• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Fetö, Örgütü Yeniden Toparlamak İçin mi, Kardeşini Türkiye’ye Gönderdi?

Fetö, Örgütü Yeniden Toparlamak İçin mi, Kardeşini Türkiye’ye Gönderdi?
.

Fetö yine son konuşmasında, siz ne derseniz deyin geri adım atmadığı gibi, tıpkı insanlarla alay edercesine, örgüt mensuplarına devlete karşı baş kaldırmaya ve kendisinin haklı olduğuna inandırmaya çalışmakta, ısrarla onları ihanete teşvik etmektedir.

Ben şimdi aşağıda sorulacak sorularla, alt tabakada hâlâ kararsız durumda kalan ve içinde az da olsa vatan, millet sevgisi olan kimseleri uyandırabilirim ümidi ile tekrar şu soruları düşünmelerini ve sormalarını istiyorum.

Allah aşkına sorsunlar ve düşünsünler; Fetö gerçekten doğru söyleyen, aklı başında, inançlı sağlam bir insan olabilir mi? Yoksa hasta ruhlu, yalan söyleyen, her dakika zikzaklar çizen, pervane gibi dönebilen bir insan mı!!!

Fetö’nün yaptıklarıyla söylediklerini yan yana koyarak düşünsünler. Kemikleşmiş üst tabakanın değişebileceğine ihtimal vermemekle beraber, alt tarafta hâlâ daha perişan ettiği, kandırdığı ve kandırmak istediği kimselere, belki bir uyanma vesilesi olur diye şu soruları kendi kendilerine ve Fetö’ye sormalarını ve düşünmelerini istiyorum.

Yıllar önce hayal kurup da baskı dönemlerinde, 163. Madde uygulamaları ile her ay onlarca, yüzlerce, Müslümanın Nurcu, Süleymancı, tarikatçı gibi karalamalarla, hapislere atıldığı günler de;

Bir gün Risale-i Nurların, din kitaplarının okullarda, sosyal hayat içerisinde, evlerde, rahatlıkla okunabilecek, devlet tarafından basılacak, radyoda ve televizyonlarda insanlara anlatabilecek bir hükümet gelirse, biz o gün o devletin çöpçüleri oluruz dememiş miydik!!! Bunu F.Gülen’e bir sorun.

İkinci olarak: Kur’an kurslarının, İmam Hatiplerin ve ilahiyat fakültelerinin açıldığı bir Türkiye’de, biz o gün, o hükümetlerin kapıcısı ve odacısı olmaya razıyız dememiş miydik!!!

Başörtüsü mevzunun halledildiği gün, devlet dairelerinde, kamu kuruluşlarında, başörtülü kardeşlerimizi, bacılarımızı, gördüğümüz gün inançlı insanların, açıkça namazlarını kılabileceği devlet kademelerinde subay, polis, hakim, savcı, kaymakam, vali, olduğu gün biz bu hükümetin kapıcısı, odacısı, olmaya razıyız dememiş miydik!!!  

Bütün bunların gerçekleştiği, ilk defa sivil Cumhurbaşkanının seçildiği, askeri baskılardan ve asker Cumhurbaşkanlarından kurtulduğumuz bir Türkiye’de, büyüme hızı itibari ile Avrupa’nın en iyisi olan ve yine ilk defa koalisyonlardan kurtulup, 14 yıllık istikrarlı, Ak Parti hükümetlerinde, neyi eksik gördün ki, kendi ülkene ve kendi insanına, darbe ihanetiyle, ABD’deki sırça sarayında otururken, zavallı vatan evlatlarına, Peygamber Efendimizi kendi maksatlarına alet ederek, hamasi ve yalan rüyalarla ümit verip kandırarak, hayatlarını ve ahiretlerini, per perişan ettin, vatan evlatlarını birbirine düşürdün!

Emekli bir vaiz, ilkokul mezunu bir insan olarak, bütün hükümetlerin solcu ve sağcı olarak, milliyetçi-ülkücü olarak herkesin desteklediği ve büyük itibar gösterdiği, F.Gülen’in yani (FETÖ)’nün ne istediği gerçekleşmedi ki, kendi ülkesine ve özellikle Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile bu yapılanların hepsini yıkmaya ve ülkesini batırmaya kalkıştı, hiçbir mazeret ve bir sebebi olamaz. Benlik ve kıskançlıkla Erdoğan’a rekabet etmekten ve kainat imamı olmaktan başka, nefis ve enaniyetine ucb’a gurura girmekten başka hiçbir mazereti yoktur.

Amerika’ya gidip, Amerikan vatandaşı olması ve kaçması, 17 senedir ABD’ye yerleşmesi, ihanetinin en açık delilidir.

Cumhurbaşkanının, Başbakanının, meclis başkanının, Amerika’dan Türkiye’ye geri dönmesi için yapmış olduğu çağrıları reddetmesi, buna rağmen papazların Vatikan’ın ve ABD gizli teşkilatlarının iş birlikteliği, hiçbir şekliyle masum gösterilecek bir hadise değildir.

Fakat sadece ve sadece kendi eliyle meydana gelmeyen, her şeye düşman olma hastalığı Gülen’i çılgına çevirdi. Daha önce de anlattığı gibi, siz ona ne sorarsanız sorun, siz onu neyle itham ederseniz edin, bize beraber olduğumuz zamanda anlattığı bir hikayesi vardı.

Yakalanan bir mahkûma sorgu esnasında değişik sorular sorulmasına rağmen, ısrarla (o mahkûm, annemin adı Mery, babamın adı George) diyordu. Tekrar tekrar sorulan değişik her soruya, mahkûm yine aynı cevabı veriyordu (Annemin adı Mery babamın adı George) bunu belki bin defa tekrar ederek, bütün sorgulamalara ve acılara karşı aynı şeyi tekrar ettiğini, aynı şeyleri söylediğini bize anlatmıştı.

Şimdi aynı hikayeyi topluma ve medyaya karşı kendisi uygulamakta ve bu tip sorgulamalarda, aynı hikayeyi yapmalarını örgüt mensuplarına telkin etmektedir. Siz darbe olayını sorsanız da, Adil Öksüz’ü sorsanız da, Graham Fuller’i sorsanız da, Abramowitz’i sorsanız da, kendisine kefil olan 27 tane kefilin papaz olduğunu, CIA ve FBI olduğunu sorsanız da, o “annemin adı Mery, babamın adı George” diyecektir.

Son konuşmasında da, yavaş yavaş yaptıklarından pişman olan ve Gülen’e karşı örgüt üyelerinin fikirlerinin değişmeye başladığını ve itirafçıların çoğaldığını gören, Fetö yine örgüt elemanlarına durmayın, devam edin derken, diğer taraftan da hiç beklenmedik şekilde, Kutbettin Gülen’i adeta feda ederek, Türkiye’ye geri gönderiyor. Bakın bu yolda kardeşimi de feda ediyorum ama, kurtuluşunuz yakındır demeye mi getiriyor!!

Örgütün en önemli elemanı olan Vatikan kahramanı ve organizatörü olan Alaaddin Kaya’nın, sessiz sedasız Balıkesir’de yazlıkta yakalanması gibi, diğer yandan, Kutbettin Gülen’in de havaalanında değil de, evinde yakalanması gözlerden kaçan ve araştırılıp düşünülmesi gereken önemli bir husustur.

Daha önce hangi ülkeye kaçmıştır ve hangi ülkeden niçin, darbeden sonra, hangi maksatla Türkiye’ye dönmüştür.  

Bu arada dağılmayı ve pişmanlık yasasından yararlanacak itirafçıları umutlandırarak ve beklenti içinde tutarak 10 Kasım’da tekrar kurtuluş kapılarının açılabileceğini, Atatürk’ün öldüğü gün ve saatte kendisinin doğduğunu daha önce pek çok defa söyleyerek, işaretler verdiği bilinmektedir. ABD ve Rusya’nın savaşacağını ve cezaevindekilerin kurtulacağı hikayesini kulaklarına üflemektedir.

AMA YİNE DE 10 KASIM İÇİN, BU MECZUPLARA KARŞI HAZIR OLALIM, TEDBİRİMİZİ ALALIM.

kaynak: yeni akit

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim