlar ulusalcı kampın ağababalarıdır, duayenleridir üstelik!
 
Duayeni böyle olan kampın sempatizanının şerrinden Allah’a sığınmak lazım…
 
Başbakanlarının yaptığı konuşmada ne vurgulandığını hatırlamak bile istemiyor, bunun karşılığında gemi azıya alan Siyonistlerin Amerikan Başkanı’na 24 Nisan’da söyletmek isteyecekleri “Ermeni Soykırımı” kelimesinden, evet, sadece o bir kelimenin o iki dudaktan çıkmasından dolayı travmalar geçiriyorlar bunlar…
 
İsrail’in Gazze’deki BM binalarını hem de BM Başkanı İsrail’deyken vurabilmesinden ve buna mukabil hiçbir ceza verilememesinden sonra tüm dünyada BM’nin yeniden şekillendirilmesinin lüzumunun yazarlar ve siyasetçiler arasında konuşulduğundan bihaber kalmış bu bedbahtlar bir de bir Siyonist katilin BM tehdidinden dolayı ne diyeceklerini şaşırabiliyorlar…
 
Hepsini geçtim, ne yalan söyleyeyim beni en çok etkileyen de Emin Çölaşan’ın “Filistin’e kuruş vermem” demesi ve Araplar’ın bizi arkadan vurduğu yalanını tekrarlaması oldu…
 
Zira biliyorum ki o kanalın seyircileri dâhil toplumun her kesiminden Filistin’e yardım yağdı ve biliyorum ki o seyircilerin içinden dahi bu vicdansız ve mantıksız adama tepki gelmiştir…
 
Üstelik kendisi verebileceğini sanıyordu Çölaşan’ın ve sanki elindeymiş de vermiyormuş gibi konuşuyordu…
 
Oysa mazlumlara ancak iyi insanlar ve faydalı hayvanlar yararlı olabilirler…
 
 “Filistin’e kuruş vermem” diyen bu mahlûk zaten istese de veremez!
 
Bu tip bu tarife girmez…
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim